Almanya’da aşırı sağ parti Almanya için Alternatif (AfD) yönetici ve üyelerine ait olduğu belirtilen yaklaşık 421 bin e-postanın internette yayımlanması, parti içindeki ırkçı ve antisemitik söylemler ile bağış işlemlerine ilişkin iddiaları tartışmaya açtı. Siber saldırıyı doğrulayan AfD, içeriklerin bağlamından koparıldığını savunurken bazı milletvekilleri yazışmaların olası bir yasaklama başvurusu için incelenmesini istiyor.
Yüz Binlerce E-posta ve Belge İnceleniyor
AfD’nin açıklamasına göre saldırı, Eylül 2026’nın sonlarında partinin kullandığı bir barındırma hizmeti sağlayıcısına yönelik gerçekleştirildi. Parti, bazı e-posta hesaplarının içeriklerinin hukuka aykırı biçimde kopyalandığını ve saldırının kısa sürede tespit edilerek durdurulduğunu bildirdi.
Parti yönetimi, etkilenen hesapların çoğunun yıllardır kullanılmadığını ve federal teşkilatın güncel hesaplarının saldırıdan etkilenmediğini savunuyor. Buna karşılık siber güvenlik uzmanı Mirko Ross, materyaller arasında 2026 yılına ait yazışmalar bulunduğunu belirterek verilerin yalnızca eski mesajlardan oluşmadığına dikkat çekti.
Kamu yayıncısı ZDF’nin haberine göre, arşiv 50 binden fazla ek belge içeriyor ve yaklaşık 300 gigabayt büyüklüğünde. Materyalin tamamının doğrulanması ve değerlendirilmesi sürüyor.
Sızdırılan dosyalar arasında banka hesap dökümleri, bağış bilgileri, faturalar, üyelik başvuruları, yerel teşkilatların üye listeleri ve kişisel belgeler bulunuyor. Arşiv ayrıca toplantı tutanaklarını, sesli mesajları ve parti içi disiplin süreçleriyle ilgili yazışmaları kapsıyor.
Nazi Göndermeleri, İhraç Dosyaları ve Bağış Yazışmaları
ZDF frontal, arşivi Organize Suç ve Yolsuzluk Araştırma Projesi (OCCRP) ağının teknik desteğiyle inceliyor. İlk bulgular arasında Alice Weidel’in 2017’deki bağış tartışmasıyla ve AfD milletvekili Matthias Helferich’in aşırı sağcı ifadeleriyle bağlantılı yazışmalar yer alıyor. Helferich, 2017’deki sohbet mesajlarında kendisini “nasyonal sosyalizmin dostane yüzü” olarak tanımlamış, sonradan bu ifadeyi ironik anlamda kullandığını savunmuştu.
taz’ın aktardığı örnekler arasında ise “Heil Hitler” ifadeli bir Noel kartı nedeniyle istifa etmek zorunda kalan yerel yöneticiyle ilgili yazışmalar bulunuyor. Başka bir dosya, Holokost’u inkâr ettiği ve Hitler’i yücelttiği ileri sürülen bir yerel yönetici hakkındaki ihraç sürecini konu alıyor. Mecklenburg-Vorpommern’den bir eyalet milletvekilinin Telegram kanalındaki antisemitik paylaşımlara nasıl karşılık verileceğine ilişkin parti içi görüşmeler de haberleştirilen içerikler arasında.
Bu yazışmalar, aşırı sağcı davranışlara ilişkin şikâyetlerin parti içinde nasıl ele alındığına da ışık tutuyor. taz’ın 23 Ekim tarihli incelemesine göre, arşivde Helferich’in ihraç sürecinin belgeleri de bulunuyor. Kuzey Ren-Vestfalya eyalet teşkilatının parti hakem heyetinin verdiği ihraç kararı, yaz aylarında federal parti hakem heyeti tarafından kaldırılmıştı.
Bağışlarla ilgili yazışmalarda da tartışmalı öneriler yer alıyor. taz’ın haberine göre bir AfD milletvekili, Weidel’e İsviçre’den gelen bir bağışın açıklama yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla borç olarak kaydedilmesini tavsiye etmişti. Haberde bu önerinin uygulandığına ilişkin bir tespit yer almıyor.
ZDF, bazı mesajların parti üyelerinden ziyade destekçilerinden gelmiş olabileceğini de belirtiyor. Bu nedenle mesajların yazarlarının, muhataplarının ve yazıldıkları bağlamın ayrı ayrı belirlenmesi gerekiyor.
AfD: “Demokrasiye Yönelik Bir Saldırı”
AfD, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada olayı yasa dışı ve cezai açıdan soruşturulması gereken bir eylem olarak nitelendirdi. Parti, saldırının Almanya’nın siyasi partiler sistemini ve dolayısıyla demokrasiyi hedef aldığını savundu.
Parti yönetimi, çalınan belgelerin yapay zekâyla incelenirken bağlamın göz ardı edildiğini, değerlendirmelerin anahtar kelimeler üzerinden yapıldığını ileri sürdü. Kamuoyuna sunulan iddiaların içerikler incelendiğinde geçerliliğini yitirdiğini savunan AfD, saldırı ve verilerin yayımlanması nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
ZDF’nin 21 Ekim tarihli haberinde ise Berlin Savcılığının suç duyurusunun kendisine ulaştığını henüz doğrulamadığı belirtildi. Federal Bilgi Güvenliği Dairesi (BSI) de saldırının ardından AfD ile iletişim hâlinde olduğunu açıkladı.
İçeriklerin değerlendirilmesinde otomatik özetlerle orijinal yazışmalar arasındaki fark önem taşıyor. taz’a göre sızıntının yayımlandığı sitede yaklaşık 39 bin e-posta, görünüşe göre yapay zekâ yardımıyla özetlenerek önem derecelerine ayrıldı. Bu sınıflandırmalar, suç işlendiğine ilişkin adli tespitler niteliğinde değil.
Öte yandan taz, 23 Ekim tarihli incelemesinde kendi basın sorularının da arşivde bulunduğunu ve gerçek olaylarla örtüştüğünü bildirdi. Gazete, bazı bölümlerin doğrulanabildiğini aktarsa da veri setinin büyüklüğü nedeniyle incelemenin sürdüğünü belirtiyor.
Almanya’da siyasi partilere yönelik siber saldırıların başka örnekleri de bulunuyor. Heilbronn’daki CDU’nun ele geçirilen e-posta hesabından kısa süre önce binlerce oltalama mesajı gönderilmişti. CDU’nun federal teşkilatı Mayıs 2024’te, SPD genel merkezi ise 2022 sonu ile 2023 başında saldırıların hedefi olmuştu. Güvenlik birimleri, SPD’ye yönelik saldırıyı Rus askerî istihbarat servisi GRU tarafından yönlendirilen bir grupla ilişkilendirmişti.
Yazışmalar Yasaklama Başvurusuna Yeni Delil Sağlayabilir mi?
SPD milletvekili Carmen Wegge, sızdırılan e-postaların olası bir yasaklama başvurusu kapsamında incelenmesini istedi. Wegge’nin açıklamalarını aktaran habere göre, yazışmalar mevcut delilleri tamamlayabilecek ek bilgiler sağlayabilir. Wegge, federal hükûmet ile eyalet yönetimlerinin ortak bir çalışma grubu kurarak bulguları bir araya getirmesini ve başvuru koşullarını değerlendirmesini önerdi.
Federal Meclis Sol Parti Grubu Başkan Yardımcısı ve içişleri politikaları sözcüsü Clara Bünger ise yasaklama başvurusu için kamuya açık kaynaklarda zaten yeterli delil bulunduğunu savundu. Bünger, e-postaların bir davada kullanılması hâlinde Federal Anayasa Mahkemesinin bunların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar vereceğini belirtti. “Veri koruma, politikalarına karşı mücadele ettiğimiz kişiler için de geçerlidir.” diyen Bünger, başvurunun öncelikle AfD’nin kamuya açık söylem ve eylemlerine dayanması gerektiğini vurguladı.
Federal İçişleri Bakanlığı sözcüsü de Anayasayı Koruma Teşkilatının bu tür süreçlerde genel olarak mevcut tüm bulgulardan yararlanabileceğini açıkladı. Ancak Bakanlık, sızdırılan e-postaların somut olarak incelemeye alınıp alınmadığına veya partinin değerlendirilmesinde kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin bilgi vermedi.
Belgelerin olası bir yasaklama başvurusundaki ağırlığı, tek tek mesajların içeriğinin yanı sıra bunların partiyle nasıl ilişkilendirilebildiğine bağlı. taz’ın hukuk muhabiri Christian Rath’ın değerlendirmesine göre, ifadeleri kullanan kişilerin parti içindeki konumu, yöneticilerin bunlara nasıl karşılık verdiği ve disiplin süreçlerinin nasıl sonuçlandığı birlikte incelenmeli. Bu nedenle arşivin hukuki katkısı, yazışmaların ve bunlarla bağlantılı kararların bütünlüklü değerlendirilmesiyle netleşecek. (P)










