Almanya Yaşar Aydın: “AfD’nin Meclise Girmesinden En Çok Türkler Zarar Görecek”

Almanya’da Federal Meclis Seçimleri bu hafta sonu düzenleniyor. Ülkedeki Türklerin seçimlere katılıp katılmayacakları ve kime oy verecekleri ise cevap bekleyen sorular arasında. Dr. Yaşar Aydın, tartışmalı soruları Perspektif Konuşmaları’nda yanıtladı.

21 Eylül 2017

Almanya’da 24 Eylül’de düzenlenecek Federal Meclis Seçimleri’ne günler kala Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli seçmenlerin kime oy verecekleri merak konusu. 19 Eylül’de Köln’de Perspektif Konuşmaları’nın ilk programına katılan göç uzmanı Dr. Yaşar Aydın, Türkiye kökenli seçmenin parti tercihleri hakkında bilgiler verdi.

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli seçmenin oy davranışları hakkında güvenilir verilerin bulunmadığını söyleyen Aydın, Almanya’da yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenli insanın yaşadığını, bunlardan 1.6 milyonunun ise Alman vatandaşı olduğunu belirtti: “Alman vatandaşı olan 1.6 milyon içindeki seçmen sayısının 700.000 ila 900.000 arasında değiştiği söyleniyor. Almanya’da oy hakkına sahip olan Türklerin 1 milyon civarı olduğunu söyleyen araştırmalar da var. 900.000’i esas alırsak Türkiye kökenliler Almanya’da yüzde 1’lik bir seçmen kitlesi oluşturuyorlar.”

Almanya’daki Türkler Hangi Partileri Seçiyor?

Türkiye kökenlilerin Almanya’daki seçimlere ilgisinde kuşaklar arası farkların olduğunu söyleyen Yaşar Aydın, ilk kuşağın Alman siyasetine ilgisinin az olduğunu söyledi. “Türklerin ikinci kuşaktan itibaren siyasi ilgisi her geçen gün artıyor. Alman partileri de Türkleri artık hedef bir kitle olarak görmeye başladı. Federal Parlamentoda ve yerel parlamentolarda Türkiye kökenli insanlar var. Bu da Alman siyasilerinin Türkleri keşfettiğini gösteriyor aslında.”

Yaşar Aydın, Türklerin daha önceki Alman seçimlerinde hangi partileri seçtiği sorusunu şöyle cevapladı: “Almanya’daki Türklerin ağırlıklı olarak SPD’yi tercih ettiğini görüyoruz. Araştırmalara göre Türklerin yüzde 70’i SPD’yi destekliyor. Daha sonra yüzde 13.4 ile Yeşiller, yüzde 9.6 ile Sol Parti, yüzde 6.1 ile CDU/CSU geliyor. Fakat bu sayıları incelerken hesaba katmamız gereken şey, bu verilerin 2016 yılında toplandığı. Türkiye-Almanya krizini tetikleyen en büyük etken Almanya’da 2016 yılında onaylanan Ermeni tasarısıydı. İki ülke arasındaki gerilimin tırmanmaya başlamasından itibaren Türklerin oy verdiği partilerde de değişim olacaktır.”

Yaşar Aydın: “İkinci Kuşak Sol Partilere Meyilli”

Parti tercihlerinde de kuşaklar arasında bir farklılık olduğunu söyleyen Aydın, özellikle ikinci kuşakta SPD’ye oy verme arzusunun gerilediğini söyledi. “Şimdiye kadar ikinci kuşak Türkler daha çok Sol Parti ve Yeşiller’i tercih ediyordu. Önümüzdeki seçimlerde bu parti tercihlerinde bir değişim olup olmadığını göreceğiz.”

Yaşar Aydın’a göre Türk seçmenin parti tercihinde partilerin programları çok da ön planda değil: “Türk seçmenin büyük bir kısmı partilerin içeriklerine bakarak oy vermiyor. Daha çok sempatiye göre oy veriliyor. Parti liderlerinin bu tercihte büyük payı var. Alman seçmende de bu durum çok farklı değil aslında. İyi eğitimli insanlar oy vermede partilerin pozisyonlarını dikkate alırken, geri kalan kitle tepkisel yaklaşabiliyor. Bu durumu Almanya’daki Türk seçmenin Türkiye’deki referanduma yaklaşımında da gördük. Seçmenlerin birçoğunun anayasa değişikliği hakkında fazla bilgisi yoktu. ‘Evet’ oyu da, ‘hayır’ oyu da büyük ölçüde tepkisellik üzerinden şekillendi.”

Yaşar Aydın: “Partiler Türk Seçmeni Ciddiye Alıyor”

Türkiye kökenlilerin partilerde temsil edilişine de değinen Aydın, Türkiye kökenli Federal Milletvekili Aydan Özoğuz örneği üzerinden partilerin Türklerle ilişkisini açıkladı: “Aydan Özoğuz Hamburg’tan ilk seçildiğinde Türklerin bu kararda bir etkileri olmadı. Özoğuz’un aday gösterilmesinde Türk seçmenin, yani tabanın baskısı değil; Olaf Scholz’un inisiyatifi etkili oldu. Bu ve diğer Türkiye kökenli vekillerin listelerde yer almasının arkasında partilerin Türkiye kökenlileri partilere entegre etme çabası var. Diğer yandan Türk seçmenin bir potansiyel olduğunu da görüyorlar. Bugün sayıları 900.000 civarında olan Türk seçmen, yarın belki 2 milyona ulaşacak. Bu kitle önemli olmasa Federal Meclis’te 11 Türkiye kökenli milletvekili olmaz, partilerin birçoğu Türkçe broşürler yayımlamaz. Partiler Türk seçmeni ciddiye alıyorlar. Fakat Türklerin bu potansiyelini de abartmamak lazım. Türkiye kökenli seçmenin sayısı 1 milyona yaklaşsa da çok dağınık bir kitleyi teşkil ediyorlar. Herhangi bir bölgeden bağımsız bir aday çıkartabilmeleri çok zor. Dolayısıyla Türklerin bu etkisini ne küçümsemek, ne de çok abartmak lazım. Adayların hiçbirinde, ‘Aman Türk seçmeni küstürmeyelim.’ endişesi yok. Bunu görmek gerek.”

“Türklerin Potansiyelini Ne Küçümsemek, Ne De Abartmak Gerek”

24 Eylül’deki seçimlere katılmak istemeyen Türkiye kökenli seçmenin hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen Aydın, bu hissiyatın anlaşılır olduğunu belirtti. “Özellikle Ermeni tasarısından sonra Almanya’daki Türkiye kökenlilerde bir yabancılaşma oluştu, Alman politikacılara bir tepki var. Hatta Türklerin birçoğu şöyle düşünüyor: ‘Federal Meclis’te Türkiye kökenli milletvekilleri var, ama bizi temsil etmiyorlar. Bunlar bize ‘Böyle olursanız kabul görürsünüz’ mesajı vermek için listelere konuldu.’ gibi düşüncelere sahip olanlar var. Türkiye kökenli seçmenin tek başına sadece sandığa giderek değiştirebileceği şeyler elbette kısıtlı. Ama Federal Almanya tarihinde 2. Dünya Savaşı’nın ardından ilk defa aşırı sağcılar Meclis’e girecekler. İlk defa yer yer ırkçı ve İslam karşıtı bir parti mecliste temsil edilecek. Katılım ne kadar çok olursa bu partinin oy oranı o kadar düşük olacak. Bu yüzden her bir oy çok önemli. Türk seçmenin kırgınlığını anlıyorum. Alman siyasetçilerin de birçok hatası oldu, yeteri kadar dikkate alınmadılar, Türk-Alman ilişkilerindeki gerilimden doğrudan etkileniyorlar. Ama 24 Eylül’de evde oturmak iyi bir cevap değil. AfD Meclis’e girerse bundan en çok zarar görecek olan Türkler. Çünkü Meclis’teki söylemlerin tamamı sağa kayacak.”

Cevabı Zor Soru: Kime Oy Vermeli?

Türk seçmenin kime oy vereceği konusunda kafasının karışık olduğunu belirten Yaşar Aydın, “Herkes kendisine en yakın bulduğu partiye oy vermeli.” dedi. Aydın sözlerine şöyle devam etti: “Partilerin Türkiye ile ilgili tutumları elbette buradaki Türkleri etkiliyor. Ama partilere tamamıyla Türkiye politikaları üzerinden bakmak bizi yanılgıya götürebilir. Partilerin diğer pozisyonlarına da bakmamız lazım. Sosyal politikalardaki talepleri nedir, eğitim konusundaki, vatandaşlık konusundaki talepleri nedir, bütün bunları değerlendirerek oy vermek gerekiyor. Tepki için seçimi boykot etmek doğru değil. Çünkü seçimlere katılmayan Türkler, Alman kamuoyuna hiçbir şey anlatmış olmayacaklar. Oy oranı düştüğünde bunun Türklerin katılımından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak mümkün olmayacak. Seçimlerden uzak kalarak Alman partilerine bir mesaj verilebilmesi mümkün değil. Tam tersine Türklerin asıl bundan sonra partilerle ilişkilerini daha da geliştirmeleri gerekiyor. Partiler içinde daha yoğun olmaları, tabandan gelen güçle kendilerine partiler içinde yer bulabilmeleri, çalışma gruplarında aktif rol oynamaları gerekiyor. Ancak o zaman söyleyecek bir sözleri olabilir.”

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar