PANORAMA Hocaların Hocası: Sabahattin Zaim

“Güzel insan” yetiştirmeyi gaye edinen Sabahattin Zaim, ömrü boyunca kendi tabiriyle “fidanlar dikmiş” ve nice güzel gönlün hocası olarak hafızalarda yer edinmiştir.

Hakan Polat 1 Şubat 2017

“Hocaların Hocası” olarak hafızalarda yer edinen Prof. Dr. Sabahattin Zaim, 1926 senesinde daha önce Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli Vilâyeti’ne bağlı olan ve bugün Makedonya’nın doğusunda bulunan İştip kasabasında dünyaya gözlerini açtı.

Beş yaşında Makedonya’da başladığı eğitim yolculuğunu 1934 yılında ailesiyle birlikte yerleştiği İstanbul’da Fethiye İlkokulu’nda sürdürdü. Sonra İstanbul Vefa Lisesi’ne gitti ve 1943 yılında öğrenimini üstün başarı ile tamamladı. Milletine ve insanlığa iyi hizmet etme ilkesini kendisine düstur edinen Zaim, bu hedef doğrultusunda ilk adımını atmak üzere Mülkiye imtihanına girdi ve Siyasal Bilimler Fakültesi’ni kazandı. Mezuniyetinin akabinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde kaymakam olarak görev yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tahsil gördü. Çok geçmeden “Yerim ilim hayatı olmalıdır.” diyerek 1953 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde asistan olarak akademik hayata atılan Zaim, 1993 yılına kadar öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı yaptı.

İstanbul Üniversitesi’ndeki vazifesini ifa etmekle yetinmeyen Zaim, 1955-1957 yılları arasında ABD Cornell Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulunmasının yanında Almanya Münih Üniversitesi’nde ve 1980-1982 yılları arasında Suudi Arabistan Cidde Melik Abdülaziz Üniversitesi’nde dersler verdi.

En üstten en alt sosyal tabakalara kadar, istisnasız her fikirden insanla diyalog hâlinde olan Zaim, toplumun her kesimini kucaklayıcı tavrıyla da örnek teşkil etmiştir. Ona göre insan, toplumun en önemli unsurudur.
Çeşitli vazifeler üstlenerek hizmet ettiği her müessesede “güzel insan” yetiştirmeyi gaye edinen Zaim, kendi tabiriyle “fidanlar dikmiş” ve bunun önemini her daim vurgulamıştır. Sabahattin Zaim “güzel insan” tasavvurunu iki temel esas üzerine bina etmektedir: Güzel ahlak sahibi olmak ve mesleğini en iyi şekilde icra etmek. “İşi ehline veriniz” kaidesini sadece mesleki liyakatla sınırlandırmayan Zaim, ehliyet kavramına bir de güzel ahlakı dâhil ederek ahlakı olmazsa olmaz bir unsur olarak addetmektedir. Bir başka tabirle bir insanın sadece erbabı olduğu mesleğinde edindiği bilgi, birikim, kazandığı tecrübe ve donanıma itibar etmemeli, bunun yanı sıra ahlaki zaafı olup olmadığına da mutlaka bakılmalıdır. Zira ahlak yoksunu bir erbabın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur ve toplum için tehlike arz etmektedir. Ona göre güzel insan hem güzel ahlakıyla hem de mesleğini en iyi biçimde yapmasıyla temayüz etmelidir. İnsanların içinde bulundukları çevrenin rengini aldıklarını vurgulayan Zaim, sadece hayırda yarışan güzel müesseselerin güzel insanlar yetiştirebileceği düşüncesini benimsemiştir. Ömrünün son döneminde diktiği fidanların semeresini görmüş ve sonuç olarak yetişmelerinde katkısı bulunduğu öğrencileri önemli hizmetler vermek üzere farklı makam ve mevkilere gelmişlerdir.

Beş çoçuk sahibi olan ve değerli bir bilim adamı olarak anılan Zaim, 2007 senesinde 81 yaşında hayata gözlerini yummuş ve cenazesi Edirnekapı Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilmiştir.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar