İtalya’da okula giderken yıllarca aynı sözleri duydum: “Özgürlüğün değerini bil. Farklı olana saygı duy. Irkçılığa karşı çık. Zorbalığın yanlış olduğunu unutma. Siber zorbalığın da en az fiziksel zorbalık kadar zarar verebileceğini bil.”

İtalya’da doğup büyümüş bir öğrenci olarak bunları yalnızca ders kitaplarından öğrenmedim. İlkokuldan liseye kadar öğretmenlerimiz bu konulardan bahsetti; okul programlarında, duvarlardaki afişlerde özgürlük, eşitlik ve ayrımcılığa karşı durmak anlatıldı.

Bugün üniversitenin ikinci sınıfında okuyan başörtülü bir öğrenci olarak kendi okul yıllarımla bugünün eğitim politikalarını karşılaştırdığımda içimden şu cümle geçiyor: “Bir şeyler ters gitmiş sanki.” Farklılıklarla birlikte yaşamayı daha iyi öğrenmek yerine geriye doğru adım atıyor gibiyiz. Beni böyle düşündüren, İtalya’da okullarda burka ve peçe kullanımını yasaklayan yeni düzenleme.

Meloni Hükûmetinin Getirdiği Yasak Neyi Kapsıyor?

30 Eylül’de yayımlanan ve 1 Ekim 2026’da yürürlüğe giren 170 sayılı kanun hükmünde kararname, okulların müfredat içi ve dışı faaliyetlerine yüzü kapalı veya yüzün tanınmasını engelleyecek biçimde katılmayı yasaklıyor. Düzenlemede, belgelenmiş sağlık gerekçeleri ile öğretim ve eğitim faaliyetlerinden kaynaklanan nedenler istisna tutuluyor. Kurala aykırılık hâlinde 200 ila 1.000 avro arasında idari para cezası öngörülüyor. İhlali gerçekleştiren kişi çocuksa ceza, ebeveyn sorumluluğunu taşıyan kişiye uygulanıyor.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Düzenleme başörtüsünü değil, yüzü kapatan burka ve peçe gibi örtüleri kapsıyor. Dolayısıyla benim gibi başörtülü bir öğrencinin okula gitmesini yasaklayan bir düzenlemeden söz etmiyoruz. Ancak bu ayrım, tartışmanın benim için taşıdığı önemi ortadan kaldırmıyor. Çünkü meselenin merkezinde yine aynı soru bulunuyor: Devlet, bireyin dinî inancı doğrultusunda giyinmesine hangi noktaya kadar müdahale edebilir?

Hükûmetin yaklaşımı ise farklı. Başbakan Giorgia Meloni, düzenlemeyi “kurallardan vazgeçmeden bütünleştiren” bir okul anlayışının parçası olarak savunuyor. Hükûmete göre amaç, öğrencilerin ortak bir eğitim ortamında eşit fırsatlara sahip olması ve entegrasyonun güçlendirilmesi.

Fakat tam da burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Bu yasak, İtalyan okullarında ne ölçüde karşılaşılan bir soruna yanıt veriyor?

Okulların Asıl İhtiyacı Ne?

La Stampa gazetesinin 22 Eylül tarihli haberinde, Torino’nun kültürel çeşitliliği yüksek okullarından Gabelli’deki gündelik hayata bakılıyor. Haberde, okul çıkışında bazı annelerin peçe taktığı, ancak hiçbir kız öğrencinin yüzünün kapalı olmadığı aktarılıyor. Bir öğretmen de yüzünü kapatan bir öğrencisinin hiç olmadığını belirtiyor.

Elbette tek bir okuldan hareketle ülke genelindeki duruma ilişkin kesin bir sonuca varılamaz. Ancak bu örnek, tartışmanın büyüklüğü ile okullarda karşılaşılan somut ihtiyaçlar arasındaki ilişkiyi sorgulamayı gerektiriyor. Okullarda ne kadar yaygın olduğu açıklığa kavuşturulmadan, yüzü kapatan örtüler neden siyasi gündemde böylesine geniş yer kaplıyor?

Üstelik aynı dönemde okulların çözülmeyi bekleyen pek çok somut sorunu var: Binaların bakımı, tuvaletlerin yenilenmesi, güvenlik, yeterli öğretmen ve özel eğitim desteği, öğrencilerin sağlıklı koşullarda eğitim alabilmesi.

Roma ve çevresindeki okul binalarının yenilenmesi ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi için 2026’da açıklanan 8 milyon avroluk ek kaynak da bu ihtiyaçların somut örneklerinden biri. Okulların fiziksel koşulları ve eğitim imkânları iyileştirilmeyi beklerken, siyasi tartışmanın merkezine hangi meselelerin yerleştirildiği önem taşıyor.

Dolayısıyla tartışma yalnızca “Burka yasaklanmalı mı, yasaklanmamalı mı?” sorusundan ibaret değil. Okulların öncelikle neye ihtiyaç duyduğunu da sormamız gerekiyor.

Muhalefetten gelen eleştirilerde de bu öncelik meselesi öne çıkıyor. Beş Yıldız Hareketi Milletvekili Chiara Appendino, parlamentodaki konuşmasında, hayat pahalılığı artarken hükûmetin burka ve yabancı öğrencilerle ilgili düzenlemeleri acil gündem hâline getirmesini sorguladı. Hükûmeti, eğitim ve sağlık gibi alanlarda yanıt bekleyen sorunlar yerine bu başlıklara öncelik vermekle eleştirdi.

Bu eleştiri, tartışmanın siyasi boyutunu da gösteriyor. Öğrencilerin sabun, tuvalet kâğıdı, güvenli bir bina ve yeterli öğretmen gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması beklenirken, yüzü kapalı bir öğrencinin bulunup bulunmadığına ayrılan siyasi enerjiyi sorgulamak gerekmez mi?

İtalya’da Farklılıklara Saygının Sınavı

Çocukken bize öğretilen özgürlük, farklılıklara saygı ve zorbalığa karşı durma ilkeleri tam da böyle zamanlarda anlam kazanıyor. Farklı olanla karşılaşmadığımızda özgürlüğü savunmak kolay. Asıl sınav, bize yabancı gelen bir tercihle karşılaştığımızda başlıyor.

Benim için mesele bu nedenle burkanın kendisinden daha büyük. Yıllarca “Farklı olana saygı duy.” diyen bir eğitim sisteminin, bugün hangi farklılıkların kabul edilebilir olduğuna karar vermesini sorguluyorum. Okulda öğrendiğimiz ilkelerin, tartışmalı bulduğumuz tercihler karşısında da bir karşılığı olması gerekmiyor mu?

Devletin güvenliği sağlama, okullarda düzeni koruma ve öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına alma sorumluluğu elbette var. Fakat bireyin hayatına müdahale ederken bu yetkinin sınırlarını gözetme sorumluluğu da var. Bir müdahalenin hangi somut ihtiyaca yanıt verdiği ve ne ölçüde gerekli olduğu soruları, yalnızca güvenlik ya da entegrasyon denilerek geçiştirilemez.

Çünkü bugün tartışılan kıyafetin ardında, insanın kendisini nasıl ifade edebileceğine ne ölçüde karar verebildiği sorusu bulunuyor. Ben de okul duvarlarında gördüğüm o cümleye dönüyorum: “Farklı olana saygı duy.” Belki bugün, bize yıllarca öğretilen bu sözün ne anlama geldiğini daha dikkatli düşünmemiz gerekiyor.

Özgürlük, herkes bizim gibi düşündüğünde değil; bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi görünmeyen ve bizim seçmeyeceğimiz bir hayatı seçen insanların da özgürlüğünü savunabildiğimizde anlam kazanıyor.

İtalya’da Okullarda Yüzü Örtme Yasağı: Kapsam, Cezalar ve Sayılar

Yürürlük tarihi: 30 Eylül 2026 tarihli, 170 sayılı kanun hükmünde kararname 1 Ekim’de yürürlüğe girdi.

Yasağın kapsamı: Kararnamenin 12. maddesi, okulların müfredat içi ve dışı faaliyetlerine yüzü kapalı veya yüzün tanınmasını engelleyecek biçimde katılmayı yasaklıyor. Hüküm, burka ve peçeyi isimleriyle saymak yerine yüzün tanınabilirliğini esas alıyor. Bu hükümle bütün kamusal alanları kapsayan bir yasak getirilmiyor.

Başörtüsü kapsam dışında: Yüzü açık bırakan başörtüsü bu yasağa girmiyor. Peçe (nikap), genellikle gözleri açık bırakarak yüzü örtüyor; burka ise yüzü ve bedeni kapatıyor, göz hizasındaki ağ dokusu aracılığıyla görmeye imkân veriyor.

İstisnalar: Belirli ve belgelenmiş sağlık gerekçeleri ile öğretim veya eğitim faaliyetlerinden kaynaklanan nedenlerle yüzün örtülmesine izin veriliyor.

Yaptırımlar: Fiil ayrıca suç oluşturmuyorsa 200 ila 1.000 avro idari para cezası uygulanıyor. İhlali gerçekleştiren kişi reşit değilse ceza ebeveyn sorumluluğunu taşıyan kişiye veriliyor. İhlali okul müdürü tespit ediyor; yaptırım kararını valilik makamı (prefetto) veriyor. Okulların yönetmeliklerini de yeni hükme uyarlaması gerekiyor.

İtalya’da kaç kadın burka veya peçe kullanıyor? İtalya Arap Dünyası Toplulukları (CO-MAI), kendi topluluk ağına dayanarak İtalya’da burka veya peçe kullanan yaklaşık 23-25 yetişkin kadın bulunduğunu tahmin ederken, La Tecnica della Scuola demografik varsayımlarla okullarda burka kullanan 500-600 öğrenci olabileceğini öne sürüyor; ancak bu rakamlar resmî bir sayıma dayanmıyor ve farklı grupları kapsadıkları için doğrudan karşılaştırılamıyor.