İsrail, Gazze’de Desteklediği Çeteleri Sahada Tutmayı Sürdürüyor
Wall Street Journal’ın haberine göre İsrail, ateşkes sonrası Gazze’de Hamas’a karşı faaliyet yürüten Filistinli çeteleri silah, istihbarat ve lojistik destekle sahada tutmayı sürdürüyor; bu strateji Gazze’deki otorite boşluğu ve güvenlik problemlerini derinleştiriyor.
Gazze Şeridi’nde “ateşkes” sürecine rağmen süren İsrail saldırıları nedeniyle güvenliğin ne kadar kırılgan olduğu tartışılırken, Wall Street Journal (WSJ) kaynaklı bir haber İsrail’in sahadaki yeni stratejisine dair yeni ve çarpıcı iddialar ortaya koydu. Habere göre İsrail, Gazze’de Hamas’a karşı faaliyet yürüten Filistinli milis ve çetelere örtülü biçimde destek sağlıyor.
WSJ’nin “eski İsrailli yetkililer ve ordudaki yedek askerler”e dayandırdığı bilgilere göre bu destek; silah temini, insansız hava araçlarından istihbarat paylaşımı, gıda ve sigara sevkiyatı gibi unsurları kapsıyor. Yaralanan bazı milis mensuplarının ise hava yoluyla İsrail’e götürülerek tedavi edildiği öne sürülüyor. İsrail ordusu (IDF) ve iç güvenlik servisi Şin Bet, habere ilişkin resmî yorum yapmayı reddetti.
Gazze’deki Otorite Boşluğu ve Çetelerin Yükselişi
10 Ekim 2025’teki ateşkesin ardından Gazze’de belirginleşen otorite boşluğu, aile ve aşiret bağlarına dayalı silahlı ağların hızla güç kazanmasına yol açtı. Bu gruplar özellikle Kerem Şalom hattından geçen insani yardım konvoylarını yağmalamalarıyla gündeme geldi.
Bu bağlamda, Yasser Abu Shabab etrafında toplanan ve kendisini “Halk Güçleri” olarak adlandıran grubun, söz konusu güzergâhta konuşlanarak yardım ve ticari mallara el koyduğu, buradan önemli gelir sağladığı aktarıldı. Aynı dönemde sigara kaçakçılığı gibi “savaş ekonomisi” kalemlerinin, milis sadakatini besleyen ciddi bir nakit akışına dönüştüğü belirtiliyor.
İddialara göre bu grup, yardım dağıtım merkezleri çevresinde İsrail güçleriyle koordineli hareket ediyor; İsrail’den nakit, gıda, hafif silah ve araç erişimi sağlıyor. İsrail kamuoyunda da Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Hamas’a karşı “yerel yardımcı güçler” kullanıp kullanmadığı tartışma konusu oldu. Muhalefet açık biçimde silahlandırma suçlaması yöneltirken, hükûmet doğrudan yalanlama yerine “çeşitli adımlar” vurgusuyla muğlak bir savunmaya yaslandı.
Saleh al-Jafarawi Cinayeti ve Ekim 2o25 İtibarıyla Artan Çatışmalar
Ekim 2025’te ateşkesin başladığı ilk günlerde gazeteci Saleh al-Jafarawi’nin öldürülmesi, Hamas karşıtı bu yapılardan biri olan ve kökeni 20. yüzyıl başlarında Türkiye’den Gazze’ye göç etmiş bir aileye dayanan “Doğmuş Aşireti”ni gündeme taşıdı.
Hamas’ın “çetelerle mücadele” biriminin Doğmuşların bulunduğu bölgelere operasyonlar düzenlediği; bazı milislerin teslim olmayı reddederek hastaneler gibi sivil alanlara sığındığı ve bu süreçte kaçırma ile infaz vakalarının yaşandığı bildirildi. Gazze’nin farklı bölgelerinde Hellis, el-Mansi ve el-Macayde gibi başka Hamas karşıtı silahlı odakların da ortaya çıktığı; bazılarının İsrail’in hâlâ etkili olduğu alanlarda Hamas’a meydan okuduğu ve İsrail operasyonlarıyla örtük biçimde eş zamanlı hareket ettiği iddiaları güç kazandı.
Hamas ise bir yandan bu ağları “işgalle iş birliği yapan çeteler” olarak bastırmaya yönelirken, diğer yandan “kan dökmemiş” çete üyeleri için af ilan ederek silah bırakma çağrısı yaptı.
İsrail’in “Refah Valisi” Adayı, Halk Güçleri Lideri Yasser Abu Shabab’ın Öldürülmesi
Sahadaki en güçlü yapılardan biri olarak görülen Halk Güçleri’nin lideri Yasser Abu Shabab, geçtiğimiz Aralık ayında öldürüldü. Abu Shabab, İsrail’in desteğiyle Hamas’a karşı “alternatif bir güvenlik aktörü” olarak öne çıkarılan bir isimdi.
Haaretz gazetesine göre bu ölüm, Netanyahu hükûmetinin Gazze’nin geleceğini “dışarıdan dayatmalarla” şekillendirme beklentileri ile sahadaki gerçeklik arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. Al Jazeera ise Abu Shabab’ın öldürülmeden önce İsrail tarafından atanacak bir “Refah valisi” pozisyonu için değerlendirildiğine dair iddialara ilgili haberinde yer verdi.
Abu Shabab, insani yardım yağmalamak ve “işgalciyle iş birliği” yapmakla suçlanıyor; hem Hamas’ın kadrolarını hem rakip silahlı grupları hem de kendi aşireti içindeki bazı kesimleri karşısına almıştı. Ölümünün ardından aşiretinin onu hızla reddettiği ve “işgalin hizmetine girilmeyeceği” yönünde açıklama yaptığı bildirildi.
Hussam el-Astal ve Han Yunus’taki Yeni Yapı
WSJ’nin dikkat çektiği bir diğer yapı ise Hussam el-Astal liderliğindeki grup oldu. Konuyu haberleştiren Times of Israel gazatesi de İsrail’in Gazze’deki çeşitli milislere verdiği destek iddialarını aktarırken özellikle bu gruba vurgu yapıyor.
Astal, Hamas kontrolündeki bir bölgede görev yapan bir polis memurunun öldürülmesinin sorumluluğunu üstlendi; yayımladığı video mesajında yeni saldırıların planlandığını duyurdu. “Hamas’a ve Hamas’la bağlantılı olan herkese söylüyorum… sizin için de geleceğiz” sözleriyle açık tehditte bulundu.
Eylül 2025’te Han Yunus’ta silahlı bir grup kurduğunu ilan eden Astal, Kizan el-Neccar çevresinde “yeni bir insani bölge” oluşturduğunu; buraya gelenlerin Hamas bağlantısı olup olmadığını anlamak için güvenlik taramasından geçirildiğini söyledi. İsrail’le koordinasyon içinde olduklarını, elektrik ve su gibi hizmetler için İsrail’e dayanacaklarını ve çoklu kaynaklardan finansman aldıklarını iddia etti. Bu grubun Trump’ın “Gazze Barış Planı” sonrası Gazze’de güvenlik gücü hâline gelecegi yönünde iddialar da medyada yer almıştı.
Hamas kaynakları ise Astal’ın geçmişte İsrail’le iş birliği şüphesiyle uzun süre gözaltında tutulduğunu, 2018’de Malezya’da öldürülen Hamas mühendisi Fadi el-Batş suikastıyla ilişkilendirildiğini ve 2022’de idama mahkûm edildiğini aktarıyor.
İsrail Gazze’deki Çeteleri Neden ve Nasıl Destekliyor?
WSJ’ye göre İsrail güvenlik güçleri, özellikle ateşkes nedeniyle doğrudan askerî varlık gösteremediği bölgelerde bu çeteleri “vekâlet savaşı” unsurları olarak kullanıyor. Böylece İsrail sahadan çekilse bile Hamas’ı zayıflatmaya yönelik etkisini sürdürüyor. Haberde konuşan bir İsrail ordusu yedek askeri, Refah’ta İsrail destekli bir çeteye malzeme taşıyan konvoyu koruduklarını; kamyonlarda gıda, su, sigara ve Şin Bet tarafından yerleştirilen kapalı kutular bulunduğunu söyledi. Teslimatların gece, farlar kapalı şekilde yapıldığı aktarıldı. Times of Israel ise bu çete üyelerinin İsrail ekipmanlarıyla görüldüğü videolar olduğunu belirtti.
Eski üst düzey subay Yaron Buskila, Hamas’a karşı faaliyet yürüttüklerinde bu grupları izlediklerini ve zaman zaman yardım ettiklerini WSJ’ye söylerken; kısa süre önce emekli olan Saar Tzur ise bu milislerin çıkarlarının zamanla değişebileceği ve İsrail’e karşı da dönebileceği uyarısında bulundu.
Bu stratejinin arka planında, İsrail’in Gazze’yi ne Hamas ne de Filistin Yönetimi tarafından “yönetilebilir” görmek istememesi yatıyor. Haziran 2025’ten itibaren çıkan farklı haberlere göre Netanyahu’nun, Hamas’ın yerine Filistin Ulusal Yönetimi’nin getirilmesini reddetmesinin ardından yerel çeteler üzerinden alternatif yönetim modellerine onay verdiği; bu yaklaşımı son aylarda bizzat kabul ettiği de biliniyor.