Fransa’da Kronikleşen Bütçe Krizinden Çıkış Yolu Aranıyor
Fransa'da komisyon tarafından reddedilen 2026 yılı bütçesinin yeniden parlamentoda görüşülmesi, siyasi iklimi daha da gerginleştirdi. Hükûmetin düşmesine yönelik verilen gensorular reddedilmiş olsa da hâlâ uzlaşma sağlanamaması, erken seçim ihtimalini hükûmetin önündeki seçeneklerden biri hâline getiriyor.
Fransa’da 2026 yılı devlet bütçesi (Projet de loi de finances – PLF) üzerindeki görüşmeler, 13 Ocak itibarıyla Ulusal Meclis Genel Kurulu’nda yeniden başladı. Emmanuel Macron’un Başbakanı Sébastien Lecornu liderliğindeki hükûmet ile parlamento grupları arasında uzlaşma hâlâ sağlanabilmiş değil. Ocak başında bütçe taslağının Maliye Komisyonu tarafından reddedilmesi ve aynı hafta AB ve Mercosur ülkeleri arasındaki ticaret anlaşması gerekçesiyle sol parti Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ile aşırı sağ Ulusal Birlik’in (RN) iki ayrı gensoru önermesi, Fransa’da son yıllarda kalıcılaşan siyasi belirsizliği yeni bir gerilim eşiğine taşımış görünüyor.
14 Ocak’taki oturumda bu gensorular kabul edilmemiş olsa da, bütçe görüşmelerindeki tıkanıklığın Macron yönetimini erken seçim seçeneğini yeniden değerlendirmeye itebileceği yorumları yapılıyor. Nitekim gensorular oylanmadan önce hükûmet, bütçenin kabul edilememesi hâlinde Ulusal Meclis’in feshedilebileceği mesajını açık biçimde vermişti.
Defalarca Reddedilen 2026 Bütçesi Başladığı Noktaya Döndü
Kronikleşen bütçe krizi, Ulusal Meclis Maliye Komisyonu’ndaki oylamalarla somutlaştı. Perşembe’den cumartesiye uzanan ve devamsızlıkla da dikkat çeken tartışmaların ardından komisyon, 10 Ocak Cumartesi günü hükûmetin hazırladığı bütçe projesinin “harcamalar” bölümünü reddetti; oylamada hiçbir grup “evet” oyu vermedi. RN, LFI, Yeşiller ve merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisi (LR) karşı oy kullanırken; Sosyalist Parti (PS), hükûmetin müttefiki MoDem ve Macron’un partisi Ensemble pour la République (EPR) çekimser kaldı. LIOT, Horizons, UDR ve GDR’nin ise oylama sırasında salonda bulunmadığı aktarıldı. Komisyonda bir gün önce, 9 Ocak Cuma günü bütçenin “gelirler” bölümü de reddedilmişti: yalnızca EPR destek verirken; RN ve sol partilerin tamamı “hayır” oyu kullandı, Horizons karşı oy verdi; MoDem ile LIOT ise çekimser kaldı.
Komisyon görüşmelerinde çok sayıda değişiklik önerisi kabul edilmesine rağmen, nihai bir siyasi uzlaşma ortaya çıkmadı. Raportör Philippe Juvin’in yaptığı geçici hesaba göre, Senato metnine kıyasla vergi baskısı yaklaşık 430 milyon avro azaltıldı (bu hesap, PS’nin kabul ettirdiği servet vergisi revizyonunu hariç tutuyor). PS’nin önerisiyle, mevcut taşınmaz servet üzerindeki vergiye (IFI) kıyasla daha yüksek gelir hedefleyen ve mesleki olmayan finansal serveti de kapsayacak şekilde genişletilen “yeniden düzenlenmiş servet vergisi”kabul edildi. Sosyalistler bu düzenlemenin 5 milyar avro gelir getirmesinin hedeflendiğini, mevcut IFI gelirinin ise 3 milyar avro civarında olduğunu belirtti.
Şirket kârlarına ek vergi (fr. surtaxe) konusunda da anlaşma sağlanamadı. Hükûmet bu kalemden 4 milyar avro gelir hedeflerken, PS bunun 2025 düzeyine (yaklaşık 8 milyar avro) yaklaştırılmasını savundu; sağ kanatta ise verginin sınırlandırılması ya da kaldırılması çizgisi ağır bastı. Sonuçta Senato’nun önerdiği ve ek vergiyi tamamen kaldıran “sıfır” düzeyindeki versiyon korunmuş oldu. Komisyonun genel raportörü Philippe Juvin (LR), savunma–güvenlik–adalet gibi “egemenlik” misyonları dışında kalan başlıklarda “genel kesinti” yöntemini gündeme getirerek 6,2 milyar avroluk tasarruf hedefledi; ancak komisyon içinde hangi misyonların bu kesintiden etkileneceği konusunda ortak çizgi oluşmadı. Komisyon ayrıca Ekoloji (900 milyon avro) ve Okul Eğitimi (660 milyon avro) ödeneklerinde kesinti yapılmasını kabul etmedi.
Bütçenin Ulusal Meclis Genel Kurulu’nda yeni okuma kapsamında yeniden ele alınması 13 Ocak itibarıyla başladı; görüşmelerin 23 Ocak’a kadar sürmesi bekleniyor. 2026 bütçesi 14 Ekim 2025’te Ulusal Meclis’e sunulmuş, Meclis ise 21 Kasım 2025’te “gelirler” bölümünü reddetmesiyle metni ilk okumada fiilen reddetmişti. Senato tarafından kabul edilen metin 19 Aralık’ta Karma Komisyon’a (CMP) gelmiş, ancak burada uzlaşma sağlanamamıştı. Bu nedenle bütçe yeni okuma için yeniden Meclis gündemine dönerken, yıl sonuna kadar devletin işleyişini sürdürmek üzere “özel bir yasa” devreye sokuldu. Önümüzdeki günlerde bütçe tasarısı, Genel Kurul oturumlarında tartışılmayı sürdürecek.
Muhalefetten Gelen Gensoru Önergelerine Karşın Hükûmetin “Erken Seçim” Resti
Siyasi tansiyonu daha yükselten gelişmelerin başında, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Ulusal Birlik’in (RN) sunduğu gensoru önergeleri geliyor. Bu önergeler, Avrupa Komisyonunun Mercosur bölgesi ülkeleri ile serbest ticaret anlaşmasını imzalamasının ardından gündeme taşındı.
Siyasi tansiyonu yükselten gelişmelerin başında, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Ulusal Birlik’in (RN) Mercosur anlaşması üzerinden sunduğu iki gensoru önergesi geldi. Başbakan Sébastien Lecornu, bu önergelerden birinin kabul edilmesi hâlinde Ulusal Meclis’in feshedilebileceğini ve erken genel seçimlerin gündeme gelebileceğini söyleyerek Meclis üzerindeki baskıyı artırdı. Basına yansıyan bilgilere göre Lecornu, İçişleri Bakanlığı’ndan olası bir erken genel seçimin belediye seçimleriyle aynı tarihlerde (15 ve 22 Mart 2026) organize edilmesinin fizibilitesini incelemesini dahi istedi.
Bu çıkış, yalnızca muhalefette değil, hükûmeti destekleyen blok içinde de tepkiyle karşılandı. Horizons grubunun başkanı Paul Christophe, “Şakağa dayalı tabancayla yasama yapılmaz” sözleriyle, bu yaklaşımın Meclis’teki çalışma iklimine zarar verdiğini ifade etmişti. MoDem cephesinde de Lecornu’nun açıklamasındaki “şantaj tonu” eleştirilirken; erken seçimlerin belediye seçimleriyle aynı tarihe denk getirilmesinin provokatif bulunduğu aktarıldı.
Sosyalist Parti Yine Hükûmeti Düşmekten Kurtardı
Gensoruların akıbetinde Sosyalist Parti’nin tutumu belirleyici oldu. PS lideri Olivier Faure, hem LFI’nin hem RN’nin Mercosur gerekçeli gensorularına destek vermeyeceklerini önceden açıklamıştı. Bu tutum, önergelerin kabul edilme ihtimalini baştan düşürdü. Nitekim iki önerge de 14 Ocak’ta 577 koltuklu Ulusal Meclis tarafından oylandı ve çoğunluk tarafından reddedildi: LFI’nin önergesi 256, RN’ninki ise 142 oyda kaldı; hükûmeti düşürmek için gereken sayı 288’di.
Yürütmenin “gensoru olursa fesih gelir” mesajını, bütçe müzakerelerinde özellikle PS ve LR üzerinde baskı aracı olarak kullandığı değerlendiriliyor. LR’li Xavier Bertrand, “Ülke korku, baskı ya da kurumsal şantajla yönetilmez.” sözleriyle bu tehdide itiraz etti. LFI’nin kurucusu Jean-Luc Mélenchon, “Seçimden korkmuyoruz” diyerek geri adım atmayacaklarını vurguladı. RN Başkan Yardımcısı Sébastien Chenu ise hükûmetin bu çıkışını “blöf” olarak nitelemişti. Tepkilerin ardından Lecornu, “Ne gensoru istiyorum ne de fesih; mücadelem istikrar.” diyerek söylemini yumuşattı. Kabine görevine devam ediyor.
Bütçeyi Onaylanmasını Sağlayacak Seçeneklerin Sayısı Azalıyor
Bütçeyi Meclis’ten geçirmek için yürütmenin önündeki seçenekler giderek daralıyor. Lecornu, 3 Ekim 2025’te Anayasa’nın hükûmete bir yasa tasarısını parlamento oylaması olmaksızın yürürlüğe koyma imkânı tanıyan 49.3 maddesini bütçe için kullanmaktan “vazgeçtiğini” açıklamıştı. Ancak görüşmeler tıkandıkça, özellikle yeni okuma sürecinde 49.3 seçeneği yeniden tartışma konusu oluyor; buna karşın Başbakan Lecornu’nün şimdilik bu araca mesafeli durmayı sürdürdüğü belirtiliyor.
Hükûmetin temel hedefi, kamu maliyesi açığını 2025’teki yüzde 5,4 seviyesinden 2026’da yüzde 5’e düşürmek. Yeni vergi getirilmemesi ve Senato’nun revize ettiği metnin esas alınması durumunda, bunun için 12-15 milyar avroluk tasarruf gerektiği belirtiliyor. Bu çerçevede müzakere zemini de daralıyor. LFI, Yeşiller ve Komünist Partinin ocak ayında Ekonomi ve Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen görüşmelere katılmadığı; RN’nin de bu temasların dışında kaldığı aktarılıyor. Böylece sol blokta PS’nin, sağda ise “vergi artışı yok” çizgisini koruyan LR’nin kilit aktörler hâline geldiği görülüyor.
Kamu Hesapları Bakanı Amélie de Montchalin, RN ve LFI dışındaki tüm parlamento gruplarıyla Maliye Bakanlığı’nda temaslar kurarak uzlaşma arayışını sürdürüyor. Bu görüşmelerde Aralık 2025’in başında sosyal güvenlik bütçesi kabul edilmiş olsa da, devlet bütçesinde uzlaşma sağlanamadığı için hükûmetin 2026’da bir önceki yılın vergi rejimini sürdürmeye imkân tanıyan “özel yasa” çıkarmak zorunda kaldığı da hatırlatılıyor.
Bütçeyi sonuçlandırmak için tartışılan üç yol öne çıkıyor: Genel Kurul oylamasıyla kabul (çoğunluk olmadığı için zor), 49.3 maddesiyle oylamasız kabul (yeniden gensoru riskini artırıyor) veya anayasanın 47. maddesi çerçevesinde, Ulusal Meclis yasal süreyi aşması durumunda “kararname” ( ordonnance) yoluna başvurulması ihtimali. Bu üçüncü seçeneğin, hukukçular tarafından Beşinci Cumhuriyet pratiğinde çok tartışmalı ve yüksek siyasi maliyetli bir senaryo olarak görüldüğü aktarılıyor.
49.3 maddesi bütçenin onaylanması seçeneği, Sosyalistlerle bir “gensorusuzluk paktı” ihtimalini de gündeme getiriyor. Eski Cumhurbaşkanı ve mevcut PS milletvekili François Hollande, France Inter’e yaptığı açıklamada bütçede tek çıkışın 49.3 olabileceğini söyledi. 2025 bütçesini (parlamentonun oylaması olmaksızın onaylatma imkânı veren) 49.3 maddesi ile geçirmeye çalışırken gensoru ile düşürülen eski başbakan Michel Barnier de Lecornu’nun “başka seçeneği kalmadığını” dile getirdi. Eski ekonomi bakanı Éric Lombard ise mevcut yöntemin işlemediğini belirterek “hızlı bir yöntem değişikliği” çağrısı yaptı.
Buna karşılık Ulusal Meclis Başkanı Yaël Braun-Pivet, 49.3’e mesafeli durmayı sürdürüyor. Gerekçe olarak, Başbakan Lecornu’nün daha önce verdiği “49.3’ten vazgeçme” sözünün kamuoyu nezdinde bağlayıcılığına işaret etti. PS lideri Faure ise kendi açılarından belirleyici unsurun kabul yöntemi değil, bütçe metninin içeriği olacağını; “metin kötüyse gensoru vereceklerini” vurguladı.
Bu tablo içinde, bütçe görüşmelerinin Genel Kurul’daki seyri ve ocak sonuna kadar “nihai bir metin” bulunup bulunamayacağı belirleyici olacak. Mercosur gerekçeli iki gensoru önergesi 14 Ocak’ta reddedildi; hükûmet şimdilik düşmedi, ancak bütçeyi geçirebilmek için 49.3 seçeneği üzerindeki baskı artmış durumda.