İngiltere ve Galler Yeşiller Partisinin (GPEW) 4 Ekim’deki kongresinde kabul ettiği “Siyonizm ırkçılıktır” kararı, Birleşik Krallık siyasetinde yeni bir tartışmanın merkezinde. Parti lideri Zack Polanski, 18 Ekim Pazar günü kamu yayıncısı BBC‘ye verdiği röportajda kararı geri çekmeyeceğini açıklarken İşçi Partisi yönetimi, Yeşillerle yerel düzeyde kurulan siyasi ortaklıkları sonlandırma tehdidinde bulundu.

Daha önce Avrupa’daki diğer Yeşil partilerle arasında da görüş ayrılıklarına yol açan karar, bu kez İngiltere’deki yerel yönetimlerin işleyişini ve siyasi partilerin ayrımcılıkla mücadele mevzuatı karşısındaki sorumluluklarını gündeme taşıdı.

Zack Polanski: “Kararı Geri Çekmeyeceğim”

Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski, 18 Ekim’de BBC‘nin “Sunday with Laura Kuenssberg” adlı haber-yorum programında, parti kongresinin kabul ettiği önergeyi iptal ettirmeye çalışmayacağını söyledi.

Ancak Polanski, metnin bazı hükümlerini değiştirmek istediğini de belirtti. Özellikle tarihî Filistin topraklarında tek bir demokratik devlet kurulmasını öngören yaklaşım yerine İsraillilerin ve Filistinlilerin siyasi geleceklerine kendilerinin karar vermesini savunduğunu ifade etti.

Polanski’ye göre parti kuralları, kongrede kabul edilen politikaların iki yıl boyunca değiştirilmesine izin vermiyor. Bu nedenle liderin önerdiği değişikliklerin 2028’den önce hayata geçirilmesi mümkün görünmüyor. BBC sunucusu Laura Kuenssberg’in parti lideri olarak kuralları değiştirmeyi düşünüp düşünmediği sorusuna Polanski, üyelerin demokratik iradesine saygı duyduğunu söyleyerek olumsuz yanıt verdi.

Polanski, siyonizmin ırkçı olup olmadığı sorusuna da önceki açıklamalarını tekrarlayarak yanıt verdi. Kendisi de Yahudi olan siyasetçi, siyonizmin pratikteki uygulanışının Filistinlilerin hakları pahasına gerçekleştiğini savundu.

İsrail’in var olma hakkına ilişkin soruya ise uluslararası hukukta herhangi bir devletin var olma hakkı bulunduğunu düşünmediğini belirterek karşılık verdi. Polanski, tartışmanın odağında siyasi kavramlar yerine Filistinlilerin maruz kaldığı hak ihlallerinin bulunması gerektiğini ifade etti.

Polanski’nin yaklaşımı, kongre kararına ilişkin iki farklı tutumu bir araya getiriyor: Siyonizmin pratikteki sonuçlarına yöneltilen eleştiriyi savunurken önergenin İsrail ve Filistin’in geleceğine ilişkin tek devletli çözüm tercihini değiştirmek istiyor.

İşçi Partisinden Yeşillerle Yerel Yönetim Ortaklıklarını Bitirme Tehdidi

Tartışmanın siyasi sonuçlarından biri, İşçi Partisinin Yeşillerle yerel yönetimlerde yürüttüğü iş birliğine yönelik tutumu oldu. İşçi Partisi yönetimi, 15 Ekim’de yerel teşkilatlarına gönderdiği talimatla, Yeşillerle ortak yönetim anlaşmalarının gözden geçirilmesini istedi. Partinin açıklamasına göre bu ortaklıkların sürdürülebilmesi için Yeşil yerel yöneticilerin “Siyonizm ırkçılıktır” kararını açık biçimde reddetmeleri ve kendi parti yönetimlerini kararı yeniden değerlendirmeye çağırmaları gerekiyor.

İşçi Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Andy Burnham, önergeyi antisemitik olarak nitelendirdi ve partisinin bu görüşü benimseyen siyasi aktörlerle ortaklık kurmayacağını açıkladı. İşçi Partisi Başkanı Bridget Phillipson da yerel teşkilatlara, Yeşil ortaklarının önergeye karşı tutum almaması hâlinde ortak yönetim anlaşmalarını sonlandırmaları çağrısında bulundu.

Financial Times‘ın haberine göre İşçi Partisi ile Yeşiller, İngiltere’de 19 yerel mecliste yönetimi çeşitli biçimlerde paylaşıyor. Bunların tamamı resmî koalisyon niteliğinde olmasa da iki parti arasındaki iş birliği, bazı bölgelerde yerel yönetimlerin oluşumunda belirleyici rol oynuyor.

Yeşiller Partisi yönetimi ise İşçi Partisinin müdahalesini demokratik bulmadığını belirtti. Parti, İsrail hükûmetinin politikalarına yönelik eleştirilerin antisemitizmle eş tutulmasına karşı çıktığını ve İşçi Partisinden bu konuda siyasi baskı kabul etmeyeceğini savundu. İngiliz medyası başlangıçta Yeşillerin dış politika ve insan hakları konusundaki tutumuna ilişkin olan tartışmanın, yerel yönetimlerin geleceğini etkileyebilecek bir siyasi anlaşmazlığa dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Yeşillerin Eski Liderinden Partili Yerel Yöneticilere Çağrı

İşçi Partisinin kararının ardından Yeşiller içindeki görüş ayrılıkları da daha belirgin hâle geldi. Partinin eski eş genel başkanı ve milletvekili Adrian Ramsay, 20 Ekim’de The Guardian‘a yaptığı açıklamada, yerel yönetimlerde görev yapan Yeşillerin gerekli gördükleri durumlarda kongre kararına açıkça karşı çıkmaları gerektiğini söyledi.

Ramsay, parti yönetiminin İsrail’in Gazze’deki uygulamalarına karşı güçlü bir tutum almasını desteklemekle birlikte, bunun hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin kendi kaderini tayin hakkının tanınmasıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini savundu. Ramsay, siyonizmin tanımına ilişkin tartışmaların Gazze’de yaşananlara odaklanılmasını zorlaştırdığını savunarak “Bir soykırıma dikkat çekmek, siyonizmin tanımları üzerine tartışmaktan daha önemlidir.” dedi.

Ayrıca; kongrede alınan kararın Yeşillerin yerel yönetimlerdeki çalışmalarını gölgelediğini belirten Ramsay, İşçi Partisi ile ortak yönetimlerin dağılmasının kamu hizmetlerini tehlikeye atabilecek sağ koalisyonların kurulmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Ramsay, Yeşillerin Lewes, Warwick ve Rother şehirlerindeki bazı yerel meclis gruplarının önergeyi reddettiğine dikkat çekerek bu tutumları destekledi. Londra’nın Southwark ilçesindeki Yeşiller de Liberal Demokratlarla yürüttükleri ortaklığı korumak amacıyla karara karşı çıktı.

Bununla birlikte Ramsay, İşçi Partisinin yerel teşkilatlara yönelik talimatını da eleştirdi. Yerel Yeşil yöneticilerin merkezden gelen siyasi baskıya boyun eğmek istememesinin anlaşılabilir olduğunu ancak ortak yönetimlerin dağılmasının kamu hizmetleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Ramsay’in açıklamaları, Yeşiller içindeki anlaşmazlığın yalnızca parti yönetimi ile üyeler arasında olmadığını gösteriyor. Bir yanda ulusal kongrenin belirlediği siyasi çizgi, diğer yanda yerel yönetimlerde iktidar sorumluluğunu paylaşan Yeşil temsilcilerin tercihleri bulunuyor.

İngiltere’nin Eşitlik Kurumu Yeşillerden Açıklama İstedi

Tartışmanın bir diğer boyutunu ise kararın hukuki sonuçları oluşturuyor. İngiltere’de ayrımcılıkla mücadele mevzuatının uygulanmasını denetlemekle görevli bağımsız kamu kurumu Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu (EHRC), 15 Ekim’de yaptığı açıklamada Yeşiller Partisine resmî bir yazı göndererek kongrede kabul edilen önergenin uygulanmasına ve olası etkilerine ilişkin bilgi talep ettiğini duyurdu.

Komisyon, hukuka aykırı davranış iddiaları içeren şikâyetler aldığını bildirdi. Şikâyetlerde, Yahudi üyelerin inançları veya görüşleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalabilecekleri yönündeki kaygılar öne çıkıyor.

EHRC, siyasi partilerin din, inanç ve etnik köken temelinde ayrımcılığı önleme yükümlülüğü bulunduğunu hatırlattı. Ancak kurum, siyonizme ilişkin siyasi görüşlerin ifade edilmesi ile ayrımcılığın önlenmesi yükümlülüklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

Komisyonun açıklamasında özellikle önemli bir ayrım yapıldı: Kararın eşitlik mevzuatına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, büyük ölçüde uygulamada doğuracağı sonuçlara bağlı olacak.

Parti İçi Demokrasi ile Siyasi Liderlik Arasında Yeni Bir Gerilim

Yeşillerde yaşanan son gelişmeler, partinin karar alma mekanizmalarına ilişkin tartışmalara da sebep oldu. 4 Ekim’deki kongrede önerge 813’e karşı 1.022 oyla kabul edilmişti. Yaklaşık 230 bin üyeye sahip partide bu kararın, toplam üye sayısına kıyasla sınırlı bir katılımla alınması eleştirilere neden oldu.

Polanski’nin kongredeki oylamaya katılmaması da eleştirilerin odağında. Partinin Yahudi üyelerini temsil eden Jewish Greens grubunun başkanı Vivien Lichtenstein, Polanski’yi tartışma sürecinde yeterli liderlik göstermemekle suçlayarak istifaya çağırdı. Ancak Jewish Greens içindeki diğer üyelerin de Lichtenstein’ın tutumuna itiraz etmesi, bu grubun kendi içinde de görüş birliği bulunmadığını ortaya koydu.

Polanski ise 18 Ekim’de BBC‘ye verdiği röportajda tartışmayı ele alış biçimi nedeniyle özür dilemeyeceğini söyledi. Parti üyelerinin kararına saygı duyacağını açıklayan lider, değişiklik yapılmasını arzulasa da bunun mevcut parti kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.

Partinin merkezî bir oylama disiplini uygulamaması, yerel temsilcilere kongre kararından farklı tutum alma alanı bırakıyor. Bu yapı, ulusal politikanın değiştirilmesini beklemeden yerel ortaklıkların devamına ilişkin kararlar alınabilmesini mümkün kılıyor. EHRC cephesinde ise süreç henüz şikâyetlerin değerlendirilmesi ve bilgi toplama aşamasında. Komisyon, 15 Ekim açıklamasında resmî soruşturma açılması veya yaptırım uygulanması konusunda henüz karar alınmadığını belirtiyor. Dolayısıyla hukuki sürecin kapsamı, kurumun toplayacağı bilgileri değerlendirmesinin ardından netleşecek.