İltica

Sınırlardaki Hak İhlalleri İçin Yeni İçtihat: Frontex Artık İspat Etmekle Yükümlü

Avrupa Birliği Adalet Divanı, sınır operasyonlarında hak ihlaline uğradığını iddia eden sığınmacılar ciddi ve tutarlı bulgular sunduğunda, Avrupa Birliği sınır koruma ajansı Frontex’in kendi rolünü operasyon kayıtları ve veri paylaşım belgeleriyle açıklamak zorunda olduğuna hükmetti. Yeni bir içtihat oluşturması beklenen bu kararın, Orta Akdeniz’de göçmen teknelerine ilişkin verilerin Libya makamlarıyla paylaşıldığı iddialarını konu alan FM davasında nasıl uygulanacağı merak ediliyor.

Sınırlardaki Hak İhlalleri İçin Yeni İçtihat: Frontex Artık İspat Etmekle Yükümlü
Fotoğraf: Hieronymus Ukkel - Shutterstock.

Avrupa Birliği’nde sınır yönetimine ilişkin hesap verebilirlik rejimi dönüşürken, Avrupa Birliği Adalet Divanı (AAD), 18 Aralık 2025 tarihinde Hamoudi v Frontex (C-136/24 P) davasında kararını açıkladı. Büyük Daire tarafından verilen bu karar, yalnızca Genel Mahkeme’nin (T-136/22) davayı reddeden hükmünü bozmakla kalmadı; aynı zamanda Frontex’in temel hak ihlallerinden doğan sorumluluğunun ispatına ilişkin ölçütleri köklü biçimde yeniden kalibre etti.

Kararı beklenen ve Hamoudi davasıyla yakından bağlantılı olan FM v Frontex (T-511/24) dosyası bakımından bu içtihadın etkisi büyük olabilir. Hamoudi kararı, Frontex’in hesap verebilirliğini güçlendiren ve kırılgan durumdaki göçmenler açısından ispat yükünü hafifleten bir yaklaşım ortaya koymuştur. Bu yazı önce Hamoudi kararının doktrinel mekanizmasını incelemekte, ardından FM davasıyla paralellikler kurmakta ve olası yargısal senaryoları tartışmaktadır.

Bu değerlendirmede ileri sürülen temel tez şudur: Mahkeme, Hamoudi kararında Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (ABİHA) 340(2). maddesi uyarınca düzenlenen sözleşme dışı sorumluluk rejimini dönüştürmüştür. Bunu, göçmenler bakımından ispat yükünü hafifleterek, ispat külfetini Frontex’e kaydırarak ve Ajans’ın bağımsız temel hak yükümlülüklerini açıkça teyit ederek gerçekleştirmiştir. Bu yaklaşım, özellikle hava gözetimi ve veri paylaşımı yoluyla üçüncü ülkelerdeki ihlallere iştirak iddialarının tartışıldığı FM davası açısından belirleyici olabilir.

Doktrinel Temel: ABİHA Madde 340(2) Uyarınca Birlik’in Sözleşme Dışı Sorumluluğu

Hamoudi kararını incelemeden önce Avrupa Birliği ajanslarının sorumluluğunu düzenleyen çerçeveyi hatırlamak gerekir. Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (ABİHA) 340(2). maddesi uyarınca Birlik, kurumlarının veya görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

AAD içtihadı, bu sorumluluğun doğabilmesi için üç kümülatif koşulun gerçekleşmesini arar:

  1. Hukuka aykırı bir fiil,
  2. Avrupa Birliği hukukunun yeterince ciddi bir ihlali,
  3. İhlal ile meydana gelen zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı.

Söz konusu ihlalin, bireylere hak tanıyan bir hukuk kuralının ihlali olması gerekir. Hamoudi kararının önemi, özellikle başvurucuların devlet veya Ajans belgelerine ayrıcalıklı erişim imkânının bulunmadığı durumlarda bu koşulların ispatına ilişkin eşikleri yeniden düzenlemesinden kaynaklanmaktadır.

Hamoudi v Frontex: İspat Yükünde Dönüm Noktası

Suriye vatandaşı Hamoudi, 2020 yılında Yunanistan karasularından Türkiye’ye hukuka aykırı biçimde geri itilmesinde (pushback) Frontex’in iştiraki bulunduğunu ileri sürdü. Video kayıtları ve sivil toplum kuruluşlarının raporları, Frontex’in hava devriyelerinin olayla bağlantılı olabileceğini gösteriyordu.

Buna rağmen Genel Mahkeme, Frontex’in sorumluluğunu ortaya koyacak yeterli nedensellik ispatı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti (T‑136/22). AAD bu kararı bozarak üç temel ve birbiriyle bağlantılı değişiklik ortaya koydu.

  1. İlk Bakışta İspat (Prima Facie) Yeterlidir

Divan’a göre göçmenler, Frontex’in müdahil olduğuna ve zarar ile bağlantısına dair “ciddi emareler” sunmakla yetinebilir. Bu kapsamda video kayıtları, Frontex operasyon günlükleri, tanık beyanları ve STK belgeleri dikkate alınabilir.

Mahkeme, bu azaltılmış ispat eşiğini Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına dayandırmıştır. Sığınmacıların, tanım gereği, Frontex’in gizli operasyon verilerine, gözetim kayıtlarına ve iç yazışmalarına erişim imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle tam belgesel ispat talep etmek orantısızdır. İspat yükünün kaydırılması, bilgi asimetrisinin varlığına dayanmaktadır: eksiksiz nedensellik zincirini ortaya koyabilecek belgeler yalnızca devlet makamlarının ve Frontex’in elindedir.

  1. İspat Yükünün Frontex’e Geçmesi: Açıklama Yapmamanın Aleyhe Sonuçları

Başvurucu “ciddi emareler” eşiğini karşıladığında ispat yükü Frontex’e geçer. Ajans, iç raporlarını, görev günlüklerini, operasyon verilerini ve ilgili yazışmaları mahkemeye sunmakla yükümlüdür.

Mahkeme özellikle, operasyonel güvenliğe ilişkin zorlayıcı gerekçeler olmaksızın belge sunmamanın veya sessiz kalmanın sorumluluk değerlendirmesini olumsuz etkileyeceğini belirtmiştir. Etkili başvuru hakkı gereği, bir kurum hem kurumsal kapalılıktan yararlanıp hem de bu kapalılıktan doğan sorumluluğu reddedemez. Yanıt vermekten kaçınmak, Frontex’in savunma konumunu ciddi biçimde zayıflatabilir.

  1. Bağımsız Yükümlülükler: Frontex “Salt İcracı” Değildir

Mahkeme ayrıca Frontex’in üye devlet kararlarını uygulayan basit bir icra organı olduğu yönündeki nitelendirmeyi reddetmiştir. Frontex, operasyonlara katılmadan önce, operasyon sırasında ve sonrasında hukuka uygunluğu bağımsız biçimde değerlendirmekle yükümlüdür.

Özellikle geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi (Temel Haklar Şartı madde 19(2)) ve sığınma hakkı (madde 18) bakımından Ajans’ın devredilemez yükümlülükleri bulunmaktadır. Üye devletlerin yetkilendirmesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Açıkça hukuka aykırı operasyonlara teknik veya operasyonel destek sağlamak, ABİHA 340(2) kapsamında hukuka aykırı fiil teşkil eder.

FM v Frontex: Hava Gözetimi ve Veri Paylaşımı Yoluyla İştirak İddiası

Ekim 2024’te front-LEX ve Refugees in Libya, Libya’da uluslararası koruma ve tıbbi bakıma erişimi olmaksızın mahsur kalmış Sudanlı bir sığınmacı olan FM adına, Frontex’e karşı Genel Mahkeme nezdinde bir eylemsizlik davası (action for failure to act) açtı. Başvurucu, Akdeniz’i geçmeye teşebbüs etmesi hâlinde tespit edilme riskinin arttığını; yakalanan tekneler aracılığıyla Libya makamlarına teslim edilme ve sonrasında gözaltı ile işkence dâhil ciddi kötü muameleye maruz kalma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürmektedir.

FM, Frontex’in hukuka aykırı bilgi paylaşımının Frontex Tüzüğü’nün (2019/1896 sayılı Tüzük) 46(4). maddesini ihlal ettiğinin tespit edilmesini talep etmekte; ayrıca Ajans’ın Libya makamlarıyla yürüttüğü coğrafi konum verisi (geolocation data) paylaşımının askıya alınmasını veya tamamen sona erdirilmesini istemektedir.

Başvurucuya göre Frontex, Orta Akdeniz’i geçen mülteci teknelerine ilişkin gerçek zamanlı coğrafi konum verilerini Libya’daki “arama-kurtarma” koordinasyon merkezlerine ve diğer Libyalı birimlere iletmektedir. Bu veri paylaşımı, göçmen teknelerinin yakalanmasını ve Libya’ya geri çekilmesini (pullback) sistematik biçimde kolaylaştırmaktadır. Libya’da ise FM ve benzer durumdaki kişiler; zulüm, işkence, keyfî gözaltı ve insanlık dışı muamele bakımından ciddi risk altındadır.

Her ne kadar Frontex’in tek yükümlülüğünün uluslararası olarak tanınmış sorumlu arama-kurtarma koordinasyon merkezini bilgilendirmek olduğu ileri sürülebilse de, geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi Frontex’e daha geniş yükümlülükler yüklemektedir. Buna göre Ajans, zulüm riski bulunan yerlere geri dönüşü kolaylaştırmamakla da yükümlüdür.

Başvurucu ayrıca daha önce Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (ABİHA) 265. maddesi uyarınca (hareketsizlik davası) hukuki bildirimde bulunmuş; Frontex İcra Direktörü’nden, Orta Akdeniz’deki “sınır öncesi alan”da (pre-frontier area) yürütülen hava gözetim faaliyetlerinin, bir insan hakları denetimi yapılana kadar askıya alınmasını veya sona erdirilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, 29 Mayıs 2024 tarihli harekete geçme talebinin reddedilmesine ilişkin olarak İcra Direktörü’nün yeterli gerekçelendirme sunmadığını ve Ajans’ın tutumunu açıklığa kavuşturmadığını ileri sürmüştür.

Nisan 2025’te Genel Mahkeme, FM’nin başvurusunu kabul edilemez bularak reddetmemiş; bunun yerine kabul edilebilirlik meselesini esas incelemesiyle birlikte değerlendirme kararı almıştır. Bu usulî adım, Mahkeme’nin FM’nin ileri sürdüğü olgusal iddialarla esastan ilgileneceğini ve Ajans’ı taraf ehliyeti veya yargılanabilirlik engellerinin arkasına saklamayacağını göstermektedir.

Paralellikler: Hamoudi Mantığının FM’ye Uygulanması

Hamoudi kararının üç temel unsuru -ispat eşiğinin düşürülmesi, ispat yükünün kaydırılması ve Ajans’ın bağımsız yükümlülükleri- FM davasındaki hukuki meseleler bakımından doğrudan uygulanabilir niteliktedir. Dolayısıyla Genel Mahkeme, Hamoudi kararındaki Büyük Daire tespitleriyle bağlıdır ve aynı yaklaşımı izlemelidir. Bu şu anlama gelir:

  1. FM’nin Frontex gözetimi, coğrafi konum verisi paylaşımı ve Libya’daki yakalamalara iştirak iddialarına ilişkin desteklenmiş beyanları, Hamoudi’de Genel Mahkeme’nin kabul etmeye istekli olduğundan daha kolay biçimde ilk bakışta ispat (prima facie) eşiğini karşılayabilecektir.
  2. Frontex, gizli gözetim görüntülerini, veri işleme protokollerini ve Libya makamlarıyla koordinasyon kayıtlarını açıklamakla yükümlü olacaktır.
  3. Frontex, geri göndermeme ilkesinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirme yönündeki bağımsız yükümlülüğüne karşı, üye devlet yetkisine veya üçüncü ülke sorumluluğuna dayanarak kendisini sorumluluktan kurtaramayacaktır.

Bu çerçevede FM’nin iddiası, Frontex’in geri göndermeme ilkesi ve Frontex Tüzüğü kapsamındaki bağımsız yükümlülüklerini yeterince ciddi biçimde ihlal ettiğini ortaya koymaya dayanmaktadır.

Nedensellik zinciri şu şekilde kurulmaktadır: Frontex gözetim yoluyla göçmen teknelerini tespit eder; Frontex coğrafi konum verisini Libya makamlarına iletir; Libyalı birimler tekneleri yakalar; göçmenler Libya’ya geri götürülür; FM zulüm ve işkence riskiyle karşı karşıya kalır.

Kritik soru şudur: Libya makamları ve müdahale eden gemiler araya giren aktörler olsa da, Frontex’in ilk iki aşamadaki (gözetim ve veri paylaşımı) katılımı, üçüncü ve dördüncü aşamalarda meydana gelen zarar bakımından yeterli derecede nedensel sorumluluk doğurur mu?

Nedenselliğin “Yeterince Doğrudan” Olması

ABİHA 340(2) uyarınca nedenselliğin tek ve münhasır sebep olması gerekmez. Katkı sağlayan nedensellik yeterlidir. Bir Ajans’ın davranışı (veri paylaşımı), araya giren üçüncü ülke aktörlerinin varlığına rağmen, öngörülebilir zararlı bir sonucu (Libya’da hukuka aykırı gözaltı ve kötü muamele) esaslı biçimde kolaylaştırıyorsa, Ajans’ın sorumluluğu kabul edilmelidir.

Hamoudi kararı, Frontex’in açıkça hukuka aykırı operasyonlara katılmama yükümlülüğünü vurgulayarak bu nedensellik bağını güçlendirmiştir. Eğer Frontex, paylaştığı coğrafi konum verilerinin Libya’daki yakalamaları ve zulüm riski içeren geri göndermeleri mümkün kılacağını biliyor veya makul olarak bilmesi gerekiyorsa, bu durumda Frontex’in davranışı salt tesadüfî bir eş zamanlılık değil; zararı aktif biçimde kolaylaştıran bir nitelik taşır.

Bu nedenle, Libya makamlarının araya giren rolüne rağmen, nedensellik bağı ABİHA 340(2) şartlarını karşılayacak ölçüde “yeterince doğrudan” kabul edilebilir.

Hamoudi’nin İspat Standartlarının Uygulanması

Hamoudi sonrasında FM, örneğin Orta Akdeniz’deki tekne yakalamalarına ilişkin STK belgeleri, Libya müdahalesi ve kötü muameleye dair göçmen tanıklıkları ya da yakalamaları Frontex gözetim desenleri ve zamanlamalarıyla ilişkilendiren insan hakları raporları aracılığıyla ilk bakışta ispat sağlayabilir.

Bu unsurlar tek başına mutlak ve tartışmasız kanıt niteliği taşımayabilir; ancak Hamoudi’de aranan “ciddi emareler” eşiğini karşılamak için yeterli olabilir.

FM bu eşiği karşıladığında ispat yükü Frontex’e geçecektir. Frontex, ya coğrafi konum verisi paylaşılmadığını ya da paylaşımın geri göndermeme yükümlülüklerine uygun olduğunu veya ortaya çıkan zarardan yeterince uzak olduğunu göstermek amacıyla operasyon günlüklerini, gözetim uçuş kayıtlarını, veri paylaşım protokollerini ve Libya makamlarıyla iletişim kayıtlarını sunmak zorunda kalacaktır.

Bundan Sonrası İçin İki Hukuki Senaryo Var

Genel Mahkeme’nin önünde, doktrinel açıdan kendi içinde tutarlı iki farklı yol bulunmaktadır:

Yol 1: Hamoudi’nin Güçlü Uygulaması

Mahkeme, FM’nin ilk bakışta ispatını Hamoudi’deki yük kaydırma mekanizmasını tetiklemek için yeterli görür. Frontex’ten gözetim kayıtları ve veri paylaşım protokollerini açıklaması istenir. Mahkeme, Frontex’in coğrafi konum verilerinin Libya’daki yakalamaları kolaylaştıracağını bildiğini veya bilmesi gerektiğini tespit eder.

Ajans’ın geri göndermeme kapsamındaki bağımsız yükümlülüğünü, zulüm riski taşıyan geri dönüşleri kolaylaştırma ihtimali bulunan bir operasyona katılarak ihlal ettiği sonucuna varılır. Mahkeme hukuka aykırılık tespiti yapar (veya hareketsizlik kararı verir) ve muhtemelen tazminata hükmeder.

Yol 2: Daha Dar Uygulama

Mahkeme Hamoudi çerçevesini ilke olarak kabul eder; ancak daha sınırlı uygular. FM’den, belirli coğrafi konum aktarımının doğrudan kendi gözaltı ve zararına bağlandığını gösteren daha ayrıntılı kanıt ister. Frontex’e operasyonel güvenlik gerekçeleri bakımından daha geniş takdir alanı tanır ve asıl sorumluluğun Libya makamları ile üye devletlerde olduğunu kabul edebilir.

Belirli ve açıkça hukuka aykırı veri paylaşımı örnekleri bakımından dar kapsamlı sorumluluk tespiti yapabilir; ancak sistematik ihlal sonucuna varmayabilir.

Sonuç, Genel Mahkeme’nin Hamoudi kararını nasıl uygulayacağına bağlıdır. Birinci yol seçilirse, Avrupa Birliği’nin dış sınırlarında ve ötesinde göçmenlerin temel haklarının korunması güçlenecektir. İkinci yol tercih edilirse, Ajans’ın kurumsal esnekliği ve operasyonel alanı büyük ölçüde korunacak; ancak bu durum güçlü bir temel hak koruması pahasına gerçekleşecektir.

Sonuç: Frontex’in Göçmenlere Yönelik Hukuki Sorumlulukları Arttı

Hamoudi v Frontex kararında Büyük Daire’nin ortaya koyduğu yaklaşım, Avrupa Birliği ajanslarını temel hak ihlallerinden sorumlu tutma yönünde önemli bir değişimi ifade etmektedir. İspata ilişkin koruyucu bariyerlerin zayıflatılması ve şeffaflık yükümlülüğünün güçlendirilmesi bu değişimin temel unsurlarıdır.

İlk bakışta ispat eşiğinin düşürülmesi ve bu eşik karşılandığında ispat yükünün Frontex’e kaydırılması, özellikle olgusal olarak kapalı ve bilgi asimetrisinin yoğun olduğu durumlarda sorumluluk tespitini önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.

FM v Frontex davası, Hamoudi mantığının Avrupa Birliği dışındaki gözetim faaliyetleri ve üçüncü ülkelerdeki ihlallere veri paylaşımı yoluyla iştirak bağlamında uygulanıp uygulanmayacağını gösterecek ilk sınavdır. Genel Mahkeme’nin davayı usulden reddetmeyip esas incelemeye geçmesi, Frontex’in hesap verebilirliğine ilişkin meselelerle esastan yüzleşmeye hazır olunduğunu göstermektedir.

Hamoudi sonrasında Frontex’i sorumlu tutmak için hukuki zemin mevcuttur. Artık mesele, Genel Mahkeme’nin sınır güvenliği, kurumsal özerklik ve göçmenlerin temel haklarının korunması arasındaki dengeyi nasıl kuracağıdır.

FM davasının sonucu, Frontex’in sorumluluk rejiminin dış sınırlarını belirleyecek ve Avrupa Birliği ajanslarının AB dışındaki uygulamalarda geri göndermeme ilkesini ihlal riski taşıyan sistematik pratiklere katılım bakımından nihai sorumluluktan kaçıp kaçamayacağını gösterecektir. Bu ilke, AB’nin temel haklara anayasal bağlılığının temel taşlarından biridir.

NOT: Bu yazı, Verfassungsblog tarafından yayımlanan “Frontex Under Scrutiny” başlıklı makalenin tercümesidir. Orijinal içerik Verfassungsblog tarafından sağlanmıştır ve Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında yayımlanmaktadır.

Georgios Athanasiou

Georgios Athanasiou, Anvers Üniversitesi Hükümet ve Hukuk Araştırma Grubu bünyesinde doktora çalışmalarını yapmaktadır. Araştırma alanları arasında kamu hukuku, Avrupa Birliği hukuku ve yönetişim bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler