Net Göç

Ancak Göçle Büyüyebilen Almanya’nın Nüfusu 2025’te 100 Bin Azaldı

2025’te Almanya’nın nüfusu, 2010’dan bu yana ilk kez küçüldü. Doğum açığı, net göçteki yüzde 40’lık düşüş nedeniyle ilk kez dengelenemedi. Veriler, nüfus artışının artık yalnızca göçe bağlı olduğunu ve bu dengenin giderek kırılganlaştığını gösteriyor.

Ancak Göçle Büyüyebilen Almanya’nın Nüfusu 2025’te 100 Bin Azaldı
Görsel: eanstudio - Shutterstock.

Almanya’nın nüfusu yıllar sonra yeniden azaldı. Federal İstatistik Dairesi (Destatis) tarafından yayımlanan ilk 2025 yılı ön hesaplamalarına göre ülke nüfusu yıl sonunda yaklaşık 83,5 milyon olarak kaydedildi. Bu, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 100 bin kişilik bir azalma anlamına geliyor. Böylece Almanya, pandemi yılı olan 2020 dışında, ilk kez 2010’dan bu yana nüfus kaybı yaşadı.

Ortaya çıkan tablonun, bir defalık istisna olarak okunamayacak, net bir eğilime işaret ettiği düşünülüyor. Nüfus azalması, Almanya’da uzun süredir var olan doğum açığının, bu kez göçle telafi edilememesi sonucunda ortaya çıktı. Başka bir ifadeyle 2025, Almanya’nın nüfusunu yalnızca göç sayesinde koruyabildiği gerçeğinin ilk kez açık biçimde boşa düştüğü yıl oldu.

Almanya’da Nüfus Yıllardır Doğal Artış Göstermiyordu

Almanya’da doğumlar ile ölümler arasındaki denge, 1990’daki birleşmeden bu yana her yıl ölümler lehine seyrediyor. 2025 yılı bu açıdan bir kırılma değil; ancak farkın büyüklüğü dikkat çekici. Yıl boyunca 640 bin ila 660 bin doğum gerçekleştiği tahmin edilirken, ölüm sayısı 1 milyonun üzerinde kaldı. Sonuçta 340 bin ile 360 bin kişi arasında bir doğum açığı oluştu.

Bu büyüklük, Almanya’nın son on yıllık demografik geçmişiyle karşılaştırıldığında anlam kazanıyor. 2010’lu yıllar boyunca doğum açığı yıllık ortalama 170 bin kişi düzeyindeydi. 2020’li yıllarda ise bu fark istikrarlı biçimde artarak 300 bin sınırının üzerine yerleşti. 2025, bu eğilimin dördüncü yılı oldu.

Bu tablo, doğurganlık oranlarında kısa vadeli bir dalgalanmadan ziyade, nüfusun yaş yapısına bağlı yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Çalışma çağındaki nüfus daralırken, yaşlı nüfusun payı artıyor; bu da ölüm sayılarının yüksek seyrini kalıcı hâle getiriyor.

Göçmen Alımındaki Düşüş Nüfusu Artıda Tutan Dengeyi Bozdu

Almanya’nın nüfusunun 2011-2024 döneminde (pandeminin başladığı 2020 hariç) sürekli artmasının nedeni, bu doğum açığının yüksek net göçle dengelenmesiydi. 2025’i önceki yıllardan ayıran temel unsur, bu mekanizmanın işlemez hâle gelmesi oldu.

Destatis verilerine göre 2025’in ilk on ayında Almanya’ya gelenlerin sayısı, ülkeden ayrılanlardan 220 bin kişi fazla oldu. Aynı dönemde bu fark 2024’te yaklaşık 392 bin düzeyindeydi. Yılın tamamı için yapılan tahminler, net göçün 220 bin ila 260 bin kişi arasında kalacağını gösteriyor. Bu seviye, bir önceki yıla kıyasla en az yüzde 40’lık bir düşüş anlamına geliyor.

Söz konusu rakamlar, Almanya’nın uzun dönemli göç ortalamasının da altında. 1990-2024 yılları arasında ülkenin yıllık ortalama net göçü 356 bin kişi civarındaydı. 2025 ise bu ortalamanın belirgin biçimde gerisinde kaldı. Benzer düzeyde düşük bir net göç en son 2020’de, pandemi koşullarında görülmüştü.

Her 5 Kişiden 1’inin Almanya’dan Ayrılmak İstediği Ortaya Çıkmıştı

Net göçteki gerileme, yalnızca Almanya’ya gelenlerin sayısındaki azalmayla sınırlı bir gelişme olarak değerlendirilmiyor. Geçtiğimiz haftalarda DeZIM (Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi) ile IAB (İş Gücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü) tarafından yayımlanan araştırmalar, ülkede yaşayan nüfus içinde Almanya’dan ayrılmayı düşünenlerin oranının dikkate değer düzeylere ulaştığını ortaya koyuyor.

DeZIM’in 2024-2025 dönemini kapsayan panel araştırmasına göre Almanya’da yaşayan her beş kişiden biri, ülkeyi terk etmeyi en azından bir ihtimal olarak değerlendiriyor; bu oran göç geçmişi olanlarda ve göçmenlerin çocuklarında yüzde 35’in üzerine çıkıyor. IAB’nin Uluslararası Göç Hareketliliği Paneli (IMPa) verileri de bu tabloyu teyit ederek, Almanya’ya göç etmiş kişilerin yaklaşık dörtte birinin ülkeden ayrılmayı düşündüğünü gösteriyor. Araştırmalar, bu eğilimin kısa vadede kitlesel bir çıkışa dönüşmediğine işaret etse de, özellikle nitelikli iş gücünün yoğun olduğu sektörlerde ayrılma niyetinin daha yüksek seyretmesi, net göç dengesinin yalnızca girişler üzerinden değil, ülkede kalıcılığın zayıflaması üzerinden de baskı altına girdiğine işaret ediyor.

Almanya İçin Tek Bir Nüfus Artış Kaynağı Var

Ortaya çıkan tablo, Almanya’nın nüfus dinamiklerini net biçimde ortaya koyuyor: Ülke, doğal yollarla nüfusunu yenileyemiyor. Doğumlar, ölümleri telafi edemediği gibi, aradaki fark her yıl daha da açılıyor. Bu farkın yalnızca göçle kapatılabildiği; gelen göç azaldığında ise nüfusun doğrudan küçüldüğü ifade ediliyor.

Verileri değerlendiren 2025, bu bağımlılığın görünür hâle geldiği yıl oldu. Doğum açığı önceki yıllardan farklı değilken, göçteki düşüş nüfusun eksiye geçmesine neden oldu. Bu durum, Almanya’daki nüfus artışının kalıcı bir büyüme değil, dış dengeye bağlı bir istikrar olduğunu ortaya koyuyor.

2025’teki Nüfus Kaybı Geçici Bir Düşüş Olmayabilir

Nüfus verilerinin kamu hizmetlerine etkisi, federal ve eyalet düzeyindeki planlama belgelerinde doğrudan referans alınan başlıklardan biri olarak ele alınıyor. Destatis’in nüfus verileri esas alınarak hazırlanan eyalet projeksiyonlarında, doğum sayılarındaki düşüşün erken çocukluk eğitimi ve okul çağındaki nüfusu daralttığı; buna karşılık yaşlı nüfusun artışının sağlık ve bakım hizmetlerine yönelik talebi büyüttüğü kayda geçiyor. Bu iki eğilimin eş zamanlı ilerlemesi, kamu kaynaklarının kullanımında yaş gruplarına göre farklılaşan bir ihtiyaç yapısı oluşturuyor. Net göçün önceki yıllara kıyasla zayıflaması ise, idari planlamalarda bu dengenin kısa vadede yeniden kurulmasını zorlaştıran bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Destatis tarafından açıklanan veriler ön tahmin niteliğinde. 2025’in kasım ve aralık aylarına ilişkin bazı doğum ve göç verileri henüz kesinleşmiş değil; nihai sonuçlar 2026 yazında yayımlanacak. Ancak mevcut büyüklükler ve uzun dönemli karşılaştırmalar, 2025’teki nüfus düşüşünün istatistiksel bir sapmadan ziyade yapısal bir eğilime işaret ettiğini gösteriyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler