Aşırı Sağcı AfD Uyum Meclislerinde Nasıl Başarılı Oldu?
Almanya’da göç karşıtlığıyla bilinen aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi, ülkede en çok yabancının olduğu Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’ndeki Uyum Meclisi Seçimleri’nde büyük başarı elde etti. Peki göç karşıtı bir parti, göçmenler için oluşturulmuş bir kurulda bu başarıyı nasıl sağladı?
Kuzey Ren-Vestfalya’da (KRV) 14 Eylül 2025 tarihinde düzenlenen Uyum Meclisi Seçimleri haklı gerekçelerle medyada oldukça dikkat çekti. Zira bu seçimlerde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, tam da göç geçmişine sahip kişilerin siyasal temsili için kurulmuş ve yalnızca bu kişilerin oy kullanabildiği kurullarda başarı elde etti. Bu başarı ilk bakışta paradoksal görünüyor. Siyasal programının merkezinde göç karşıtlığı bulunan bir parti, göç geçmişine sahip seçmenler arasında nasıl destek bulabiliyor?
Aşağıdaki görsel, eyaletteki Uyum Meclisi Seçimlerinde AfD’nin aday olduğu belediyeleri gösteriyor. Seçim sonuçları ise belediyeler arasında ciddi farklılıklar ortaya koyuyor: AfD Düsseldorf’ta yalnızca yüzde 9’a yakın oy alırken, Sankt Augustin’de oyların yüzde 51’inden fazlasını elde etti. Bu varyasyon, AfD’nin bu başarılarını hangi faktörlerin açıklayabileceği sorusunu da gündeme getiriyor. Acaba işsizlik ve azalan alım gücü gibi sosyoekonomik koşullar, yerleşik göçmenler arasında da memnuniyetsizlik mi yaratıyor? Yoksa bu meselenin özü aslında bu seçimlerin kurumsal yapısında mı yatıyor?

AfD’nin Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’nde 14 Eylül 2025 tarihindeki Uyum Meclisi Seçimleri’nde aday çıkarttığı ve çıkartmadığı şehirler
Uyum Meclisleri: Sınırlı Yetkiye Sahip Sembolik Katılım
AfD’nin başarısını anlayabilmek için öncelikle Uyum Meclisi adlı bu kurulların özelliklerini bilmek gerekir. Bu yerel kurullar, Alman ya da AB vatandaşlığı bulunmayan ve dolayısıyla genel seçimlere katılamayan kişilere yerel siyasette söz hakkı tanımak amacıyla oluşturulmuştur. Kuzey Ren Vestfalya’da (KRV) 5.000 kişiden fazla yabancı insanın yaşadığı belediyelerde uyum meclislerinin kurulması zorunludur. Uyum meclisleri için oy kullanma hakkına sahip olanlar ise Alman vatandaşlığı olmayan kişiler, sonradan Alman vatandaşlığına geçenler ve çifte vatandaşlığa sahip Almanlardır.
Ancak bu kurullar yalnızca danışma işlevine sahiptir ve kamuoyunda sınırlı bir görünürlükleri vardır. Bu seçimlerde çoğu zaman herhangi bir partiye bağlı olmayan ve tematik listeler (örneğin “Liberal Liste”), belirli köken topluluklarının birlikleri (örneğin “Polonya-Alman Listesi”) ve bağımsız adaylar yarışırlar. Yerleşik partiler de bazı belediyelerde kendi listeleriyle uyum meclisi seçimlerine katılsa da, bu durum tüm belediyelerde geçerli değildir.
Uyum meclisi seçimlerinin yapısal zayıflıkları, bu seçimlerin düşük kamuoyu ilgisi görmesine yol açmaktadır. Bu durum özellikle düşük katılım oranında kendini göstermektedir: 2025 yılında KRV’deki uyum meclisi seçimlerine katılım oranı yalnızca yüzde 15,5 seviyesinde kalmıştı. Aynı gün aynı eyalette yapılan yerel seçimlerde ise bu oran yüzde 51,9 olmuştu.
Birbiriyle Çelişen İki Muhtemel Neden: Ekonomik Dezavantaj mı, Siyasal Yapı mı?
Sağ popülist partilerin başarısını açıklamak için literatürde genellikle iki yaklaşım tartışılır. Bunlardan ilki, sosyoekonomik dezavantajların rolüyle ilgilidir. Yani yüksek işsizlik, düşen alım gücü ve yeni göçle artan rekabet, yerleşik göçmenler arasında da memnuniyetsizlik yaratabilir ve onları sağ popülist mesajlara açık hâle getirebilir.
İkinci yaklaşım ise siyasal fırsat yapılarına, yani bir siyasal aktörün başarılı olma ihtimalini artıran ya da azaltan koşulların bütününe odaklanır. Bu açıklamaya göre yerleşik partilerin sınırlı katılım gösterdiği seçimlerde AfD mesajlarını daha az engelle karşılaşarak yayabilir ve asgari çabayla başarı elde edebilir. Burada öne sürülebilecek hipotez ise şudur: Demokratik partilerin rekabeti ne kadar azsa, AfD’nin hareket alanı da o kadar genişler.
2025 yılında KRV’de Uyum Meclisi Seçimi yapılan 113 belediyeye ilişkin analizimiz, açık biçimde ikinci yaklaşımı destekliyor.
Siyasi Sahadaki Rekabet Belirleyici
AfD, 2025’te KRV’deki Uyum Meclisi Seçimlerinde 113 belediyenin yalnızca 24’ünde (yüzde 21,2) bir seçim listesi çıkartmıştı. İlginç biçimde AfD’nin katılımı, parti rekabetinin zayıf olduğu belediyelerde daha fazla değildi. Tam tersine AfD daha çok, diğer yerleşik partilerin de liste sunduğu yerlerde aday çıkarttı. Bu durum bir “bando vagonu etkisine” (bandwagen effect), yani insanların başarılı ya da yükselişte görünen bir tarafa yönelme eğilimine işaret ediyor: AfD, artan parti rekabetini bir siyasal önem göstergesi olarak yorumluyor ve buna göre konumlanıyor.
Ancak belirleyici olan şey ise seçimlerin sonucu: AfD’nin seçim başarısı, rekabetin az olduğu, yani partilerin uyum meclisi listesi çıkartmadığı yerlerde en yüksek düzeye ulaştı. Aşağıdaki görsel, yerleşik partiler tarafından bir rekabetin olup olmamasına göre AfD’nin seçim sonucunun dağılımını gösteriyor. Sağdaki grafikte AfD ile rekabet eden partiler var, soldaki grafikte ise rekabet yok. Siyah yatay çizgiler medyanı gösterirken; kutular ise gözlemlerin ortadaki yüzde 50’sinin hangi aralıkta yer aldığını ifade ediyor.

Rekabet durumuna göre AfD’nin Uyum Meclisi Seçimleri’nde elde ettiği sonuç
Ortalama olarak AfD, başka parti listelerinin bulunmadığı belediyelerde yüzde 28,1 oy alırken, yerleşik partilerin aday olduğu yerlerde yalnızca yüzde 19,7 oranında oy elde etti. Bu fark istatistiksel olarak oldukça anlamlı.
Eyaletin güneyindeki Sankt Augustin şehri örneği de bu bulguyu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: AfD burada oyların yüzde 51,6’sını almıştı. Bu şehirde yalnızca tek bir rakip liste bulunuyordu ve başka hiçbir yerleşik parti uyum meclisi seçimlerinde aday çıkartmamıştı.
İleri düzey istatistiksel analizler de bu tabloyu doğruluyor: Hem yerleşik parti sayısı hem de toplam rakip sayısı arttıkça AfD’nin oy oranı anlamlı biçimde düşüyor. Aynı zamanda seçimlere katılım oranı arttıkça AfD’nin oy oranının da arttığı görülüyor. Buna karşılık, 2013-2023 dönemindeki işsizlik oranı, alım gücü ve sığınmacı oranındaki değişimler gibi sosyoekonomik faktörlerin AfD başarısı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuyor.
Demokratik Partiler İçin Bu Veriler Ne Anlama Geliyor?
Bu bulgular demokratik pratik açısından önemli sonuçlara sahip. Uyum meclisleri sembolik ve sınırlı yetkilere sahip kurullar olabilir, ancak tam da bu nedenle sağ popülist aktörler tarafından stratejik alanlar olarak kullanılıyorlar. Örneğin Paderborn gibi belediyelerde yerleşik partilerin liste çıkarmama yönünde gayriresmî mutabakatlara vardığında AfD tam da bu boşluğu değerlendiriyor.
AfD, bu alanlarda düşük maliyetle görünürlük sağlayabiliyor, elit karşıtı anlatılar yayabiliyor ve siyasal hayal kırıklığı yaşayan seçmenler için “alternatif” olarak konumlanabiliyor.
Yerleşik partilerin buna karşı koyabilmesi ise mümkün. Uyum Meclisi Seçimlerine aktif katılım yalnızca seçmen katılımını artırmakla kalmaz, aynı zamanda sağ popülist mobilizasyon için mevcut siyasal alanı da daraltır. Bulgular, CDU, SPD ya da Yeşiller’in aday olduğu yerlerde AfD’nin belirgin biçimde daha düşük oy aldığını ortaya koyuyor.
Bu mesele yalnızca dar anlamda seçim kampanyası ile ilintili bir mesele de değil. Ana akım partilerin katılımı, uyum meclislerini anlamlı demokratik forumlar olarak meşrulaştırır ve göç geçmişine sahip seçmenlere alternatif siyasi programlar aracılığıyla daha geniş siyasal gündemlerle bağlantı kurabilmesine imkân sunar.
Uyum Meclisi Seçimlerini Ciddiye Almak
Temmuz 2025’te Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nun kabul ettiği belediye yasası değişikliği ile uyum meclisleri “Fırsat Eşitliği ve Entegrasyon Komisyonları” olarak yeniden adlandırılacak. Bu değişiklikle, dar bir entegrasyon kavramının ötesinde görev ve hedeflerin vurgulanması amaçlanıyor. İsim değişikliğiyle birlikte bu kurulların yetki alanının da genişleyip genişlemeyeceğini zaman gösterecek. Ancak demokratik partiler bu gelişmeyi, gelecekteki seçimlere daha güçlü bir angajmanla katılmak için bir fırsat olarak değerlendirmeli.
Gerçekleştirdiğimiz çalışma şunu gösteriyor: AfD’nin Kuzey Ren-Vestfalya’da 2025 yılında gerçekleştirilen Uyum Meclisi Seçimlerindeki başarısı, parti ile göç geçmişine sahip seçmenler arasında derin bir ideolojik uyumun göstergesi değil. Aksine, partilerin bu seçimleri ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan kurumsal bir boşluğu yansıtıyor. İyi haber ise şu: Bu boşluk, demokratik partilerin aktif katılımıyla doldurulabilir.
Kaynakça
- Goerres, A., Spies, D. C., & Kumlin, S. (2018). The electoral supporter base of the Alternative for Germany. Swiss Political Science Review, 24(3), 246–269.
- Mau, S., Lux, T., & Westheuser, L. (2023). Triggerpunkte: Konsens und Konflikt in der Gegenwartsgesellschaft. Suhrkamp Verlag.
- Spies, D. C., Mayer, S. J., Elis, J., & Goerres, A. (2022). Why do immigrants support an anti-immigrant party? Russian-Germans and the Alternative for Germany. West European Politics, 46(2), 275–299.
- Vierus, P., Ziller, C., & Marx, N. (2022). Grenzen politischer Repräsentation: Determinanten der Wahlbeteiligung bei Integrationsratswahlen in Nordrhein-Westfalen. KZfSS Kölner Zeitschrift für Soziologie und Sozialpsychologie, 74(4), 525–551.
Not: Bu yazının Almanca aslı ilk olarak Duisburg-Essen Üniversitesi’nin “Über Politik aus der Wissenschaft” adlı blogunda yayımlanmıştır. Çalışma hâlen Politische Vierteljahresschrift (PVS) dergisinde yayımlanma sürecindedir.