Almanya

“İnsani Geri Dönüş Programı”: Almanya’dan Gönüllü Ayrılanların Sayısı Yüzde 60 Arttı

2025 verilerine göre Almanya’dan gönüllü geri dönüş yapanların sayısı, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 60 artarak 16 binin üzerine çıktı. Yetkililer “insani” olarak tanımladıkları REAG/GARP programının bu artışta önemli rol oynadığı belirtirken, bunu eleştirenler söz konusu eğilimin bireysel tercihlerden çok, Avrupa genelinde iltica sisteminin sıkılaşması ve artan hukuki belirsizliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

“İnsani Geri Dönüş Programı”: Almanya’dan Gönüllü Ayrılanların Sayısı Yüzde 60 Arttı
Fotoğraf: Shutterstock.com

Almanya’da göç ve iltica politikalarının önemli başlıklarından biri olan gönüllü geri dönüşler, 2025 yılı verileriyle yeniden gündemde. Federal Göç ve Mülteciler Dairesinin (BAMF) açıkladığı güncel rakamlar, özellikle REAG/GARP insani geri dönüş destek programı kapsamında gönüllü ayrılışların bir önceki yıla kıyasla belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Bu artış, Almanya’nın son yıllarda karşı karşıya kaldığı göç hareketlerinin yönü ve niteliğiyle birlikte değerlendirildiğinde, hem iç politika hem de Avrupa düzeyindeki tartışmalar açısından dikkat çekici sonuçlar barındırıyor.

2025’te Gönüllü Geri Dönüşlerde Belirgin Artış

BAMF verilerine göre 2025 yılında toplam 16.576 kişi, gönüllü olarak Almanya’dan ayrılarak menşe ülkelerine ya da kendilerini kabul etmeye hazır üçüncü ülkelere döndü. Bu sayı, 2024’te kaydedilen 10.358 gönüllü dönüşle karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 60’lık bir artışa işaret ediyor. Yetkililer, söz konusu yükselişin yalnızca sayısal bir artış olmadığını, aynı zamanda gönüllü geri dönüş politikalarının etkinliği ve görünürlüğü açısından da önemli bir gösterge olduğunu vurguluyor.

Ancak göç araştırmacılarına göre bu tablo, yalnızca gönüllü dönüş mekanizmalarının daha iyi işlemesiyle açıklanamayacak kadar çok katmanlı. Gönüllü geri dönüşlerdeki artış, Almanya’daki iltica sisteminin giderek daralan manevra alanı, uzayan hukuki belirsizlikler ve sosyal-ekonomik baskılarla birlikte okunması gereken yapısal bir yön değişimine işaret ediyor.

Geri dönüş yapılan ülkelere bakıldığında Türkiye, Suriye, Rusya Federasyonu, Gürcistan ve Irak ilk sıralarda yer alıyor. Bu dağılım, Almanya’daki mevcut iltica ve göç dinamiklerini büyük ölçüde yansıtıyor. Özellikle Suriye ve Irak gibi uzun süredir çatışma, siyasi istikrarsızlık ya da derin ekonomik krizlerle anılan ülkelerden gelen kişilerin gönüllü dönüşü tercih etmesi dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tercihlerde, bireysel koşulların yanı sıra Almanya’daki iltica süreçlerinin uzunluğu, hukuki belirsizlikler ve sosyal entegrasyona dair zorluklar da belirleyici rol oynuyor.

REAG/GARP Programının Süreçteki Etkisi

Gönüllü geri dönüşlerin omurgasını oluşturan REAG/GARP programı, maddi imkânları sınırlı kişilere yönelik bir insani destek mekanizması olarak öne çıkıyor. Program, dönüş sürecinin organizasyonundan seyahat masraflarının karşılanmasına kadar geniş bir destek yelpazesi sunuyor. Yol masraflarına ek olarak seyahat yardımı, başlangıç desteği ve gerekli durumlarda tıbbi masrafların karşılanması da bu kapsamda sağlanıyor. Yapılan açıklamalara göre programın amacı, geri dönüşün yalnızca Almanya’dan ayrılış anıyla sınırlı kalmaması, menşe ülkede asgari şartlarla bir “yeniden başlangıç” imkânı sunması.

Bu yönüyle REAG/GARP, yalnızca bireysel kararları kolaylaştıran teknik bir destek mekanizması değil; zorla sınır dışı uygulamalarına kıyasla daha düşük maliyetli, daha az görünür ve politik olarak daha az çatışmalı bir geri dönüş aracı olarak Almanya’nın göç yönetiminde önemli bir işleve sahip olduğu ifade ediliyor. BAMF Başkanı Hans-Eckhard Sommer, gönüllü geri dönüşün “sorumlu bir göç politikasının merkezi bir unsuru” olarak tanımlıyor. Federal hükûmet ve eyaletlerin ortak finansmanıyla yürütülen REAG/GARP, bu yönüyle Almanya’daki en kapsamlı geri dönüş programı olma özelliğini taşıyor.

İltica Başvurularında Düşüş

Gönüllü geri dönüşlerdeki artış, Almanya’da aynı dönemde iltica başvurularında yaşanan keskin düşüşten bağımsız değerlendirilmiyor. Federal İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılında Almanya’ya yapılan ilk iltica başvuruları bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 50 azaldı. Hükûmet bu düşüşü sınır kontrollerinin sıkılaştırılması, aile birleşimi uygulamalarının askıya alınması ve iltica süreçlerinde daha katı bir yaklaşım benimsenmesiyle açıklıyor.

Ancak göç araştırmacılarına göre iltica başvurularındaki gerileme ile gönüllü geri dönüş eğiliminin eş zamanlı yükselişi, Almanya’nın göç rejiminde tercih alanlarını genişleten değil, seçenekleri yeniden tanımlayan bir politika yönelimine işaret ediyor. Bu durum, gönüllü dönüşlerin artışını yalnızca bireysel kararlarla açıklamayı güçleştiriyor.

Göç araştırmacıları ve iltica politikaları üzerine çalışan uzmanlar, gönüllü geri dönüşlerdeki artışı Almanya’daki iltica sisteminin kapasite sınırları, konut ve sosyal hizmetlere erişimde yaşanan zorluklar ve hukuki belirsizliklerle birlikte değerlendiriyor. Bu tablo, geri dönüş kararlarının yalnızca bireysel tercihlerle değil, yapısal baskılarla da şekillendiğine işaret ediyor.

Suriye Bağlamı ve Geri Dönüş Tartışmaları

BAMF verilerine de yansıdığı gibi Suriye’nin gönüllü geri dönüş yapılan ülkeler arasında öne çıkması, Avrupa genelindeki Suriye politikalarıyla yakından bağlantılı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) verilerine göre, Esed rejiminin devrilmesinin ardından yüz binlerce Suriyeli komşu ülkelerden ya da ülke içinden kendi bölgelerine geri döndü: Aralık 2025 itibarıyla yurt dışından Suriye’ye dönenlerin sayısının yaklaşık 1 milyon 200 bine çıktığı açıklandı. Buna karşın uluslararası kuruluşlar, ülkedeki güvenlik durumunun hâlâ kırılgan olduğuna ve zorla geri göndermeler için uygun koşulların oluşmadığına dikkat çekiyor.

Ekim 2025’in sonunda geri dönüş ve sınır dışı işlemlerini hızlandırmak amacıyla Suriye’yi ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da benzer bir görüş ifade ederek “Burada onurlu bir şekilde yaşamak şu an neredeyse imkânsız.” demişti. Ancak Wadephul’un dile getirdiği bu çekince, Almanya’nın bu politikasından vazgeçmesine yol açmadı. Almanya’da 2025 yılı içinde resmî gönüllü dönüş programları aracılığıyla binin üzerinde Suriyelinin ülkesine döndüğü açıklanırken, bu sayının Almanya’da yaşayan yaklaşık bir milyon Suriyeli düşünüldüğünde sınırlı kaldığı görülüyor. Buna rağmen, gönüllü geri dönüş programlarının özellikle maddi destek ve yeniden entegrasyon imkânları nedeniyle bazı gruplar için cazip hâle geldiği ifade ediliyor.

AB ülkelerindeki iltica politikasının dönüşümünü çalışan akademisyen uzmanlar, gönüllü geri dönüşlerdeki artışı değerlendirirken, Almanya’daki iltica sisteminin kapasite sınırları, konut ve sosyal hizmetlere erişimde yaşanan zorluklar ile Avrupa genelinde göç politikalarının ortak bir sertleşme eğilimi gibi faktörlere dikkat çekiyor. Avrupa Birliği düzeyinde ise gönüllü geri dönüşler, zorla sınır dışı uygulamalarına kıyasla hem maliyeti daha düşük hem de politik açıdan daha az çatışmalı bir araç olarak daha fazla tercih edilmek isteniyor. Bu yaklaşım, gönüllü geri dönüşlerin insani bir çözümden ziyade, göç yönetiminde tercih edilen bir politika enstrümanına dönüştürülmekle eleştiriliyor. (P)

eyilmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif'in yayın kurulu üyesidir.
Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler