Dosya: "Soykırım"

Alman Medyası Gazze Soykırımında Üç Maymunu Oynuyor

İsrail’in Gazze’deki soykırımı, insan hakları örgütleri, akademisyenler ve hukukçular tarafından belgelenmiş durumda. Alman medyası ise tüm gerçekliğe rağmen soykırım inkârcılığına devam ediyor.

Alman Medyası Gazze Soykırımında Üç Maymunu Oynuyor
Fotoğraf: shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

İsrail Gazze’de bir soykırım gerçekleştiriyor. Son yıllarda dünyanın en önemli insan hakları örgütleri, önde gelen soykırım araştırmacıları, Birleşmiş Milletler adına görev yapan uzmanlar ile sayısız başka uzman ve kurum bu sonuca ulaştı. Ancak araştırmacıların soykırım uyarıları ne kadar yüksek sesle dile getirilmiş olursa olsun, sivil toplum kuruluşlarının Gazze’deki soykırıma ilişkin kaç inceleme raporu yayımlamış olursa olsun, hukukçuların delillendirmesi ne kadar titiz yapılmış olursa olsun; Alman medya mensuplarının İsrail ordusunun açıklamalarına gösterdiği koşulsuz şartsız sadakat sarsılamadı.

Onlarca çağrıya, açık mektuba, hukuki mütalaaya ve araştırma raporuna rağmen, Alman medyasında -birkaç istisna dışında- İsrail’in Gazze’deki şiddetinin iyi belgelenmiş gerçekliğiyle ciddi bir yüzleşme aramak nafile bir çaba. Alman medyasında haber dilinin ve çerçevesinin bu gerçekliklere uyarlandığından ise hiç bahsedemeyiz.

“Bir Kez Daha Gözlerimizin Önünde Bir Soykırım Yaşanıyor”

İsrail’in savaş yöntemlerinin gerçek karakterine dair güvenilir işaretler aslında hiçbir zaman eksik değildi. Henüz 11 Ekim 2023’te, yani İsrail saldırılarının başlamasından sadece dört gün sonra, üç büyük Filistinli insan hakları örgütü dünyayı Gazze’de bir soykırım tehlikesine karşı uyardı. 13 Ekim 2023’te ise saygın ilk soykırım araştırmacısı kamuoyuna seslendi: İsrailli tarihçi Raz Segal, yaşananları “ders kitabı niteliğinde bir soykırım vakası” olarak nitelendirdi. Aynı gün, soykırımların erken teşhisi konusunda uzmanlaşmış ABD merkezli Lemkin Enstitüsü de bir uyarı yayımladı.

28 Ekim 2023’te, uluslararası toplumun eylemsizliğini protesto eden Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) New York Ofisi Direktörü Craig Mokhiber görevinden istifa etti. İstifa mektubunda şu ifadeler yer aldı: “Bir kez daha, gözlerimizin önünde bir soykırımın yaşandığına tanıklık ediyoruz.”

Dört gün sonra sekiz üst düzey BM temsilcisi Gazze’de bir soykırım tehlikesine dikkat çekti. 7 Ekim’in üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken, saygın uzmanlar tarafından yayımlanan ve açık ifadelerle Gazze’de bir soykırım uyarısında bulunan bir dizi güvenilir değerlendirme mevcuttu. Ancak bu uyarıların hiçbiri Alman medyasında kayda değer bir yankı bulmadı.

Alman Medyasının Soykırım İnkârcılığı

İsrail’e yöneltilen soykırım suçlamasını içerik açısından ele alan az sayıdaki gazetecilik ürünü ise, kural olarak, uzmanların sunduğu somut bulgular ve kanıtlarla ciddi biçimde yüzleşmedi. Bunun yerine, alan dışı ve kanaat sahibi gazete editörleri hükmünü verdi: “Soykırım hakkındaki aptalca ve tehlikeli söylem” diye yazdı Der Spiegel. “Hamas destekçileri, İsrail’i Gazze’de soykırım işlemekle suçluyor. Oysa eğer bir soykırım söz konusuysa, bunu işleyen Hamas’tır” ifadeleri taz’da yer aldı. Tagesschau izleyicileri, soykırım suçlamasının “dezenformasyon” ve “antisemitik bir anlatı” olduğu bilgisini edindi. Benzer yazılar Süddeutsche Zeitung, Die Zeit, FAZ, Berliner Zeitung, Tagesspiegel, Die Welt ve Bild’de de yayımlandı.

Pek çok medya kuruluşu açıkça yanlış iddialardan da geri durmadı. 2 Kasım 2023’te Stern okurları, “İsrail’in kıyı şeridindeki nüfusu yok etme niyetini beyan etmediği”ni öğrendi. Bu düpedüz bir yalandı; zira İsrailli siyasetçiler ve askerî yetkililer niyetlerini hiçbir zaman gizlememişti. Örneğin İsrail ordusunun Tümgeneral’i Giora Eiland, 9 Ekim 2023’te “İsrail’in Gazze’yi geçici ya da kalıcı olarak yaşanamaz bir yere dönüştürmekten başka seçeneği olmadığını” açıkladı. Bir gün sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Her şeyi yok edeceğiz” dedi. Sadece Şubat 2024’e kadar, Britanyalı sivil toplum kuruluşu Law 4 Palestine, İsrailli sorumlular ve kamuya mal olmuş kişiler tarafından yapılmış 500’den fazla soykırımcı beyanı belgeledi.

Gazze’deki soykırım Alman medyasında neredeyse hiç konu edilmemiş olsa da, kavram zamanla daha sık görünür hâle geldi. Ancak bu, kavramı kullanan kişilere yönelik kampanyalar ve ihbarlar bağlamında oldu. Alman medyasında “soykırım” kelimesi anıldığında genellikle Gazze’deki İsrail şiddeti skandallaştırılmadı; skandallaştırılanlar, bu şiddeti skandal olarak nitelendirenlerdi.

Papa’nın soykırım iddialarının incelenmesi çağrısında bulunmasının ardından FAZ, “Onun merhameti her şeyden önce Hamas için geçerli” yorumunu yaptı. Tagesthemen, soykırımı protesto eden göstericileri Hitler Gençliği ile kıyasladı. Yüzlerce haberde Alman medyası, Berlinale’de yaşandığı iddia edilen bir “antisemitizm skandalı”nı işledi. Gerekçe şuydu: Bir yönetmen film festivalinde Gazze’deki soykırıma karşı sesini yükseltmişti.

UAD’nin ve Alman Medyasında 3 Maymunluk

Dünyanın en yüksek mahkemesi dahi Alman medya mensuplarında bir zihniyet değişikliğine yol açmadı. 26 Ocak 2024’te Lahey’deki hâkimler, ihtiyati tedbir kararıyla şu açıklamayı yaptı: “İsrail, Filistinlilere karşı bir soykırımı önlemek için derhâl gerekli tüm tedbirleri almak zorundadır.” Hâkimler, İsrail’in Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal etmiş olabileceğine dair yeterli emare bulunduğunu belirtti ve soykırım suçlamasını “makul” (plausibel) olarak değerlendirdi.

Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kendisini yetkili ilan ederek (yıllar sürebilecek) esas davayı başlatmış olması bile, hukukçular tarafından suçlamaların ciddiyetine işaret eden güçlü bir gösterge olarak yorumlandı. Dünyanın dört bir yanındaki medya kuruluşları buna uygun manşetler attı: “Uluslararası Adalet Divanı karar verdi: İsrail Gazze Şeridi’nde soykırımı önlemeli” (The Guardian) ya da “UAD, İsrail’e yönelik soykırım suçlamasını ‘makul’ buldu” (NPR). Oysa Alman medyasındaki birçok haberde bir kez daha “soykırım” kelimesine rastlamak mümkün değildi. Manşetler örneğin şöyleydi: “Mahkeme İsrail’e alan tanıyor” (Die Welt), “Uluslararası Adalet Divanı: Gazze’de çatışmalara son yok” (taz) ya da “Ateşkes yok, ama Filistinliler için daha fazla koruma” (Tagesschau).

Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Sınır Tanımayan Doktorlar, B’Tselem, BM İnsan Hakları Konseyi adına görev yapan uzmanlar ve Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Birliği tarafından yayımlanan yeni incelemeler de Alman Ortadoğu gazeteciliğinin olgulara direncini değiştirmedi. Bu gazetecilik giderek profesyonelce icra edilen bir meslekten ziyade, kimi şüpheli dezenformasyon kanallarının hakikat sonrası paralel evrenlerini andırmaya başladı. Aradaki fark yalnızca şuydu: Alman Gazze söyleminin komplo teorisyenleri ve gerçeklik çarpıtıcıları Telegram grupları ve internet forumlarıyla sınırlı değildi. En büyük günlük gazetelerin manşetleri ve televizyonun en iyi yayın saatleri onların kullanımına açıktı.

Soykırım Değil, “Çatışmalar”

“Sözde soykırım mı? Ciddi misiniz?” başlığını attı Süddeutsche Zeitung 29 Aralık 2024’te. 9 Mart 2025’te taz’ın bir medya editörü, “İsrail’e yönelik soykırım suçlaması bir rönesans yaşıyor. Bu suçlama temelsizdir” diye yazdı. Kısmen kamu fonlarıyla finanse edilen Jüdische Allgemeine, “uydurulmuş soykırım”dan söz etti; FAZ ise “görüş olarak soykırım” ifadesini kullandı.
Alman kamuoyunun soykırım suçlamasının arkasındaki argümanlarla en azından tanışabilmiş olması büyük ölçüde Omar Bartov, Raz Segal ve Amos Goldberg gibi İsrailli soykırım araştırmacıları ve tarihçilerin çabalarına bağlıdır. Onlarla yapılan röportajlar örneğin Der Spiegel ve Der Freitag’da yayımlandı. Ancak onların da medya haber dili üzerinde kalıcı bir etkisi olmadı.

Gazze’deki şiddetin neredeyse münhasıran İsrail ordusu ile Gazze’nin sivil nüfusu arasında gerçekleştiğine dair hiçbir şüphenin kalmadığı dönemlerde bile Alman medyası, “soykırım” kavramını kullanmak yerine var olmayan “çatışmalardan”, “muharebelerden” ve “İsrail’in Hamas’a karşı savaşı”ndan söz etmeye devam etti. İki yıl süren bir soykırımın ardından dahi Alman medyası, Gazze’deki iyi belgelenmiş gerçekliği adıyla anmak yerine, İsrail ordusunun kanıtlanmamış iddialarına dayanmayı sürdürdü.

Fabian Goldmann

Jena ve Şam’da Siyaset ve İslam Bilimleri eğitimi gören Fabian Goldmann, serbest gazeteci olarak çalışmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler