İran’da Rejim Değişikliği Talebi ve Sonrası: Anket Sonuçları Ne Söylüyor?
İran’daki protestolar, ağır can kayıpları ve kitlesel tutuklamalara rağmen devam ediyor. GAMAAN’ın son yıllara yayılan kamuoyu araştırmaları, toplumun büyük çoğunluğunun rejim değişikliğini siyasal dönüşümün temel şartı olarak benimsediğini ve demokratik bir sisteme yönelimin ülke genelinde baskın olduğunu gösteriyor. Buna karşın veriler, değişimin biçimi, liderliği ve sonrası konusunda derin ve kalıcı görüş ayrılıklarının varlığını da ortaya koyuyor.
İranlılar, siyasi değişim uğruna yıkıcı bedeller ödemeye hazır olduklarını defalarca kanıtladılar; zira protestolar İran İslam Cumhuriyeti tarafından her zaman şiddet ve kitlesel katliamlarla karşılandı. 28 Aralık’tan bu yana sokaklara dökülen İranlılar arasında can kaybının 21 Ocak itibarıyla 2400’ü geçtiği, tutuklu sayısının ise 10 binin üzerinde olduğu bildiriliyor. Gelen haberler, gerçek kayıpların çok daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.
İranlıların büyük bir çoğunluğu, 1979 devrimiyle iktidara gelen teokrasiyi artık istemiyor; onun yerine seküler bir demokrasi arzuluyorlar. Peki, kamuoyu verileri bu değişimin nasıl gerçekleşmesi ve neleri kapsaması gerektiği konusunda bize ne söylüyor?
İranlılarla Yapılan Kamuoyu Araştırmalarının Bulguları Ne Söylüyor?
Dünyanın en baskıcı ülkelerinden birinde kamuoyu araştırması yapmak kolay bir iş değil. Sabit telefon hatları üzerinden veya yüz yüze görüşmelerle yapılan geleneksel anketler, genellikle gerçeği yansıtmayan, homojen bir İslamcı ve rejim yanlısı toplum portresi çizme eğiliminde. Buna karşılık, GAMAAN (İran’daki Tutumları Analiz Etme ve Ölçme Grubu), anketlerini internet üzerinden anonim olarak yürütmektedir.
Araştırmalarımız, on binlerce hatta 100 bini aşkın katılımcıdan oluşan temsil gücü yüksek örneklemlere dayanıyor. 2020 yılında yapılan bir GAMAAN anketi, toplumun yaklaşık yüzde 70’inin başörtüsü takma zorunluluğunu reddettiği, sekülerleşen ve muhalif bir toplum yapısını ortaya koymuştu. Bu rakamlar, 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganlı protestolar sırasında sokaklarda somut bir karşılık buldu.
Örneklem kalitesini artırmak için İran genelinde yaygın olarak kullanılan Psiphon VPN ile iş birliği yapıyoruz. 2025 yılı itibarıyla, İran’daki internet kullanıcılarının tahminen yüzde 90’ı, WhatsApp gibi temel mesajlaşma uygulamaları dahil engellenen platformlara erişmek için VPN kullanıyor. Bu durum, “VPN örneklemesi” adını verdiğimiz yöntemle güvenli, anonim ve sosyal açıdan çeşitlilik içeren geniş kitlelere ulaşmamızı sağlıyor. Geniş ölçekle birleşen bu anonimlik, İranlıların gerçekte ne istediğine dair güvenilir bir içgörü sunuyor. Eylül 2025’te gerçekleştirilen, İsrail ile yapılan 12 Gün Savaşı’na ilişkin en son anket, ülke içinden 30 binden fazla yanıt almayı başardı.
Anketlerimiz, halkın büyük çoğunluğunun “ne istemediği” konusunda tam bir mutabakat içinde olduğunu gösteriyor. Farklı eyaletler, kırsal ve kentsel bölgeler, yaş grupları ve cinsiyetler genelinde halkın yaklaşık yüzde 70-80’i İran İslam Cumhuriyeti için olumlu oy vermeyeceğini beyan ediyor.
Yapılan tüm anket dalgalarında, anlamlı bir ilerleme için ön koşul olarak “rejim değişikliği” en popüler görüş oldu. Bu destek, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları sırasında zirve yapmıştı; 2025’teki 12 Gün Savaşı’ndan sonra gözlemlenen artışla birlikte şu an yeni bir zirve noktasına tanıklık ettiğimize inanıyoruz.
2026’daki Protestoların Önceki Protestolardan Farkı Ne?
Önceki protesto dönemlerinden farklı olarak rejim, birçok üst düzey komutanın öldürüldüğü Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı nedeniyle askerî açıdan zayıflamış durumda. İran artık kültürel olarak da güç kaybetti, zira artık zorunlu başörtüsü uygulamasını dayatamıyor. Bunun yanı sıra, hızla değer kaybeden para birimiyle birlikte ekonomik olarak da sarsılmış vaziyette.
İranlılar; protestoların, dış baskının ve müdahalenin siyasi değişimi sağlama olasılığının, seçim ve reformlardan çok daha yüksek olduğuna inanıyor. Bu doğrultuda, bir ABD başkanının ilk kez, protestocuların öldürülmesi durumunda müdahale tehdidinde bulunması halkı cesaretlendirdi. Bu hamle, İslam Cumhuriyeti’nin kilit müttefiki olan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun ABD ordusu tarafından kaçırılmasından sadece birkaç gün sonra geldi.
Bugünün protestocuları, “İran” fikrini İslam Cumhuriyeti’nden tamamen ayırıyor. Rejimi artık yabancı bir unsur ve bir işgal gücü olarak görüyorlar. Bu durum, uzun süredir şu sloganlarla dile getiriliyor: “Düşmanımız tam burada, Amerika diyerek yalan söylüyorlar” ve “Ne Gazze ne Lübnan, canımı sadece İran’a feda ederim.” (Bu sloganlar, 2021’de yaptığımız anketlerimizde sırasıyla yüzde 73 ve yüzde 64 oranında destek görmüştü.)
Geleceğe Dair Projeksiyonlar
Sürgündeki eski Veliaht Prens Rıza Pehlevi’nin (miras kalan monarşist milliyetçiliği temsil eden figür) popülaritesi, bu “önce İran” anlayışı çerçevesinde anlaşılabilir. Pehlevi’nin sosyal tabanı, GAMAAN’ın 2022 ile 2025 arasındaki anketlerinde istikrarlı bir seyir izledi: Katılımcıların yaklaşık 3’te 1’i Pehlevi’yi güçlü bir şekilde desteklerken, diğer üçte birlik kesim ona şiddetle karşı çıkıyor. Geriye kalan kesim ise kısmen destekliyor, kısmen karşı çıkıyor veya herhangi bir görüş belirtmiyor.
Pehlevi yanlısı sloganlardaki mevcut artış, onun popülaritesinin kararsız veya daha ılımlı olan bu orta kesimi kendine çekmeye başladığını gösteriyor. Ancak anketlerimiz, bu popülaritenin ülke genelinde homojen dağılmadığını ortaya koyuyor. Pehlevi’ye olan destek; Kürtler, Azeri Türkleri ve Beluçlar gibi etnik azınlık nüfusunun yoğun olduğu eyaletlerde daha düşük seviyede kalıyor.
Alternatif bir siyasi sistemin biçimi veya yapısı üzerinde tam bir mutabakat sağlanamamış olsa da, 2025 yılında monarşiye verilen destekte ilk kez belirgin bir artış yaşanması dikkat çekici. Alternatifler konusunda net bir fikir beyan etmeyen kitlenin büyüklüğü göz önüne alındığında; İslam Cumhuriyeti’ni devirmeyi başaran herhangi bir grup, kendi önerdiği modeli çoğunluğa benimsetme konusunda stratejik bir avantaja sahip olacak.
İranlılar, yüzde 89 gibi ezici bir çoğunlukla “demokratik bir siyasi sistemi” destekliyor. Ancak siyasi liberalizme olan destek o kadar güçlü değil. 2024 yılında, katılımcıların yüzde 43’ü “parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lider” fikrine katıldığını belirtti. Bu görüş, yükseköğrenim görmemiş olanlar arasında belirgin şekilde daha yaygınken, monarşi yanlıları arasında bu oran yüzde 49’u buluyor.
Eğer liberalizm eksikliği tehdidi bertaraf edilecekse, bu gerçekler üzülerek ya da alay ederek değil, anlaşılarak karşılanmalıdır. Milliyetçilik, rejimi değiştirecek bir devrim hareketinin itici gücünü oluşturabilir ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin düşüşünden sonra uzun vadeli istikrar, gerçekten özgür bir ulusun kalıcı unsurları olarak İran’ın kültürel ve ideolojik çeşitliliğinin kabul edilmesini de gerektirecektir.
Dipnot
*GAMAAN (İran’daki Tutumları Analiz Etme ve Ölçme Grubu), merkezi Hollanda’da bulunan bağımsız bir araştırma kuruluşudur. Temel faaliyet alanı, İran halkının sosyal ve siyasi konulardaki tutumlarını bilimsel yöntemlerle incelemek ve kamuoyunun gerçek eğilimlerini şeffaf bir şekilde ortaya koymaktır.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 12 Ocak’ta The Conversation‘da yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.