GÜNDEM Almanya | “NSU’nun Peşini Bırakmayacağız”

NSU davasındaki müdahil avukatlardan Yavuz Selim Narin, dava ile ilgili açıklamalarda bulundu. Dava sürecini sonuna kadar devam edeceklerini belirten Narin, Merkel'in NSU'nun aydınlatılacağına dair verdiği sözün yerine getirilmediğini belirtti.

admin 31 Mart 2018

Almanya‘da 8’i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasındaki müdahil avukatlardan Yavuz Selim Narin, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, “Bizim işimiz bu mahkeme davasıyla başlamadı. Bu mahkemenin sonuçlanmasıyla da bitmeyecek. Biz bu meselenin peşini bırakmayacağız.” dedi.

2005’te NSU terör örgütü tarafından öldürülen Yunanistanlı Theodoros Boulgarides’in ailesinin avukatı Narin, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 6 Mayıs 2013 tarihinde başlayan NSU davası sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Mahkeme sürecinin 5 yıldan beri devam ettiğine işaret eden Narin, başsavcılığın ve müdahil avukatların mütaalalarını tamamladıklarını, savunma avukatlarının sunumlarını yapması gerektiğini söyledi.

Savunma avukatlarının değişik nedenlerden dolayı mahkemeyi ertelemeye çalıştığını ifade eden Narin, “Savunma avukatları değişik başvurularla, özellikle reddi hakim talepleri ile mahkeme sürecini etkilemeye çalıştı. Mahkeme heyetini hata yapmaya zorlamaya çalıştı; ama mahkeme heyeti oldukça profesyonelce davrandı.” değerlendirmesinde bulundu. Narin, savunma avukatlarının sunumlarına  2 hafta sonra başlayacağını belirterek, ardından mahkemenin sonuçlanacağını kaydetti.

“Hayal Kırıklığına Uğramadım”

Narin, 5 yıldan beri devam eden davada bir avukat olarak hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığı sorusuna şu yanıtı verdi: “Müvekkillerime, NSU ortaya çıkmadan 6 ay önce bu meselenin bir Türk mafyası konusu olmadığını, tam tersine Neonazi terör örgütünün söz konusu olduğunu ve aynı terör örgütünün Köln’deki bombalı saldırıdan sorumlu olduğunu anlatmıştım. Ondan sonra dosyaları inceleyecek iken NSU üyelerinin intihar etmesiyle dosyaları incelemem Başsavcılık tarafından engellendi.”

Konuyu daha fazla aydınlatmak ve ortaya çıkarmak istediklerini vurgulayan Narin, “Bizim işimiz bu mahkeme davasıyla başlamadı. Bu mahkemenin sonuçlanmasıyla da bitmeyecek. Bu meselenin peşini bırakmayacağız. Sonuna kadar bunun takipçisi olacağız.” ifadesini kullandı.

Merkel’in Verdiği Aydınlatma Sözü

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 2012 yılında mağdurlara verdiği NSU olayının tamamen aydınlatılacağı sözünün yerine getirilip getirilmediği sorusu üzerine de Narin, “Merkel bu beyanı verince, onun, yani Başbakanlığın denetiminde olması gereken istihbarat dairesi birçok dosyayı imha etmekteydi. O söz ciddiye alınmadı. Hem Federal Başsavcılık, hem polis, hem istihbarat, bu sözün tam tersini uygulamaya çalıştılar.” diye konuştu.

Narin, devlet kademesinde sarf edilen sözlere değil, eylemlere bakılması gerektiğini ifade ederek, NSU ile ilgili delillerin yok edilmeye çalışıldığını belirtti.

Davaya Farklı Yaklaşımlar

Dava sürecinde kendisini olumlu veya olumsuz bir şekilde şaşırtan olay olup olmadığı sorusuna karşılık Narin, Alman sivil toplum örgütleri, sendikalar, bazı partiler ve kiliselerin destek vermeleri ve dayanışma içinde bulunmalarının kendisini olumlu bir şekilde şaşırttığını dile getirdi.

Narin, “Birçok devlet dairesinin soğukkanlı bir şekilde insanların gözüne baka baka hem delilleri imha etmeleri, hem yalan söylemeleri beni olumsuz anlamda şaşırttı. Sonuçta Almanya demokratik bir hukuk devleti. Büyük ölçüde de bu şekilde işlemekte; ancak böyle meselelerin üzerine gidilmemesi, devlet memurlarının ve muhbirlerinin böyle işlere karıştığında meselelerin bu kadar kolayca örtbas edilebilmesi beni olumsuz şekilde şaşırttı.” değerlendirmesinde bulundu.

Mahkeme süreci sırasında onlarca kişinin sorgulandığını anımsatan Narin, “Ancak bunları tanık olarak sorguladık. Bu kişilerin birçoğunun NSU’yu desteklediğini ispat edebildik. Yani bu kişiler geçmişte NSU’ya sahte evraklar temin etti, NSU’ya maddi imkanlar sağladı. Onlar için para topladı. Onlar için yardım yataklık yaptılar, saklanacak yerleri ayarladılar. Onlara silah temin ettiler.” şeklinde konuştu. Narin, bu kişilerin de yargılanması gerektiğini kaydetti.

NSU Davasının Geçmişi

Almanya‘da, 2000-2007 yıllarında 8’i Türk, 1’i Yunan, 1’i Alman 10 kişiyi öldürme, 2 bombalı saldırı ve banka soygunu gerçekleştirmekle suçlanan NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011’de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı. NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011’de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş, terör örgütü üyelerinin intihar ettiği öne sürülmüştü.

Mayıs 2013’ten bu yana Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde görülen davada NSU terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanan Beate Zschaepe ise örgüt üyelerinin son kullandıkları hücre evini ateşe verdikten birkaç gün sonra polise teslim olmuştu. Davada, NSU’nun hayattaki tek üyesi Zschaepe ile örgüte yardım ve yataklık yapan 4 kişi yargılanıyor.

Ülkenin iç istihbarat servisi Federal Anayasayı Koruma Dairesi ve bazı emniyet kurumlarında aşırı sağcı gruplar içinde kullanılan muhbirlere ilişkin birçok belgenin ve bilginin 4 Kasım 2011’den sonra imha edildiğinin ortaya çıkması, tepkilere yol açmıştı. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 5 yıldır devam eden davanın, savunma avukatlarının sunumlarını yapmalarının ardından sonuçlanması bekleniyor. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar