Avusturya’da yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte yürürlüğe giren ve 14 yaşından küçük kız çocuklarının okullarda başörtüsü takmasını yasaklayan düzenlemeye yönelik tepkiler büyüyor. Yasağın yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçerken, 9 Ekim Cuma günü ülkenin farklı eyaletlerinde protestolar düzenlendi. Başkent Viyana’da yüzlerce öğrenci sokaklara çıkarak yasağın kaldırılmasını talep etti.

Gösteriler, Avusturya Sosyal Demokrat Partisine (SPÖ) yakın Sosyalist Gençlik (SJ), Eleştirel Öğrenciler Hareketi (AKS), Kızıl Şahinler (Rote Falken), komünist gençlik örgütleri ve “Schule brennt” (Okul Yanıyor) girişiminin çağrısıyla gerçekleştirildi. Beş eyalette düzenlenen eylemlerde yalnızca başörtüsü yasağı değil, okullarda ırkçılık, cinsiyetçilik ve militarizasyon olarak nitelendirilen uygulamalar da protesto edildi.

Viyana’daki gösterilerde öğrenciler, kız çocuklarının ne giyeceklerine kendilerinin karar verebilmesi gerektiğini savundu. Başörtülü bir AKS temsilcisi yaptığı konuşmada, “Kız çocuklarını güçlendiren, onların yerine karar vermeyen okullar istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Gösterilerde eğitim için daha fazla kaynak ayrılması çağrısı yapılırken, bazı konuşmacılar yasağın kaldırılması için protestoların sürdürülmesini istedi.

Stres Altındayım ve Üzgünüm”

Yasağın yürürlüğe girmesiyle birlikte başörtülü öğrencilerin günlük yaşamlarında da önemli değişiklikler yaşanmaya başladı. Avusturya gazetesi Der Standard’a konuşan 11 yaşındaki Aysha, artık okula gitmek istemediğini belirterek, “Stres altındayım ve üzgünüm.” dedi. Yetişkinlerin çocukların görüşlerine saygı göstermemesini anlamadığını söyleyen Aysha, geçtiğimiz eğitim yılında okula başörtüsüyle gidebildiğini, ancak yeni düzenlemeyle birlikte bunun artık mümkün olmadığını anlattı.

Aysha, öğretmeninin kendisinden bütün sınıfın önünde başörtüsünü çıkarmasını istediğini belirtti. Ancak o sırada başörtüsü yerine saçlarını göstermeyen bir bere taktığını ifade eden öğrenci, öğretmeninin talebini reddettiğini söyledi. Aysha ve annesi, olayın ardından okul yönetimiyle görüşmek zorunda kaldı. Şimdiye kadar kendisine yönelik başka bir işlem yapılmadığını belirten Aysha, yasağın uygulanma biçiminden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Benzer bir deneyim yaşayan 11 yaşındaki Milana ise para cezasından kaçınmak amacıyla eylül ayının başında başörtüsünü şapkayla değiştirdiğini anlattı. Ailesinin ekonomik durumuna dikkat çeken Milana, “Cezayı ödeyecek kadar paramız yok.” ifadelerini kullandı. Okul müdürünün şapka takmasına izin verdiğini belirten Milana, buna rağmen yeni düzenlemenin kendisini olumsuz etkilediğini söyledi. Bir sınıf arkadaşının kendisinden başörtüsünü çıkarmasını istediğini anlatan öğrenci, “Onunla tartıştım, ardından eve gittim ve ağladım.” dedi.

Milana, daha önce beden eğitimi öğretmeninin herkesin kendisi için karar vermesi gerektiğini söylediğini hatırlatarak, “Ama ben başörtüm hakkında karar veremiyorum.” sözleriyle yaşadığı çelişkiyi dile getirdi.

13 yaşındaki Emina da eğitim müdürlüğüyle yapılan görüşmelerin ardından başörtüsü yerine kapüşon ve bere kullanmaya başladı. Emina, görüşmeler sırasında yetkililere İslami geleneklere uygun başörtüsünün nasıl kullanıldığını gösteren örnek fotoğraflar sunduklarını ve kapüşonun bu kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini açıkladıklarını anlattı. Ancak bu çözümden memnun olmadığını belirterek, “Tamamen farklı bir his ve benim için biraz da rahatsız edici ama başka seçeneğim yok.” dedi.

Bununla birlikte Eğitim Bakanlığına göre, başörtüsü yerine kullanılan alternatif başlıklar da dinî gerekçelerle takılmaları ve saçların görünmesini engellemeyi amaçlamaları hâlinde yasak kapsamında değerlendirilebiliyor. Dolayısıyla bere, şapka veya kapüşon kullanılması her durumda yasağa uygunluk anlamına gelmiyor.

Ailem Beni Başörtüsünü Takmaya Ya da Çıkarmaya Zorlamadı”

Yasağın gerekçesini anlamadığını söyleyen Emina, ailesinin kendisini başörtüsü takmaya zorlamadığını belirterek, “Ailem beni başörtüsünü takmaya ya da çıkarmaya zorlamadı. Şimdi bir yasanın veya öğretmenlerimin beni buna zorlamasını mantıksız buluyorum.” ifadelerini kullandı. Çevresinde de başörtüsü takmaya zorlanan herhangi bir kız çocuğu tanımadığını söyledi.

Öğrenciler, başörtüsünü yalnızca dinî nedenlerle tercih etmediklerini de vurguluyor. Küçük yaşta Kur’an okumaya başlamasının kendisini başörtüsü takmaya yönelttiğini anlatan Emina, aynı zamanda daha yetişkin görünmek istediğini belirterek, “Annem veya akrabalarım gibi görünmek istiyordum.” dedi. Aysha ise annesini başörtüsüyle özellikle güzel bulduğunu, çocukların annelerine özenerek makyaj yapmak istemesine benzer şekilde kendisinin de başörtüsü takmak istediğini anlattı. 

Üç öğrenci de başörtüsü takmaya kendi istekleriyle başladıklarını ve yeni eğitim yılına kadar bu nedenle olumsuz bir deneyim yaşamadıklarını ifade etti. Ancak yasağın yürürlüğe girmesiyle durumun değiştiğini belirten Emina, sonbaharda sınıf değiştirme kararında başörtüsü yasağının da etkili olduğunu söyledi.

Yasağa Uymayan Ailelere 800 Avroya Kadar Para Cezası

Yeni düzenlemeye göre, 14 yaşından küçük kız çocuklarının okullarda “İslami geleneklere uygun biçimde” başlarını örtmeleri yasak. Hükûmet, düzenlemenin çocukları dışarıdan gelebilecek baskılardan korumayı, kız çocuklarının öz belirleme hakkını, eşitliğini ve toplumsal görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçladığını savunuyor.

Yasağa aykırı davranılması durumunda önce öğretmenler ve okul yönetimi velilerle görüşüyor. İhlalin sürmesi hâlinde dosya eğitim müdürlüğüne, ardından ilgili idari makamlara iletiliyor. Ailelere 150 ila 800 avro arasında para cezası uygulanabiliyor. Eğitim Bakanlığının verilerine göre, 1 Ekim itibarıyla ülke genelinde eğitim müdürlüklerinde 162 görüşme gerçekleştirildi ve 45 dosya idari makamlara iletildi. Daha güncel veriler, yalnızca Viyana’da 8 Ekim itibarıyla 210 görüşme yapıldığını ve 53 dosyanın para cezası sürecine taşındığını gösteriyor.

Eğitim Bakanı Christoph Wiederkehr (NEOS), uygulamadan memnun olduğunu belirterek, “Başörtüsü yasağının ihlaline ilişkin rakamlar, öğrencilerin ve velilerin büyük çoğunluğunun iş birliğine açık olduğunu ve yürürlüğe girmeden önce yapılan bilgilendirmelerin başarılı olduğunu gösteriyor.” dedi. Wiederkehr, velilerle gerçekleştirilen görüşmelerin büyük ölçüde olumlu sonuçlandığını, buna rağmen yasağın ihlal edilmeye devam edildiği durumlarda idari para cezalarının uygulandığını ifade etti.

Öğretmenler de Uygulamanın Yarattığı Çelişkilere Dikkat Çekiyor

Başörtüsü yasağı, öğrencilerin yanı sıra öğretmenleri de çeşitli güçlüklerle karşı karşıya bırakıyor. Viyana’da görev yapan bir öğretmen, Die Chefredaktion adlı yayın organına yaptığı açıklamada, düzenlemenin okullarda yarattığı çelişkilere ve uygulamada karşılaşılan sorunlara dikkat çekti. Öğretmen, özellikle başörtüsü takan kadın meslektaşlarının, kız öğrencilere başörtülerini çıkarmaları gerektiğini söylemek zorunda kalmasını dikkat çekici bulduğunu belirtti.

Yasağın farklı dinî gruplar açısından farklı sonuçlar doğurduğunu da ifade eden öğretmen, “Sih olan ve sarık takan bir öğrencim var. O bunu takabiliyor. Aynı yaştaki Müslüman bir kız öğrenci ise başörtüsü takamıyor. Bunu oldukça ilginç buluyorum.” dedi. Kendisinin de sınıfta başörtüsü takmaya devam eden bir kız öğrenciyi sınıf öğretmenine bildirmediğini anlatan eğitimci, buna rağmen yasağı uygulamanın öğretmenlerin mesleki yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Öğretmen, okulların yeni düzenlemeye hazırlıksız yakalandığını ve uygulamanın nasıl yürütüleceğine ilişkin sorumluluğun büyük ölçüde okul yönetimleri ile öğretmenlere bırakıldığını belirtti. Eğitim yılının başında öğretmenlere yasağın uygulanması yönünde talimat verildiğini söyleyen eğitimci, “Artık tartışılacak bir şey yoktu. Çünkü bakanlıktan bir talimat gelmişti ve okullar bunu uygulamak zorundaydı. Belki de uygulamayı doğru bulmayan okul müdürleri bile.” ifadelerini kullandı.

Okulların hâlihazırda personel ve kaynak yetersizliği gibi sorunlarla mücadele ettiğini belirten öğretmen, yeni düzenlemenin eğitimcilerin iş yükünü daha da artırdığını savundu. “Aslında okullarda başörtüsünden çok daha farklı sorunlarımız var.” diyen eğitimci, sürekli tasarruf tedbirlerinin uygulandığı bir ortamda yeni idari sorumlulukların öğretmenlerde yorgunluk yarattığını dile getirdi.

Çocukları Kendi Kararlarını Verebilecek Şekilde Yetiştirmek İstiyorum”

Yasağın uygulanmasında velilerle iletişim kurmanın da güçlükler yarattığını anlatan öğretmen, dil engellerinin ve bazı velilerin görüşmelere katılmak istememesinin süreci zorlaştırdığını söyledi. Başörtüsü konusunda yapılan görüşmelerin bir tartışma veya karşılıklı ikna sürecinden ziyade, mevcut yasal düzenlemenin açıklanmasıyla sınırlı kaldığını belirterek, “Kimseyi ikna edemeyiz. Sadece bunu uygulamak zorunda olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunun ötesi, son derece kişisel meselelerde insanlara ders vermek olur.” dedi.

Öğrencilerin de yasağa farklı şekillerde uyum sağlamaya çalıştığını aktaran öğretmen, bir kız öğrencinin başörtüsü yerine geniş bir saç bandı ve üzerine bağladığı bandana kullandığını anlattı. Eğitimci, sınıfta konuyla ilgili tartışmaların yoğunlaştığı anlarda öğrencilere, “Arkadaşlar, yarım metrekarelik bir kumaş parçasından bahsediyoruz.” dediğini belirtti. Başörtüsünün siyasi ve sembolik anlamlar taşıyabileceğini kabul eden öğretmen, sonuçta kişinin başına takıp takmamaya karar verdiği bir kumaş parçasından söz edildiğini ifade etti.

Eğitim anlayışının öğrencilerin kendi kararlarını verebilecek bireyler olarak yetişmesini esas aldığını vurgulayan öğretmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocukları kendi kararlarını verebilecek şekilde yetiştirmek istiyorum. Doğru bulduklarında başörtülerini çıkarabilmeliler. Ama takmak istediklerinde de buna tahammül edebilmeliyiz. Demokrasimiz budur.” Öğretmen, bu yaklaşım ile yasayı uygulama yükümlülüğü arasında bir çelişki yaşadığını belirterek, öğrencilere insanlık ve hoşgörü temelinde bir değerler sistemi kazandırmaya çalıştığını ifade etti.

Başörtüsü Yasağı Anayasa Mahkemesinin Gündeminde

Avusturya’da başörtüsü yasağı ilk kez uygulanmıyor. 2019/2020 eğitim yılında ilkokullarda yürürlüğe giren benzer düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından 2020 yılında iptal edilmişti. Mahkeme, yalnızca Müslümanları hedef alan düzenlemenin devletin dinî tarafsızlığı ilkesiyle bağdaşmadığına hükmetmişti. Yeni yasağa karşı da Anayasa Mahkemesine iki ayrı iptal başvurusu yapıldı. Mahkemenin düzenlemenin anayasaya uygunluğunu 2027 yılının ilk yarısında değerlendirmesi bekleniyor.

Protestolara katılan öğrenciler ise kararın daha erken çıkmasını umut ediyor. 11 yaşındaki Milana, “Bu yasanın ortadan kalkmasını istiyorum.” derken, 13 yaşındaki Emina, “Umarım yeni yılın başında, hatta daha önce değişir.” sözleriyle beklentisini dile getirdi. Böylece başörtüsü yasağına ilişkin tartışmalar, hükûmetin çocukları koruma gerekçesiyle savunduğu düzenlemenin, din ve vicdan özgürlüğü, eşitlik ve çocukların kendi kararlarını verme hakkıyla ne ölçüde bağdaştığı sorusu etrafında devam ediyor. (P)