PANORAMA Yardımseverliğin Yürüyen Hâli: Abdussettar Edhi

Abdussettar Edhi hayatı boyunca sosyal dayanışmayı ve insanlara yardım etmeyi âdeta yeniden tanımlayan ve eşine az rastlanmış boyutlara taşıyan bir fedakârlık sergilemiştir.

Hakan Polat 1 Eylül 2016

 

Abdussettar Edhi 1928 yılının ilk gününde günümüzün Pakistan’ı, o zamanların İngiliz Hindistanı’nda, Guajarat şehrinin Bantva kasabasında dünyaya gelir. Zamanın şartları itibariyle İngiliz sömürgesinden muzdarip olan bu beldede Edhi’nin ailesi de bir hayli fakir ve muhtaç durumdadır. Öyle ki henüz küçük bir çocuk olan Edhi’nin annesi bu yoksulluk nedeni ile hayatını yitirir. Edhi genç yaşına rağmen çevresindeki insanların bu zor şartlar altında ezilmesine daha fazla tahammül edemeyip harekete geçmeyi kendisine görev edinir.

Gençliğinde ev ev dolaşıp insanlardan para toplar ve muhtaç insanlara dağıtır. 1951’de, henüz 23 yaşındayken o güne kadar biriktirebildiği paralar ile ilk dispanserini açıp yardımlaşma faaliyetlerini daha ileri boyutlara taşımayı hedefler. Edhi’nin bu amansız mücadelesine toplum da kayıtsız kalmaz. Kendisine ve yaptığı işlere güven artar, yardımlar çoğalır. Toptancılardan uygun fiyata aldığı ilaçları piyasa değerinden çok daha düşük fiyata satar veya ilaç almaya gücü yetmeyen fakirlere ücretsiz dağıtır. Kendisi de son derece muhtaç durumda olmasına rağmen sürekli başkalarını düşünmesini şöyle açıklayacaktır: “Yoksul bir adam olduğum doğru, ancak paraya benden çok daha fazla ihtiyacı olan insanlar var. Bu nedenle kazandığım paraları onlara vermekte bir an olsun tereddüt etmedim.”

Edhi’nin yardım çabalarını diğerlerinden ayıran bir husus da o zamanki Pakistan’ın evlilik dışı doğan çocuklara karşı tutumudur. Edhi bu çocukların ya öldürüldüğü ya da terk edildiği bir dönemde yetimhaneler açıp onlara sahip çıkar.

Edhi “dünyanın en zengin fakiri” olarak isimlendirilirken kimileri ondan “en yardımsever dilenci” olarak bahseder. Bu aslında hatalı bir sıfatlandırmadır. Çünkü fakirlere yardım için toplum ile dayanışma dilencilik ile sıfatlandırıldığında tüm sosyal yardımlaşma ve dayanışma derneklerini aynı şekilde adlandırmak gerekecektir.

Edhi’nin dayanışma arzusunun din, millet, ırk sınırlarını aşması özellikle Pakistan ve Hindistan’ın kast sisteminde doğmuş biri için kayda değer bir özelliktir. Şu manidar sözü söyler Edhi: “Dünyadaki bütün dinlerin temeli insandır.”

65 yıllık bir mücadelenin sonunda ülkesine 335 merkez, 25 özel hastane ve 8.000 çalışan kazandırır. 50 bini yetim olmakla birlikte 70 bin çocuk ve 40 bin hemşire yetiştirir. Kendi adını taşıyan Edhi Vakfı dünya çapında çalışan bir kurum hâline gelir. Bir röportajda Nobel Ödülüyle ilgili kendisine yöneltilen soruya, “Nobel umurumda değil. Benim için bir anlam da ifade etmiyor. Ben bu insanları istedim, insanlığı.” diye cevap verir.

Böbrek yetmezliği ve diyabet rahatsızlığından dolayı hastanede tedavi görürken 8 Temmuz 2016 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşur.

Vefatından önce organlarının tümünü bağışlamak istediğini dile getirse de sadece gözleri iyi durumda olduğu için onları bağışlaması mümkün olur. Fakir doğan Abdussettar Edhi yine aynı fakirlikte hayata veda ederken geride sadece iki çift elbise, fakat hayatına dokunduğu onbinlerce seven bırakır.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar