YORUM YORUM | “Meczupların” Elinde Kendine Karşıt Bir Avrupa

Kulağa garip gelse de, Birleşik Avrupa ideali çok yakın bir zamanda, kendini Avrupa’nın sahibi olarak nitelendiren sağcı liderlerin elinde tarihe karışabilir. Mevcut popülizm dalgası böyle bir ihtimalin hiç de düşük olmadığını gösteriyor.

Mehmet Enes Beşer 12 Mart 2018

2016’da Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci olarak bilinen Brexit’in halkın onayının ardından yürürlüğe girmesi, Avrupa’da “hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı” görüşünü savunanları bir ölçüde haklı çıkarıyordu. Brexit, zaten tartışma konusu olan “Birleşik Avrupa” idealinin altını oyan ilk adım olarak öne çıkmış oldu.

Doğu Avrupa ülkelerinin de entegrasyonuyla Avrupa Birliği’nin yönetilemeyecek ölçüde genişlediğine dair görüşler mevcuttu. Ancak Brexit, meselenin genişleme dışında mevcut üyelerin “elde tutulması” gibi bir veçheye de sahip olduğunu gösteriyordu. Her ne kadar bugünlerde yeniden referandum talepleri gündeme getirilse de, öyle veya böyle Birleşik Krallık dönüşü zor bir yola girmiş oldu. Onun girdiği yol, Avrupa Birliği’ne ve ona yön veren idealler için de büyük bir sınav niteliğindeydi.

 

“Domino Etkisi”

Brexit tartışmaları sürerken Kasım 2016’da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanması, tehlike çanlarının sadece Avrupa’da değil dünyada da çalmaya başladığını gösteriyordu. Memnuniyetsiz beyaz alt ve orta sınıfın desteğini almayı başaran milyarder işadamı, başta kimsenin başarı şansı görmediği, zaman zaman alaya alınan seçim kampanyası sonrası başkanlığı elde etti. Trump’ın zaferi Avrupalı sağcı liderlerde büyük sevinçle karşılandı. Hollanda’da Fransa’ya, Almanya’dan İngiltere’ye aşırı sağcı liderler için Trump, eşsiz bir başarı örneği olarak dikkat çekiyordu.

Brexit ve Trump’ın iki mihenk taşı olarak kayda geçtiği 2017 senesi, Avrupa aşırı sağı için tarihi bir dönemeç oldu. Ayrıca, Brexit ve Trump rüzgarının bir “domino etkisi” getireceğini düşünenleri de haklı çıkardı. Çok sayıda seçimin ard arda gerçekleştiği 2017’de Avrupalı sağ partiler eşi görülmemiş performanslara imza attılar. Genellikle “beklenmeyen” sonuçlar ile Avrupa sağı artık reaksiyoner muhalefet çizgisinden çıkarak kararların alındığı masaya bir adım daha yaklaşmış oldu. Hatta Avusturya’da iktidar ortağı haline geldi.

Brexit ve Trump’la Kıta Avrupası’na ulaşan popülizm hayaleti 2017’de yedeğine İslamofobi ve AB karşıtlığını da alarak çok sayıda ülkeyi dolaştı. Hollanda, Fransa, Almanya ve Çekya’da seçimlerin flaş partileri olan aşırı sağ, Avusturya’da koalisyon ortağı oldu. 2018’de Belçika ve Birleşik Krallık’ta yerel, İtalya, Slovenya ve İsveç’te genel, İrlanda, Güney Kıbrıs ve Çekya’da ise başkanlık seçimleri gerçekleşecek. 2017 trendinin bu seçimlerde de devam etmesi durumunda Avrupa’nın “Avrupa birliği karşıtı” bir hâle gelmesi kaçınılmaz görünüyor. Kendine karşıt bir Avrupa’nın birlik idealine ne kadar sadık kalacağı da elbette büyük merak konusu.

 

“Dün Meczup Bugün Makbul”

Süreç boyunca asıl dikkat çeken nokta, yakın bir zamana kadar “çılgın” ve “meczup” muamelesi gören aşırı sağcı liderlerin görüşlerinin artık ciddi ciddi kamuoyunda gündem oluşturabiliyor olması. Şimdiye dek akıl dışı açıklamaları Avrupa’da özgürlükçü kesim tarafından alaya alınan Wilders, Le Pen ve türevlerinin İslam karşıtı söylemleri, meclisteki ağırlıklarının artmasıyla soru önergelerine konu oluyor, araştırma komisyonları kurulmasına, basında günlerce gündemi meşgul etmeye sebep oluyor.

Sadece Müslüman azınlıklar için değil, Avrupa’nın kendisi için de endişe verici hale gelmekte olan bu sürecin sonunda “eskinin meczupları” yeni dönemin “bir bileni” olmaya namzet görünüyor. Hal böyleyken, ırkçı, İslamofobik ve yabancı düşmanı aşırı sağcı liderlerin elinde, popülizm rüzgarını da arkasına alarak, Avrupa’nın canına okuyabilir. İronik ama gerçek, Birleşik Avrupa ideali, aşırı sağcı “meczuplar”ın eliyle çok yakın bir zamanda tarihe karışabilir. 

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar