Birleşik Krallık

Palestine Action Üyelerine Kısmi Beraat, Tutuklu Aktivistin Durumu Kritik

İsrail’le bağlantılı savunma şirketlerine yönelik eylemleriyle bilinen Palestine Action üyeleri hakkındaki davalarda jürinin bölünmüş kararı ve olası yeniden yargılama, İngiltere’de protesto hakkı ile terör tanımı arasındaki sınırı yeniden gündeme taşıdı. Beş eylemcinin beraat ettiği süreçte, açlık grevini sonlandırmasına rağmen sağlık durumu ağırlaşan tutuklu Umer Khalid’e ilişkin endişeler sürüyor.

Palestine Action Üyelerine Kısmi Beraat, Tutuklu Aktivistin Durumu Kritik
Londra, İngiltere, Birleşik Krallık | 9 Ağustos 2025 | Protestocular, “Filistin için Ulusal Yürüyüş – Gazze’yi Aç Bırakmayı Durdurun, İsrail’i Silahlandırmayı Durdurun” yürüyüşüne katıldı. | Fotoğraf: Loredana Sangiuliano

Birleşik Krallık’ta, İsrail savunma sanayiyle bağlantılı bir şirkete yönelik izinsiz giriş davasında yeniden yargılama ihtimali gündemdeyken, Filistin destekçisi sivil inisiyatif Palestine Action üyesi beş protestocu kefaletle serbest bırakıldı. Dava, Temmuz 2025’te “terör örgütü” ilan edilerek yasaklanan Palestine Action’a yönelik baskıların hukuki boyutunu yeniden tartışmaya açtı.

İsrail Şirketi Elbit’e Yönelik Eylemi Yapan Palestine Action Aktivistleri Serbest Kaldı

29 yaşındaki Charlotte Head, 23 yaşındaki Samuel Corner, 30 yaşındaki Leona Kamio, 21 yaşındaki Fatema Rajwani, 22 yaşındaki Zoe Rogers ve 31 yaşındaki Jordan Devlin, 6 Ağustos 2024’ün erken saatlerinde Bristol yakınlarında bulunan Elbit Systems UK binasına düzenlenen baskınla bağlantılı olarak “nitelikli hırsızlık” suçlamasından 4 Şubat Çarşamba günü beraat etti.
Sanıklar ayrıca mala zarar verme ve “şiddetli kargaşa” suçlamalarıyla da yargılandı. Ancak jüri bu suçlamalar konusunda ya kısmi karar verdi ya da karara varamadı. Bu nedenle savcılığın söz konusu başlıklar altında yeniden yargılama talep etmesi ihtimali bulunuyor.

Dava, Woolwich Kraliyet Mahkemesi’nde Kasım 2025’te başladı. Jüri, karar öncesinde 36 saati aşkın süre müzakere yürüttü. Sanıklar arasında kefalet talebi reddedilen tek isim Samuel Corner olurken, bir sonraki duruşmanın 18 Şubat’ta yapılması bekleniyor.

Rajwani, Rogers ve Devlin “şiddetli kargaşa” suçlamasından beraat ederken, Head, Corner ve Kamio hakkındaki aynı suçlamalarda jüri uzlaşmaya varamadı. Ulusal Polis Şefleri Konseyi Başkanı Emniyet Müdürü Gavin Stephens, bir polis memuruna yönelik olduğu öne sürülen saldırı iddiasında karar çıkmamasından “hayal kırıklığı duyduklarını” söyledi.

Kararın ardından mahkeme önünde toplanan yaklaşık 100 Palestine Action destekçisi, beş sanığın serbest bırakılmasını kutladı.
Palestine Action, Elbit Systems UK’nin İsrail ordusuna silah üretimi ve tedariki sağladığını savunurken, şirket bu iddiaları kesin bir dille reddediyor. Savcılık, protestocuların güvenlik görevlileriyle çatışmak amacıyla balyoz taşıdığını öne sürse de sanıklar şiddet uygulama niyetlerinin olmadığını, güvenlik görevlilerinin müdahalesi karşısında kendilerini savunduklarını ifade etti. Güvenlik görevlileri hakkında herhangi bir ceza soruşturması açılmış değil.

Duruşmada, yardım kuruluşu çalışanı Head’in cezaevi nakil aracını tesisin çevre çitine sürdüğü ve aracın fabrikanın içine girmek için “koçbaşı” olarak kullanıldığı bilgisi paylaşıldı. Savunma avukatı Rajiv Menon KC ise sanıkların, güvenlik görevlilerinin fabrikanın içine gireceğini öngörmediklerini ve kontrol edemeyecekleri bir durumun içine sürüklendiklerini söyledi.

Mahkeme Dışında “Jüri Adaleti” Tartışması

Jüri müzakereleri sürerken, bina çevresindeki otobüs durakları ve aydınlatma direklerine asılan afişler de duruşmada gündeme geldi. Afişlerde “Kararı hâkim değil jüri verir!”, “Jüri adaleti, bir jürinin ahlaki gerekçelerle beraat kararı vermesidir.” ve “Jüri üyeleri, sanığın yasayı ihlal ettiğine inansalar bile beraat kararı verebilir.” ifadeleri yer aldı.

Savcılık, söz konusu afişlerden haberdar olduklarını ve polis tarafından kaldırılmalarına rağmen yeniden asıldığını belirtti. Hâkim ise jüriyi, mahkeme dışında yaşanan hiçbir gelişmeden etkilenmemeleri ve kararlarını yalnızca duruşmada sunulan delillere dayandırmaları yönünde uyardı. Afişlerin sanıklar tarafından asılmadığının açık olduğunu vurgulayarak, bunun sanıkların aleyhine değerlendirilmemesi gerektiğini de ekledi.

Sanıklar, eylemi Gazze’de “soykırım” olarak nitelendirdikleri durumu durdurmak ve yalnızca silahları imha etmek amacıyla gerçekleştirdiklerini, insanlara yönelik şiddeti reddettiklerini söyledi. Mahkemede, sanıkların bu eylemin Filistin davasına katkı sağlayacağına samimi şekilde inandıkları da kayda geçti. Baskının, Palestine Action’ın 5 Temmuz 2025’te yasaklı örgüt ilan edilmesinden önce gerçekleştiği vurgulandı.

Açlık Grevindeki Umer Khalid’in Sağlık Durumu Endişe Yaratıyor

Öte yandan, Palestine Action’la bağlantılı tutuklulara yönelik baskılar sürüyor. Kasım ayından bu yana açlık grevinde olan ve hayati tehlikesi bulunduğu belirtilen 22 yaşındaki Umer Khalid’in durumu, cezaevi uygulamalarını yeniden tartışmaya açtı. Khalid’in sağlık durumu nedeniyle 24 Ocak’ta HMP Wormwood Scrubs Hapishanesi önünde düzenlenen protestolara katılan yaklaşık 100 kişi gözaltına alınmıştı. Açlık grevi sırasında kalp ritmi tehlikeli derecede yavaşlayan ve organ yetmezliği belirtileri gösteren Khalid, yoğun bakıma kaldırıldıktan sonra 17 gün süren grevini sonlandırdı. Cezaevi yönetimi, 28 Ocak’ta Khalid’in yeniden hastaneye sevk edildiğini açıkladı.

Annesi Shabana Khalid ise, oğlunun sağlık durumu hakkında cezaevi yetkililerinden düzenli ve ayrıntılı bilgi alamadıklarını söyledi. Son telefon görüşmelerinde oğlunun son derece yorgun olduğunu, ayağa kalkamayacak kadar güçsüz kaldığını ve ağız kuruluğundan şikâyet ettiğini aktardı. 6 Şubat’ta yaptığı açıklamada açlık grevinin son günlerinde Khalid’in sıvı alımını da reddettiğini belirtti:

“Hayatından endişe ediyorum, psikolojik olarak büyük ihtimalle stresli ve yıkılmış durumda. Kimseyle temas kuramıyoruz. İyi olduğunu umuyorum ama neyin yanlış olduğunu bilmediğim için durumunu da bilmiyorum.Yalnızca uzanıyordu ve dinlenmeye çalışıyordu çünkü kendini çok yorgun hissediyordu. Ayağa kalkamayacak kadar güçsüzdü.”

Birleşik Krallık Adalet Bakanlığı, mahkûmların yürürlükteki politikalar çerçevesinde sağlık personeli tarafından düzenli olarak takip edildiğini, gerekli görülen durumlarda hastaneye sevk edildiklerini açıkladı. Kas güçsüzlüğü ve kas erimesine yol açan limb-girdle musküler distrofi hastalığı bulunan Khalid, Palestine Action’la bağlantılı sekiz tutuklunun başlattığı dönüşümlü açlık grevinin bir parçasıydı. Diğer tutuklular protestolarını sonlandırırken, yakınları daha önce de cezaevi yönetiminin sağlık durumlarına ilişkin yeterli bilgilendirme yapmadığını dile getirmişti. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler