Maduro

Venezuela Saldırısı: Yeni Amerikan Hegemonyasının İlk Adımı

Venezuela’ya yönelik ABD saldırısı, kurallara dayalı uluslararası düzenden kopuşun yeni bir örneği olmanın ötesine geçiyor. Müdahale, Trump yönetiminin başkanlık yetkilerini genişleten güvenlik doktrinini, enerji ve kritik kaynaklar etrafında şekillenen jeoekonomik hamlelerini ve güç kullanımını merkeze alan yeni dış politika yönelimini aynı anda görünür kılıyor.

Venezuela Saldırısı: Yeni Amerikan Hegemonyasının İlk Adımı
Görsel: Below the Sky - Shutterstock.

Her bir dolar banknotunun arka yüzünde yer alan Novus Ordo Seclorum (“Çağların yeni düzeni”) ifadesi, ABD’nin yeni güvenlik stratejisine yön veren ilkeye işaret eder. Venezuela’ya yönelik saldırı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun ABD tarafından ele geçirilmesi ise, Trump’ın ABD’sinin kurallara dayalı uluslararası düzenden kopuşunu ve liberal düzenin bütünüyle sona erişini simgeliyor. Yerine, güç kullanımına, revizyonizme ve Amerika kıtasında güvenlik eksenli bir anlayışa dayanan yeni bir uluslararası düzen doğuyor. Bu askerî müdahalenin sonuçlarını ve beraberinde getirdiği yeni düzeni anlamak için beş temel başlık öne çıkıyor.

1. Trump’ın Otoriter Sistemi: Yetkileri Genişletilen Başkanlık Makamı

3 Ocak’taki saldırı, kongre onayını, hukuki meşruiyeti ya da medyanın tutumunu beklemeksizin karar alıp uygulayan buyurgan bir başkan doktrinini pekiştiriyor.

Denetleme ve denge mekanizmalarının zayıflatıldığı bu tabloda, ikinci Trump yönetimi yeni düzeni “acil güvenlik” meselesi olarak sunmakta serbest: ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığına (ya da göçe) karşı bir savaş hâlinde olduğu ve “yeni güçler” tarafından (Çin’e gönderme yapan bir örtmeceyle) tehdit edildiği iddiası, usullere ve zaman çizelgelerine uyma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

Trump kendisini Washington, Lincoln ve Roosevelt gibi Amerikan tarihinin kurucu başkanlarıyla özdeşleştiriyor. Bu üç isim de karizmatik liderlerdi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. yılı yaklaşırken yapılan bu benzetmeler, Trump’ın otoriter söylemini besliyor.

ABD’nin siyasal ve hukuki sistemindeki aşınma inkâr edilemez. Başkan, olağanüstü yetkileri genişleten, kalıcı bir kriz hâlini normalleştiren ve siyasi muhalefet ile yargı üzerinde baskıyı artıran kapsamlı bir düzenleme paketi onayladı. Venezuela’ya yönelik saldırı, başkanlığın yasama ve yargı erkleriyle ilişkisini yeniden tanımlayan bu sürecin bir başka dönüm noktası niteliğinde. Bu dönüşüm, güçlü ve birleştirici yürütme fikrini merkeze alan Hamiltoncu geleneğe yaslanıyor.

2. ABD’nin Latin Amerika Üstündeki Tahakkümü

Uluslararası alanda Venezuela’ya yönelik saldırı, ulusal çıkarların savunusuna dayalı bir diplomatik hattı ileri taşıyor. [1823’teki Monroe Doktrini’ne ait] “Amerika Amerikalılarındır” anlayışı güçlü bir geri dönüş yapmış durumda: Panama, Meksika ve Kanada Trump’ın taleplerine boyun eğmek zorunda kalırken, yönetim Grönland üzerindeki kontrol arayışını da sürdürmeye devam ediyor.

Latin Amerika’da Brezilya ve Kolombiya’daki sol hükûmetler ABD’ye karşı bölgesel muhalefetin başını çekerken, Şili’nin yeni seçilen lideri José Antonio Kast ile Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei Trump’ın ideolojik müttefikleri arasında yer alıyor. Kıta genelinde, göçe karşı çıkan milliyetçi sağ partilere doğru belirgin bir yönelim gözleniyor.

Venezuela’da Maduro sonrası geçiş bu değerlerle uyumlu şekilde ilerlerse, ulusal birlik ve tam demokrasiye barışçıl bir geçiş umudu tamamen ortadan kalkacaktır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social hesabındaki gönderisinde, ele geçirilen Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun USS Iwo Jima amfibi saldırı gemisinde çekilmiş bir fotoğrafı paylaşıldı. 3 Ocak 2026.

3. Venezuela Petrolü: Kaynakları Kim Kontrol Edecek?

Bu saldırının arkasında asıl mesele yine petrol olsa da bu defa Irak’ın işgali sürecinden farklı nedenler söz konusu. Küreselleşmenin jeoekonomi (geoeconomics) eksenine kaydığı bir dünyada ABD, uluslararası enerji piyasaları ve düzenlemeleri üzerinde güç projeksiyonu kurmak istiyor. Venezuela’nın altyapısı, limanları ve madenleri bu hedef için kilit önemde.

ABD yalnızca Venezuela petrolünü iç pazarı için kullanmak istemiyor; aynı zamanda uluslararası fiyatları dayatmayı ve arz üzerinde hâkimiyet kurmayı hedefliyor. Yeni vizyon, enerji egemenliğini teknolojik kalkınma ile ticaret ve güvenlik politikalarıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlıyor.

2025’in sonunda imzalanan ve yarı iletkenler ile yapay zekâ gibi kritik teknolojilerin tedarik zincirlerini güvence altına almayı hedefleyen ABD öncülüğündeki Pax Silica ittifakı, işlem temelli diplomasinin yeni bir dönemini başlatıyor: maden karşılığında çip. “Yeni” Venezuela için petrol rezervleri, bu yeni güç denklemine dâhil olmanın anahtarı olacak.

4. Jeopolitik Yeniden Hizalanma

Toprağa dair Amerikan bakışı, Çin, İsrail ya da Rusya’nın yaklaşımlarına benzer biçimde egemenlik temelli, revizyonist bir dış politikayı besliyor. Bu yaklaşım, 20. yüzyıl ortalarında Alman düşünür ve siyaset felsefecisi Carl Schmitt’in tanımladığı nomos kavramına dayanıyor. Bu dünya görüşünde, uluslararası hukuk, demokrasi, serbest piyasa ve iş birliğiyle tanımlanan liberal çerçevenin yerini “dost-düşman” ayrımı alıyor.

Bu mantık çerçevesinde etki alanları ortaya çıkıyor, kaynaklar paylaştırılıyor ve güç blokları dengeleniyor: Direnişle karşılaşmamış olsalar Çin Güneydoğu Asya’ya hükmederdi; Rusya, Ukrayna’nın yüzde 20’si ve maddi kaynakları ile enerji üzerindeki kontrol karşılığında savaşı sınırlandırabilirdi; İsrail ise Orta Doğu’nun haritasını yeniden çizip komşularıyla ticaret anlaşmaları yapabilirdi.

5. Trump ABD’sinin Mutlak Hâkimiyet Talebi Karşısında Güç Kaybındaki Avrupa

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve serbest ticaret gibi idealler hızla anlam kaybediyor ve etkin bir kapasiteye sahip olmayan Avrupa Birliği için tablo giderek daha olumsuz hâle geliyor. Gazze Şeridi örneğinde görüldüğü üzere, AB çoğu zaman büyük güçlerle derin ideolojik ayrılıklar yaşıyor; ancak bunları etkili eyleme dönüştürecek saygınlığa sahip değil. ABD’nin askerî müdahalesi, özgürlüğün barış ve güvenlik karşılığında mutlak bir egemene devredildiği Hobbesçu siyasal realizmi yeniden gündeme taşıyor.

Trump’ın yeni düzeninde nihai söz; hakikatin, hukukun ya da demokratik değerlerin değil, başkanlık otoritesinin oluyor.

Venezuela Saldırısı Sonrasında ABD İç Siyasetini Ne Bekliyor?

2026 yılı ABD için bir seçim yılı. Mart ile Kasım arasında 39 eyalette valilik seçimleri ile çok sayıda eyalet ve yerel seçim yapılacak.

Trump yönetimi, Venezuela’daki adımlarıyla fiilen şu an sahibi olduğu başkanlık makamının halifeyet modelini de tartışmaya açmış durumda. Başkan Yardımcısı JD Vance’in öncülük ettiği bir kanat, dış sorunlardan kaçınıp sanayi temelli ekonomik modeli yenilemeyi savunurken; Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun temsil ettiği diğer kanat, güçlü ve baskın bir ABD ile uluslararası düzeni yeniden inşa etmeye kararlı. Venezuela operasyonunun sonucu bu dengeleri belirleyebilir ve 2028’deki başkanlık seçimlerinde Trump’ın halefini tayin edebilir.

Venezuela’ya yönelik saldırı yalnızca bölgesel bir müdahale değil; aynı zamanda yaşadığımız dönemin dönüşümünü yansıtıyor. Uluslararası Trumpçılık daha önce kopuk sloganlarla sınırlıyken, artık askerî strateji düzeyine ilk adımını atmış durumda. Yumuşak güç, transatlantik ilişkiler ve İbero-Amerika’da (İber Yarımdası ve Latin Amerika) barış dönemi sona eriyor. Yeni bir düzen doğuyor.

NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 3 Ocak’ta The Conversation‘da yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Juan Luis Manfredi

Juan Luis Manfredi Sánchez, Georgetown Üniversitesi Walsh School of Foreign Service bünyesinde Prince of Asturias Distinguished Visiting Professor unvanıyla görev yapmaktadır.

Kendisi, Castilla-La Mancha Üniversitesi’nde kadrolu Doçenttir ve burada Gazetecilik ile Uluslararası İlişkiler dersleri vermektedir. İletişim, Hukuk ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Uluslararası ilişkiler ve diplomasi, iletişim ve teknoloji ile siyasal risk ve liberal düzen üzerine yazmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler