Gazze Şeridi

Gazze’de Ölü Sayısı: İsrail İnkâr Ettiği Verileri Askerî Raporlarında Kullanıyor

İsrail yönetimi Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli açıklanan ölü sayılarını uzun süre “güvenilmez” diyerek reddederken, İsrail ordusunun aynı verileri iç rapor ve analizlerinde esas aldığı ortaya çıktı. Demografi uzmanları ise gerçek ölü sayısının -dolaylı ölümler hesaba katılmadığında bile- resmî verilerden daha yüksek olduğunu hesaplıyor.

Gazze’de Ölü Sayısı: İsrail İnkâr Ettiği Verileri Askerî Raporlarında Kullanıyor
Gazze'de 25 Şubat 2025'te çekilmiş bir havadan görüntü. Fotoğraf: tayfimurat - Shutterstock.

Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan soykırım, yalnızca sahadaki askerî tabloyla değil, ölü ve yaralı sayıları etrafında yürütülen siyasi mücadeleyle de şekilleniyor. İsrail hükûmeti ve resmî sözcüler, saldıların ilk günlerinden itibaren Gazze Sağlık Bakanlığının yayımladığı verileri sistematik biçimde inkâr etti; bu rakamların “yanıltıcı”, “şişirilmiş” ve “güvenilmez” olduğu ileri sürüldü. Ancak İsrail basınına yansıyan son bilgiler, bu söylemle fiilî uygulama arasında derin bir uçurum olduğunu ortaya koyuyor.

Reddedilen Sayılar, Kabul Edilen İç Belgeler

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, üst düzey askerî kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun (IDF) Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan yaklaşık 71 bin 700 Filistinlinin öldüğü yönündeki veriyi kendi iç değerlendirmelerinde esas aldığını yazdı. Bu, İsrail ordusunun söz konusu rakamları ilk kez açık biçimde kabul ettiğini gösteriyor.

IDF yetkilileri, bu sayının yalnızca doğrudan İsrail askerî saldırıları sonucu hayatını kaybedenleri kapsadığını; enkaz altında kalan ve hâlâ kayıp olan binlerce kişinin, açlık ya da hastalık nedeniyle ölenlerin bu toplamda yer almadığını belirtiyor. Başka bir ifadeyle, kamuoyunda “abartılı” olduğu iddia edilen rakamlar, İsrail ordusunun kendi tanımıyla bile eksik.

Bu kabul, İsrail’in bugüne kadarki resmî söylemiyle taban tabana zıt. Dışişleri Bakanlığı ve hükûmet sözcüleri, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerini defalarca “yanıltıcı” olarak nitelemiş, uluslararası kamuoyunda bu rakamları referans alan akademisyenler ve gazeteciler ise “Hamas yanlısı” olmakla suçlanmıştı.

Uluslararası Kurumlara Göre Veriler Doğruydu

Gazze Sağlık Bakanlığının tuttuğu kayıtlar, savaşın başından bu yana çok sayıda uluslararası kuruluş, araştırma merkezi ve medya organı tarafından mercek altına alındı. Kayıtların yüzde 90’dan fazlası isim, kimlik numarası, yaş ve cinsiyet bilgileriyle eşleştirilmiş durumda. Bu durum, çatışma koşullarında veri üretiminin son derece zor olduğu bir ortamda dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), verilerin genel eğilimi doğru yansıttığını ve tarihsel olarak Gazze Sağlık Bakanlığının önceki çatışmalarda da geriye dönük olarak doğrulanan rakamlar yayımladığını vurguladı. Buna karşın İsrail yönetimi, bu sayıları çürütecek alternatif ve kapsamlı bir istatistik seti hiçbir zaman kamuoyuyla paylaşmadı.

ABD Gazze’den Gelen Verilerin Kulanılmasını Yasaklamıştı

Gazze’deki ölü sayıları etrafında süren tartışma, ABD iç politikasında somut bir müdahaleye dönüşmüştü. Haziran 2024’te ABD Temsilciler Meclisi, Dışişleri Bakanlığının Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan ölüm verilerine atıf yapmasını yasaklayan bir değişikliği kabul etmişti. Değişiklik, Dışişleri Bakanlığı’nın yıllık bütçe tasarısına eklenerek geçirildi ve bu yönüyle sembolik değil, kurumsal bağlayıcılığı olan bir adım niteliği taşımıştı. Oylama, Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekillerinden oluşan iki partili bir çoğunlukla kabul edilmişti.

Bu hamle, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından, Gazze’de yaşananların insani boyutuna dair resmî tartışmayı daraltmayı amaçlayan bir girişim olarak eleştirilmişti. Zira Gazze Sağlık Bakanlığı verileri, bu karara kadar ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler kurumları ve Amerikan medyası tarafından temel bir kaynak olarak kullanılıyor ve referans alınıyordu.

İsrail Neden Uzun Süre Reddetti, Neden Şimdi Kabul Ediyor?

Al Jazeera’ya göre İsrail’in Gazze’deki ölü sayıları konusundaki tutumu, savaş boyunca tutarlı bir çizgi izlemedi. Gazze Sağlık Bakanlığının yayımladığı veriler, İsrail hükûmeti ve ordu sözcüleri tarafından sık sık “yanıltıcı” veya “manipüle edilmiş” olarak nitelendirildi. İsrail tarafı, bu verilerin Hamas kontrolündeki bir kurum tarafından üretildiğini vurgulayarak, rakamların güvenilir olmadığını savundu. Bu süreçte İsrail ordusu zaman zaman kendi ölüm istatistiklerini açıkladı; ancak bu rakamlar farklı tarihlerde değiştirildi. Örneğin, Gazze’de öldürülen “militan” sayısına ilişkin açıklamalar 2023 ve 2024 boyunca birkaç kez aşağı yönlü revize edildi. Benzer biçimde, 7 Ekim 2023’te İsrail’de hayatını kaybedenlere ilişkin ilk açıklanan sayılar da daha sonra düşürüldü. İsrail’in müttefikleri ve bazı medya kuruluşları da uzun süre Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine mesafeli yaklaştı.

Ancak İsrail ordusunun son dönemde bu verileri iç analizlerinde kabul etmesi, bu yaklaşımda bir değişime işaret ediyor. Uzmanlara göre bu değişimin birkaç nedeni bulunuyor. Al Jazeera’ya konuşan Hamad Bin Khalifa Üniversitesinden Prof. Sultan Barakat’a göre Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani kuruluşların sahaya erişiminin artması, enkaz kaldırma çalışmalarının başlaması ve bazı müttefik ülkelerin sahadaki gözlemleri, verilerin tamamen reddedilmesini zorlaştırdı. Barakat, bu koşullarda “kısmi kabulün”, İsrail açısından kurumsal güvenilirliği korumaya yönelik bir adım olarak görülebileceğini belirtiyor.

Barakat ayrıca, bu kabulün hukuki ve diplomatik bir boyutu da olduğuna dikkat çekiyor. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde devam eden ya da olası süreçler göz önüne alındığında, ölü sayılarının tamamen reddedilmesi yerine sınırlı biçimde kabul edilmesinin, ilerideki soruşturmalara karşı daha tutarlı bir resmî kayıt oluşturmayı hedefleyebileceği ifade ediliyor. İsrail, yardım beklediği sırada öldürülen 5 yaşındaki Hind Rajab ve sağlık çalışanlarına direkt hedef alan saldırılar gibi çok konuşulan tekil vakalarıdaki sorumluluğunu da ilk aşamalarda kategorik olarak reddetmişti. Kaynaklar, bu değişimin İsrail’in Gazze’de yaşananlara dair tüm sorumluluğu kabul ettiği anlamına gelmediğini; aksine tartışmanın, ölü sayılarından ziyade bu ölümlerin koşullarına ve tarafların sorumluluğuna odaklanacak şekilde yeniden çerçevelendiğini aktarıyor.

Demografik Araştırmalara Göre Gazze’de Ölenlerin Sayısı Daha Fazla

Siyasi tartışmalar sürerken, akademik dünyadan gelen bulgular, resmî sayıların alt sınırı temsil ettiğine işaret ediyor. Kasım 2025’te yayımlanan kapsamlı bir çalışma, Max Planck Demografik Araştırmalar Enstitüsü ile Barselona’daki Centre d’Estudis Demogràfics (CED) tarafından yürütüldü. Bu araştırmada savaş koşullarında kaçınılmaz olan eksik bildirimleri ve veri kopukluklarını bir “hata” olarak dışlamak yerine, bizzat modelin merkezine alan yenilikçi bir istatistiksel yaklaşım kullanıldı. Araştırmacılar, çatışma bölgelerinde sıkça görülen “istatistiksel savaş sisi” etkisini hesaba katan olasılıksal modellerle gerçek ölüm yükünü tahmin ediyor.

Araştırmanın tespitine göre 7 Ekim 2023 – 31 Aralık 2024 arasında Gazze’de en az 78 bin 318 kişi doğrudan şiddet sonucu hayatını kaybetti. İstatistiksel aralıklara göre gerçek sayı 70 bin 614 ile 87 bin 504 arasında değişiyor ve güncellenmiş analizler, 2025 sonbaharı itibarıyla şiddet bağlantılı ölümlerin 100 bini aştığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu hesaplamalarının dahi gerçek rakamın altında kalabileceğini vurguluyor; çünkü açlık, salgın hastalıklar, sağlık sisteminin çökmesi ve temiz suya erişim eksikliği nedeniyle yaşanan dolaylı ölümler bu hesaplamalara dahil değil.

Bu çalışmanın en sarsıcı bulgularından biri, Gazze’deki ortalama yaşam beklentisinin 76 yıldan 40 yıla düşmesi. Erkeklerde bu sürenin 36 yıla, kadınlarda ise yaklaşık 46 yıla gerilediği hesaplanıyor. Bu ölçekte bir düşüş, modern tarihte yalnızca büyük felaketler ve soykırım örneklerinde görülüyor. Araştırma, ölümlerin belirli bir yaş grubunda yoğunlaşmadığını; çocuklardan yaşlılara kadar toplumun tüm kesimlerine yayıldığını ortaya koyuyor. Bu durum, yalnızca bugünü değil, Gazze’nin önümüzdeki on yıllarını da etkileyecek derin bir demografik yıkıma işaret ediyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler