AB’nin Yeni Suriye Sayfası: Kademeli Normalleşme Stratejisi
Suriye ziyaretinde 620 milyon avroluk bir destek paketi açıklayan Avrupa Birliği, Esed’in devrilmesinin ardından Şam’la ilişkilerini ani bir kopuş ya da tam normalleşme yerine; yaptırımların kaldırılması, mali destek, göç iş birliği ve ekonomik angajmanı birlikte içeren kademeli ve koşullu bir strateji üzerinden yeniden kurmaya yöneliyor.
Avrupa Birliği, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Suriye ile ilişkilerinde yeni bir döneme girmeye hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın 9 Ocak’ta Şam’a yaptığı ziyaret, 2011’den bu yana askıda bulunan iş birliği çerçevesinin yeniden işler hâle getirilmesi, Avrupa pazarına erişim olasılıklarının tartışmaya açılması ve 2026–2027 dönemini kapsayan 620 milyon avroluk destek paketiyle birlikte Brüksel’in “normalleşme ve yeniden angajman” politikasını somut adımlarla görünür kıldı.
Ziyaret, Halep’te merkezî hükûmetin güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurlar arasında çatışmaların yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşirken, AB tarafı hem “kapsayıcı bir geçiş süreci” arzusunu öne çıkardı hem de mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü geri dönüşü için iş birliğinin hızlandırılması gerektiği mesajını verdi. Bu yönüyle temaslar, yalnızca diplomatik bir jest değil, aynı zamanda güvenlik, göç ve ekonomik toparlanma başlıklarını birbirine bağlayan daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendirildi.
Von Der Leyen’in Şam Ziyareti: İş Birliği Anlaşması Yeniden Canlandırılacak
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ile birlikte 9 Ocak’ta Şam’da Suriye’nin geçici devlet başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. Ziyaret, Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye’ye gerçekleştirilen ilk üst düzey AB ziyareti olarak kayda geçti. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada görüşmelerin; yeniden inşa sürecinde iş birliği, insani yardımın koordinasyonu ve Avrupa’daki Suriyeli mültecilerin durumu gibi başlıklara odaklandığı belirtildi.
Von der Leyen, Şam’daki temasları sırasında 2011’den bu yana askıya alınmış durumda olan AB-Suriye iş birliği anlaşmasının yeniden canlandırılmasına yönelik sürecin resmen başlatılacağını duyurdu. İlk kez 1977’de imzalanan ve 2011’de ülkedeki şiddetin tırmanmasıyla fiilen dondurulan anlaşmanın “blokajının kaldırılması”, Suriye’nin Avrupa Birliği pazarına yeniden erişimi dâhil olmak üzere ekonomik ilişkilerin kademeli biçimde açılmasının önünü açabilecek bir adım olarak görülüyor. Aynı çerçevede, Avrupa Yatırım Bankası’nın (AYB) Suriye’de yeniden faaliyet göstermesine yönelik davetin de gündeme alındığı ifade edildi.
EUNEWS’in aktardığına göre von der Leyen, AB’nin Şam’a yönelik yaklaşımını “üç ayaklı bir iş birliği çerçevesi” olarak tanımladı: siyasi ortaklık, ekonomik iş birliği ve mali destek. Bu çerçeve, Brüksel’in “barışçıl, kapsayıcı ve güvenli bir Suriye” hedefi doğrultusunda geçiş sürecine verdiği desteğin kurumsal bir zemine oturtulması anlamına geliyor.
Ziyaret, AB kurumları liderlerinin bölgeyi kapsayan diplomatik turunun da bir parçasıydı. Heyet, Şam temaslarından önce Ürdün’e, aynı gün içinde ise Lübnan’a geçti. Ürdün ile yayımlanan ortak AB-Ürdün açıklamasında, “Suriye’nin öncülüğünde ve Suriyelilerin sahipliğinde, barışçıl ve kapsayıcı bir geçişi desteklemek üzere birlikte çalışılmaya devam edileceği” vurgulandı. Bu ifade, AB’nin geçiş sürecinde dış dayatmadan kaçınma ve yerel sahiplenme söylemini öne çıkardığını gösteriyor.
AB’den Suriye’ye 620 Milyon Avroluk Destek Paketi
Von der Leyen, 2026 ve 2027 yıllarını kapsayacak şekilde Suriye’ye toplam 620 milyon avro tutarında bir destek paketi açıkladı. Bu kaynağın, insani yardımın yanı sıra “erken toparlanma” ve ikili destek bileşenlerini içereceği belirtildi. Reuters’ın haberine göre AB, finansmanı savaş sonrası toparlanma, ikili iş birliği mekanizmalarının kurulması ve insani yardım başlıkları altında yönlendirmeyi planlıyor.
Komisyon Başkanı, söz konusu mali desteğin, hükûmetin halka temel hizmetleri yeniden sunabilmesine ve devlet kurumlarının işlevselliğini yeniden kazanmasına katkı sağlamayı amaçladığını ifade etti. Bu vurgu, AB’nin yalnızca kısa vadeli insani yardıma değil, orta vadeli kurumsal yeniden inşa sürecine de yatırım yapma niyetini ortaya koyuyor. Ekonomik iş birliği ayağının ise, Esed’in devrilmesinin ardından yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte fiilen başlamış olduğu hatırlatıldı.
Von der Leyen ayrıca, AB ile Suriye arasında 2026’nın ilk yarısında üst düzey temasları içeren yeni bir diyalog sürecinin başlatılacağını duyurdu. Ziyarete dair detayları bildiren Reuters, bu sürecin hem askıya alınmış iş birliği anlaşmasının canlandırılmasına yönelik görüşmeleri hem de daha geniş kapsamlı yeni bir siyasi ortaklık arayışını içereceğini yazdı. Ziyaretin ardından von der Leyen, X hesabından yaptığı paylaşımda “Avrupa’nın Suriye’nin toparlanması ve yeniden inşasını desteklemek için elinden geleni yapacağını” belirterek, AB’nin uzun vadeli angajman niyetini kamuoyuna açık biçimde teyit etti.
AB’nin bu mali ve siyasi angajmanı, son yıllarda oluşturulan daha geniş yardım çerçevesiyle de bağlantılı. Mart ayında düzenlenen 9. Brüksel Konferansı’nda AB ve ortakları, Suriye ve komşu ülkeler için toplam 5,8 milyar avroluk destek taahhüdünde bulunmuştu. Buna ek olarak, AB’nin 2025-2026 dönemi için yaklaşık 2,5 milyar avroluk özel bir katkı sözü verdiği de belirtilmişti. Açıklanan 620 milyon avroluk paket, bu uzun vadeli destek mimarisinin tamamlayıcı bir unsuru olarak değerlendiriliyor.
Yaptırımların Kaldırılması, Mültecilerin Geri Dönüşü ve Halep’teki Çatışmalar
Brüksel’in Şam’a yönelik açılımı, yaptırım rejimindeki değişiklikler ve mülteci gündemiyle eş zamanlı ilerliyor. AB, 2011’de uygulamaya koyduğu ekonomik yaptırımları Şubat 2025’te büyük ölçüde askıya almış, Mayıs 2025’te ise tamamen kaldırmıştı. Bu adımlar, ekonomik normalleşmenin önünü açan kritik eşikler olarak görülüyor.
İş birliği anlaşmasının askıya alınması da doğrudan 2011’deki şiddet dalgasıyla bağlantılıydı. O dönemde Suriye’nin imzalamaya hazır olduğu belirtilen “ortaklık anlaşması”, çatışmaların derinleşmesiyle rafa kaldırılmıştı. Von der Leyen’in son açıklamaları, bu kopuşun ardından askıda kalan hukuki ve siyasi zemine geri dönülebileceği mesajını taşıyor.
Mülteci meselesi ise temasların merkezî başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. AB’nin hedefi, “istikrarlı bir Suriye”nin inşasıyla birlikte, AB ülkelerinde yaşayan bir milyonu aşkın Suriyeli ile Türkiye’de bulunan yaklaşık dört milyon kişinin kademeli ve gönüllü geri dönüşüne imkân verecek koşulların oluşturulması olarak ifade ediliyor. Von der Leyen’in, Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi bölgesel ortaklar ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile iş birliğinin artırılacağını vurguladığı aktarılıyor. Aralık 2025 itibarıyla yaklaşık 2 milyon Suriyelinin ülkeye geri döndüğü açıklanmıştı. Avrupa Birliği ülkelerinin gündeminde yer alan bir diğer konu ise iltica başvuruları kabul edilmeyen ve suç işlemiş mültecilerin Suriye’ye sınır dışı edilmelerini hızlandırmak. Son olarak, Aralık 2025 itibarıyla Almanya, bu işlemleri yürürlüğe koymaya başladı ve iki kişiyi sınır dışı ettiğini açıkladı.
Ziyaretin gerçekleştiği günlerde güvenlik gündemi de öne çıktı. Von der Leyen, Halep’te hükûmet güçleri ile SDG arasında şiddetin tırmanmasını “endişe verici” olarak niteleyerek, tüm taraflar arasında diyaloğun acilen gerekli olduğunu söyledi. Bu açıklama, AB’nin siyasi angajmanını güvenlik ve çatışma dinamiklerinden bağımsız düşünmediğini gösteriyor.
Esed’in devrilmesinin ardından başka Avrupa yetkilileri de Şam’a ziyaretler gerçekleştirmişti. Dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot Ocak ayında Şam’da temaslarda bulunmuş, AB’nin İnsani Yardım ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib ise 17 Ocak’ta ülkeye giderek “Esed sonrası dönemde Suriye’ye giden ilk AB Komiseri” olmuştu. Bu yoğun diplomasi trafiği, AB’nin Suriye dosyasını uzun bir aradan sonra yeniden stratejik öncelik alanlarından biri hâline getirdiğine işaret ediyor.
Bu diplomatik hattın erken ve belirleyici adımlarından biri de Fransa’dan gelmişti. Mayıs 2025’te Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ahmed eş-Şara ile yüz yüze görüşen ilk Avrupalı lider olurken, bu temasın ardından AB içinde yaptırımların kaldırılması yönündeki sürece aracılık eden başlıca aktörlerden biri oldu. 28 Mayıs 2025’te yaptırımların kaldırığı dönemde Fransız denizcilik şirketi CMA CGM’nin Lazkiye Limanı’nın işletmesini 30 yıllığına devralması, siyasi normalleşmenin ekonomik angajmanla eş zamanlı ilerlediğine göstermişti.