Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep eden protestolar giderek büyüyor. Başkent Tiran’da 13 Ekim’de öğrencilerin öncülüğünde yeniden başlayan son gösteriler, güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından ülkenin farklı şehirlerine yayıldı. Eğitim Bakanlığı, bankalar ve çeşitli kamu kurumlarının hedef alındığı eylemlerde yüzlerce kişi yaralandı. 17 Ekim’deki çatışmalarda ise Yüksek Mahkeme binasının bir bölümü alev aldı.
Protestoların arka planında yalnızca eğitim sistemine ilişkin sorunlar bulunmuyor. Mayıs ayından bu yana ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı lüks turizm projelerine karşı düzenlenen gösteriler, zamanla hükûmetin ekonomi politikalarını, yolsuzluk iddialarını ve ülkedeki siyasi düzeni hedef alan daha geniş bir harekete dönüştü.
Öğrenci Protestoları Ülke Geneline Yayıldı
Reuters’ın haberine göre, 13 Ekim’de başlayan kitlesel öğrenci gösterileri, üniversitelerdeki yetersiz koşullar, yüksek öğrenim ücretleri ve mezuniyet sonrasında iş bulma güçlüklerine yönelik tepkilerle büyüdü. Eğitim Bakanlığı önünde toplanan öğrenciler, hükûmeti uzun süredir taleplerini görmezden gelmekle suçladı.
İlk günlerde Tiran’da yoğunlaşan gösteriler, kısa sürede Lezha, Elbasan, İşkodra ve Görice gibi şehirlere yayıldı. Öğrencilerin yanı sıra çeşitli meslek grupları ve hükûmet karşıtı göstericiler de eylemlere katıldı. Protestolar sırasında Reuters’a konuşan 19 yaşındaki Klea, aylardır barışçıl gösteriler düzenlemelerine rağmen taleplerinin karşılanmadığını belirtti. Benzer şekilde 22 yaşındaki tıp öğrencisi Juri Taullahu, 13 yıllık Edi Rama iktidarını yolsuzluk ve yerine getirilmeyen vaatlerle eleştirdi.
Al Jazeera’ya konuşan Arnavutluk Siyasi Araştırmalar Enstitüsünden siyaset bilimci Prof. Afrim Krasniqi’ye göre öğrenciler yaklaşık üç aydır barışçıl eylemler düzenliyordu. Krasniqi, hükûmetin bu süreçte öğrencilerle gerçek bir diyalog kurmak yerine öğrencilerin taleplerini itibarsızlaştırmaya çalıştığını ifade ediyor. Yaşanan son gelişmeleri ise biriken toplumsal hoşnutsuzluğun dışa vurumu olarak değerlendiriyor.
Arnavutluk’ta öğrencilerin öncülüğündeki kitlesel gösterilerin geçmişi de bulunuyor. 2018’de eğitim maliyetlerine karşı başlayan protestolar, Rama’yı sekiz bakanın değiştirildiği bir kabine revizyonuna ve üniversitelere yönelik reform paketi açıklamaya zorlamıştı. Tiran Avrupa Üniversitesinden akademisyen Fitimtar Zekthi de 2025’te yayımlanan araştırmasında, 2018-2019 protestolarının hükûmet politikalarını kısmen değiştirdiğini ancak kalıcı kurumsal reformların sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da protestolara müdahale eden çevik kuvvet ekipleri ile göstericiler karşı karşıya geldi. | Fotoğraf: Olsi Shehu – AA.
Yüksek Mahkeme Binasında Yangın Çıktı
Gösteriler 17 Ekim’de en şiddetli günlerinden birini yaşadı. Tiran’ın merkezinde polis barikatlarını aşmaya çalışan bazı göstericiler taş, havai fişek ve molotof kokteyli kullanırken güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahalede bulundu. Arnavutluk Merkez Bankasının binalarından birinin girişinde yangın çıktı. Molotofkokteyllerinin hedefi olan Yüksek Mahkemenin zemin katındaki ofislerde de alevler yükseldi. İtfaiyenin müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı.
Euronews’un haberine göre, yalnızca 17 Ekim’deki çatışmalarda 65 kişi yaralandı, 12 kişi hastaneye kaldırıldı. Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre 13-17 Ekim tarihleri arasında toplam 272 kişi yaralandı; bunların 169’unu polisler oluşturdu. Açıklama yapıldığı sırada 12 kişinin hastanedeki tedavisi sürüyordu.
18 Ekim Pazar günü de çatışmalar devam etti. Tiran’da bir polis merkezi ile İçişleri Bakanlığının girişinde yangın çıkarken iktidardaki Sosyalist Partinin genel merkezinin camları kırıldı. Aynı gün 19’u polis, dördü gösterici, dördü olay yerinden geçen vatandaş ve biri gazeteci olmak üzere 28 kişi daha yaralandı.
Polisin müdahalesi de tartışma yarattı. Reuters’ın yayımladığı görüntülerinde, güvenlik güçlerinin göstericilere doğru plastik mermi olduğu değerlendirilen mühimmat kullandığı görüldü. Polis Genel Müdürü Skender Hita, müdahalelerde orantılılık ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle yedi polis memurunun görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.
Protestolar sırasında gözaltına alınanların sayısı bini aştı. 17 Ekim’de Polis Genel Müdürü Skender Hita, 1.067 kişinin gözaltına alındığını ve 388 kişi hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı.
Kushner’in Lüks Ada Projesine Yönelik Tepki Hükûmet Karşıtı Protestolara Dönüştü
Ülkedeki protesto dalgası, mayıs ayı sonunda Arnavutluk’un güneyindeki Zvërnec bölgesinde başladı. Göstericiler, Jared Kushner ve eşi Ivanka Trump ile bağlantılı yatırım planlarının Sazan Adası ve Vjosa-Narta kıyılarındaki doğal yaşam alanlarını tehdit ettiğini savunuyordu.
Koruma altındaki sulak alanları, flamingoları ve diğer kuş türlerini barındıran bölgede planlanan lüks turizm yatırımları, çevresel kaygıların yanı sıra arazi mülkiyeti ve yabancı yatırımcılara tanınan ayrıcalıklar nedeniyle de tartışma yarattı. Pembe flamingo figürleri zamanla hareketin sembolü hâline geldi. Protestolar da “Flamingo Devrimi” adıyla anılmaya başlandı.
Hükûmetin milyarlarca dolarlık yatırımlarla turizmi geliştirmeyi hedeflediği Sazan Adası ve Vjosa-Narta kıyılarındaki projeler, göstericiler tarafından doğal alanların zengin yatırımcılara açılması olarak değerlendiriliyor. Bölge sakinleri, atalarından kalan bazı arazilerin usulsüz biçimde el değiştirdiğini de iddia ediyor. Reuters’ın araştırmasına göre, Kushner’in söz konusu arazi işlemlerinde herhangi bir usulsüzlüğe karıştığına dair kanıt bulunamasa da yatırımın planlandığı arazilerden bazılarının mülkiyeti konusunda hukuki anlaşmazlıklar bulunuyor.
Proje, Arnavutluk’un yolsuzlukla mücadele kurumlarının da gündeminde. Al Jazeera‘nin Balkanlar ofisinin haberine göre, Özel Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı (SPAK), arazi mülkiyetindeki değişiklikler, olası kara para aklama faaliyetleri ve yatırımın izin süreçleri hakkında soruşturma yürütüyor. Tartışmaların geçmişi ise 2024’e uzanıyor. Arnavutluk parlamentosu o yıl koruma altındaki bazı alanlarda turizm yatırımlarına izin veren yasal değişiklikleri kabul etmişti.
Polonya merkezli Doğu Araştırmaları Merkezinden (OSW) Michał Kucharski ise Haziran 2026’daki önceki proteto dalgasına dair yaptığı analizde, çevre protestolarının giderek Arnavutluk’un ekonomik modeline yönelik bir itiraza dönüştüğünü belirtiyor. Kucharski’ye göre göstericiler, siyasi elitlerle bağlantılı yatırımcıların ekonomik kaynaklar üzerindeki etkisini ve turizme aşırı bağımlılığı sorguluyor. Yaklaşık 2,8 milyon nüfuslu Arnavutluk yılda 12 milyondan fazla turist ağırlıyor. Protestocular ise büyüyen sektörün ekonomik getirilerinin toplumun geniş kesimlerine yeterince yansımadığını savunuyor.

Başbakan Edi Rama’nın istifasının talep edildiği hükûmet karşıtı protestolarda kamu binaları da hedef alındı. | Fotoğraf: Olsi Shehu – AA.
Başbakan Rama İstifa Çağrılarını Reddediyor
2013’ten bu yana iktidarda bulunan ve 2025 seçimlerinde dördüncü dönemini kazanan Edi Rama ise göstericilerin istifa çağrılarını reddediyor. Deutsche Welle’nin aktardığına göre, Rama, protestoların hükûmetini değil, ülkenin Avrupa Birliği üyeliği hedefini tehdit ettiğini savundu. Gösterilerin arkasında dış güçlerin bulunduğunu da ileri sürdü. Ama bu iddiasını destekleyen somut bir kanıt sunmadı.
Rama, hükûmetlerin şiddet yoluyla değil demokratik seçimlerle değiştirilebileceğini belirterek öğrencileri görüşmeye davet etti. Polis ise göstericilerin kamu kurumlarına saldırılarının kabul edilemeyeceğini açıkladı. Avrupa Komisyonu, Tiran ve diğer şehirlerdeki şiddet olaylarını kınarken güvenlik güçlerinin müdahalesinin orantılı olması gerektiğini vurguladı. Komisyon, barışçıl protesto hakkının korunmasını ve toplumsal sorunların diyalog yoluyla çözülmesini istedi.
Arnavutluk’un AB üyelik süreci de tartışmaların merkezinde. Freedom House’un 2026 raporu, ülkede yolsuzluk ve rüşvetin önemli sorunlar olmaya devam ettiğini belirtiyor. Kuruluş, Arnavutluk’u 100 üzerinden 69 puanla “kısmen özgür” ülkeler arasında sınıflandırıyor.
Protestolar Arnavutluk Siyasetini Değiştirebilir mi?
Gösterilere yönelik destek, iktidar partisi içindeki bazı isimlere de uzanmış durumda. Reuters’a konuşan 25 yaşındaki milletvekili Marjana Koceku, Rama’nın Sosyalist Partisinden ayrılarak bağımsız milletvekili oldu ve protestolara katıldı. Koceku, ülkenin mevcut siyasi elitler tarafından yanlış politikalarla yönetildiğini savunuyor.
Muhalefetteki Demokrat Parti de gösterilere destek veriyor. Fakat protestocuların bir bölümü yalnızca Rama hükûmetini değil, uzun yıllardır Arnavutluk siyasetini şekillendiren muhalefet liderlerini de eleştiriyor. OSW’nin analizine göre ana muhalefet lideri ve eski Başbakan Sali Berisha da tartışmalı turizm yatırımını destekliyor. Bu nedenle protestocuların siyasi elitlere yönelik tepkisi iktidarla sınırlı kalmıyor. Al Jazeera’ya konuşan siyaset bilimci Sokol Lleshi, kalıcı değişimin yalnızca öğrenci hareketiyle değil, farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelmesiyle mümkün olabileceği görüşünde. Lleshi’ye göre iktidar çevrelerinden yaşanabilecek kopuşlar, toplumsal hoşnutsuzluğun siyasi değişime dönüşmesinde önemli rol oynayabilir.
BBC’ye değerlendirmelerde bulunan siyaset analisti ve akademisyen Lutfi Dervishi ise Rama’nın gücü kendi elinde toplamasının mevcut krizde aleyhine işlediğini belirtiyor. Dervishi’ye göre vatandaşların sorunlarından doğrudan başbakanı sorumlu tutmasının nedenlerinden biri de bu yönetim anlayışı. Al Jazeera’ya konuşan Arnavut gazeteci Lindita Karadaku da 19 Ekim itibarıyla tarafların geri adım atmaya yanaşmadığını, protestoların ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu ifade ediyor.
Rama’nın Sosyalist Partisi parlamentodaki çoğunluğunu koruyor ve olağan seçimlerin 2029’da yapılması öngörülüyor. Fakat aylardır devam eden gösterilerin öğrenci hareketiyle genişlemesi, ülkedeki siyasi gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Kushner’in tartışmalı yatırımlarıyla başlayan protestolar artık eğitimden işsizliğe, yolsuzluktan siyasi temsil sorununa kadar çok daha geniş bir gündeme sahip. (P)










