Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül 2026 tarihinde yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinden yüzde 25,7 oyla birinci çıkan Sol Parti (Die Linke), seçim zaferinin ardından İsrail ve Filistin meselesi üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. Partinin Yeşiller ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile yürüttüğü hükûmet kurma görüşmeleri, antisemitizm suçlamaları ve bunlara karşı alınacak önlemler konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle kesintiye uğradı.
Üç Parti Arasındaki Koalisyon Görüşmeleri Ne Durumda?
Siyasi krizin merkezinde Neukölln seçim bölgesinden parlamentoya giren Sol Partili Vanessa Emde bulunuyor. Emde’nin İsrail’in var olma hakkına ilişkin açıklamaları ve Filistin dayanışma hareketindeki faaliyetleri, olası koalisyon ortaklarının tepkisini çekti. Tartışmalar, Sol Parti yönetiminin kendi milletvekiliyle arasına mesafe koymasına kadar uzandı.
Krize rağmen üç parti, 17 Ekim’de ön görüşmeleri tamamlayarak ortak bir mutabakat metni üzerinde anlaştı. Bu metin, konut politikalarından ulaşıma, kamu güvenliğinden antisemitizmle mücadeleye kadar çeşitli başlıkları kapsıyor. 19 Ekim’de Yeşiller ve SPD de resmî koalisyon müzakerelerinin başlatılmasına onay verdi. Sol Partinin 31 Ekim’de gerçekleştirmeyi planladığı eyalet kongresi ise hükûmet kurma sürecinin bir sonraki önemli aşamasını oluşturuyor.
Görüşmelerin başarıyla tamamlanması hâlinde Sol Partinin başbakan adayı Elif Eralp, Berlin eyalet hükûmetinin başına geçen ilk Sol Partili siyasetçi olabilecek. Ancak yeni hükûmetin kurulmasına giden yol, özellikle İsrail ve Filistin konusundaki tutumlar ve parti içindeki görüş ayrılıkları nedeniyle siyasi gerilimler barındırıyor.
Vanessa Emde Kimdir?
Sol Partinin Berlin’deki Neukölln örgütünde siyaset yapan Vanessa “Vedi” Emde, uzun yıllardır toplumsal hareketlerde aktif olan bir isim. Partisinin tanıtımına göre 15 yılı aşkın süredir Neukölln’de yaşayan Emde, siyasi eğitimci, arabulucu, kültür emekçisi ve aktivist olarak çalışıyor. İşçi sınıfından, çocuğunu tek başına yetiştiren bir annenin yanında büyüyen Emde, özellikle feminist, antikapitalist ve enternasyonalist hareketlerde faaliyet yürütüyor.
Emde’nin siyasi faaliyetlerinin önemli bir bölümünü Filistin dayanışması oluşturuyor. 2022 yılında Sol Partinin Neukölln örgütünde kurulan Filistin Dayanışması Çalışma Grubunun (Arbeitsgemeinschaft Palästinasolidarität) kurucuları arasında yer alan Emde, partinin Berlin eyalet düzeyindeki Filistin dayanışması çalışmalarında da etkin.
20 Eylül seçimlerinde Neukölln 1 bölgesinden aday olan Emde, seçim bölgesindeki aday oylarının yüzde 46,2’sini alarak doğrudan Berlin Eyalet Parlamentosuna seçildi.
Emde: “Devletlerin Değil, İnsanların Var Olma Hakkı Vardır”
Emde’ye yöneltilen eleştirilerin merkezinde, Mayıs 2026’da yaptığı bir konuşmada kullandığı ifadeler bulunuyor. Emde, devletlerin kendiliğinden bir var olma hakkına sahip olmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı: “Devletlerin var olma hakkı yoktur. İnsanların var olma hakkı vardır.”
Emde ayrıca etnik ve dinî aidiyetlerinden bağımsız olarak herkesin eşit haklara sahip olacağı demokratik bir tek devletli çözümün savunulmasının meşru bir siyasi talep olduğunu belirtti. Böyle bir çözümün savunulmasının suç sayılmaması gerektiğini ifade etti. Bu sözler, bazı siyasetçiler ve medya kuruluşları tarafından İsrail’in var olma hakkının reddedilmesi şeklinde yorumlandı. Emde ise açıklamasının uluslararası hukuk ve devletlerin meşruiyeti üzerine genel bir değerlendirme olduğunu savunuyor.
Almanya’nın resmî politikası İsrail’in güvenliğini ve varlığını desteklerken iki devletli çözümü barış için temel seçenek olarak kabul ediyor. Demokratik tek devletli model ise İsraillilerle Filistinlilerin eşit haklarla aynı siyasi yapı altında yaşamasını öngörüyor.
Emde’nin Meclis Grubuna Kabulünün Ardından Görüşmeler Askıya Alındı
Emde hakkındaki tartışmalar, Sol Partinin 13 Ekim’de Berlin Eyalet Parlamentosundaki yeni meclis grubunu oluşturmasıyla daha da büyüdü. SPD ve Yeşiller, daha önce Sol Parti yönetimiyle antisemitizmle mücadele konusunda ortak ilkeler belirlemişti. Ancak Sol Parti milletvekillerinin imzaladığı metnin, üç partinin uzlaştığı açıklamadan bazı yönleriyle farklı olması krize yol açtı.
SPD ve Yeşiller, 13 Ekim’de koalisyon ön görüşmelerini askıya aldı. SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ile Yeşillerin Berlin Meclis Grubu Başkanı Werner Graf, Sol Partinin meclis grubunda daha önceki mutabakattan farklı kararlar alındığını belirterek anlaşmanın geçerliliğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Emde’nin meclis grubuna kabul edilmesi de ayrıca tartışma yarattı. Yeşillerin Federal Eş Başkanı Felix Banaszak, Emde’nin gruba alınmaması yönünde daha önce bir mutabakata varıldığının kendisine aktarıldığını söyledi. Sol Parti Meclis Grubu Eş Başkanı Tobias Schulze ise böyle bir anlaşmanın bulunduğunu reddetti.
Görüşmeler, ortak antisemitizm anlaşmasının olası koalisyon sözleşmesine alınması konusunda uzlaşılması üzerine 15 Ekim’de yeniden başladı. Yeşillerin Berlin Eyalet Eş Başkanı Nina Stahr ise 16 Ekim’de yaptığı açıklamada, partisinin Berlin eyalet yönetimi ile federal yönetimi arasındaki çelişkili açıklamaları bir iletişim hatasına bağladı. Stahr, bu parti içi yanlış anlaşılmada sorumluluğun Berlin eyalet yönetiminde olduğunu kabul etti.
Emde: “Tek Bir Açıklamamı Bile Geri Almıyorum”
Koalisyon krizinin ardından Emde, 15 Ekim’de Instagram hesabından yayımladığı videoyla hakkındaki suçlamalara cevap verdi. Emde, SPD ve Yeşillerin büyük medya kuruluşlarıyla birlikte kendisini siyasi bir tartışmanın merkezine yerleştirdiğini savunarak yaşananları bir “karalama tiyatrosu” olarak nitelendirdi.
Kendisinin hükûmet kurma görüşmelerinde pazarlık konusu hâline getirilmesini demokratik açıdan skandal olarak değerlendiren Emde, devletlerin var olma hakkına ilişkin önceki sözlerinin uluslararası hukuka dayanan bir değerlendirme olduğunu belirtti. “Açıklamalarımın arkasındayım ve bunlardan tek birini bile geri almıyorum.” diyen Emde, medya üzerinden yürütüldüğünü savunduğu kampanyanın veya meclis grubundan çıkarılma tehdidinin siyasi faaliyetlerinden vazgeçmesine neden olmayacağını vurguladı.
Emde ayrıca meclis grubuna alınmasını, Almanya’da İsrail’in güvenliğini devletin temel sorumluluklarından biri sayan “Staatsräson” anlayışı karşısında “küçük bir mevzi kazanımı” olarak tanımladı. Sol Partinin antisemitizm açıklamasını da eleştiren Emde, metinde partinin Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelendiren haziran ayındaki kongre kararına yer verilmemesine dikkat çekti.
Sol Parti Yönetimi Emde ile Arasına Mesafe Koydu
Emde’nin açıklamalarını geri çekmeyeceğini duyurması, Sol Parti yönetimiyle arasındaki anlaşmazlığı derinleştirdi. 16 Ekim’de Berlin Sol Parti Meclis Grubu yönetimi ve eyalet düzeyindeki parti yöneticileri, Emde hakkında olağanüstü bir değerlendirme yaptı. Meclis Grubu Eş Başkanı Tobias Schulze, Emde’nin ne Neukölln ilçe örgütüyle ne eyalet düzeyindeki yönetimle ne de federal parti yönetimiyle iş birliği yaptığını ileri sürdü.
Schulze, Emde’nin parti adına görev üstlenen seçilmiş temsilciler için geçerli anlaşmayı kabul etmediğini savunarak ortak bir çalışma zemininin bulunmadığı değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca Emde’nin meclis grubunun kuruluş bildirisini imzalamasına rağmen sonradan yaptığı açıklamalarla imzasını fiilen geri çektiği görüşünü dile getirdi. Grup yönetimi, Emde’nin mevcut koşullarda meclis grubunu kamuoyu önünde temsil edemeyeceğini bildirdi.
Buna karşılık Emde’nin açıklamaları Sol Parti içerisindeki çeşitli çevrelerden destek gördü. Tagesspiegel gazetesinin aktardığına göre Sol Partinin Neukölln örgütü ve Filistin dayanışmasıyla bağlantılı çalışma grupları, Emde’nin sosyal medya paylaşımına destek verdi.
Emde’nin Geleceği Konusunda Karar Ertelendi
20 Ekim Salı günü toplanan Sol Parti Meclis Grubu yönetimi, Emde’nin geleceğine ilişkin değerlendirmeyi erteledi. Görüşmeye davet edilen Emde’nin hastalık bildiriminde bulunduğu ve dijital toplantıya katılmadığı açıklandı.
Grup yönetimi konuyu gelecek hafta yeniden görüşme kararı aldı ve Emde’yi bir sonraki toplantıya tekrar davet etti. Böylece milletvekilinin meclis grubundan çıkarılıp çıkarılmayacağı konusundaki belirsizlik devam etti. 20 Ekim itibarıyla bu yönde kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Ayrıca olası bir grup ihracı, Emde’nin parlamento üyeliğinin sona ermesi anlamına gelmeyecek.
CDU’dan Koalisyona Sert Eleştiriler
Seçimlerde birinci parti olma konumunu kaybeden Hristiyan Demokrat Birliğin (CDU) Berlin Meclis Grubu Başkanı Stefan Evers de olası koalisyonu eleştiren isimler arasında yer aldı. Evers, 16 Ekim’de X üzerinden yaptığı ironik paylaşımda, SPD ve Yeşillerin Sol Partiyle yaptıkları anlaşmaların geçerliliğini savunmaya devam etmelerini eleştirdi. Sol Partinin konutların toplumsallaştırılması, Anayasayı Koruma Teşkilatı ve mahalle kantinleri konusundaki politikalarını da hedef aldı.
Eleştiriler yalnızca Berlin’deki CDU teşkilatıyla sınırlı kalmadı. Federal Başbakan Friedrich Merz de SPD ve Yeşilleri Sol Partiyle kurulacak olası koalisyon konusunda uyardı. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Başkanı Markus Söder ise böyle bir iş birliğinin toplumsal düzeyde dışlanmasını savundu ve Berlin Sol Partisine antisemitizm suçlaması yöneltti.
Buna karşılık Bremen Eyalet Başbakanı Andreas Bovenschulte (SPD), CDU ve CSU’nun Sol Partiye yaklaşımını eleştirdi. Bremen’de SPD, Yeşiller ve Sol Partiden oluşan bir hükûmete başkanlık eden Bovenschulte, Birlik partilerinin siyasi görüş ayrılıklarını anayasal düzene karşı aşırılıkla eş tuttuğunu savundu. Sol Parti ile aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) arasında benzerlik kurulmasının aşırılık kavramını anlamsızlaştırabileceğini belirtti.
Antisemitizm Suçlamaları ve Medyanın Yaklaşımı
Berlin Sol Partisine yönelik eleştiriler, Emde’nin açıklamalarıyla sınırlı değil. Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, seçimlerin hemen ardından SPD ve Yeşilleri Sol Partiyle koalisyon kurmamaları konusunda uyarmıştı. Schuster, Sol Partinin seçim kampanyasında antisemitik sınırların aşıldığını ileri sürerek partinin Yahudi düşmanlığıyla mücadelede güvenilirliğini kaybettiğini savundu.
Üç partinin 8 Ekim’de antisemitizmle mücadele konusunda uzlaşmasını da yetersiz bulan Schuster, “Ortak bir belge, kararlı eylemin yerini tutamaz.” dedi. SPD ve Yeşillerin Sol Partiden somut adımlar ve gerektiğinde ilgili kişiler hakkında yaptırım talep etmesi gerektiğini belirtti.
Emde’nin açıklamaları bazı medya kuruluşlarının başlıklarına da eleştirel ifadelerle yansıdı. BZ, 16 Ekim’deki haberinde Emde’nin kışkırtmaya devam ettiğini ileri sürerken Jüdische Allgemeine, siyasetçinin İsrail’in var olma hakkını yeniden reddettiğini belirten bir başlık kullandı. Emde ise sözlerinin devletlerin var olma hakkına ilişkin genel bir değerlendirme olduğunu savunuyor.
Koalisyon İçin Hangi Başlıklarda Uzlaşıldı?
Sol Parti, SPD ve Yeşillerin 17 Ekim’de açıkladığı yaklaşık 30 sayfalık ön mutabakat metni, hükûmet programının çeşitli alanlarında varılan uzlaşmaları ortaya koyuyor. Bu başlıkların başında, büyük konut şirketlerinin mülklerinin toplumsallaştırılması geliyor.
Mutabakata göre Berlin’de 10 binin üzerinde konutu bulunan özel şirketlerin bu eşiği aşan konut stoklarının toplumsallaştırılması hedefleniyor. Kooperatifler ve kamu yararına çalışan kuruluşlar ile 1 Ocak 2021’den sonra inşa edilen konutlar kapsam dışında tutulacak. Mali sürdürülebilirliğin sağlanması koşuluyla toplam tazminat tutarının 16 milyar avroyla sınırlandırılması öngörülüyor. Finansman modelinin 2027’de belirlenmesi ve ilgili yasa tasarısının 2028 ortasında parlamentoya sunulması planlanıyor.
Böylece konutların toplumsallaştırılması konusunda bir ön uzlaşmaya varılmış olsa da uygulamanın hukuki ve mali koşullarının ayrıntılandırılması gerekiyor. Taraflar ayrıca 100 bin yeni konut yapılması ve toplu taşımanın güçlendirilmesi gibi hedeflerde de anlaştı.
Kamu güvenliği alanında Anayasayı Koruma Teşkilatının mevcut biçimiyle korunması, şeffaflığının ve parlamenter denetiminin güçlendirilmesi öngörülüyor. Eğitim alanında ise Bundeswehr ile yapılan iş birliği anlaşmasının sona erdirilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte okulların kendi yetkileri çerçevesinde demokrasi eğitimi için farklı görüşlere yer veren programlardan yararlanmaya devam edebileceği belirtiliyor.
Antisemitizm konusunda üç parti, ortak ilkelerin olası koalisyon sözleşmesinde bağlayıcı biçimde yer alması üzerinde anlaştı. Bu ilkeler arasında Yahudi yaşamının korunması, İsrail’in var olma hakkının tanınması ve hem İsrail’in güvenliğini hem de Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını esas alan iki devletli çözüm bulunuyor. İhlal durumunda meclis grubundan çıkarmaya kadar uzanan yaptırımlar öngörülüyor.
SPD ve Yeşillerin onayının ardından gözler, Sol Partinin 31 Ekim’deki eyalet kongresine çevrilmiş durumda. Partinin de onay vermesi hâlinde resmî koalisyon müzakereleri kasım ayının başında başlayabilecek. Vanessa Emde’nin meclis grubundaki geleceğine ilişkin değerlendirme ise ayrı bir süreç olarak devam ediyor. (P)










