Müslüman Karşıtlığı

Graz’dan Sonra Linz’de Ölümle Sonuçlanan Saldırı: Irkçı Slogan İddiası Araştırılıyor

Avusturya’nın Linz kentinde Afgan uyruklu üç kişiye yönelik bıçaklı saldırıda bir kişi hayatını kaybetti. Tanıklar saldırganın ırkçı sloganlar attığını öne sürerken polis olayın arka planını soruşturuyor. Graz’daki okul saldırısının ardından meydana gelen olay, ülkede güvenlik, radikalleşme ve Müslüman karşıtı nefret söylemine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Graz’dan Sonra Linz’de Ölümle Sonuçlanan Saldırı: Irkçı Slogan İddiası Araştırılıyor
Fotoğraf: U. J. Alexander - Shutterstock.

Haziran 2025’te Graz’daki okul saldırısının ardından Avusturya bu kez Linz şehrinde meydana gelen bıçaklı saldırıyla sarsıldı. Afgan uyruklu üç kişiye yönelik saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Saldırgan polis tarafından yakalanırken saldırı, ülkede güvenlik ve artan radikalleşme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Linz Kentindeki Cinayetin Müslüman Karşıtı ve Irkçı Motivasyonla İşlendiği Düşünülüyor

14 Mart Cumartesi akşamı saat 17:45’te Yukarı Avusturya eyaletinin başkenti Linz’de, Landstraße yakınlarında Afgan uyruklu üç kişilik bir gruba bıçaklı saldırı düzenlendi. Saldırıda iki kişi yaralanırken, yaralılardan biri kısa süre sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Avusturya basınına yansıyan, henüz doğrulanmamış bilgilere göre saldırganın olay sırasında “Scheiß Moslems” (Lanet olası Müslümanlar) diye bağırdığı öne sürüldü.  Ancak bu bilgiler henüz resmî makamlar tarafından doğrulanmadı ve soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. İddiaların doğrulanması hâlinde saldırının ırkçı saiklerle işlenen bir şiddet suçu olarak sınıflandırılabileceği belirtiliyor.

Saldırının ardından zanlının olay yerinden kaçması çevrede büyük paniğe yol açtı. Görgü tanıkları insanların bağırarak kaçtığını ve sokakta kaotik sahneler yaşandığını aktardı. Bölgedeki bir restoran çalışanı, birkaç kişinin içeri girerek bir bıçaklı saldırı olduğunu söylediğini, bunun üzerine hemen acil yardım hattının arandığını ifade etti. Polis kısa süre içinde geniş çaplı bir arama operasyonu başlattı. Şüpheli, akşam saat 18.00 sularında polis özel birimi tarafından Volksgartenstraße’de yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon sırasında saldırıda kullanıldığı değerlendirilen bıçak da ele geçirildi. 34 yaşındaki Hırvat asıllı saldırgan, pazar günü adli polis tarafından sorgulandı ve ifadesinde akıl hastası olduğunu iddia etti.

Olaydan Önce Eşi Tarafından Polise İhbar Edilen Saldırgan Aranıyordu

Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin haberine göre saldırganın eşi, öğleden sonra polise başvurarak kocasının birini “öldüreceğini” söylediğini bildirdi. Bunun üzerine polis kayıp kişiyi arama çalışmaları başlattı. Bu sırada saldırı Bismarckstraße bölgesinde meydana geldi.

Polisin aktardığı bilgilere göre olaydan önce sokakta kısa bir tartışma yaşandı. 34 yaşındaki saldırgan bir sürücüye sözlü olarak hakaret etti. Bismarckstraße üzerindeki bir berberde bulunan üç Afgan genç (21, 24 ve 26 yaşlarında) araya girerek bu davranışın doğru olmadığını söyledi. Bu müdahaleye öfkelenen saldırgan, yaklaşık yarım saat sonra gençler dükkândan çıktığında onları takip etti.

Saldırganın mutfak bıçağıyla 24 yaşındaki genci boynundan yaraladığı, kaçmaya çalışan gençlerden birinin yere düşmesi üzerine saldırının devam ettiği bildirildi. Görgü tanıkları müdahale ederek ilk yardım uyguladı. Ancak 26 yaşındaki genç kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yaralanan 24 yaşındaki kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı açıklandı.

Avusturya’da Güvenlik ve Radikalleşme Yeniden Gündeme Geldi

2024 Küresel Barış Endeksi’ne göre Avusturya dünyanın en güvenli üçüncü ülkesi olarak listeleniyor. Buna rağmen Linz’de meydana gelen saldırı, ülkenin sahip olduğu “güvenli ülke” imajı ile son yıllarda artan güvenlik tartışmaları arasındaki gerilimi yeniden gündeme getirdi.
Olayın ardından aşırı sağ parti FPÖ’nün Linz’de Güvenlikten Sorumlu Belediye Meclis Üyesi Michael Raml, saldırının gerçekleştiği sokağın bağlandığı Landstraße’nin güney kesiminde son yıllarda güvenlik sorunlarının arttığını savundu. Raml, Volksgarten çevresinde büyüyen uyuşturucu ortamının şehir merkezinde olumsuz bir dönüşüme yol açtığını öne sürdü. Raml, özellikle psikolojik sorunları olan ve potansiyel tehlike oluşturabilecek kişiler için yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Saldırının 15 Mart Uluslararası İslamofobi ve Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü öncesinde gerçekleşmesi ise olayın Müslüman karşıtı nefret söylemi ve güvenlik politikaları bağlamında tartışılmasına yol açtı. Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ) Başkanı Ümit Vural, Instagram hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Özellikle 15 Mart Uluslararası İslamofobi ve Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü’nde toplum olarak önemli bir soruyla karşı karşıyayız: Bu tür gelişmelerle nasıl başa çıkacağız ve insanlığa karşı nefretin toplumumuzda yer bulmamasını nasıl sağlayacağız?”

Linz’deki saldırı aynı zamanda ülkede son dönemde artan radikalleşme tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Benzer tartışmalar, 2025 yılının haziran ayında Graz’da meydana gelen ve saldırgan dahil 11 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısının ardından da yaşanmış ve Avusturya’da üç günlük yas ilan edilmişti. Avusturya İç İstihbaratı da Graz’daki saldırıdan kısa süre önce yayımladığı bir raporda ülkede radikalleşme eğilimlerinin arttığı yönünde uyarıda bulunmuştu.

“Entegrasyon Tartışmaları Müslümanlara Yönelik Nefreti Körüklememeli”

Yukarı Avusturya Valisi Thomas Stelzer (ÖVP) ise yaptığı açıklamada, “Böyle bir eylem asla haklı gösterilemez. Şiddet ve nefretin ülkemizde yeri yoktur.” dedi. Belediye Başkan Yardımcısı Martin Hajart ise saldırıyı Avusturya kamuoyunu son yıllarda sıkça meşgul eden “entegrasyon” tartışmaları bağlamında değerlendirerek, özellikle siyasi partilerin yer aldığı bu tartışmaların nefreti körüklemeyecek bir dille yürütülmesi gerektiğini savundu.

Avusturya Entegrasyon Fonu (ÖIF) tarafından Aralık 2025’te yayımlanan Integrationsbarometer 2025 başlıklı kamuoyu araştırması, entegrasyon, birlikte yaşama ve güvenlik algısının Avusturya kamuoyunda giderek daha fazla iç içe geçtiğini ortaya koymuştu. Ankete göre katılımcıların yüzde 70’i entegrasyonun kötü işlediğini düşünürken, yüzde 68’i Müslümanlarla birlikte yaşamaya olumsuz bakıyor; yüzde 49’u ise kişisel güvenlik hissinin son bir yılda kötüleştiğini belirtiyor. Bu bulgular, takip eden günlerde -federal hükûmetin büyük ortağı ve bazı eyaletlerde aşırı sağ parti FPÖ ile koalisyon kuran- Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) “sıfır tolerans” söylemiyle yürüttüğü siyasi mesajlarda da referans gösterilmişti.

ÖVP’nin tepki çeken bu mesajlarının yayımlanmasından yalnızca iki gün sonra, Aşağı Avusturya eyaletinin Hollabrunn ilçesinde bir camiye silahlı saldırı düzenlenmişti. Avusturya İslam Federasyonları ise saldırının ardından yayımladıkları basın açıklamasında ÖVP’nin söz konusu mesajlarını eleştirerek, İslam düşmanlığı içeren siyasetin son bulması gerektiğini vurgulamış ve siyasetçileri sorumluluk almaya davet etmişti. (bk/P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler