Portre Alvarlı Efe Hazretleri

Devlet-i Alî belki de en zor dönemlerinden biri olan II. Abdülhamid devrinde can çekişirken imparatorluğun bel kemiği olan ve manevi diriliği sağlayan büyük âlimler zümresinden Efe Hazretleri hayatını âdeta bir bahçıvan gibi yarınlara açan güller yetiştirmeye adadı.

Hakan Polat 31 Mart 2016

Son demlerinde olan imparatorluğa yeniden bir ruh üflemek üzere İslam Birliği siyasetini yürütmek II. Abdülhamid için çok ehemmiyetliydi. Fransız arşivlerinde bulunan 28 Ekim 1897 tarihli bir vesikada Padişahın bu konuda en büyük destekçilerinin şeyh ve mollalardan oluştuğu belirtilmektedir. Devlete din adamlarının desteğini engellemek için Service des Affaires Musulmanes et Sahariennes isimli bir kuruluş bile tesis edilmiştir.

İşte böyle bir dönemde ümmete hizmet vermek ile nasiplenecek Hace Muhammed Lütfî Efendi 1868’de Erzurum’un Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Kındığı (Altınbaşak) köyünde dünyayı teşrif eder. Babası Hace Hüseyin Efendi de bir âlimdir. Annesi Hatice Hanım tarafından Seyyid olup soyu Hz. Peygamber’e (s.a.v.) dayanır.

Nakşibendî tarikatından olan Muhammed Lütfî Erzurum halkında ilim ve hürmet sahibi insanların anıldığı nam-ı diğer Efe unvanı ile anılmaktadır. Tahsilini başta bizatihi ilmî hüviyeti ile Erzurum ve çevresinde mümtaz bir zat hâline gelmiş olan babası ve devrinin âlimlerinden edinen Alvarlı Efe Hazretleri 1891’de icazet alarak 22 yaşında Hasankale’nin Sivaslı Camii’ne imam olarak tayin edilir.

Davası uğrunda meşakkat tanımayan Alvarlı Efe Hazretleri kısa süre sonra babası ile birlikte Bitlis’e giderek her ikisi de Pir-i Küfrevi Hazretleri’nin müridi olurlar. İlim yolunda ışık arayan Efe Hazretleri bizzat bir fener olup Hasankale’ye insanlara hizmet vermek üzere geri döner.

Akabinde Erzurum’un Dinarkom Köyü’ne gider ve orada Birinci Dünya Savaşı’na kadar kalır. Rus istilası boyunca burada kalıp istilaya karşı koymak için çareler arar. Bizzat savaşmak için müracaat ettiği ordu tarafından reddedilir. Lakin Ermenilerin zulmünün artması üzerine ilerleyen yaşına rağmen köylülerden teşkil ettiği milis kuvvetleriyle savaşa iştirak eder. Ardından vazifeye döner ve netice itibariyle Hasankale’de müderrisliğe devam eder. Daha büyük makamlara layık görülen Efe Hazretlerine Hasankale Müftülüğü teklif edilir. Alvar Köyü halkının istirhamı üzerine bu görevi reddeder ve köy muhtesibi olarak yirmi dört sene vazife yapar.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra 1947, 1949 ve 1950 yıllarında üç defa hacca gider. Hayatı boyunca 5 defa evlilik yapan Efe Hazretlerinin evlatlarından sadece Hacı Seyfeddin Efendi kendisinden sonraya kadar yaşamıştır. Misafirperverliği ile meşhur olmuş ve 68 sene misafirsiz sofraya oturmamıştır. Herkese, bilhassa fakir, hasta ve düşkünlere karşı çok şefkatliydi. 90 senelik ömrünü insanlığa ve İslam’a adayan Efe Hazretleri 12 Mart 1956 tarihinde ebedi âleme intikal etmiştir.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar