Dosya: "Avrupa'da İslami Defin" İslam’da Cenaze Defni, Mezarlıklar ve Avrupa’daki Uygulama

Avrupa'da İslami Defin

Bir Müslümanın defni esnasında uygulaması gereken belli görev ve kurallar mevcut. Peki gayrimüslim ülkelerde vefat eden Müslümanların defninde İslami kurallar nasıl? Konuyla ilgili bilinmesi gerekenleri derledik.

Hulusi Ünye 3 Mayıs 2018

Müslümanların vefatlarının ardından defin işlemleriyle İslami çerçevenin, Avrupa’da uygulanabilir olup olmadığıyla alakalı fikir beyan etmeden önce, İslam’da cenazenin taşınması ve defnedilmesiyle ilgili edepleri hatırlatmakta fayda var.

Cenazenin kabre kadar taşınması, müminler üzerine düşen bir kardeşlik görevidir. Hatta cenazeyi taşımak bir ibadettir. Mezarlıkla kabristan arasındaki mesafe yakınsa cenazenin vasıta ile taşınması bu ibadetin terk edilmesi demektir. Cenaze ile beraber yürüyenler, yolda gereksiz ya da yüksek sesle konuşmamalıdır. Hatta yüksek sesle zikir ve Kur’an da okunmamalı; ölüm ve ötesi tefekkür edilmelidir. Cenazeyi takip edenler, cenaze yere konuncaya kadar oturmazlar. Cenaze yere konduktan sonra, kabirle meşgul olanların dışındakiler ayakta beklemeyip otururlar.

Cenazenin tabutsuz gömülmesi gerekmektedir. Kabre konulmak üzere cenaze tabuttan çıkarılır, kefenin baş ve ayak kısmı bağlı ise açılır. Cenaze, kıble tarafından kabre konur. Sağ tarafı üzerine kıbleye döndürülür. Sırt üstü yatırılmaz. Cenazenin sırt kısmına, cesedi toprağın sıkıştırmaması için taş veya tahta gibi şeyler dizilir. Sonra kabir, toprakla doldurulur ve tamamen örtülür.

Bir Müslümanın Cenazesi Gayrimüslim Mezarlığına Defnedilebilir Mi?

Aslolan uygulama bir Müslümanın kendi dininden olan kimselerin mezarlığına gömülmesidir. Bu durum her dinin kendine has uygulamalarından kaynaklanır. İslami gelenekte kabir ziyareti ve ölüye dua gibi uygulamalar vardır. Bu uygulamaların sürdürülebilmesi ve dini kültürün bu alanda ayakta tutulabilmesi açısından Müslüman mezarlarının diğer inanç sahiplerinin mezarlarından ayrı alanlarda bulunması önemlidir. Tarih boyunca Müslümanlar bu konuda hassas davranmışlar ve Müslüman mezarlarının başka inançtan olanların mezarları ile karışmamasına özen göstermişlerdir. Buna rağmen Müslümanlar arasında yaşayan bir gayrimüslimin ölümü hâlinde kendi din mensuplarının gömüldüğü bir mezarlığı yoksa ve başka yere nakli de mümkün değilse, bu gayrimüslimin cenazesi Müslüman mezarlığının uygun bir yerine defnedilebilir. Aynen bunun gibi, bir Müslüman da gayrimüslim bir toplum içinde ölür ve defnedilecek bir Müslüman mezarlığı ya da uygun bir yer bulunamazsa, ortada ciddi bir zorunluluk hâli söz konusuysa cenazesi gayrimüslim mezarlığının bir köşesine defnedilebilir. Fakat buradaki “zorunluluk” devamlılık arz etmemelidir. Yani Müslümanların gayrimüslim mezarlığının bir köşesine defnedilmesi uygulaması, sıradan uygulamaya dönüşmemelidir. Müslümanların İslami usullere göre defnedilebileceği ayrı bir mezarlıklarının olması şarttır. Bu durumun mümkün olmaması durumunda zorunluluk hâli geçene kadar defin mümkünken, Müslümanların bu geçici hâli sona erdirmek için bütün güçleriyle çalışmaları, örneğin Müslüman mezarlıklarının açılması için gerekli adımları atmaları da elzemdir.

Cenaze Nakli Dinî Açıdan Zorunluluk Mu?

Peki gayrimüslimlerin çoğunluk olduğu bir yerde yaşayan bir Müslümanın cenazesinin, Müslümanların çoğunlukta yaşadığı beldeye nakli şart mıdır? Ve gayrimüslim beldelerde Müslüman mezarlıkları kurulabilir mi?

Ölen kişiyi, bulunduğu yerin kabristanına gömmek müstehaptır. Ancak defnedilmeden evvel bir iki millik bir mesafeye nakledilmesinde bir sakınca yoktur. Başka bir memlekette ölen kimseyi de yine öldüğü yere defnetmek müstehaptır. Kendi memleketine nakletmek mecburiyeti yoktur. Hatta âlimlerimiz cenazenin taşınıp taşınmaması konusunda hüküm olarak bir kerahet yoktur; demişlerdir.

Şu anda olduğu gibi gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu beldelerde yaşayan Müslümanlar kendilerine özel makberler oluşturabilirler. Bunun en çarpıcı örneği şudur: Yarım milyondan fazla olan sahabe-i kiramın sadece otuz bin kadarının kabri Hicaz bölgesindedir. Diğerlerinin kabirleri ise bugün Ortadoğu, Kuzey Afrika, Anadolu, İran ve Maverâünnehir gibi bölgelerde bulunmaktadır. Bilhassa Peygamberler nerede vefat ederlerse oraya gömülürler. Nitekim Hz. Ebu Bekir’e (ra), Rasûlullah’ın nereye defnedileceğini sordular. Buna cevaben Hz. Ebu Bekir (ra): “Allah’ın ruhunu kabzettiği yere defnedilir. Çünkü, Allah’ın onun ruhunu kabzettiği yer en güzel mekândır.” demiştir.

Müslüman kabristanlığının, gayrimüslim mezarlığına ait parsellerin haricinde ama yakınında kurulmasında bir sakınca olmaz; fakat aynı mekanda karışık bir şekilde cenazelerin defnedilmesi doğru değildir. Bu nedenle, Avrupa’daki biz Müslümanlar, kendi mezarlıklarımızı oluşturmalı ve cenazelerimizi oraya defnetmenin yollarını aramalıyız. Bu mümkün olmadığı hâl ve yerlerde, geçici bir çözüm olarak ve nihai çözüm elde edilene kadar gayrimüslimlere ait kabristanlığın yine ayrı bir köşesine defin yapılabilir.

Bir Kabre Birkaç Defin ve Ebedi Defin Meselesi

Peki bir kabre, başka birinin defni yapılabilir mi? Bu konuda bir bekleme süresi var mıdır? Bir kabre, kaç yıl sonra bir mevta defnedilebilir?

Cenaze, kabre konulup üzerine toprak atıldıktan sonra, artık cemaatin elinden çıkmış, Allah’a teslim edilmiş sayılır. Artık zaruret bulunmadıkça kabrin açılmaması gerekir. Zaruret bulunmadıkça iki ve daha fazla cenaze bir kabre gömülmez. Zaruret olursa, aralarına toprak gibi bir engel konularak toplu mezar kullanımı caiz olur. Nitekim Uhud şehitleri için uygulama böyle olmuştur.

Fakat lüzumunda kabirdeki ölü çürüyüp toprak hâline geldiğinde başka birini o kabre defnetmek caizdir. Kemikleri duruyorsa, toplanıp bir köşeye yerleştirilir. Ara yere fasıla olsun diye toprak konulur. Ölünün çürüyüp çürümediği toprağın durumuna göre tespit edilir. Bir de arazi yapısını bilen insanların tecrübeleri bu konudaki kararda belirleyicidir. Standart bir zaman tespit edilip, “Şu kadar sene sonra çıkarılabilir” demek zordur.

Salgın hastalık, savaş, deprem, sel felâketi gibi durumlarda, cenaze sayısı çok olur da her cenaze için ayrı ayrı kabir kazmak güç hâle gelirse, o takdirde birden çok cenazeyi bir kabre koymak mekruh olmaz.

Buradan hareketle, içinde yaşadığımız Avrupa ülkelerinde Müslümanlar için tahsis edilen mezarlıklardaki duruma bakabiliriz. Zira bu ülkelerde genellikle cenazeler belli süreler dahilinde mezarlara konulmaktadır. O süre sona erdikten sonra o cenazenin kemikleri bir tarafa alınarak oraya yeni cenazeler konulmaktadır. Yukarda ifade edildiği gibi, İslam’a göre zorunluluk olmadıkça cenaze kabrinden çıkarılmaz. Burada da aslolan cenazenin çok ciddi bir zorunluluk olmadıkça kabirden çıkartılmaması ve başka bir yere nakledilmemesidir. Dolayısıyla süresiz olarak mezar yeri oluşturma konusunda yine atılması gereken adımlar Müslümanlar açısından bir gerekliliktir.

Bir Müslümanın Tabutla Defnedilmesi Mümkün Mü?

İslami cenaze defin prosedüründe aslında cenazeler direkt olarak kefenleri içinde toprağa konulur. Ancak cenazenin konacağı kabrin fiziki şartlarına göre durum farklı olabilir. İslam’da cenazenin zarar görmemesine büyük özen gösterilmelidir. Bunun için cenazenin defnedilmesi gereken yerin coğrafi/madeni şartlarına dikkat edilmelidir. Bulunulan yerde eğer cenazeye zarar verebilecek bir ortam var ise (rutubet, toprak yumuşaklığı), cenazenin daha olumlu şartlarda defnedilebileceği yere ulaşım zor veya mümkün değil ise, cenazenin yakın zamanda defnedilmesi gerektiği şartı göz önünde bulundurarak istisnai olarak tabutla da gömülebilir. Hatta bu hâlde, tabutun mermerden, demirden yapılmış olması da câizdir.
Fakat böyle bir durum söz konusu değilse tabutla defin mekruhtur.

Cenaze tabutla mezara konulacaksa, imkân varsa sandığın içine bir miktar toprak konularak, yine imkân varsa sağ tarafına yatırılarak yüzünün kıbleye yöneltilmesi güzel olur. Çünkü ölünün cesedinin tahtaya değmesinden, toprağa değmesi daha evladır.

Ölümden Sonraki Bekleme Süresi

İslami definle ilgili önemli sorulardan biri de ölümden sonraki bekleme süresidir. Örneğin Almanya’da ölümden 48 saat geçmeden cenaze defni mümkün değildir. Müslümanlar ise “en hızlı” şekilde cenazeyi defnetmek istemektedirler. Peki bu tarz düzenlemeler sorun oluşturur mu?
İslam’da aslolan, cenazenin defninde acele etmektir. Hz. Ebu Hüreyre’den (ra.) rivayet edilen hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Cenazede hızlı davranınız! Şayet cenaze salih bir insan idi ise bu hayırdır ve bir an önce yerine ulaştırmış olursunuz. Eğer salih değilse bu şerdir ve bir an önce omuzlarınızdan onu indirmiş olursunuz.” Bu sebepledir ki, cenaze bir an önce defnedilmelidir.

Fakat otopsi veya başka resmi prosedür olacaksa o süre içinde cenaze morg veya bir başka yerde tutulabilir. Bunun da zamanı bu prosedürün tamamlanması kadardır. Ayrıca cenaze ülkeler arası nakille defnedilecekse o takdirde de cenazenin geç defnedilmesinde zorunlu olarak bir sıkıntı söz konusu olmaz. Allah en iyisini bilir.

©Shutterstock.com/mezar_mezarlık_dua

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar