Dosya: "Emeklilik"

Bitmeyen Bir Hikâye: Almanya’da Emeklilik Tartışmaları

Almanya’da son 50 yıldır emeklilik sistemini reforme etme tartışması sürüyor. Peki Almanya’da emeklilik sisteminin çıkmazları ve çözüm önerileri neler?

Bitmeyen Bir Hikâye: Almanya’da Emeklilik Tartışmaları
Almanya'nın 10. Şansölyesi Friedrich Merz (CDU) öncülüğünde büyük koalisyon emeklilik reformunu tartışıyor. | Fotoğraflar: Juergen Nowak/shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

Almanya’daki talkshow programı olan Markus Lanz’ı takip edenlerin de bildiği üzere, yasal emeklilik sigortasının (Alm. “Gesetzliche Rentenversicherung”) geleceği, günümüz Almanya’sının en tartışmalı konularından biridir. Yasal emeklilik sigortası, ülke nüfusunun tamamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen, Almanya’nın en büyük kamu programıdır ve Alman sosyal devletinin de temel taşını oluşturur. Bu nedenle, sistemin temel özelliklerini incelemek ve Avrupalı birkaç muadiliyle karşılaştırmak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Almanya’da Yasal Emeklilik Sigortası

Alman yasal emeklilik planı, 1889’da İmparatorluk Meclisi olan Reichstag’ta kabul edilen bir yasayla oluşturulmuştur. Planın mevcut yapısı, 1957’de benimsenen nesiller arası sözleşme ilkesine dayanmaktadır. Dağıtım esasına dayalı (pay-as-you-go, Alm. “Umlageverfahren”) bu sisteme göre, mevcut çalışanlar günümüz emeklilerinin maaşlarını finanse ederler. Mevcut çalışan nesil emekli olduğunda ise onların maaşlarını çocukları ödeyecektir. Çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı bu plan kapsamındadır.

Sistemin idaresinden sorumlu olan Almanya Federal Emeklilik Sigortası Kurumu, gelir ve giderlerdeki dalgalanmaları dengelemek amacıyla küçük bir rezerv tutmaktadır. Federal hükûmet, yasal emeklilik sigortasının maliyetlerini karşılamak üzere sisteme her yıl büyük miktarda federal sübvansiyonlar aktarır. Almanya’da mevcut devlet emekliliği kapsamında olmayan kadrolu federal memurlar gibi kesimler dahi, ödedikleri federal gelir vergilerinin bu sübvansiyonlara kaynak teşkil etmesi yoluyla sisteme dolaylı olarak destek olurlar.

Buna ek olarak Alman hükûmeti 2001 yılında, dağıtım esaslı sistemi tamamlayıcı nitelikte, “Riester-Rente” (Riester Emekliliği) adı verilen ve gönüllülük esasına dayalı sermaye birikimli bir planı devreye sokmuştur. Buna göre Almanya’da sigortalıların katkı paylarının yüzde 4’e varan kısmı, bankalar, yatırım şirketleri ve sigorta şirketleri tarafından sunulan planlar aracılığıyla hisse senetleri ve tahvillere yatılabilmektedir. Bu planların tümü, Alman emeklilik sisteminin “birinci ayağı”nı teşkil eder. İşverenlerin sunduğu emeklilik birikim planları ise ikinci ayağı oluşturur. Bu planların çoğu, sermaye bazlı finansman modeli kullanarak riski dağıtır ve devletin sunduğu emeklilik aylıklarına önemli bir ek gelir sağlar.

Almanya’da emeklilik sisteminin üçüncü ayağı da hayat sigortası ve özel emeklilik planlarından oluşur. Bu planlar, emeklilik birikimlerini daha da çeşitlendirerek emeklilerin toplam gelir düzeyini yükseltir.

Almanya’da Emeklilik Sistemini Tehdit Eden Nüfus Krizi

Almanya’daki demografik eğilimler, tüm emeklilik planlarının finansmanını derinden etkiler. Bir ülkenin demografik gelişimini gösteren en önemli ölçüt, toplam doğurganlık hızıdır. Toplam doğurganlık hızı, kadınların doğurganlık çağları boyunca sahip oldukları ortalama çocuk sayısını ifade eder. Bir nüfusun mevcudiyetini koruyabilmesi için kadın başına ortalama 2,1 çocuk düşmesi gerekmektedir.

Batı Almanya’da toplam doğurganlık hızı 1971’de bu oranın altına düşmüş ve o tarihten bu yana da bu oranın oldukça altında kalmaya devam etmiştir. Bu eğilim tek başına Almanya nüfusunun azalmasına neden olabilecekken, ülke nüfusu göç sayesinde artmıştır. Bununla birlikte, yasal emeklilik sigortasına prim ödeyen sigortalıların sayısı ile sistemden emekli aylığı alanların sayısı arasındaki ilişkiyi gösteren bağımlılık oranı, planın ödeme yükümlülüklerini karşılamak için gereken seviyenin oldukça altına inmiştir. Bu durum, Almanların çalışma sürelerinin kısalmasından ve ortalama yaşam süresinin uzamasından kaynaklanmaktadır.

Almanya’da yasal emeklilik sigortasının yer aldığı ekonomik ortam da kötüleşmiştir. Almanya’da “altın çağı” (“das Goldene Zeitalter”) olarak adlandırılan savaş sonrası hızlı büyüme dönemi 1973’te sona erince, ekonomik büyüme ve daha da önemlisi sigortalıların gelirlerindeki artış belirgin bir şekilde yavaşlamıştır. Aynı dönemde, sendikalı mavi yaka işgücünün daralması da gelir artışını daha da yavaşlatan bir etken olmuştur.

Almanya ve Fransa’nın Emeklilik Sistemleri Zorluklarla Karşı Karşıya

Almanya’da yasal emeklilik sigortası, 1970’lerin ortasından bu yana ciddi finansal sorunlarla yüzleşmektedir. 70’lerin ve 80’lerin ortasında, sistemin emekli aylıklarını eksiksiz ödeme kapasitesini tehlikeye düşüren likidite sıkıntıları yaşanmıştır. 1977 ila 2007 yılları arasında birbiri ardına gelen hükûmetler, emeklilik planının mali yapısını istikrara kavuşturmayı amaçlayan yasalar çıkarmış, ancak bunlar yeterli olmamıştır. Bu nedenle, federal hükûmetin bugün yeni düzenlemeler yapması bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Diğer ülkelerin emeklilik planları da benzer zorluklarla karşı karşıyadır. Fransız sistemi, tekerrür eden mali krizlerle boğuşmaktadır. Fransa’da emeklilik sisteminin sosyal güvenlik (“Sécurité sociale”) olarak bilinen birinci ayağı, hükûmet tarafından yönetilen büyük ve zorunlu bir ana plan ile belirli meslek gruplarına yönelik daha küçük ölçekli çok sayıda zorunlu plandan oluşmaktadır. Buna ek olarak, nüfusun yüzde 9’una tekabül eden memurları kapsayan 27 adet özel emeklilik planı (Fr. “Régimes spéciaux”) mevcuttur.

Fransa’da emeklilik sisteminin ikinci ayağını parafiskal bir kuruluş tarafından yönetilen zorunlu tamamlayıcı planlar (Fr. “caisses de retraite complémentaire”), üçüncü ayağını ise özel emeklilik sigortaları oluşturur. Fransa’nın toplam doğurganlık hızı Almanya’nınkinden yüksek olsa da nüfusun yenilenme düzeyinin oldukça altındadır. Pozitif net göç, Fransa nüfusunu artırmış, ancak bu artış bağımlılık oranının, yani yasal emeklilik sigortasına prim ödeyen sigortalılarla sistemden emekli aylığı alanlar arasındaki ilişkinin tehlikeli seviyelere düşmesini engellemeye yetmemiştir.

Ayrıca, Fransız emeklilik sisteminin karmaşık yapısı, idari masrafların olağanüstü düzeyde yükselmesine neden olmaktadır. Ekonomideki zayıf büyüme ise gelir artışını sınırlamıştır. Tüm bu etkenlerin bir araya gelmesi sonucunda, “Sécurité sociale”nin emeklilik ayağı açık vermeye başlamış; bu açıklar sosyal sigorta sisteminin diğer kalemlerinden yapılan çapraz sübvansiyonlar ve Fransız hazinesinden alınan borçlarla kapatılmak zorunda kalmıştır.

Fransız hükûmetinin bu sorunu çözmeye yönelik tekrarlanan girişimleri, Fransa’nın büyük şehirlerinde grevlere ve şiddetli sokak gösterilerine yol açmıştır.

Birleşik Krallık’ta Demografik Kriz Büyüyor

Birleşik Krallık ise emeklilik sistemini yapılandırmada kendine özgü bir yol izlemiştir. Emeklilik sisteminin birinci ayağı, vergilerle finanse edilen sabit oranlı Temel Devlet Emekliliği’ni ve bir sermaye fonuna yatırılan primlerle finanse edilen sabit oranlı İkinci Devlet Emekliliği’ni sağlayan Ulusal Sigorta’dan oluşur. 2016’dan bu yana Yeni Devlet Emekliliği, kademeli olarak Temel ve İkinci Devlet Emekliliği’nin yerini almaktadır.

Britanya’daki emeklilik sisteminin ikinci ayağı, işveren planları ve bireylere yönelik özel emeklilik planlarını kapsar. İşveren emeklilik planları, cayma seçeneği sunan bir otomatik katılım sistemine sahiptir. Hükûmet ayrıca hem bireylere hem de işverenlere yönelik Paydaş Emeklilik Planları (İng. “Stakeholder Pensions”) sunmaktadır. Son olarak Birleşik Krallık’ta hükûmet, özel sigorta piyasasında uygun bir plan bulamayan küçük ölçekli işverenler için Ulusal İstihdam Tasarruf Fonu’nu (İng. “National Employment Savings Trust”) yönetmektedir. Birleşik Krallık’taki emeklilik sisteminin üçüncü ayağı ise kamu çalışanlarına yönelik sigorta planlarından oluşmaktadır.

İngiltere’nin demografik gelişimi, Kıta Avrupası’ndaki komşularından bir ölçüde farklı bir seyir izlemiştir. Ülkenin toplam doğurganlık hızı Avrupa’daki en düşük oranlar arasındadır. Ancak yoğun göçmen akını sayesinde bağımlılık oranı elverişli bir düzeydedir. 65 yaş üstü nüfusun payı Almanya ve Fransa’ya kıyasla Birleşik Krallık’ta daha düşük, ortalama emeklilik yaşı ise daha yüksektir. Buna karşılık, çalışanların emeklileri ikame oranı Kıta Avrupası’ndaki muadillerine göre Birleşik Krallık’ta daha düşüktür. Dolayısıyla ülkenin zayıf ekonomik büyümesi, kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın, emeklilik fonlarının finansmanını da baltalamıştır.

İsveç’in Düşük Bağımlılık Oranı

İsveç, Alman emeklilik reformu için sıkça model olarak gösterilmektedir. İsveç’teki emeklilik sisteminin mevcut yapısı 1990’ların sonlarında şekillenmiştir. İsveç’in emeklilik sisteminin birinci ayağı, Gelir Emekliliği’nden (“Inkompension”) oluşur. Bu sistemde emekli aylıkları, pay-go modelinin bir çeşidi olan nominal bireysel hesaplara yapılan tanımlı katkı paylarına göre hesaplanmaktadır. Planın otomatik dengeleme mekanizması, demografik veya ekonomik koşullar gerektirdiğinde emekli aylıklarındaki artışı yavaşlatır. Ayrıca tüm İsveçliler, yatırım fonlarına katılma imkânı sunan Prim Esaslı Emeklilik (“Premiepension”) sistemine de dâhildir. Prim Esaslı Emeklilik sistemi, istikrarlı bir şekilde sağlam bir yatırım getirisi sağlamıştır.

İsveç’teki emeklilik sisteminin ikinci ayağı, işverenler tarafından sağlanan emeklilik planlarından oluşur. İsveçlilerin çoğu bu planlara katılmaktadırlar. Son olarak, özel emeklilik tasarruf planları da İsveç’in emeklilik sisteminin üçüncü ayağını oluşturmaktadır.

İsveç’in toplam doğurganlık hızı, Avrupa’daki en düşük oranlardan biridir. Ülke son on yılda yoğun göç almış olmasına rağmen, bağımlılık oranı Fransa ve Almanya’nınkinin altına düşmüştür.

Almanya’da Yarım Asırlık Emeklilik Reformu Tartışması

Almanya’daki güncel tartışmaların temelinde, yasal emeklilik sigortasının mevcut net gelir ikame oranını yüzde 48 seviyesinde sabit tutma ve aynı zamanda prim artışlarını sınırlama hedefi yatmaktadır. Bu soruna dair muhtemel çözümlerin birçoğu Almanya’da 1970’lerden bu yana tartışılmaktadır. Bu tartışmada bir kesim, Almanya’da emeklilik yaşının değiştirilmesine yönelik önerilerinde ısrarcıdır. En basit adım, tam emeklilik yaşının mevcut 67 seviyesinden 68’e veya 69’a çıkarılmasıdır. Yakın zamanda Prof. Dr. Jens Südekum, insanların işgücünde geçirdikleri sürenin çeyrek yıllar (üçer aylık dönemler) üzerinden ölçülerek emeklilik zamanının belirlenmesini önermiştir.

Fransa on yıllardır bu sistemin bir varyantını kullanmaktadır; ancak bu, sécurité sociale’yi ciddi mali sorunlardan kurtaramamıştır. Almanya Merkez Bankası ise tam emeklilik yaşının beklenen yaşam süresindeki artışlara endekslenmesini teklif etmiştir. Bir diğer olasılık da erken emeklilik seçeneklerinin azaltılması veya tamamen kaldırılmasıdır.

Bu yöndeki çabalar Almanya’da Emeklilik Reformu Yasası ile 1992 ile başlamıştır. Ancak 2007 yılında iktidardaki CDU/CSU/SPD koalisyonu, emeklilik sisteminde 45 yıl sigorta süresi biriktirmiş sendikalı mavi yakalı işçilere erken emeklilik hakkı tanıyan bir yasayı geçirerek bu çabaların altını oymuştur. Emeklilik yaşının yükseltilmesi, yasal emeklilik sigortasının maliyesini ancak uzun vadede iyileştirebilecek bir adımdır. Diğer bir yaklaşım ise yıllık ayarlamaların değiştirilmesi yoluyla emeklilik harcamalarındaki artışı sınırlamaktır.

Almanya’daki SPD/FDP koalisyon hükûmeti 1977 ve 1978 yıllarında bunu yapmayı denemiştir. 2005 yılında ayarlama formülüne eklenen sürdürülebilirlik faktörü de aynı amacı gütmüştür. Ne var ki 2019’da CDU/CSU/SPD koalisyonu, yeterli bir ikame oranını sürdürme çabasının bir parçası olarak sürdürülebilirlik faktörünün uygulanmasını askıya almıştır. Bu yaklaşımın bir başka çeşidi de yıllık ayarlamayı gelir artışına değil, enflasyona göre hesaplamak olacaktır.

Çıkar grupları, SPD ve diğer sol partiler, on yıllardır Almanya’da devlet memurlarının yasal emeklilik sigortasına dahil edilmesi yönünde çağrıda bulunmaktadır. Böyle bir adım kısa vadede gelirleri artıracak, ancak zamanla maaş yükümlülüklerini de çoğaltacaktır. Sonuç olarak, emeklilik sisteminin maliyesinde net bir iyileşme olmayacaktır.

Almanya’da Emeklilik: Riester-Rente ve Reformun Gerçekleşebilme Oranı

Almanya’daki diğer bir seçenek ise özel emeklilik tasarruflarının artırılmasıdır. Riester-Rente bu amacı gerçekleştirmek üzere tasarlanmıştı. Ancak, hükûmetin özel tasarruf planlarının niteliklerine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle bu girişim yalnızca kısmen başarılı olabildi. Bu sorunun çözümü, Riester ürünlerini ve benzer planları kısıtlayan düzenlemelerin gevşetilmesidir. Ne var ki, böyle bir adımın atılması siyasi açıdan mümkün olmayabilir.

Son olarak ekonomist Hans Werner Sinn, çocuk sahibi olmayan sigortalılardan daha yüksek oranda katkı payı alınmasını teklif etmiştir. Koalisyon hükûmetinin Aralık 2025’te kabul ettiği reformlar, yasal emeklilik sigortasının mali sorunlarını daha da ağırlaştıracaktır. Bu reformlar, Şansölye Friedrich Merz’in (CDU) koalisyon ortakları olan CSU ve SPD’yi memnun etme zorunluluğundan kaynaklanmıştır. Annelik emeklilik hakkı (Mutterrente), ikame oranı garantisi (Haltelinie), emeklilik hakkı kazanmış olanların çalışmaya devam etmeleri durumunu anlatan “Aktivrente” ve işverenlerin çalışanlarına emeklilik planları sunmasını teşvik eden düzenlemelerin toplam maliyetinin on beş yıl içinde 200 milyar avroyu aşacağı öngörülmektedir. Bu meblağ, federal sübvansiyonlarla karşılanacaktır.

Özetle, Almanya’da yasal emeklilik sigortasının mali sorunlarına yönelik önerilen çözümlerin çoğu 50 yıldır tartışılmaktadır. Alınacak her türlü önlemin, demografik eğilimlerin mali sonuçlarını dikkate alması gerektiği açıktır. Yollardan biri, mevcut sistemin tadil edilmesidir. Bu yaklaşım, emeklilik yaşının yükseltilmesi, yıllık çalışma saatlerinin artırılması, göçe izin verilmesi, emekli aylıklarının düşürülmesi ve katkı payı oranlarının artırılması gibi önlemlerin bir kombinasyonunu içerebilir.

İkinci yol ise nesiller arası sözleşmeyi terk edip sermaye bazlı bir emeklilik finansmanı modeline geçmektir. Çoğu hükûmet, ağır geçiş maliyetleri nedeniyle bu yolu izlemekten kaçınmıştır. Sonuç olarak, mevcut koalisyonun da son yarım yüzyıldır selefleri gibi bütüncül olmayan, parçalı tedbirler benimsemesi muhtemel görünmektedir.

Prof. Alfred Mierzejewski

Kuzey Texas Üniversitesinde öğretim üyesi olan Mierzejewski, modern Almanya’nın ekonomik ve siyasi gelişmeleri ile emeklilik sistemi hakkında araştırmalar yapmaktadır.
Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler