GÜNDEM Avusturya’da İkinci Haider Dönemi: Müslümanları Zor Günler Bekliyor

ÖVP ve FPÖ’nün yabancı ve sığınmacı karşıtı hükümet programı, Avusturya’da ikinci bir “Haider” dönemi yaşanacağı korkusuna neden oluyor.

admin 20 Aralık 2017

Avusturya’da 13 yıl sonra ikinci kez ve daha güçlü bir şekilde iktidara gelen Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ)  koalisyonunun yabancı ve sığınmacı karşıtı hükümet programı, ikinci bir “Haider” dönemi yaşanacağı korkusuna neden oluyor.

Ülkede 15 Ekim’deki erken seçimden birinci çıkan ve sağ söylemi birebir siyasetin merkezine taşıyan Hristiyan Demokrat ÖVP’nin popülist lideri Sebastian Kurz ile ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobiyi yegane siyasi yol olarak benimseyen aşırı sağcı FPÖ Genel Başkanı Heinz Christian Strache, 61 gün süren koalisyon görüşmeleri sonucunda aşırı sağcı hükümetin kurulmasında uzlaşı sağladı.

Yaklaşık 9 milyon nüfusa sahip ülkede, eğitimden ekonomiye, sağlıktan güvenliğe birçok alanda yeni düzenlemeler yapmayı hedefleyen koalisyon, hükümet programını ülkedeki azınlıkların sosyal haklarını kısıtlayıcı ve mültecilere yönelik sert uygulamalar öngörerek oluşturdu.

Bir milyon 700 bin yabancının bulunduğu Avusturya’da yaşayan yaklaşık 700 bin Müslüman, yemin ederek göreve resmen başlayan aşırı sağcı hükümetin yaşam alanlarını daraltmasından, anaokulundan oturum izinlerinin uzatılmasına kadar birçok alanda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktan endişe duyuyor.

ÖVP’nin 8, FPÖ’nün 6 bakanlık alacağı yeni hükümette, Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesinden terk Sebastian Kurz Başbakan, diş teknisyeni Strache ise Başbakan Yardımcısı olacak.

Koalisyonun büyük ortağı ÖVP, maliye, ekonomi, tarım, eğitim, kadın ve aile gibi bakanlıkları üstlenirken FPÖ’nün içişleri, dışişleri, imar, savunma ve sağlık gibi önemli bakanlıkları yürütecek olması, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderi tarafından aşırı sağcı, Neonazi oluşumlara yakınlıklarıyla bilinen kişilerin ülke yönetimini ele geçirmesi olarak yorumlanıyor.

Haider

 

Aşırı sağcı hükümetin 180 sayfadan oluşan yeni programında öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralanıyor:

AB’de Müslüman Ülke İstenmiyor

Her fırsatta AB yanlısı bir hükümet olacaklarını dillendiren Kurz, birlik içerisinde aktif rol almak istiyor. Aşırı sağcı hükümet programının Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin ele alındığı bölümde, özellikle göçmenlerin ülkeye girmesini önlemek için sınırların kapatılması, Akdeniz rotasının kapatılarak bölge ülkeleriyle sağlanacak anlaşmalarla sığınmacı akınının durdurulması gibi konular ilk sırada yer alıyor.

AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların kaldırılmasından yana olan yeni hükümet, Türkiye’nin AB üyeliğine tamamen karşı çıkarken müzakerelerin sonlandırılması için birlik içinde ittifak arayışı içinde olacağını belirtiyor.

 

Müslüman Kurumlarına Yıldırma Politikası

Yeni hükümet, özellikle göçmen çocuklarını göz önünde bulundurarak 6 yaşına kadar yeterince Almanca öğrenememiş çocukların ilkokula başlamasına müsaade etmeyecek. Çocukların Almanca seviyesinin nasıl belirleneceği belirtilmeyen programda, Almancası yetersiz çocuklara bir yıl daha dil eğitimi alma zorunluluğu getiriliyor.

Özellikle göçmen ailelere vurgu yapılan hükümet programında, okulla iş birliği yapmayan ve çocukların eğitim hayatını aksatan velilerin sosyal yardımlardan mahrum bırakılacağı ifade ediliyor.

Ülkede vergi ödeyen yabancıların sosyal  yardımlardan faydalanabilmesi için en az 5 yıl Avusturya’da ikamet etmiş olması gerekiyor.

Müslümanlara ait anaokulu, lise gibi kurumların yanı sıra dernek ve vakıflara yönelik kontrollerin artırılması, yasalara aykırı olanların kapatılması planlanıyor.

Müslümanlara ait cami ve din eğitimi verilen kurumlarda dış etkilerin azaltılması için yoğun kontrollerin yapılması, standart bir Kur’an-ı Kerim tercümesinin kullanılması öngörülüyor.

 

Mültecilerin Paralarına El Konacak

Sığınmacı ve göçmenlere yönelik sert uygulamaları hayata geçirmeyi hedefleyen yeni hükümet, iltica başvurusunda bulunan kişilerin temel ihtiyaçlarını giderme adı altında yanlarında getirdikleri nakit paraya el koyabilecek, aynı zamanda mültecilerin kullandığı mobil telefonları ve sosyal medya hesaplarını kimlik tespiti yapabilmek için inceleyebilecek.

İltica başvurusu kabul edilmiş kişilere yapılan yardımlar ciddi oranda azaltılacak, mülteci çocuklarının ancak “köprü okullar” olarak adlandırılan kurumlarda Almanca eğitimini tamamladıktan sonra örgün eğitime başlamasına müsaade edilecek. Bu kişiler, herhangi bir suça karışmaları durumunda mülteci statüsünü kaybederek ülkeden sınır dışı edilebilecek.

Sığınmacı başvurusu reddedilmiş kişilerin ise itiraz süreleri kısaltılarak sınır dışı edilmeleri hızlandırılacak.

 

Güvenlik Odaklı Yaklaşım

Polis ve güvenlik kameralarını arttırmayı planlayan yeni hükümet, özellikle siber alanda yeni tedbirler de öngörüyor.

İnternet üzerinden kullanılan iletişim uygulamaları ve sosyal medya hesapları güvenlik kapsamında denetlenebilecek.

 

Ne Olmuştu?

Avusturya’da 1999’daki seçimin ardından Wolfgang Schüssel liderliğindeki ÖVP ile Jörg Haider’in başında olduğu FPÖ koalisyon hükümeti kurmuştu. AB ve uluslararası toplumun baskıları sonucunda Haider hükümette yer alamamıştı. Bu durum, aşırı sağcı partinin seçmen tabanında hayal kırıklığına neden olurken Haider’i de koltuğundan etmişti.

 

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar