GÜNDEM Macaristan | Yaklaşan Seçimlerin Gündemi: Sığınmacılar ve İslam

Nüfusunun sadece binde 2'sini Müslümanların oluşturduğu Macaristan'da önümüzdeki hafta sonu düzenlenecek olan parlamento seçimlerinin ana konusunu sığınmacılar ve İslam oluşturuyor.

Mehmet Yılmaz 2 Nisan 2018

Macaristan, Başbakan Viktor Orban başta olmak üzere pek çok hükûmet yetkilisinin Avrupa’nın Müslüman sığınmacılar tarafından istila edildiği yönündeki iddiaları ve sığınmacı konusunda izlediği katı politikaları nedeniyle gündemden düşmüyor. Ülkede 8 Nisan’da düzenlenecek olan parlamento seçimleri öncesi iktidar partisi tarafından uzun süredir yürütülen sığınmacı ve Müslüman karşıtı propaganda da hız kazandı. Resmî kayıtlara göre sadece bin 781 mültecinin bulunduğu ülkede yaklaşan seçimlerin ana konusunu ise sığınmacılar ve İslam oluşturuyor. Macaristan hükûmeti yürüttüğü seçim kampanyalarında, Hristiyan Avrupa’nın Müslümanların istilası altında olduğunu ve sınırına çektiği 174 kilometrelik tel örgü ile Avrupa’yı koruduğu iddialarını yineliyor.

“Çocuklarım ve Torunlarımın Şeriatın Gölgesinde Yaşamasını İstemiyorum”

Sığınmacıların “Avrupa’yı işgal ettiği”, “Hristiyanlık değerlerini tehdit ettiği” yönündeki argümanları medyaya sıkça yansıyan Başbakan Orban, yaptığı açıklamalarda sığınmacı karşıtı tutumunu şöyle savunmuştu: “Batı Avrupa’da, eski büyük Avrupa ülkeleri, göçmen ülkelere dönüştüler. Kültürel değerlerin değişmesi, Hristiyan kültürüne sahip nüfusun azalmasıyla, büyük şehirlerin İslamlaşması günden güne ilerliyor.” Bir başka konuşmasında “Müslüman sayısı her geçen gün daha da artacak. Avrupa tanınmaz hale gelecek.” öngörüsünde bulunan Orban, “Tel örgü inşa ederek, hukuki ve fiziki sınır korumasıyla, Sandor Pinter (İçişleri Bakanı) ve polislerimizin olağanüstü çabalarıyla Güney sınırlarımızı korumayı başardık. İslam dünyasının Güney’den bizi istila etmesini engelledik. Bu bölgede Latin yani Batı Hristiyanlığının son ülkesiyiz.” gibi iddialarda bulunmuştu.

Müslüman sığınmacılara dair oldukça ilgi çekici bir diğer iddianın sahibi ise Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen oldu. Semjen, nüfusun sadece yüzde 0,2’sini Müslümanların oluşturduğu Macaristan’da, sürekli olarak “şeriat tehlikesi” altında olduklarını öne sürerek, “Çocuklarım ve torunlarımın şeriatın gölgesinde yaşamasını istemiyorum. Bir yerde Müslümanlar toplu halde yaşadıkları zaman eninde sonunda İslam hukukunun yürürlüğe sokulmasını isteyeceklerdir.” şeklinde halkta Müslümanlara karşı korkuyu körükleyici açıklamalarıyla gündeme gelmişti.

Benzer şekilde Macaristan Devlet Bakanı Janos Lazar da aynı tarihlerde Viyana‘yı ziyaret edip, sosyal medya hesabında yayınladığı bir videoda, dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olan Viyana’nın göçmenler, yabancılar ve Müslümanlar tarafından kötü bir yere dönüştürüldüğü, hükümetin gelecek ay düzenlenecek olan seçimleri kaybetmesi durumunda Macaristan’ın da benzer bir duruma düşeceği yönündeki iddiası tepkilere neden olmuştu.

Sığınmacı Karşıtı Propaganda İç Siyasete Yönelik

Yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusa sahip olan Macaristan’da, bin 781 mülteci ve 20 bin civarında Müslüman bulunmasına rağmen düzenlenen sığınmacı karşıtı siyasi kampanyalar dolayısıyla, ülke sanki sığınmacı ve Müslümanların saldırısı altındaymış gibi bir hava estiriliyor.

Uzmanlar hükümetin, özellikle 2014 yılı sonbaharında başlayıp, 2015 yılı ilkbaharına kadar devam eden hükümet karşıtı protesto gösterilerine karşı, dikkatleri ülkeyi “istila etmek isteyen sığınmacılara” yöneltecek şeklinde bir propaganda yürüttüğüne dikkat çekiyor. İktidarın bu sayede o dönem daha önce ciddi anlamda kaybetmiş olduğu oyu geri kazanmayı başardığını hatırlatan uzmanlar, bu nedenle sığınmacı karşıtı propagandanın sadece iç siyasete yönelik olduğuna işaret ediyor.

Anketler İktidarın El Değiştirmeyeceğini Gösteriyor

Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, 8 Nisan’da düzenlenecek olan seçimlerde, şu an iktidarda bulunan Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) ve Hristiyan Demokratik Halk Partisi (KDNP) koalisyonun yaklaşık yüzde 45 oranında oy alarak birinci geleceği tahmin ediliyor.

2014 yılındaki seçimleri üçüncü sırada bitiren Macaristan Jobbik Partisinin ise yüzde 20 civarında oy alarak ana muhalefet partisi olması bekleniyor. Hâlihazırda ana muhalefette bulunan Macaristan Sosyalist Partisi’nin (MSZP) ise seçimlerde yaklaşık yüzde 15 oy alarak üçüncü, Demokratik Koalisyonu’nun (DK) yüzde 8 ile dördündü, Macar Yeşiller Partisi’nin ise yüzde 7 ile beşinci sırada geleceği tahmin ediliyor.

199 sandalyeye sahip Macaristan Ulusal Meclisine 5 partinin yüzde 5’lik barajı aşarak girmesi bekleniyor.

Macaristan’ın Sığınmacılara Karşı Aldığı Önlemler

Macaristan, sığınmacılara karşı alınan önlemler kapsamında Vişegrad Grubu’ndaki ortakları Çekya, Polonya ve Slovakya‘nın desteğiyle sınırlarına asker ve polis takviyesi yapmıştı. Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak amacıyla Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına jiletli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hâl ilan ederek yasa dışı geçişler için uygulanan cezaları artırmıştı.

Parlamentoda geçen yıl kabul edilen yasayla aralarında çocukların da olduğu sığınmacıların, iltica başvurusu süresince sınırda oluşturulacak kamplarda tutulması zorunlu kılınmış, ülke genelinde yakalanan sığınmacıların da tel örgülerle çevrili sınırdan Macaristan dışına çıkarılacağı duyurulmuştu.

Sivil toplum kuruluşları ise Macar güvenlik güçlerini, ülkeye girmeye çalışan sığınmacılara şiddet uygulayarak Sırbistan’a geri göndermekle suçluyor.

AB‘nin sığınmacı krizine çözüm olarak sunduğu kota sistemi kapsamında ülkeye 2 yıl içinde 1294 mülteci kabul etmesi öngörülen Macaristan hükûmeti, 2016’da referandum düzenlemiş ve halka, “AB’nin, Macar vatandaşı olmayan kişileri, Ulusal Meclisin onayı olmadan Macaristan’a yerleştirmesine karar vermesini kabul ediyor musunuz?” sorusu yöneltilmişti.​

*Anadolu Ajansı’nın Analiz sayfasında yayımlanmıştır.

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar