Fransa’da Macron Sonrası Dönem İçin İlk Sınav: 2026 Belediye Seçimleri
Fransa’da 15 ve 22 Mart 2026’da yapılacak belediye seçimleri, 2027 cumhurbaşkanlığı yarışına giden sürecin ilk ciddi göstergesi olarak görülüyor. Emmanuel Macron’un yeniden aday olamayacağı tabloda merkezde liderlik belirsizliği sürerken, aşırı sağın yükselişi ve şehir bazlı ittifak/aday krizleri Mart 2026 sandığını partiler açısından kritik bir test alanına dönüştürüyor.
Fransa’da 15 ve 22 Mart 2026 tarihlerinde yapılacak belediye seçimleri, yalnızca yerel yönetimleri belirlemekle sınırlı görülmüyor. Fransız basınında ve siyaset kulislerinde bu seçimlerin, 2027 cumhurbaşkanlığı yarışına giden sürecin ilk ciddi testi olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Bu çerçevede iki unsur öne çıkıyor. İlki, Emmanuel Macron’un anayasal sınır nedeniyle 2027’de aday olamayacak olması ve merkez blok içinde henüz üzerinde uzlaşılmış bir isim bulunmaması. İkincisi ise kamuoyu yoklamalarında güçlü konumunu koruyan aşırı sağ parti Ulusal Birlik (RN) olası iktidara gelme senaryolarının daha sık tartışılır hâle gelmesi.
Yerel düzeyde yaşanan aday değişiklikleri, ittifak arayışları ve şehir bazlı anketler ilk bakışta belediyelerle sınırlı görünse de, siyasi aktörlerin 2027’ye dönük konumlanmalarına dair işaretler olarak okunuyor.
2027’deki Cumhurbaşkanlığı Seçimi İçin 2026’da Başlayan “Erken Kampanya” Dönemi
Fransa’da cumhurbaşkanlığı kampanyaları geleneksel olarak seçimden yaklaşık bir yıl önce belirginleşir. Ancak bu kez bazı siyasetçilerin ve parti çevrelerinin daha erken pozisyon aldığı görülüyor. Fransız medya organlarında yer alan analizlerde, bunun nedenleri arasında Ulusal Birlik’in yükselişi, merkez bloktaki dağınıklık ve sol içindeki rekabet sayılıyor.
Aşırı sağ cephesinde, Marine Le Pen’in devam eden hukuki süreci 2027 senaryoları açısından kritik başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Olası yaptırımların seçim takvimine etkisi, partinin alternatif isimlere yönelip yönelmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Bu bağlamda parti lideri Jordan Bardella’in adı daha sık anılmaya başlandı.
Merkez ve merkez sağda ise çok adaylı bir yarış ihtimali konuşuluyor. Eski Başbakan Édouard Philippe erken pozisyon alan isimlerden biri olarak öne çıkmıştı. Ancak son dönemde yayımlanan bazı kamuoyu yoklamaları ve Politico‘nun analizine göre erken adaylık açıklamasının her zaman kalıcı bir avantaj sağlamadığını ve Philippe’e yönelik seçmen desteğinin azaldığını gösteriyor.
Cumhuriyetçiler (LR) cephesinde de 2027 hazırlıklarının sürdüğü ifade ediliyor. LR lideri ve önceki hükûmetin İçişleri Bakanı Bruno Retailleau kamuoyuna yaptığı açıklamalarda kişisel hırs vurgusundan kaçınsa da, Fransız basınında isminin potansiyel adaylar arasında geçtiği görülüyor.
Henüz resmî adaylık açıklamaları sınırlı olsa da, yerel seçimlerin partilerin örgütsel kapasitesini ve seçmen mobilizasyonunu test edeceği konusunda geniş bir uzlaşı bulunuyor.
Belediye Seçimleri 2027 İçin Önemli Bir Gösterge mi?
Uzmanlar, belediye seçimlerinden cumhurbaşkanlığı sonuçlarına doğrudan bir projeksiyon yapmanın sağlıklı olmayacağını vurguluyor. İki seçim farklı dinamiklere dayanıyor. Yerel seçimler aday profili, mahalle örgütlenmesi ve yerel hizmet performansı üzerinden şekillenirken; cumhurbaşkanlığı seçimi iki turlu ve yüksek kutuplaşmalı bir ulusal yarış niteliği taşıyor.
Ayrıca seçim sistemleri de farklı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda en yüksek oyu alan iki aday ikinci tura kalırken, belediye seçimlerinde yüzde 10 barajını aşan listeler ikinci turda yarışabiliyor. Bu durum yerelde daha parçalı tablolar ortaya çıkarabiliyor.
Buna rağmen yerel seçimleri “prova”ya dönüştürmek isteyen siyasi partiler açısından iki veri önem taşıyor:
- Örgütsel kapasite ve belediye ağı: Sosyalist Parti (PS) ve Cumhuriyetçiler gibi partiler son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde düşük oy almış olsalar da, yerel yönetimlerde hâlâ güçlü bir varlığa sahip. Bu durum, 2027 için saha örgütlenmesi ve kadro kapasitesi açısından anlamlı görülüyor.
- Ulusal görünürlük ve liderlik: Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Ulusal Birlik gibi hareketler ulusal düzeyde daha yüksek oy oranlarına ulaşsa da, yerel yönetimlerdeki temsilleri bölgeden bölgeye değişiyor.
Le Monde gazetesinin değerlendirmesine göre yerelde güçlü olmak ile cumhurbaşkanlığı yarışında avantajlı olmak her zaman aynı anlama gelmiyor. Ancak yerel seçimler, “Hangi parti daha örgütlü?”, “Hangileri kriz içerisinde?”, “Kimler diğer partilerle ittifak kurabiliyor?” ve “Hangi partiler adaylarını etkili şekilde destekleyebiliyor?” gibi asli sorulara dair somut yanıtlar sunuyor.
Mart Ayındaki Seçimlerde Gözler Hangi Şehirlerde Olacak?
Bazı şehirlerde yaşanan gelişmeler ülke genelindeki tartışmalara da konu oldu.
Ulusal Birlik’in Belfort’ta açıkladığı aday Quentin Macullo‘yu geçmiş sosyal medya paylaşımları nedeniyle geri çekilmesi, partinin aday profilleri konusunda dikkatli davranma çabasına rağmen yerel düzeyde sorunlar yaşayabildiğini ortaya koydu. Fransız basınında bu durum, partinin “iktidara hazırlık” iddiası bağlamında değerlendirildi.
Nice’te çevreci kimliğiyle bilinen Jean-Marc Governatori’nin, sağ parti Cumhuriyetçiler’in (LR) eski lideri Éric Ciotti’nin liderliğindeki listeye katılması, yerel ittifakların ideolojik sınırlarının esneyebildiğine dair örneklerden biri olarak gösteriliyor. Nîmes şehrinde ise LR’nin eski adayının aşırı sağ listesine geçmesi, geleneksel sağ seçmenin 2027 öncesi “hangi partiye yöneleceği” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Fransız medyasındaki incelemelere göre başkent Paris’te ise daha parçalı bir tablo söz konusu. Mevcut Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun yardımcısı Emmanuel Grégoire; Sosyalist Parti, Yeşiller ve Komünist Partililerin ortak adayı olarak yarışıyor. Ancak ülke genelinde en fazla oya sahip olan sol parti konumundaki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ise bu ittifakta yer almıyor ve Paris’te kendi adayıyla seçime giriyor.
Merkez sağda Rachida Dati; Macron’u destekleyen partilerin olduğu cephede ise Horizons ve Renaissance partilerinin Paris’teki ortak adayı Pierre-Yves Bournazel öne çıkıyor. Aşırı sağda Ulusal Birlik Thierry Mariani’yi aday gösterirken, aşırı sağcı siyasetçi lideri Éric Zemmour’un partisi Reconquête Sarah Knafo ile yarışa katılıyor. Knafo geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında ulaşım kartı Navigo‘nun aylık ücretini bilemediği ve Paris’in futbol takımı PSG’den hiç bir oyuncunun adını bilmediği için Parislilerin gündelik yaşantısından habersiz olmakla eleştirilmiş ve dalga konusu olmuştu. (P)
Fransa’da Belediye Seçimleri Nasıl Yapılıyor?
Fransa’da belediye seçimleri altı yılda bir, iki turlu liste usulü sistemle yapılıyor. İlk turda bir liste oyların yüzde 50’sinden fazlasını alırsa doğrudan kazanıyor. Aksi halde, yüzde 10’un üzerinde oy alan listeler ikinci tura kalabiliyor; yüzde 5’i geçen listeler ise başka listelerle birleşebiliyor.
İkinci turda en fazla oyu alan liste belediye meclisindeki sandalyelerin yarısını “çoğunluk primi” olarak alıyor; kalan sandalyeler ise oy oranına göre nispi temsil esasına göre dağıtılıyor. Belediye başkanı, halk tarafından doğrudan değil, seçilen belediye meclisi üyeleri arasından belirleniyor.