Belçika

Belçika’da Barınma Krizi: Brüksel’deki 10 Bin Evsizin Arasında Çocuklar da Var

Belçika’nın başkenti Brüksel’de yüzlerce çocuk geceyi güvencesiz koşullarda geçirmek zorunda kalıyor. Evsizlerin sayısı 10.000'e ulaşırken barınma kapasitesindeki yetersizlik ve mülteci kabul sistemindeki tıkanma bu krizi derinleştiriyor. Sivil toplum örgütleri hükûmete acil önlem çağrısında bulunuyor.

Belçika’da Barınma Krizi: Brüksel’deki 10 Bin Evsizin Arasında Çocuklar da Var
Fotoğraf: Shutterstock- Vitaliy Kyrychuk

Geçtiğimiz hafta yayımlanan ve 2024 yılı verilerine dayanan bir rapora göre, Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaklaşık 10 bin kişi evsiz durumda. Ancak ilgili kurumlar, son aylarda tablonun daha da ağırlaştığına dikkat çekiyor ve özellikle çocuklu ailelerin acil barınma taleplerinin giderek daha yüksek oranda reddedildiği belirtiliyor. Barınma krizinin arttığı Avrupa başkentinde ana talep, hiçbir çocuğun geceyi sokakta geçirmemesi için acil önlemler alınması.

“Çocuk Hakları Açısından Kabul Edilemez”

Mart ayı sonunda kamu kurumu Genel Çocuk Hakları Delegasyonu (DGDE) ile Flaman muadili Kinderrechtencommissariaat (KRC) ortak bir rapor yayımlayarak “alarm zillerini çalıyoruz” mesajı verdi. Raporda, yalnızca Brüksel’de 2024 yılı itibarıyla 9.777 evsiz bulunduğu, bunlardan 1.678’inin ise çocuk olduğu vurgulandı. Kurumlar, mevcut durumun çocuk hakları açısından kabul edilemez olduğunu belirtti.

Yetkililere göre Brüksel’deki evsizlik krizi tırmanırken, acil barınma hizmetleri üzerindeki baskı da kritik seviyeye ulaştı. Raporda koordinasyon ve ilk müdahalede kilit rol oynayan Bruss’help ve Samusocial tarafından ortaya konulan verilerin çarpıcı sonuçlar ortaya koyduğu belirtildi. Buna göre Brüksel’de barınma talepleri artıyor, sistem kapasitesi dolmuş durumda ve reddedilen başvurular birikiyor. Samusocial, her gün çocuklu aileleri geri çevirmek zorunda kaldıklarını ve Brüksel’de hâlâ sokakta yaşayan çocuklar bulunduğunu doğruladı.

Rapora göre,

  • 2025 yılında Brüksel2deki çocuklu ailelerin barınma taleplerinin reddedilme oranında belirgin artış yaşandı. Bu oran yaz aylarında ise zirve yaptı.
  • Bazı günlerde 100’e kadar çocuklu ailenin başvurusu reddedildi.
  • 6 Ekim’den bu yana haftada ortalama 127 kişi barınma talebi karşılanamadığı için geri çevrildi. Bunların çoğunu çocuklu aileler ve özellikle yalnız yaşayan anneler oluşturuyor.

“Görünmeyen Evsizlik” ve Artan Riskler

Raporda vurgulanan başka bir husus ise, sokakta yaşayan kişilere ilişkin sürekli ve kapsamlı bir veri sistemi bulunmaması ve bu nedenle reddedilen barınma başvurularının, açıkta geçirilen gecelerin önemli bir göstergesi olarak kabul edilmesi. Bazı ailelerin artık başvuru yapmadığı ya da yapamadığı da biliniyor.

Öte yandan “sokakta yaşamak” yalnızca kamusal alanda görünür olmak anlamına gelmiyor. Pek çok aile başkalarının evinde, kayıt dışı konaklama yerlerinde ya da işgal edilmiş binalarda (“squat”) geçici ve güvencesiz koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu durum, çocukların güvenliği, sağlığı ve gelişimi açısından ciddi riskler barındırıyor.

“Siyasi Tercihlerin Somut Sonuçları Var”

Raporda, mevcut tablonun arkasındaki nedenler arasında göç politikaları, aile içi ve partner şiddeti, ev tahliyeleri ve uygun konut eksikliği gösteriliyor. Kurumlar, kamu politikalarının sahada doğrudan sonuçlar doğurduğunu ve bu sonuçların özellikle çocukları etkilediğini vurguluyor.

Raporda barınma taleplerinin reddedilmesi, sistemdeki istikrarsızlık ve sosyal konutlar ile uzun vadeli çözümlerdeki kapasite yetersizliği gibi durumların, söz konusu çocukların güvenliğini, sağlığını, eğitimini ve gelişimini ciddi biçimde riske attığı belirtiliyor.

Belçika Haziran 2021’de imzaladığı Lizbon Deklarasyonu ile 2030’a kadar evsizliği sona erdirme taahhüdünde bulunmuştu. Deklarasyon, kimsenin acil barınma eksikliği nedeniyle sokakta kalmamasını, geçici barınmanın kalıcı bir çıkmaza dönüşmemesini, tahliyelerin önlenmesini ve ayrımcılığın engellenmesini öngörüyordu.

DGDE ve KRC ise devlet yetkililerine koordineli eylem çağrısı yaparak hiçbir çocuğun geceyi sokakta geçirmemesinin güvence altına alınmasını, kapatılması planlanan 285 ailelik barınma kapasitenin korunmasını ve kalıcı barınma çözümlerinin güçlendirilmesini talep ediyor.

AB Hukuku ve Temel Haklar Vurgusu

Göç ve barınma politikalarına yönelik tartışmalar sürerken, sürece son olarak Belçika Anayasa Mahkemesi’nin kararı da eklendi. Belçika haber ajansı Belga’ya göre mahkeme, federal hükûmetin geçen yaz yürürlüğe koyduğu ve aile birleşimini zorlaştıran düzenlemeleri geçici olarak askıya aldı. Kararda, söz konusu önlemlerin Avrupa Birliği hukuku ve temel haklarla uyumluluğu konusunda ciddi şüpheler bulunduğu vurgulandı.

Göçten sorumlu Bakan Anneleen Van Bossuyt tarafından getirilen kurallar, sığınmacıların aile birleşimi başvurusu yapabilmesi için en az iki yıl bekleme süresi öngörüyor ve gelir şartını önemli ölçüde yükseltiyordu. Ayrıca daha önce başka bir AB ülkesinde (örneğin Yunanistan’da) uluslararası koruma almış kişilere maddi yardımın sınırlandırılması ya da tamamen kesilmesi mümkün hâle gelmişti.

Mahkeme, özellikle Yunanistan’da mülteci statüsü almış kişilere maddi yardımın reddedilmesinin telafisi güç zararlara yol açabileceğini belirterek uygulamayı geçici olarak durdurdu ve konuyu ön karar için Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşıdı. Nihai karar, Divan’ın vereceği yanıttan sonra açıklanacak. Mahkeme ayrıca aile birleşimine getirilen daha katı şartları da askıya alarak kabul hakkı konusunda geri adım atılamayacağı mesajını verdi.

Bu karar, Brüksel’de artan evsizlik, özellikle sokakta kalan sığınmacı aileler ve çocuklar açısından kritik görülüyor ve göç politikalarının temel haklar çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Göç Politikalarına İnsan Hakları Örgütlerinden İtiraz

Belçika’nın Flaman bölgesinde faaliyet gösteren, mültecilerin ve sığınmacıların haklarını savunan sivil toplum kuruluşu “Vluchtelingenwerk Vlaanderen”, 24 diğer grupla birlikte Şubat ayı başında yasanın iptali için başvuruda bulunmuştu. Örgütün sözcüsü Thomas Willekens, Belga haber ajansına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Mahkemenin kararı, federal hükûmetin politikasının ülkesini terk etmek zorunda kalan insanlara ciddi zarar verebileceğini gösteriyor. Bu, son aylarda sahada her gün gördüklerimizi doğruluyor.”

Willekens, askıya alma kararının “bu hükûmetin katı göç politikasının onarılamaz zararlar verdiğinin çok net bir göstergesi” olduğunu belirterek, hükûmetin kendisini “şimdiye kadarki en katı sığınma politikasıyla” tanıttığını söyledi.

Öte yandan Amnesty International da geçen yılın sonunda Belçika’daki gelişmelere dikkat çekerek, Belçika federal hükûmetinin Temmuz 2025 başında onaylayıp Temsilciler Meclisi’ne sunduğu iki yasa tasarısını eleştirmişti. Kurum, geçmişte sokakta kalan sığınmacıların çoğunlukla aile dışı bireyler olduğunu, ancak yeni düzenlemelerle birlikte ilk kez sığınmacı ailelerin de Brüksel sokaklarında kalmaya başladığını vurgulamıştı.

Sığınma Başvurularında Düşüş

Tüm bu tartışma sürerken, Belçika’daki sığınma başvurularına ilişkin güncel veriler de dikkat çekiyor. Kasım 2025’te Belçika’da 2.257 kişi uluslararası koruma başvurusunda bulundu. Bu rakam Nisan 2023’ten bu yana kaydedilen en düşük aylık seviye oldu.

Yerli gazete RTBF’e konuşan göçten sorumlu Bakan Anneleen Van Bossuyt, geçen yaz yürürlüğe giren daha sıkı kabul ve aile birleşimi kurallarının bu düşüşte etkili olduğunu savundu. Bakan, “Katı ama adil bir politika yürütüyoruz.” sözlerini vurguladı ve devam etti:

Belçika çok uzun süre fazla müsamahakâr davrandı. Avrupa çerçevesinde arka kapıları kapatıyoruz ve başka bir üye devlette zaten koruma statüsü bulunan kişileri kabul etmeyi reddediyoruz.

Sığınmacı Otelleri Kapandı

Son olarak, The Brussels Times gazetesinin haberine göre, Ocak ayında Brüksel’deki son sığınmacı oteli de kapandı. Böylece kentte sığınmacılar için kullanılan beş geçici otelin tamamı resmen boşaltılmış ve kapatılmış oldu. Bu merkezlerde yaklaşık 400 kişi barınıyordu.

Bakan Anneleen Van Bossuyt, söz konusu otellerin geçici çözümler olduğunu ve sığınma taleplerindeki düşüşle birlikte bu tür konaklamaların sona erdiğini belirtti. Yeni yaklaşımda otel barınmaları yerine daha sade, kolektif kabul merkezleri ve daha sıkı göç politikaları ön planda tutuluyor.

Ancak başvurulardaki düşüşe rağmen barınma kapasitesindeki daralma ve sokakta yaşayan çocuklu ailelerin durumu, insani kaygıları ve kamuoyundaki tartışmaları canlı tutmaya devam ediyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler