“Barış Kurulu’nun Gazze Yüksek Temsilcisi” Nickolay Mladenov Kimdir?
Trump yönetimi, Gazze planının ikinci aşamasında Barış Kurulu’nun sahadaki yüzü olarak eski Bulgar bakan ve BM elçisi Nickolay Mladenov’u “Gazze Yüksek Temsilcisi” atadı. Mladenov’un görevi, Filistinli teknokrat komiteyle Washington arasındaki hattı kurup kırılgan ateşkesi yönetilebilir bir düzene çevirmek.
ABD Başkanı Donald Trump’un Gazze planında ikinci aşamaya geçilirken Gazze’yi yönetecek Barış Kurulunun başına atamayı düşündüğü ve Ortadoğu açısından “toksik” görülen eski Britanya Başbakanı Tony Blair’in Arap ülkelerince veto edilmesinin ardından Washington, B planı olarak 53 yaşındaki eski Bulgaristan dışişleri ve savunma bakanı Nickolay Mladenov’u Gazze Yüksek Temsilcisi olarak atadı. Beyaz Saray’a göre Mladenov, Trump’ın Barış Kurulu adlı yapısı ile Gazze’de yönetimi üstleneceği belirtilen Filistinli teknokratlardan oluşan “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” (NCAG) arasında “sahadaki bağlantı” olacak; yönetişim, yeniden inşa ve kalkınmanın tüm boyutlarında kurulun gözetimini destekleyecek ve sivil-güvenlik ayakları arasında koordinasyon sağlayacak. Peki Nickolay Mladenov kimdir?
Sofya’dan Uluslararası Sahneye Hızlı Yükseliş
Nickolay Mladenov, Bulgaristan’dan merkez sağ bir siyasetçi ve diplomat. Sofya’daki Ulusal ve Dünya Ekonomisi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler okuduktan sonra King’s College London’da savaş çalışmaları alanında yüksek lisans yaptı. 1990’ların ikinci yarısında Georges Soros’un meşhur Açık Toplum Vakfı’nın Sofya’daki program direktörlüğünü yaptı. Dünya Bankası’nda görevler üstlendi; ardından Sofya’da European Institute’u kurup yönetti. Avrupa entegrasyonu, dış ilişkiler, savunma ve güvenlik gibi konularda çalışmalar yürüten Mladenov, partisi UDF (Union of Democratic Forces) içinde yönetici pozisyonlara geldi. 2007–2009 arasında ise Avrupa Parlamentosu üyesi seçildi; dış ilişkiler ile güvenlik-savunma gibi komisyonlarda yer aldı.
2009’da Bulgaristan Savunma Bakanı, 2010–2013 arasında ise Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. 2013’te Birleşmiş Milletler’de Irak Özel Temsilcisi oldu; 2015–2020 arasında BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü olarak görev yaparak İsrail-Filistin meselesinde uluslararası diplomasinin merkezindeki isimlerden biri haline geldi. BM görevlerinin ardından Washington Institute’ta misafir araştırmacı olarak bulundu ve Abu Dabi’de Anwar Gargash Diplomatic Academy’nin genel direktörlüğünü üstlendi. Ocak 2026’da ise Trump yönetiminin ABD öncülüğündeki Gazze Barış Kurulu’nun Yüksek Temsilcisi olarak ismi öne çıktı.
Bu kariyer rotasının iki sonucu var: Birincisi, Mladenov’un klasik “kariyer diplomatı” çizgisinden ziyade, siyasetin sert pazarlıklarını bilen bir isim olması. İkincisi, Batı başkentlerinde “devlet yönetimi tecrübesi”ne sahip biri imajını taşıması; güvenlik ve dış politika bürokrasisiyle aynı dili konuşabilmesi.
Bu siyasal geçmiş, Gazze’deki rolü açısından özellikle önemli; çünkü Trump yönetiminin açıkladığı yapıda Gazze dosyası, yalnız insani yardım ve yeniden inşa değil, aynı zamanda “güvenlik mimarisi” ve “silahlı yapıların tasfiyesi” gibi çatışmalı başlıklara bağlanıyor. AP’nin aktardığı çerçevede, Barış Kurulu’nun Gazze’de ateşkesin gözetimi, geçici yönetişim düzeni ve yeniden inşa planının koordinasyonu gibi iddialı bir misyon üstlendiği düşünüldüğünde “kriz yönetimi” ve “siyasi ağırlık” aranması şaşırtıcı değil.
BM Yılları: “Yangın Söndürücü” İmajı ve Eleştiriler
Mladenov’un asıl uluslararası profili, Birleşmiş Milletler’deki görevlerle şekillendi. 2013’teki Irak Özel Temsilciliği görevi ; 2015-2020 arasında ise BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü olarak görevi süresince aynı anda İsrailliler, Filistin Yönetimi ve Gazze’deki aktörlerle temas kanallarını açık tutabilmesi, ona “herkesle konuşabilen” bir arabulucu itibarı kazandırdı.
Mladenov’un güçlü yanı, “iletişim kanalı kurmak” kadar, kriz anlarında gerilimi düşürmeye dönük pratik çözümler üretebilmesi olarak anlatılıyor. The National, onun BM döneminde İsrail-Hamas gerilimlerinde tekrarlayan tırmanışları durdurmak üzere Mısır’la birlikte perde arkasında aktif olduğunu vurguluyor. İsrail tarafındaki olumlu değerlendirmeler de bu “pragmatik arabulucu” çizgisini besliyor: CNN’e konuşan bir İsrailli yetkilinin “tüm tarafların güvenini kazanmak son derece nadirdir” mealindeki sözleri, bu algının bir örneği.
Ancak Filistin tarafında tablo daha karmaşık. Aynı döneme ilişkin eleştiriler, Mladenov’un “denge”yi İsrail lehine fazla eğdiği, insan hakları ihlalleri gibi başlıklarda daha sert bir dili kurmaktan kaçındığı ve Filistin Yönetimi’ni ikinci plana ittiği yönünde. Mladenov’un BM sonrası kariyeri de bu karmaşık algıyı derinleştiriyor. 2021’den itibaren Abu Dabi’de Anwar Gargash Diplomatik Akademisi’nin başında yer alması ve İbrahim Anlaşmaları gibi normalleşme süreçlerine yaklaşımı, Filistin kamuoyunda bölgesel normalleşme mimarisinin Filistin meselesini görünmezliğe ittiği eleştirileriyle çakışabiliyor. Bu yüzden Mladenov, Gazze’de yalnızca “işi bilen birisi” mi sorusunun değil ; aynı zamanda “hangi siyasi eksene daha yakın” sorusunun da hedefinde.
Barış Kurulunun Sahadaki Yüzü
Beyaz Saray’ın yayımladığı metin, Mladenov’u Gazze planının “sahadaki bağlantısı” olarak tarif ediyor. Kurulun bileşimi ve finansman/üyelik tasarımı, uluslararası alanda “meşruiyet” tartışmalarını beslerken, Gazze’deki uygulanabilirlik sorusu daha da keskin: İkinci aşama hedefleri içinde İsrail’in çekilmesi, uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırılması ve silahlı yapıların tasfiyesi gibi son derece çatışmalı başlıklar sayılıyor.
Mladenov’un en önemli görevi, 15 teknokrat Filistinliden oluşan ve Ali Shaath’ın (Filistin Yönetimi’nde eski bir bakan yardımcısı) liderliğinde kurulan NCAG ile uluslarası isimlerin yer aldığı Barış Kurulu arasındaki bağlantıyı sağlamak olacak. Bu komite, aralıksız İsrail bombardımanında aile üyelerini, evlerini, hastanelerini ve okullarını kaybetmiş, iki milyon savaş yorgunu Filistinlilerin gündelik hayatını yönetmeyi hedefliyor.
Mladenov’un İsrail bürokrasisiyle çalışmayı bilmesi ve Hamas dahil farklı aktörlerle temas kurabilmiş, Washington’da kabul gören bir isim olması öne çıkıyor. Ne var ki bu avantajın aynı zamanda bir bedeli var: Hamas’la temas kurabilmek, “silahsızlandırma” gibi bir gündemde onu tarafsız arabulucudan çok “dayatmanın uygulayıcısı” konumuna getirebilir. İsrail açısından da, Hamas’la geçmiş temasları “yakınlık” şüphesi yaratıp baskı kapasitesini sınırlayabilir. Bu sıkışma, Mladenov’un rolünü teknik bir koordinasyondan çok, sürekli bir meşruiyet sınavına dönüştürürecek gibi görünüyor. Ayrıca şunu da vurgulamak gerekiyor, önceki görevinde Mladenov BM Genel Sekreteri’ne bağlıydı ve uluslararası hukuku gözetmekle yükümlüydü. Yeni rolünde ise İsrail’in “güvenlik talepleri” anlatısına güçlü biçimde yaslanan, ABD liderliğindeki bir projenin parçası.
Üstelik Gazze’de “teknokratik komite” fikri, yönetim açısından çekici görünse de, sahadaki toplumsal-politik gerçekliği bertaraf etmiyor: Yıkımın ölçeği, insani yardımın giriş-çıkışı, güvenlik kontrolünün kimde olacağı ve Gazze’nin geleceğine dair Filistin içi siyasi mutabakat, “komite kurmakla” çözülemeyecek kadar ağır meseleler. Tam da bu nedenle, planın destekçileri Mladenov’un “pragmatizmine” ve “sonuç odaklı” tavrına yaslanırken, eleştirmenler onun bir “yönetim projesi” içinde asıl siyasi çatışmayı teknikleştirme riski taşıdığını düşünüyor.
Mladenov’un sosyal medya platformu X’de yayınladığı mesaj ise, iki hattı aynı anda tutmaya çalışıyor: bir yandan “acil insani ihtiyaçlar, temel hizmetlerin onarımı” gibi meselelerden bahsederken öte yandan “Gazze’deki silahların tek meşru otorite kontrolünde toplanması” gibi bir güvenlik vurgusuna sahip. Bu, tam da görevin paradoksu: Gazze’de kalıcı barış hedefi, insani iyileştirme ile güvenlik/silahsızlandırma gündemini aynı çerçeveye bağlayan bir siyasi mimari gerektiriyor.
Kırılgan ateşkesin üçüncü ayına girilirken, Mladenov’un rolü kritik görülüyor; çünkü ikinci aşama; İsrail’in tamamen çekilmesi, Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) konuşlandırılması ve Filistin direnişinin silahsızlandırılması gibi henüz sonuçlandırılmamış başlıklar içeriyor. Ancak Gazze Trump’ın planındaki ikinci aşamaya girerken ihtiyaçlar teknik değil varoluşsal: Yerinden edilmiş nüfus sert hava koşullarında dayanıksız çadırlarda yaşıyor; İsrail’in büyük ölçüde engellediği insani yardıma bağımlı; etraf, moloz ve yıkıntıdan ibaret. Bununla beraber, Ekim ayında yürürlüğe giren ABD arabuluculuğundaki ateşkese rağmen İsrail, 464 Filistinliyi öldürdü ve 712 kişiyi yaraladı. Gazze Sağlık Bakanlığı ; İsrail’in Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik saldırısını başlatmasından bu yana toplam can kaybının 71.548’e, yaralı sayısının ise 171.353’e yükseldiğini bildiriyor.