Alman Ordusundaki Müslüman Askerlere Ordu İmamı Geliyor
Alman Ordusu (Bundeswehr), yaklaşık 3 bin Müslüman askerin görev yaptığı orduda uzun süredir gündemde olan dinî rehberlik ihtiyacını pilot projeyle karşılamayı hedefliyor. Yeni modele göre Alman Ordusundaki Müslüman askerler için görevlendirilecek dinî personel, askerlerin manevi sorunları karşısında danışmanlık sunacak.
Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr), Müslüman askerler için dinî rehberlik hizmeti sunulmasına yönelik uzun süredir tartışılan düzenleme kapsamında, 2026 yılı itibarıyla bir pilot projeyi hayata geçirmeyi planlıyor. Alman Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, uygulamanın Almanya genelinde olmakla birlikte yalnızca ülke içindeki birliklerde geçerli olacağı, yurt dışı görevlerin ilk aşamada kapsam dışı bırakılacağı belirtildi.
Bakanlık verilerine göre Bundeswehr bünyesinde yaklaşık 3 bin Müslüman asker görev yapıyor. Buna karşın Katolik, Protestan ve Yahudi askerler için mevcut olan kurumsallaşmış askerî din hizmetlerine benzer bir yapı, Müslüman askerler için bugüne kadar oluşturulmadı. Pilot projenin, bu eksikliğe yönelik ilk resmî uygulama olarak tasarlandığı ifade ediliyor.
Alman Ordusunda Müslüman Dinî Rehberlerin Görevi Ne Olacak?
Alman Savunma Bakanlığının paylaştığı bilgilere göre askerî imamlar, kamuya açık bir ilan yoluyla belirlenecek ve bir hizmet sözleşmesi (Leistungsvertrag) esasına göre istihdam edilecek. Dinî rehberler bölgesel olarak görevlendirilecek ve Müslüman askerlerin kişisel, dinî ve manevî konulardaki taleplerine destek sunacak. Bakanlık, pilot aşamada yurt dışı görevlere din görevlisi gönderilmesinin planlanmadığını, uygulamanın ilerleyişine göre bu konunun yeniden ele alınabileceğini kaydetti.
Savunma Bakanlığı, pilot projenin Alman Ordusunda “saygılı ve kapsayıcı bir askerî ortam” oluşturulmasına katkı sunmasının hedeflendiğini belirtiyor. Uygulamanın sonuçlarının izleneceği ve elde edilecek deneyimlere göre kapsamın genişletilmesinin değerlendirileceği ifade ediliyor.
Yetkililer, mevcut modelin gerekçesi olarak Almanya’daki Müslüman cemaatlerin merkezi ve tekil bir temsil yapısına sahip olmamasını gösteriyor. Hristiyan ve Yahudi askerî din hizmetleri, devlet ile ilgili dinî kurumlar arasında yapılan anlaşmalara dayanırken, İslam için bu tür bir muhataplık ilişkisinin bulunmadığı vurgulanıyor. Bu nedenle pilot projenin, tam kurumsallaşma yerine sözleşmeye dayalı bir çerçevede tasarlandığı belirtiliyor.
Almanya’daki Anayasal Din Hukuku’na göre devlet ile dinî cemaatler arasında bir iş birliği söz konusu olduğunda, devlet belirli şartlar öngörüyor. Bu şartlar, dinî cemaatin kalıcı, içeriksel ve yapısal olarak istikrarlı olmasını amaçlıyor. Buna, cemaat tarafından kabul edilen kendine özgü bir inanç, yeterli ve istikrarlı bir üye sayısı, belli bir süredir var olması ve anayasa karşıtı olmaması gibi kriterler de dahil ediliyor.
Alman Ordusunda Müslüman Dinî Rehber Talebi
Müslüman askerler için dinî rehberlik ihtiyacı, Federal Meclisin (Bundestag) askerî denetim makamı olan Wehrbeauftragte’nin raporlarında yaklaşık on yıldır yer alıyor. 2015-2020 döneminde Wehrbeauftragte olan Hans-Peter Bartels ile 2020-2025 arasında bu görevi üstlenen Eva Högl, yıllık raporlarında bu eksikliğe dikkat çekmişti. Högl, askerî din hizmetlerini “birliğin ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlarken, Müslüman askerler için benzer bir yapının bulunmamasını “tatmin edici olmayan” bir durum olarak nitelemişti.
Savunma Bakanlığı, Federal Meclisten gelen soru önergelerine verdiği yanıtlarda, Müslüman askerî din hizmetinin hazırlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü, hukuki ve idari çerçevenin oluşturulmasının zaman aldığını belirtmişti. Pilot projenin, bu sürecin somut sonucu olduğu ifade ediliyor.
Alman ordusundaki Müslüman askerler açısından dinî rehberlik ihtiyacı, özellikle yurt dışı görevlerde daha belirgin şekilde dile getiriliyor. Daha önce Afganistan gibi görev bölgelerinde bulunan Müslüman askerler, kriz ve yas dönemlerinde manevi destekten yoksun kaldıklarını aktarıyor. Mevcut durumda Hristiyan ve Yahudi olmayan askerler için öngörülen genel danışmanlık mekanizmasının, bu ihtiyacı her zaman karşılayamadığı ifade ediliyor. Pilot projenin yurt dışı görevleri kapsamaması, bu başlığın ilerleyen aşamalarda yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.
Söz konusu gelişme, Almanya’da askerlik hizmetinin yeniden düzenlenmesine yönelik tartışmaların sürdüğü bir döneme denk gelmiş durumda. Müslüman toplumu temsil eden bazı açıklamalar ise pilot projenin duyurulmasından önce yapılmıştı. Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi (KRM) sözcüsü Ali Mete, Aralık 2025’te FAZ gazetesine yaptığı açıklamada, Müslümanların yaşadıkları topluma karşı sorumluluk taşımalarının dinî bir ilke olduğunu belirtmiş; bunun askerlik hizmetini de kapsayabileceğini ifade etmişti. Mete, bu sorumluluğun ancak din özgürlüğüne saygılı, ayrımcılıktan uzak ve dinî ihtiyaçların tanındığı bir çerçeve içinde anlamlı olacağını vurgulamıştı.
Hukukçulara Göre İstihdam İçin Devlet Anlaşması Yapılması Şart Değil
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan hukukçular, askerî din hizmetinin mutlaka devletin İslami dinî cemaatlerle yaptığı bir devlet anlaşmasına (Staatsvertrag) dayanmasının zorunlu olmadığı görüşünü dile getiriyor. Pilot projenin açıklanmasından önce bir durum değerlendirmesi kaleme alan Hannover Üniversitesi Hukuk Fakültesinden öğretim üyesi Kent Wilke, din özgürlüğü ve din temelinde ayrımcılık yasağı çerçevesinde, Müslüman askerler için dinî rehberliğin sözleşmeye dayalı modellerle de tesis edilebileceğini belirtmişti. Wilke’ye göre özellikle 2019’da Yahudi askerî din hizmetinin yeniden kurulmasının ardından, Müslüman askerler açısından mevcut durum daha da görünür hâle geldi.
Hukukçular, pilot projenin anayasal gereklilikleri asgari düzeyde karşılayıp karşılamadığı ve kalıcı bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğinin, önümüzdeki dönemde siyasi ve hukuki tartışmaların konusu olmaya devam edeceğine işaret ediyor. (P)