Batı Afrika

İsrail’in Afrika’da Sessizce Edindiği Vasal Devlet: Togo

İsrail’in Batı Afrika’daki etkisi, Togo üzerinden kurulan askerî, güvenlik ve diplomatik ağlarla görünmez bir hâkimiyete dönüşüyor. Gnassingbé rejiminin on yıllardır ayakta kalmasını sağlayan bu ilişki, silah ticaretinden gözetim teknolojilerine uzanan daha geniş bir emperyal stratejinin parçası olarak okunuyor.

İsrail’in Afrika’da Sessizce Edindiği Vasal Devlet: Togo
2016'da İsrail'i ziyaret eden Togo Başbakanı Faure Gnassingbé. | Fotoğraf: Togo Cumhuriyeti.

On yıllardır İsrail, Batı Afrika’da fiilen bir “vasal devlet” (tabi devlet) niteliğine denk düşen bir düzeni ayakta tutuyor. Pek çok kişi, okuma yazma bilmeyen bir adamın kıtadaki en uzun soluklu diktatörlüğü nasıl kurabildiğini merak etti. Gnassingbé Eyadéma, birçok Afrikalı otokratın kavrayamadığı bir gerçeği çok erken fark etmişti: İktidar yalnızca kaba güçle ayakta kalmaz. İktidar, işe yarayarak -hem de Batı için son derece işe yarayarak- sürer.

Eyadéma’nın Togo’da Kurduğu Düzen: “Kirli İşleri Gören Hizmet Rejimi”

Eyadéma, Togo’yu kirli işlerin görüldüğü bir “hizmet rejimi” olarak konumlandırdı. Savaşlarda, ambargolarda ve silah kaçakçılığında aracı olmaya hazır bir rejim. Haritada güç bela fark edilen küçük Togo, kısa sürede küresel bir silah kaçakçılığı merkezine dönüştü. Büyük ölçüde İsrail ve Fransa’dan temin edilen silahlar, Birleşmiş Milletler tarafından sıkı ambargolar uygulanan bölgelere yeniden sevk ediliyordu.

Togo, Güney Afrika’daki apartheid rejimine silah sağladı. Angola’daki savaşta yer alan gruplara silah verdi. Liberya’da Charles Taylor’ın güçlerini donattı. On yıllar boyunca, Orta Afrika’dan Angola’ya, Liberya’dan Fildişi Sahili’ne ve daha yakın dönemde bölgenin başka noktalarına uzanan çatışma hatları boyunca tehlikeli savaş yükleri Lomé üzerinden geçti. Togo, şiddetin lojistik sığınağına dönüştü.

Ölümü sırasında Eyadéma, herhangi bir Afrikalı diktatörün sahip olabileceği en yakın ilişkilerden bazılarını Jacques Chirac’la ve İsrail liderliğiyle sürdürüyordu. 2005’te, tedavi için İsrail’e götürülürken hayatını kaybetti. Bugün hâlâ oğlu Faure Gnassingbé’nin askerî ve güvenlik desteği -hatta tıbbî tedavisi- aldığı yer de İsrail oldu.

Togo’daki Rejimi Ayakta tutan İsrailli Güvenlik Firması

İnsanlar sık sık, darbelerin Togo’da neden başarısız olduğunu ve bir ailenin nasıl neredeyse 60 yıl boyunca iktidarda kalabildiğini sorar. Cevap basit: Togolu cumhurbaşkanının kişisel güvenliği İsrailli bir firma tarafından sağlanıyor. Gözetleme, istihbarat ve karşı-ayaklanma sistemleri Eyadéma döneminden bu yana dışarıdan temin ediliyor. Faure Gnassingbé bu ittifakı öyle ileri bir noktaya taşıdı ki, Batılı liderler arasında kendisine düzenli olarak görkemli kabuller sunan tek hükûmet başkanı Benjamin Netanyahu oldu. Tatilini İsrail’de yapıyor; siyasi meşruiyetini de orada tazeliyor.

2017’de Togo, ilk İsrail-Afrika Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu. Amaç, uyumlu rejimler aracılığıyla İsrail’in kıta üzerindeki stratejik tutunmasını kurumsallaştırmaktı. Togo, zaten İsrail teknolojilerinin deneme alanına dönüşmüştü: Casus yazılımlar, kitlesel gözetim sistemleri, sansür araçları.

Aynı yıl muhalefet ülke çapında protestolar çağrısı yaptığında, zirvenin gerçekleşmesini engellemek için elimizden geleni yapacağımızı kamuoyuna açıkladım. Muhalefet partileri ve sivil toplumun sürüklediği protestolar o denli kitleseldi ki zirve iptal edildi.

Beni ve Diğer Rejim Karşıtı Aktivistleri Hedef Alan Karalama Kampanyanları

Rejim buna, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir not göndererek karşılık verdi. Notun ekinde benim ve diğer aktivistlerin Facebook paylaşımlarının ekran görüntüleri vardı. Togo’da ve Afrika genelinde Yahudi karşıtlığını ve antisemitizmi körüklemekle suçlandım. Ayrıca Katar hükümeti tarafından finanse edildiğim iddia edildi. Oysa hiçbir Katarlı yetkiliyle tanışmadım, Katar’dan tek kuruş almadım; bu suçlama muhalefeti kriminalize etmek için uydurulmuştu.

Ardından aylar süren gözetim, tehdit, taciz ve baskı geldi. Rejim, beni kasıtlı biçimde İsrail karşıtı ve antisemitik biri gibi göstermeye çalışırken, İsrail diktatörlükle bağlarını daha da derinleştirdi. Rejimi diplomatik olarak korumak ve iktidarını pekiştirmek için Washington’da ve Avrupa’da milyonlarca dolar harcandı.

İsrail’in Afrika’daki Otoriter Rejimlerle Olan Yoğun İlişkileri

Yine 2017 yılında Togo, bir BM kararına meydan okuyarak Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması lehine oy veren tek Afrika ülkesi oldu. O tarihten bu yana, Gazze krizi de dâhil olmak üzere, İsrail lehine istikrarlı biçimde oy kullandı ve diğer Afrika devletlerini etkilemek için diplomatik ağırlığını kullandı.

İsrail, Afrika’da kendini sömürgeci olmayan bir ortak olarak sunuyor. Gerçekte ise çifte oyun oynuyor: Otoriter rejimlerle hizalanıyor, onlara silah ve gözetim teknolojileri sağlıyor ve bu rejimleri kıtanın militarizasyonu için geçit olarak kullanıyor. Togo bu stratejinin merkezinde yer aldı; silah satışlarının kalesi ve İsrail’in düşmanlarına fazla yakın duran ülkelerin istikrarsızlaştırılması için bir aktarım noktası oldu.

Gnassingbé rejimi işte bu şekilde ayakta kaldı. Togo’da verilen mücadele yalnızca iç politik bir mücadele değil; biz emperyal bir savaşın içindeyiz. İsrail ve Fransa tarafından sürdürülen bir savaşın. Bu iki devlet, altmış yıldır askerî bir rejimi iktidarda tutan sütunlar oldu ve onu kıtanın en eski askerî rejimi hâline getirdi.

NOT: Togolu aktivist Farida Bemba Nabourema’ya ait bu yazı, 3 Şubat’ta X sosyal medya hesabında yayımlanmıştır. Yazının İngilizce aslına buradan erişebilirsiniz.

Farida Bemba Nabourema

Farida Bemba Nabourema, Togo kökenli bir yazar ve insan hakları aktivistidir. Genç yaşlardan itibaren Togo’daki siyasal yapı, demokrasi ve yurttaşlık hakları üzerine çalışmalar yürütmüş; kurucuları arasında yer aldığı “Faure Must Go” hareketiyle uluslararası kamuoyunda tanınmıştır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler