Epstein

Deutsche Bank-Epstein İlişkisi: Finans Dünyasındaki Etik Kriz

Dünya genelinde kurduğu istismar, şantaj ve suç ağıyla tanınan Jeffrey Epstein, Almanya’nın en büyük bankalarından biri olan Deutsche Bank’ın uzun yıllar boyunca müşterisi oldu. Epstein ile Deutsche Bank arasındaki bu ticari ilişki, finans sektöründe kâr ile etik sorumluluk arasındaki gerilimi gözler önüne seren çarpıcı bir örnek.

Deutsche Bank-Epstein İlişkisi: Finans Dünyasındaki Etik Kriz
Çocuk istismarcısı Jeffrey Epstein, uzun yıllar Deutsche Bank'ın müşterisi oldu. | Fotoğraf: shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

Jeffrey Epstein’in kurduğu uluslararası istismar ağına dair 2026 başında sızdırılan yeni belgeler, Almanya’nın en büyük bankası olan Deutsche Bank’ın bu ağın bir parçası olduğu iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Bankanın, Epstein’in sabıkasını bilmesine rağmen yıllarca süren şüpheli para trafiğine göz yumması, bugün hem Alman Federal Meclisi hem de dünya kamuoyunda gündemine oturmuş durumda.

Deutsche Bank’ın Epstein ile İlişkisi

New York Finansal Hizmetler Departmanı (NYSDFS), 2020 yılında yayımladığı raporla Deutsche Bank’a, çocuk istismarı suçlusu Jeffrey Epstein’in şüpheli para trafiğine göz yumduğu gerekçesiyle 150 milyon dolarlık bir ceza ödemeyi kabul ettiğini ve taraflar arasında uzlaşma sağlandığını ilan etmişti.

Epstein’in Deutsche Bank bünyesinde kendisi ve ilişkili olduğu kurumlar adına açılmış 40’tan fazla hesabı bulunuyordu. Uzlaşma kararına göre Deutsche Bank, 2013 yılında Epstein’i müşteri olarak kabul ettiğinde onun sabıkalı bir suçlu olduğunun farkındaydı. Banka içindeki “İtibar Risk Komitesi” bu durumu tartışmış, ancak Epstein’in getireceği nakit akışı ve zengin çevre potansiyeli nedeniyle bu ilişkiye yeşil ışık yakmıştı. Bunun üzerine Deutsche Bank, Jeffrey Epstein, onunla bağlantılı şahıslar ve kuruluşlar ile olan ticari ilişkisini Ağustos 2013’ten Aralık 2018’e kadar kesintisiz bir şekilde sürdürmeye devam etti.

Belgeye göre, dava süreçlerinde adı geçen şahıslara yapılan para transferleri, hukuk firmalarına ve çeşitli uzlaşma süreçlerine aktarılan yaklaşık 7 milyon dolarlık kaynak ile belirli kişilerin eğitim, kira ve konaklama gibi kişisel giderlerinin Epstein’in hesaplarından karşılanması, bankanın denetim mekanizmaları tarafından yeterli incelemeye tabi tutulmadı. Banka yönetimi, Epstein hesapları için “ekstra denetim” sözü vermesine rağmen, pratikte bu denetimlerin neredeyse hiç yapılmadığı, şüpheli nakit çekimlerinin onaylandığı belgelendi.

Banka ile Epstein arasındaki beş yıllık süreç, 2018 yılının sonlarında kamuoyunda artan baskılar ve yayımlanan kapsamlı haberler üzerine sona erdi. Epstein’in geçmişteki suç dosyalarının ve tartışmalı yasal anlaşmalarının medyada yeniden detaylandırılması, banka yönetimini “itibar riski” konusunda bir karar almaya zorladı. Kasım 2018’de başlayan bu
yeniden değerlendirme süreci sonucunda, 21 Aralık 2018 tarihinde banka yönetimi Epstein’e resmî bir mektup göndererek tüm hesaplarının kapatıldığını ve ticari ilişkinin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdi.

Raporlara Rağmen Epstein ile Ticari İlişki Neden Kesilmedi?

Alman yayın kuruluşu ZDF’nin Şubat 2026 tarihli özel haberine göre, Deutsche Bank’ın Epstein ile ilişkisi sadece bir denetim hatası değil, banka içindeki uyarıların görmezden geldiği uzun bir süreç olarak tanımlanıyor. Banka içi yazışmalarda Epstein, uzun süre “kabul edilebilir risk” kategorisinde sınıflandırıldı.

2015 yılında bankanın ABD Uyum Birimi yöneticisi, Epstein’in bankanın itibarı için “yüksek risk” taşıdığını kabul etmesine rağmen, iş ilişkisinin devam etmesine bizzat karar verdi. Bankanın, bu ilişkiden yıllık 2 ila 4 milyon dolar arasında gelir beklediği raporlara yansıdı. Banka danışmanlarının, New York’taki lüks malikanesinde Epstein ile sık sık bir araya geldiği, bu görüşmelerin yapıldığı evin aynı zamanda istismar olaylarının yaşandığı merkezlerden biri olduğu da iddia ediliyor.

Mağdurlarla 75 Milyon Dolarlık Uzlaşma

Deutsche Bank’ın Jeffrey Epstein dosyası kapsamındaki mali sorumluluğu, denetim cezalarının ötesine geçerek mağdurlara yönelik tazminat ödemelerini de kapsadı. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre banka, Epstein’in faaliyetlerinden zarar gören kadınların açtığı toplu davayı sonlandırmak amacıyla 75 milyon dolarlık bir ödeme yapılması konusunda uzlaşmaya vardı. Davacı kadınlar, Deutsche Bank’ı Epstein’in kurduğu insan ticareti ağından bilerek kâr sağlamak ve bu yasa dışı organizasyona finansal destek sunmakla suçlamıştı.

Söz konusu 75 milyon dolarlık tazminat tutarı, bankanın Epstein’in finansal işlemlerini denetlemedeki eksikliklerinin mağdurlar üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle doğrudan şikayetçilere aktarıldı. Deutsche Bank bu ödemeyi yaparken herhangi bir yasal sorumluluğu veya suçu resmen kabul etmedi. Bunun yerine davanın karşılıklı mutabakatla sonuçlanmasını tercih etti. Bu uzlaşma, bir finans kuruluşunun müşteri faaliyetleri nedeniyle mağdur olan üçüncü şahıslara ödediği en yüksek tazminatlardan biri olarak kayıtlara geçti.

Deutsche Bank Skandalının Perde Arkasında Daha Neler Var?

NYSDFS Denetçisi Linda Lacewell, 2020’deki tarihî ceza kararını açıklarken bankaların bu tür dosyalardaki kritik rolüne şu sözlerle dikkat çekmişti: “Bankalar, suçun finansal sistem üzerinden kolaylaştırılmasını önlemede ilk savunma hattıdır. Bankaların, müşterilerinin sunduğu risk türlerine göre izleme süreçlerini özelleştirmeleri temel bir zorunluluktur.”

Deutsche Bank gibi dev kurumların Epstein ile çalışması, ona sadece para saklama imkânı değil, aynı zamanda prestijli bir kurumsal meşruiyet de sağlamıştı. Nitekim Deutsche Bank yönetimi, Jeffrey Epstein ile kurulan ticari ilişkiye dair kamuoyuna yansıyan ihmallerle ilgili olarak geçmişteki hataları kabul eden bir yaklaşım sergiledi. Banka tarafından yapılan resmî açıklamalarda, Epstein’i müşteri olarak kabul etmenin bir “hata” olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Geçmişte Epstein ile kurulan ticari ilişkiden derin üzüntü duyuyoruz. Konuyu denetleyici makamlarla birlikte kapsamlı bir şekilde inceledik ve sistemlerimizdeki eksiklikleri gidermek adına gerekli adımları sistematik bir şekilde attık.”

Deutsche Bank’ın ödediği tazminatlar ve yargı makamlarıyla vardığı uzlaşmalar, hukuki süreci belirli bir noktaya taşısa da Epstein’in ve ağındaki diğer insanların işlediği suçlara dair kamuoyundaki şeffaflık beklentisi henüz tam anlamıyla karşılanmış değil. 2026 yılına girmemize rağmen belgelerin tamamıyla değil de, âdeta “tadımlık” bilgiler şeklinde azar azar servis edilmesi dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. Neticede, bankanın kasasından çıkan milyon dolarlar hukuki dosyaları kapatmaya yetse de, zihinlerdeki o soruyu baki kılıyor: Perde arkasında daha neler var?

Rumeysa Nur Rakipoğlu

Rumeysa Nur Rakipoğlu, Bremen Üniversitesi Dijital Medya ve Toplum bölümünde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Aynı zamanda ZeMKI bünyesinde lisans araştırma asistanı olarak akademik çalışmalara katkı sağlamaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler