Avrupa Birliği liderleri kısa süre önce Finlandiya’nın kuzeyindeki Rovaniemi kentinde bir araya geldi. Zirvenin ana gündemi, Arktik (Kuzey Kutbu) bölgesinin Avrupa güvenliği açısından giderek artan önemiydi. Toplantı, AB’nin güncellenmiş Arktik politikasını açıklamasına yaklaşık bir ay kala düzenlendi.
Birliğin 2021’den bu yana Arktik politikasında yapacağı ilk kapsamlı güncelleme olacak. Aradan geçen beş yılda bölgedeki jeopolitik dengeler önemli ölçüde değişti. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya karşı geniş çaplı işgalini başlatmasının ardından Arktik Konseyinin faaliyetleri de büyük ölçüde askıya alındı.
Rusya’nın Arktik’te Artan Askerî Varlığı Avrupa’yı Harekete Geçiriyor
O tarihe kadar diğer yedi Arktik ülkesi, Moskova ile doğrudan temas kurmak için Arktik Konseyini önemli bir platform olarak kullanıyordu. Konsey üzerinden çevrenin korunması, bölgesel kalkınma ve benzeri konularda bilgi paylaşımı yapılıyor, iş birliği sürdürülüyordu. Ama Rusya, takip eden yıllarda Arktik’teki askerî, ekonomik ve stratejik faaliyetlerini önemli ölçüde artırdı.
10 Eylül’de yayımlanan haberlere göre Birleşik Krallık, ABD ve Norveç’in 2026’nın başlarında gerçekleştirdiği ortak bir operasyon, Norveç’e bağlı uzak Svalbard takımadaları yakınlarında Rus gemilerinin yürüttüğü bir faaliyeti sekteye uğrattı. Söz konusu gemilerin, deniz altındaki kabloları devre dışı bırakmak üzere tasarlanmış bir silahın konuşlandırılmasını simüle ettiği bildirildi.
Rusya son yıllarda Arktik sularındaki NATO denizaltılarını tespit etmek amacıyla kablolar, sensörler ve sonarlardan oluşan bir su altı gözetleme ağı da kurdu. Rusya’nın nükleer savunmasında kritik rol oynayan Kuzey Filosu ise Norveç sınırına yakın Kola Yarımadası’nda konuşlu bulunuyor.
Moskova aynı zamanda bölgedeki enerji faaliyetlerini de genişletiyor. Rusya’nın devlet kontrolündeki enerji şirketi Rosneft, ülkenin petrol üretimini artırmayı hedefleyen dev Vostok Oil projesini ilerletmeyi sürdürüyor. Rusya kısa süre önce bu projeden ticari ölçekte petrol ihracatına da başladı.
Rus petrolünün önemli bir bölümü, yaptırım altındaki tankerlerden oluşan ve Rusya Arktiği’nden faaliyet gösteren “gölge filo” aracılığıyla ihraç ediliyor. Bu filo 2022’den bu yana hızla büyüdü. Filodaki bazı gemilerin Avrupa sularında casusluk ve sabotaj faaliyetlerinde bulunduğundan da şüpheleniliyor.
Avrupa Arktik’te Gözetleme Kapasitesini Artırmak İstiyor
Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, Rovaniemi’de bir araya gelen liderlere yaptığı konuşmada, “Rusya, Avrupa Arktiği açısından en büyük tehdit” dedi. Orpo, AB’den “somut adımlar” beklendiğini de vurguladı. Ancak bu adımların ne şekilde hayata geçirileceği hâlâ temel tartışma konularından biri.
Bu noktada iki ana öncelik öne çıkıyor. Bunlardan ilki, Avrupa’nın Rusya’nın Arktik’teki faaliyetlerini izleme ve gerektiğinde bunlara karşılık verme kapasitesini artırması. Arktik’in kuzey kesimlerinde istihbarat toplamak, gözetleme yapmak ve keşif faaliyetleri yürütmek hâlâ oldukça zor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, yüksek enlemlerde uydu iletişiminde yaşanan kapsama sorunları.
Norveç ve Rusya’nın kuzeyinde bulunan Barents Denizi de GPS sinyallerinin karıştırıldığı bölgelerin başında geliyor. Bölgede ayrıca “spoofing” olarak bilinen ve gemi ya da uçakların gerçek konumlarını gizlemek için sahte navigasyon verileri yayımlamasına dayanan yöntem de sıkça kullanılıyor. Bu faaliyetler hem deniz hem de hava ulaşımı açısından ciddi güvenlik riskleri yaratıyor.
NATO, Arktik bölgesindeki uydu kapsamasını geliştirmek amacıyla hâlihazırda iki ayrı sisteme yatırım yapıyor. Bunlardan biri Alliance Persistence Surveillance from Space programı, diğeri ise Northlink. Her iki proje de hem ticari hem de kamuya ait uzay altyapısından yararlanıyor. Buna rağmen Avrupa’nın Arktik sularını daha etkili biçimde izleyebilmesi için daha geniş sensör ağlarına ve insansız sistemlere yatırım yapması gerektiği yönündeki görüş giderek güçleniyor.
İkinci öncelik ise AB ülkelerinin Arktik’teki fiziksel varlığını artırmak. AB üyesi olmayan ancak NATO içinde yer alan Birleşik Krallık, bölgedeki önemli ortaklardan İzlanda ve Norveç ile hâlihazırda yakın iş birliği yürütüyor. Sadece Norveç’in kuzeyindeki Camp Viking üssünde 1.500 İngiliz Kraliyet Deniz Piyadesi görev yapıyor.
Rovaniemi’deki toplantıda Finlandiya Başbakanı Orpo, AB’nin bir Avrupa buz kırıcı filosunun kurulmasını finanse etmesini önerdi. Buz kırıcı gemiler, Arktik’in büyük bölümüne ulaşmak ve bölgedeki sularda hareket edebilmek açısından vazgeçilmez araçlar arasında yer alıyor. Bu konuda Finlandiya’nın özel bir konumu bulunuyor. Dünyadaki buz kırıcı gemilerin yaklaşık yüzde 80’i Finlandiyalı şirketler tarafından tasarlanırken, yüzde 60’tan fazlası Finlandiya’daki tersanelerde inşa ediliyor.
Eriyen Buzullar Arktik Ticaret Rotalarının Önemini Artırıyor
Avrupa’nın Rusya’dan kaynaklanan güvenlik tehditlerine karşı kendisini koruma isteği, AB’nin Arktik’te daha güçlü bir varlık göstermeye çalışmasının en önemli nedenlerinden biri. Ama bölgedeki hareketliliğin tek nedeni güvenlik değil. AB liderleri Arktik’in aynı zamanda büyük bir çevresel dönüşümden geçtiğinin de farkında. Bu değişim, önümüzdeki yıllarda bölgedeki faaliyetlerin yalnızca askerî caydırıcılıkla sınırlı kalmayacağı anlamına geliyor.
Küresel sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte deniz buzlarının erimesi, Arktik’te yeni deniz yollarının daha uzun süre kullanılabilmesini mümkün hâle getiriyor. Aynı dönemde Kızıldeniz çevresi gibi geleneksel ticaret rotalarının giderek daha riskli hâle gelmesi de Avrupa ile Asya arasındaki ticarette Arktik güzergâhlarına yönelik ilgiyi artırıyor.
Çin ve Güney Kore’ye ait gemiler, yaz aylarında bu rotayı kullanarak şimdiden geçişler gerçekleştirmiş durumda. Önümüzdeki dönemde AB’nin ham madde ve enerji stratejisi de giderek daha fazla Avrupa Arktiği’ne bağlı olacak. Bu durum, Birliğin 21 Eylül’de Arktik’te yeni petrol ve doğal gaz sondajlarına yönelik yasağını sürdüreceğini açıklamasına rağmen geçerli. Nordik bölgesi demir, bakır, kobalt, nikel ve nadir toprak elementleri açısından büyük rezervlere sahip.
Arktik’in Ham Maddeleri AB’nin Stratejik Bağımsızlık Planında
AB, stratejik ham madde ihtiyacının yüzde 10’unu 2030 yılına kadar kendi sınırları içindeki kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Bu nedenle İsveç ve Finlandiya gibi Avrupa’nın Arktik ülkelerinde yürütülecek madencilik faaliyetleri, Birliğin dışa bağımlılığını azaltma ve stratejik bağımsızlığını güçlendirme hedefi açısından giderek daha önemli hâle geliyor.
Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan ve önemli doğal kaynaklara sahip Grönland’la ilişkilerin geliştirilmesi de bu politikanın bir başka ayağını oluşturuyor. Grönland kısa süre önce ABD ile Washington’a bölgede iki askerî üs kurma imkânı sağlayan bir anlaşma imzaladı.
AB ise 2026 ve 2027 yılları için Grönland’a toplam 200 milyon avroluk, yani yaklaşık 171 milyon sterlinlik bir yatırım paketi ayırdı. Bu kaynağın temiz enerji projelerini ve kritik ham maddelerin çıkarılmasını desteklemek için kullanılması planlanıyor.
Eylül ayında Grönland’ı ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu finansmanın “yeni fırsatlar yaratacağını” söyledi. AB’nin beklentisi, önümüzdeki dönemde bölgedeki doğal kaynak projelerine yüz milyonlarca avroluk yeni yatırımların da gelmesi. Arktik giderek daha belirgin bir jeopolitik rekabet alanına dönüşüyor. Avrupa Birliği liderleri de bu yeni güç mücadelesinde geride kalmamak için bölgedeki varlıklarını güçlendirmeye çalışıyor.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 29 Eylül’de The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.






