Trump Planı

“Ateşkes” Sürecinin İkinci Aşaması Başladı: Gazze’yi Neler Bekliyor?

Birinci aşaması sahada tam olarak uygulanmadan ilan edilen ateşkesin ikinci aşaması, Gazze’nin silahsızlandırılması, teknokratik bir geçiş yönetimi ve uluslararası “Barış Kurulu” denetimi gibi başlıklar üzerinden ilerliyor. Ancak sürecin kalıcı bir barışa evrilip evrilemeyeceği, yerel meşruiyet ve hesap verebilirlik açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.

“Ateşkes” Sürecinin İkinci Aşaması Başladı: Gazze’yi Neler Bekliyor?
Gazze kentinde bulunan ve İsrail saldırılarında ağır hasar gören İslam Üniversitesi, yerlerinden göç etmek zorunda kalan Filistinli aileler için barınma merkezi haline geldi. Üniversite kampüsünde ve çevresinde yaşamını sürdüren aileler, derme çatma çadırlar ve ağır hasarlı binalarda soğuk hava koşullarında hayata tutunmaya çalışıyor. Fotoğraf: Abdelhakm Abu Rlash - AA.

Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes sürecinin ikinci aşamasının başlatıldığını ilan etti. Duyuru, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından yapıldı. Ancak bu adım, sahada ateşkesin ilk aşamasına dair temel unsurlar hâlâ tamamlanmamışken atıldığı için, sürecin içeriğinden çok zamanlaması ve gerçekçiliğine dair endişeler sürüyor. Görüşmelere dair son bilgi ve iddiaları haberleştiren Reuters, ABD’nin ikinci aşamayı başlatırken tam ateşkesin sahada henüz tesis edilememiş olması, İsrail hava saldırılarının sürmesi, son İsrailli esirin naaşının henüz iade edilmemesi ve Refah Sınır Kapısı’nın tam kapasiteyle açılmaması gibi birinci aşamanın temel başlıklarının çözümsüz kaldığını kabul ettiğini ifade ediyor.

Ateşkes Sürecinin İkinci Aşaması Neden Aylarca Gecikti?

Ateşkesin ilk aşaması, 10 Ekim’de İsrailli rehineler ile Filistinli tutukluların karşılıklı serbest bırakılmasıyla başlamıştı. Metinlerde ikinci aşamaya geçiş görece kısa vadede öngörülse de, süreç aylarca askıda kaldı. Bu gecikmenin merkezinde, rehine meselesinin siyasi bir kaldıraç olarak kullanılması yer aldı.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamas’ın elindeki son İsrailli esir Ran Gvili’nin naaşı iade edilmeden ikinci aşamaya geçilmeyeceğini defalarca vurguladı. Hamas ise aylardır devam eden çalışmalara rağmen Gvili’nin cesedine henüz ulaşılamadığını açıkladı. ABD bu şartı fiilen yumuşatarak ikinci aşamayı ilan etti; ancak Witkoff, Hamas’ı açık biçimde uyardı: “Son esirin naaşının derhal iade edilmemesi ciddi sonuçlar doğurur.”

Bu yaklaşımın, ateşkesi insani bir süreçten ziyade asimetrik bir siyasi pazarlığa dönüştürdüğü eleştirileri öne çıktı. Al Jazeera’nın kıdemli analisti Marwan Bishara, takvimin gerisinde kalan süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Bir ateşkes var deniyor ama İsrail hâlâ tek bir naaşı sürecin merkezine koyuyor. Bu anlaşma baştan kurgulanmış durumda. ABD’nin sponsorluğunu yaptığı barış girişimleri uzun süredir İsrail lehine tasarlanıyor.”

İkinci Aşama Neleri Kapsıyor?

Witkoff’un sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamaya göre ikinci aşama, Trump’ın 20 maddelik Gazze planının en kritik ve tartışmalı bölümünü oluşturuyor. Üç temel başlık öne çıkıyor:

Gazze’nin “tam silahsızlandırılması”

ABD, “tüm yetkisiz silahlı unsurların” silahsızlandırılacağını duyuruyor. Bu ifade fiilen Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupları hedef alıyor. Hamas ise İsrail güçleri Gazze’den tamamen çekilmeden silahsızlanmayı reddediyor. Hamas Siyasi Büro danışmanlarından Taher el-Nunu, Kahire’deki görüşmeler sırasında, “İsrail işgali devam ederken silahsızlanma gerçekçi değildir” diyerek bu başlığın temel tıkanma noktası olduğunu ima etti.

Reuters’a göre Washington, bu çıkmazı aşmak için yalnızca baskı değil, teşvik ve geçiş mekanizmaları da tartışıyor. ABD’li bir yetkili, Hamas’la “demilitarizasyon”, İsrail’le ise Hamas mensuplarına yönelik olası bir genel af programı üzerine görüşmeler yapılabileceğini söyledi. Bu yaklaşım, silahsızlanmanın mutlak bir teslimiyet değil, kontrollü bir dönüşüm olarak kurgulandığına işaret ediyor.

Geçici ve teknokratik Filistin yönetimi

Gazze’de günlük yaşamı yürütmek üzere “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” kurulması öngörülüyor. Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty, komitenin 15 Filistinli teknokrattan oluşacağını açıkladı. Komiteye, eski Filistin Planlama Bakan Yardımcısı Ali Shaath’ın başkanlık etmesi bekleniyor.

Reuters’ın ulaştığı bilgilere göre listede Gazze Ticaret Odası Başkanı Ayed Abu Ramadan, telekom sektöründe çalışmış Omar Shamali ve Fetih’e yakın, Hamas eleştirileriyle bilinen emekli Filistin Yönetimi güvenlik yetkilisi Sami Nasman da yer alıyor. Mısır ve Filistinli kaynaklar, Hamas ve Fetih’in listeyi onayladığını aktarıyor. Bu durum, komitenin asgari bir Filistin içi mutabakat temelinde kurulduğunu gösteriyor.

Yeniden inşa süreci

Birleşmiş Milletler’e göre Gazze’nin yeniden inşası 50 milyar doları aşan bir maliyet gerektiriyor. Komite lideri Ali Shaath, önceliğin acil barınma ve enkaz kaldırma olduğunu söylerken, “Molozu denize itip yeni alanlar kazanabiliriz; bu üç yıldan uzun sürmez” ifadelerini kullandı. Ancak BM’ye dayanan 2024 tarihli bir rapor, yeniden inşanın en iyimser senaryoda 2040’a kadar uzayabileceğini, sürecin on yıllar alabileceğini öngörüyor.

Geçtiğimiz haftalarda Trump yönetimine yakınlığı ve güçlü siyasi bağlantılarıyla bilinen Gothams LLC adlı şirketin Gazze’nin yeniden inşası sürecinde rol alacağı iddia edilmiş ve başka Amerikalı şirketlerin de yüksek kâr beklentisiyle sürece dahil olmak istediği belirtilmişti.

Trump’ın Planına Göre Gazze’yi “Barış Kurulu” Denetleyecek

İkinci aşama kapsamında teknokratik komitenin, uluslararası bir “Barış Kurulu” tarafından denetlenmesi öngörülüyor. Bu yapının sahadaki fiili temsilcisi olarak, eski BM Orta Doğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov öne çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Mladenov’u açık şekilde “Barış Kurulu’nun atanmış genel direktörü” olarak tanımlayarak daha önce bu pozisyon için adı geçen Tony Blair‘in yerini Mladenov’un aldığını açıklamış oldu.

Kasım 2025’te BM tarafından onaylanan Trump’ın planı ilk kez gündeme geldiğinde “Barış Kurulu” fikri, Filistinli aktörler ve uzmanlar tarafından açık biçimde “vesayet” ve “sömürgecilik” eleştirilerine konu olmuştu. Bu yapının bileşenlerinin kim olacağına dair son bilgileri aktaran Reuters‘a göre parçalı ve teknik bir yapı söz konusu. Kurul üyelerinin Trump tarafından bireysel olarak davet edildiği, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin de dâhil edileceği ve yapının son hâlinin 19-23 Ocak tarihlerindeki Davos Ekonomi Forumu sırasında ilan edilmesinin planlandığı aktarılıyor.

Mısır, Katar ve Türkiye’nin ortak açıklamasına göre “Barış Kurulu”nun geçici yönetiminden sonra Gazze’yi devralacak Filistinli yapı 15 üyeden oluşacak ve Batı destekli Filistin Ulusal Yönetimi’nde daha önce sanayi bölgelerinin geliştirilmesinden sorumlu bakan yardımcılığı görevini yürütmüş olan Ali Shaath tarafından yönetilecek. Buna rağmen, Filistinli siyasi aktörlerin karar alma süreçlerindeki sınırlı rolü, uzun vadeli meşruiyet tartışmalarını ortadan kaldırmış değil.

Ateşkesin Birinci Aşamasında Katliam Devam Etti

Ateşkesin başlamasından bu yana İsrail güçleri, Gazze’nin çoğunu kontrol altında tutan “sarı hat” adlı sınırın gerisine çekildi. Hâlâ Gazze’nin yüzde 53’ünü kontrol eden İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanı azaldı ancak tamamen durmadı: Yüzlerce defa (12 Aralık itibarıyla 738) ateşkesi ihlal eden İsrail’in saldırılarında yaklaşık 450 Filistinli hayatını kaybetti, 1200’den fazla kişi yaralandı.  Ayrıca İsrail’in, gıda, tıbbi malzeme ve barınma ihtiyaçlarının girişini ciddi şekilde kısıtladığı Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinli ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor.

Al Jazeera muhabiri Hind Khoudary’ye göre, “Günde 600 yardım kamyonu” iddiası sahada hiçbir zaman karşılık bulmadı. Kış mevsimiyle birlikte artan yağışlar ve düşen sıcaklıklar da, çadır kentlerde barınmak zorunda kalan Gazzelilerin yaşadığı şartları ağırlaştırmış durumda. Yetersiz insani yardım ve barınma problemeni daha da derinleştiren son gelişme ise İsrail, 2026 başlangıcı itibarıyla 37 uluslararası yardım kuruluşunu bölgeden çıkarması oldu.

Uzmanlara göre en yapısal sorun ise hesap verebilirliğin tamamen dışarıda bırakılması. Ateşkes planında, savaş suçları ve ağır insan hakları ihlallerine yönelik herhangi bir yargı ya da soruşturma mekanizması kurulmasına dair hiçbir içerik bulunmuyor. Bu nedenle ikinci aşama, kalıcı barıştan çok, çatışmanın yönetilebilir bir duraklamaya dönüştürülmesi olarak değerlendiriliyor.  (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler