İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, aylardır erken seçim ihtimalini reddetmesine rağmen 5 Ekim Pazartesi günü televizyondan yaptığı açıklamayla genel seçimlerin 29 Kasım’da düzenleneceğini duyurdu. Reuters’ın haberine göre kararın doğrudan tetikleyicisi, Sánchez’in azınlık hükûmetinin konut krizine karşı hazırladığı iki önemli kararnamenin parlamentoda reddedilmesi oldu.
Mevcut yasama döneminin normal şartlarda 2027 yazına kadar devam etmesi ve seçimlerin en geç Ağustos 2027’de yapılması bekleniyordu. Sánchez böylece seçim takvimini yaklaşık dokuz ay öne çekerek, parlamentodaki giderek derinleşen çıkmazı sandık yoluyla aşmayı tercih etti.
Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ile sol ittifak Sumar’ın oluşturduğu azınlık hükûmeti, 2023 seçimlerinden bu yana parlamentoda kendi çoğunluğuna sahip değildi ve yasaları parlamentodan geçirebilmek için Katalan ve Bask bölgesel partilerinin desteğine ihtiyaç duyuyordu. Özellikle Katalonya’nın eski başbakanı Carles Puigdemont’un Junts partisi son dönemde Sánchez yönetimi açısından giderek daha zor bir müzakere ortağına dönüşmüştü. İspanya hâlen 2023’te kabul edilen son ulusal bütçeyle yönetiliyor; hükûmet yeni bir bütçeyi parlamentodan geçiremediği gibi pek çok yasa için de desteği her oylamada yeniden sağlamak zorunda kaldı.
Pedro Sánchez’i Erken Seçime Götüren Konut Krizi
Hükûmetin siyasi çıkmazını seçime dönüştüren asıl konu ise konut krizi oldu. Sánchez hükûmetinin hazırladığı iki acil kararname, kırılgan durumdaki kiracıların tahliyelerine ilişkin korumaların 2030’a kadar uzatılmasından geçici ve oda bazlı kiralamaların daha sıkı düzenlenmesine kadar bir dizi önlem içeriyordu. Fakat PP, Vox ve Junts 2 Ekim’de düzenlemelere karşı oy kullandı. The Guardian gazetesinin haberine göre oylama, özellikle 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın yaklaşık 70 yıldır yaşadığı Madrid’deki evinden çıkarılmasının ardından büyüyen toplumsal öfkenin ortasında gerçekleşti. Abascal’ın yaşadıkları ülke çapındaki konut protestolarının sembolü hâline gelirken yalnızca Madrid’de hafta sonu düzenlenen gösteriye yetkililere göre yaklaşık 70 bin kişi katıldı.
Al Jazeera’nın aktardığı verilere göre İspanya’da ortalama kiralar son on yılda neredeyse iki katına çıkarken konutların ilan fiyatları yaklaşık yüzde 90 yükseldi. Sánchez şimdi, muhalefetin barınma krizine karşı önerilen düzenlemeleri engellediğini öne sürerek parlamentodaki yenilgiyi siyasi bir avantaja çevirmeye ve özellikle sol seçmeni yeniden sandığa çekmeye çalışıyor. Seçim kararı alınmadan hemen önce Politico’nun aktardığına göre hükûmet içindeki bazı isimler, konut düzenlemelerinin reddedilmesi hâlinde erken seçimi gerçekçi bir seçenek olarak değerlendiriyordu.
Anketlerde Sánchez Ne Durumda?
Erken seçim kararı Sánchez açısından önemli bir risk taşıyor. El País gazetesi için 40dB tarafından 25-28 Eylül arasında yapılan son ankette merkez sağ PP yüzde 31,6 ile ilk sırada yer alırken PSOE yüzde 27,4’te kaldı. Aşırı sağcı Vox’un desteği yüzde 18,4’e yükseldi. Hükûmetin küçük ortağı Sumar yüzde 5,6, Podemos ise yüzde 2,7 seviyesinde. Başka bir ifadeyle PP ile Vox birlikte yüzde 50’ye ulaşırken PSOE, Sumar ve Podemos’un toplam desteği yüzde 35,7 civarında kalıyor. Üstelik bu araştırma hükûmetin konut kararnamelerinin reddedilmesinden önce gerçekleştirilmişti.
El País gazetesinin farklı anketleri bir araya getirerek hazırladığı ve 20 bin seçim simülasyonuna dayanan model de sağ blokun avantajının yalnızca birkaç puanlık olmadığını gösteriyor. Modelin merkez tahmininde PP 137, PSOE 107, Vox ise 62 milletvekili çıkarıyor. Bu durumda PP ile Vox toplam 199 sandalye ile 176 sandalyelik mutlak çoğunluk sınırını rahatça geçiyor. Model, PP-Vox çoğunluğuna yüzde 85 ihtimal veriyor.
İspanya’nın resmî kamuoyu araştırma kurumu Sosyolojik Araştırmalar Merkezinin (CIS) geçtiğimiz eylül ayındaki kamuoyu araştırması ise daha farklı bir tablo çiziyor. Araştırmada PSOE yüzde 31, PP yüzde 25,1 ve Vox yüzde 16,6 seviyesinde. PSOE ile Sumar’ın toplam desteği yüzde 36,7 olurken PP ile Vox yüzde 41,7’ye ulaşıyor. Katılımcıların yüzde 67,2’si başbakan Sánchez’e az güvendiğini ya da hiç güvenmediğini söylerken Sánchez’e çok veya oldukça güvendiğini belirtenlerin oranı yüzde 31,5. Bununla birlikte PP lideri Alberto Núñez Feijóo’nun güven oranının yalnızca yüzde 19 olması, Sánchez’in karşısında son derece popüler bir rakip bulunmadığını da gösteriyor.
Sánchez Yeniden Başbakan Olabilir mi?
Bu nedenle Sánchez’i şimdiden seçimlerin kaybedeni ilan etmek için erken. İspanya’da seçmen doğrudan başbakanı değil parlamentoyu belirliyor ve hükûmeti kimin kuracağı seçim sonrasında ortaya çıkan ittifaklara bağlı. Sánchez 2023’te de anketlerin gerisindeydi; PP seçimleri birinci tamamlamasına rağmen Feijóo hükûmet kuracak çoğunluğu bulamamış, Sánchez ise sol ve bölgesel partileri bir araya getirerek yeniden başbakan olmuştu.
Avrupa Politikaları Merkezinden (EPC) Javier Carbonell’in analizine göre Sánchez siyasi açıdan son derece zor durumları kendi lehine çevirmekte defalarca başarılı olmuş bir isim. Carbonell’e göre bu kez en büyük sorunlardan biri PSOE’nin solundaki alanın parçalanması. Sumar ve Podemos’un ayrı hareket etmesi, seçim sisteminin de etkisiyle sol blokun sandalye kaybını büyütebilir. Reuters’a konuşan ekonomist Lorenzo Bernaldo de Quirós ise konut krizinin Sánchez’e Ceuta’daki mülteci krizi ve yolsuzluk tartışmalarından gündemi uzaklaştırabileceği kısa bir “fırsat penceresi” açtığını düşünüyor. De Quirós’a göre Başbakan Sánchez’in yaptığı hesap da tam olarak bu: Seçimi, kamuoyunun yeniden göç ve yolsuzluğa odaklanmasından önce konut meselesi üzerinden yapmak.
Yolsuzluk Soruşturmaları Seçim Kampanyasının Gündeminde
Erken seçimin arka planındaki en önemli baskı unsurlarından biri de Sánchez’in ailesine ve PSOE çevresindeki isimlere uzanan soruşturmalar. Burada Sánchez’in kendisinin söz konusu dosyalarda sanık veya şüpheli olmadığının altını çizmek gerekiyor. Buna karşılık ailesini ilgilendiren dosyalar seçim kampanyasında muhalefetin en güçlü kozlarından biri olacak. Sánchez’in kardeşi David Sánchez, temmuz ayında Extremadura’daki bir kamu görevine atanmasıyla ilgili idari usulsüzlük suçundan mahkûm edilerek dokuz yıl kamu görevinden men edildi; karar temyize açık.
Başbakan’ın eşi Begoña Gómez hakkındaki süreç ise artık soruşturma aşamasını geçti. İspanyol kamu yayıncısı RTVE’ye göre Madrid’deki hâkim, Gómez’in nüfuz ticareti ve kamu kaynaklarını kötüye kullanma iddialarıyla jüri karşısında yargılanmasına karar verdi. Savcılık ise suç oluşmadığı gerekçesiyle beraat talep ediyor.
PSOE’nin parti örgütlenmesinden sorumlu eski sekreteri Santos Cerdán ve diğer bazı isimleri ilgilendiren ayrı soruşturmalar da sürüyor. Mayıs ayında polis, bir yüksek mahkeme hâkiminin kararı doğrultusunda PSOE genel merkezinden çeşitli belge ve elektronik dosyaları talep etti. Sánchez ve parti yönetimi yargıyla tam iş birliği yaptıklarını savunuyor.
Seçim Sonucu İspanya’nın Filistin Politikasını da Etkileyebilir
Seçimin sonuçları Avrupa’nın Filistin meselesindeki en belirgin çizgilerinden birini de etkileyebilir. Sánchez hükûmeti son yıllarda Avrupa Birliği içinde Filistin’e en açık destek veren hükûmetlerden biri hâline geldi. İspanya Mayıs 2024’te Filistin Devleti’ni (دولة فلسطي) resmen tanıdı; ardından İsrail’e yönelik silah ambargosunu hukuki zemine taşıdı ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasakladı. Sumar ise hükûmetten İsrail’e yönelik kısıtlamaları polis ve gözetim teknolojilerini de kapsayacak şekilde daha ileri götürmesini istedi.
Barselona Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Moussa Bourekba’ya göre 7 Ekim sonrasında değişen şey Madrid’in temel ilkelerinden çok, bu ilkeleri hayata geçirme konusundaki görünürlüğü ve kararlılığı oldu. Bourekba, Vox’un İsrail hükûmetinin güvenlik merkezli yaklaşımını açıkça benimsediğini, PP’nin ise daha temkinli olmakla birlikte güvenlik ağırlıklı bir çizgide durarak Sánchez hükûmetinin İsrail’e karşı tek taraflı adımlarına itiraz ettiğini belirtiyor.
PP bugün iki devletli çözümü ve Hamas’ın kurulacak Filistin Devleti’inde rol almaması koşuluyla Filistin devletini desteklediğini söylüyor. Buna karşılık Sánchez hükûmetinin İsrail’e yönelik sert ve tek taraflı önlemlerine mesafeli. Vox ise çok daha açık biçimde İsrail yanlısı bir pozisyonda; parti 2025’te İsrail’e silah ambargosuna karşı oy vermiş ve ambargonun İspanya’nın güvenlik çıkarlarına zarar verdiğini savunmuştu.
29 Kasım seçimleri, Madrid’in Gazze ve Filistin politikasının seyrini de etkileyebilir. Sánchez’in yeniden hükûmet kurması hâlinde İsrail’e baskı ve Filistin devletine destek çizgisinin sürmesi bekleniyor. PP’nin Vox desteğiyle iktidara gelmesi durumunda ise Filistin’i tanıma kararı korunsa bile İsrail’e yönelik yaptırımların ve diplomatik baskının gevşetilmesi gündeme gelebilir. Vox’un kabineye doğrudan katılması, bu alanda daha köklü bir değişimin önünü açabileceği ifade ediliyor. (P)








