ARAKAN Arakanlı Müslümanlar Katliamı Anlatıyor

Maung Nu köyünde en az 82 kişi, Myanmar ordusu tarafında vahşice öldürüldü. Arakanlı Müslümanlar Myanmar ordusunun katliamlarını anlattı.

admin 25 Aralık 2017

Myanmar ordusunun binlerce Arakanlı Müslümanın hayatını kaybetmesine, yüz binlercesinin de evlerinden kaçmasına yol açan sistematik zulümleri bir kez daha gözler önüne serildi.

Arakan’daki Maung Nu köyünden diğer Rohingyalarla birlikte Bangladeş’te bir kampa sığınan 52 yaşındaki Bodru Duza yaşadıklarını Associated Press’e anlattı. Şahitler  27 Ağustos’ta Maung Nu köyünde en az 82 kişinin askerler tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyor.

 

Sivil Katliamı

Yaşadığı köyün önde gelenlerinden olan Arakanlı Müslüman Duza, 6 saat boyunca evinin üst katında dışarıda askerler tarafından katledilen insanların çığlıklarını dinlediğini aktardı.

Askerlerin köylüleri küçük gruplar halinde topladığını ve gözlerini bağlayarak uzak bir yere götürerek katlettiğini belirten Duza, saklandığı yerden çıktığında sokaklarda cesetler arasından sızan kanların akıntılar oluşturduğunu gördüğünü anlattı.

Saldırılar başladığında köydekilerin en güvenli yer olarak gördükleri Duza’nın evine yüzlerce kişi yöneldi. Bunlar arasında 35 yaşındaki Jamila Begüm ve ailesi de vardı. Askerler de diğer köylüleri zorla toplayarak o eve yönlendirdi.

Köylülerden bazıları evlerinde saklanırken, 18 yaşındaki Mohammadul Hassan ise peçe takarak kadınların arasına saklandı. Kadınların arasında saklanan Hassan’ı bulan askerler, iki kardeşiyle Hassan’ı dışarı çıkardı, gözünden kan gelene kadar dövdü. Askerler, üzerlerindeki elbiseleri yırtarak Hassan’la kardeşini silah zoruyla Duza’nın evine götürdü.

Yüzlerce kişinin sığındığı evin önüne gelen askerler, zarar vermeyeceklerini söyleyerek insanlardan dışarı çıkmalarını istedi. Kimsenin çıkmaması üzerine askerler ateş açmaya başladı ve genç bir çocuk başından vurularak öldü.

Birkaç saniye sonra kapıları kıran askerler erkekleri kadınlardan ayırarak insanları dışarı çıkarmaya başladı. Askerler, dizlerinin üzerine çömelmeye zorladıkları kadınların başörtülerini ve giysilerini yırtarak çıkardı. Telefonları toplayan askerler, kadınların altın küpe, kolye ve paralarına el koydu.

Bilinmeyen bir yere götürülen çoğunluğu genç 20-25 kadından bir daha haber alınamadı. Diğer kadın ve çocuklar, yakındaki birkaç eve konuldu.

Erkeklerin ellerini arkadan bağlayan ve evin arkasındaki alanda toplayan askerler, erkeklerden yere uzanmalarını istedi. Bir süre ellerindeki silahlarla erkeklere vuran, küfreden askerler telefonla gelen emirle Duza’nın bahçesinde topladıkları 87 kişiyi katletmeye başladı.

Katliamı saklandığı yerden izleyen Duza, saatlerce şakaklarına çiviler çakılan, kafaları kesilen erkeklerin çığlıklarını dinledi. Diğer kadınlarla birlikte götürüldüğü evde olanları izleyen Begüm ise askerlerin büyük bir palayla kocasının boynunu kesmesini görmesi üzerine oraya gitmek istedi. Ancak kadınlar tarafından engellendi. Oraya giderse askerlerin tüm kadınları öldüreceğinin söylenmesi sonrası vazgeçen Begüm, 16 yaşındaki oğlunun silahla vurularak öldürüldüğünü de izlemek zorunda kaldı.

Saatler ilerledikçe katliam daha da sistematik bir hale geldi. Erkekler küçük gruplar halinde yakındaki bir ormanlık alana götürülerek oradaki idam mangaları tarafından infaz edildi.

Turuncu ve yeşil brandalara sardıkları cesetleri el arabalarıyla kamyonlara taşıyan askerler, bazı cesetleri de kazdıkları çukurlara gömdü.

Muhammed Nasir adlı köylü de, diğer 6 kişiyle infaz alanına götürüldüğünde ağaçların altında onlarca ceset gördü. Arkalarındakilerin kelime-i şehadet getirmesiyle ortalığın karışmasından fırsat bulan Nasir kaçmayı başardı. Nasir, arkasından gelen askerlerin açtığı ateşte dirseğinden vuruldu.

Erkek kardeşleriyle birlikte arkadan vurulan Mohammadul Hassan ise ölmeyip gözlerini açtığında bir asker tarafından göğsünden bir kez daha vuruldu. Yine de yaşamayı başaran Hassan, daha sonra kaçarak Bangladeş’e ulaştı.

Öğleden sonra askerler etrafta başka erkek bulunup bulunmadığını araştırmaya başladı. Duza’nın 9 yaşındaki oğlu Muhammed Ahasun’u yakalayan askerler babasının nereye gittiğini sordu. Ahasun, babasının 4 gün önce başka bir köye gittiğini söyledi.

Saklandığı yerden saatler sonra silah sesleri sustuğunda çıkan Duza, 2 hafta yol katederek Naf nehrini geçtikten sonra Bangladeş’e ulaştığında ailesinden ümidini kesmişti.

Maung Nu’daki ölü sayısını bağımsız olarak teyit etmenin bir yolu yok, ancak aileleri köyden çoğu erkek en az 82 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor.

 

Katliam Genç-Yaşlı Ayırt Etmiyor

Öldürülenlerin en genci 7 yaşında iken en yaşlısı 95 yaşında. Köyün muhtarı Arof, en az 200 kişinin de kayıp olduğunu, bu kişilerin hayatını kaybetmiş olduğundan endişelendiklerini dile getirdi. “Bizden nefret ediyorlar. Bu sadece bizim köyümüzde olmadı, her yerde oldu.” diyen Arof, ordunun yaptığı katliamı anlayamadıklarını ifade etti.

Ulaştığı kampta haftalar sonra bir telefon bulan Duza, eşinin numarasını çevirdiğinde kızının sesiyle karşılaştı. Tüm ailenin güvende olduğunu öğrenen Duza, Arakan’daki katliamda yaşananlardan sonra hayatta kalan ve ailesine kavuşan şanslı çok az Arakanlıdan biri oldu.

Tüm yaşadıklarından sonra ailesiyle yeniden bir araya gelen Duza hislerini, “Sanki başka bir dünyada yaşamak gibi, yeni bir yaşam gibi.” ifadesini kullandı.

 

Ne Olmuştu?

Ağustos ayının sonlarında Myanmar ordusu ve Budist fanatiklerin Myanmar’ın Arakan eyaletinde yaşayan Müslümanlara saldırmaya başlamasından sonra Güney Asya’da son yılların en büyük göç dalgalarından biri ortaya çıktı.

Myanmar’da ordunun ve Budist fanatiklerin saldırılarından kaçarak 25 Ağustos’tan beri Bangladeş’e gelen Arakanlı Müslümanların sayısı BM rakamlarına göre 633 bine ulaştı.​

Myanmar ordusunun silahlı militanlarla mücadele gerekçesiyle Arakan’da sivillere yönelik saldırılarında 25 Ağustos’tan bu yana binlerce Müslüman hayatını kaybetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Örgütü, geçen hafta yaptığı 19 Aralık’ta yaptığı açıklamada 25 Ağustos’tan bu yana 6 bin 700 Müslümanın öldürüldüğünün sanıldığını bildirdi. Binlerce Arakanlı Müslüman da can güvenliği nedeniyle hala bölgeden uzaklaşmaya çalışıyor. Myanmar’dan kaçan 650 bin civarındaki sivil dağlık bölgeler, Naf Nehri ya da deniz yoluyla Bangladeş’e geçti.

Arakan’da 1970’lerde yaklaşık 2 milyon Müslüman’ın yaşadığı tahmin edilirken sistematik saldırılardan kaçış nedeniyle bu sayı 350 binin altına geriledi. (AA , P)

 

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar