Big Tech, AB’nin Sosyal Medya Düzenlemesini Lobiyle Durdurmak İstiyor
AB’nin sosyal medya platformlarında bağımlılık yaratan algoritmaları sınırlamayı hedefleyen Dijital Adalet Yasası hazırlığı, Google, Meta ve TikTok gibi teknoloji devlerinin yoğun lobi baskısıyla karşı karşıya. Sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma gibi kullanıcıyı platformda tutan tasarımların hedef alındığı tartışmalar sürerken, Avrupa’da 16 yaş altına sosyal medya yasağı önerileri de gündeme geliyor.
Google, Meta, TikTok ve Snap gibi büyük teknoloji şirketlerinin, Avrupa Birliği’nin sosyal medya platformlarının bağımlılık yaratan tasarım özelliklerini sınırlamayı hedefleyen Dijital Adalet Yasası’na (Digital Fairness Act – DFA) karşı yoğun lobi faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı. Brüksel merkezli sivil toplum kuruluşu Corporate Europe Observatory (CEO) tarafından yayımlanan rapora göre, AB Komisyonunun 2026’nın son çeyreğinde açıklaması beklenen tasarı, Big Tech şirketlerinin iş modeliyle doğrudan çatıştığı için sert bir karşı kampanyayla karşı karşıya.
Rapora göre Komisyon, Facebook, Instagram, TikTok, Snapchat ve benzeri platformlarda kullanıcıları uygulamada daha uzun süre tutmaya yarayan sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, sürekli bildirimler ve algoritmik öneri sistemleri gibi tasarım unsurlarını mercek altına alıyor.
DFA Sosyal Medya Platformlarında Neleri Değiştirecek?
Hazırlıkları süren düzenleme kapsamında, bu tür bağımlılık artırıcı özelliklerin varsayılan olarak kapatılması, kullanıcıların bunları sonradan isteğe bağlı biçimde açabilmesi ve algoritma tabanlı içerik akışlarından çıkabilmesi gibi seçenekler değerlendiriliyor. Çocukları hedef alan bazı zararlı özelliklerin doğrudan yasaklanması da masada.
Rapor, söz konusu düzenlemenin yalnızca çocukları korumayı değil, sosyal medya bağımlılığının daha geniş toplumsal etkilerini de sınırlamayı amaçladığını vurguluyor. Buna göre bağımlılık yaratan tasarım, yalnızca ruh sağlığı ve dikkat süresi üzerinde değil, kamusal tartışma, bilgi akışı ve demokratik süreçler üzerinde de etkili. CEO, bu nedenle tartışmanın sadece “ekran süresi” veya “ebeveyn kontrolü” başlığına indirgenemeyeceğini, meselenin aynı zamanda ekonomik güç, veri sömürüsü ve demokratik kırılganlık boyutu taşıdığını savunuyor.
Avrupa Kamuoyu DFA’yı Destekliyor mu?
AB Komisyonunun 24 Ekim 2025 tarihine kadar yürüttüğü kamu istişaresine 3 bin 300’den fazla kişi ve kurum katıldı. Komisyonun özet raporuna göre katılımcıların yüzde 70’i, bağımlılık yaratan tasarım özellikleri konusunda yeni bağlayıcı kurallara ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Yeni düzenlemeleri destekleyenlerin yüzde 78’i, söz konusu özelliklerin küçükler için varsayılan olarak kapatılmasını isterken, yüzde 58’i aynı yaklaşımın tüm kullanıcılar için geçerli olması gerektiğini belirtiyor.
Bu tablo, kamuoyunun teknoloji şirketlerinin mevcut uygulamalarını yeterli görmediğine işaret ederken, Komisyon üzerindeki siyasi baskının yalnızca şirketlerden değil, aynı zamanda daha güçlü koruma talep eden tüketicilerden de geldiğini gösteriyor.
Teknoloji Şirketlerinin Brüksel’deki Yoğun Lobi Trafiği
Corporate Europe Observatory raporunun en dikkat çekici bulgularından biri, Komisyonun üst düzey yetkililerinin Aralık 2024’ten bu yana DFA başlığı altında en az 96 lobi görüşmesi yapmış olması. Rapora göre bu görüşmelerin yüzde 83’ü şirketler ve sektör temsilcileriyle, yalnızca yüzde 14’ü sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleşti. Google, Apple, Snap ve Spotify, Komisyonun üst düzey yetkilileriyle üç veya daha fazla görüşme yapan aktörler arasında öne çıkıyor.
Raporda ayrıca, sadece üst düzey temasların değil, tasarı üzerinde çalışan DG JUST birimiyle yapılan ve kamuya düzenli biçimde açıklanmayan orta düzey bürokratik görüşmelerin de önemli olduğu vurgulanıyor. CEO, bilgi edinme başvuruları yoluyla ulaştığı belgelerin, teknoloji şirketlerinin yasa taslağını daha hazırlık aşamasında şekillendirmeye çalıştığını gösterdiğini belirtiyor.
Rapor, teknoloji sektörünün Brüksel’deki lobi kapasitesinin büyüklüğüne de dikkat çekiyor. Buna göre dijital sektör adına faaliyet yürüten yaklaşık 900 tam zamanlı lobici bulunuyor. Sektörün yıllık toplam lobi harcaması ise 151 milyon avroya ulaşmış durumda. Bu tutar, 2023’e kıyasla yüzde 33,6 artış anlamına geliyor.
Şirket bazında bakıldığında, Meta yılda 10 milyon avronun üzerinde, Google yaklaşık 5 milyon avro, TikTok ise 1,75 milyon avroya kadar lobi harcaması bildiriyor. Snap’in yıllık AB lobi harcaması da 600 ila 700 bin avro seviyesinde. CEO’ya göre bu tablo, sosyal medya bağımlılığına karşı düzenleme girişiminin son derece örgütlü ve mali açıdan güçlü bir sektör direnciyle karşılaştığını gösteriyor.
Şirketlerin Savunması: “Aşırı Mevzuata Gerek Yok, Mevcut Yasa ve Düzenlemeler Yeterli”
Rapora göre teknoloji şirketleri ve onları temsil eden sektör örgütleri, DFA’ya karşı üç ana argümanı öne çıkarıyor: Birincisi, mevcut AB yasalarının -özellikle Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasasının (DMA)- zaten yeterli olduğu iddiası. İkincisi, yeni mevzuat yerine mevcut kuralların uygulanmasının güçlendirilmesi gerektiği savı. Üçüncüsü ise yeni düzenlemelerin Avrupa’nın rekabetçilik ve mevzuatı sadeleştirme hedefleriyle çelişeceği iddiası.
Spotify, Trivago ve Booking gibi şirketleri temsil eden European Tech Alliance (EUTA), Komisyonun mevcut düzenlemelerin etkisini yeterince hesaba katmadığını savunurken; Meta ve TikTok’un da üyesi olduğu DigitalEurope, sorunun “hukuktaki boşluklardan değil, kuralların tutarsız ve yetersiz uygulanmasından” kaynaklandığını ileri sürüyor.
Komisyon belgelerine dayanan rapora göre, Google temsilcileri Haziran 2025’te Adalet Komiseri Michael McGrath ile yaptıkları görüşmede, yeni düzenlemenin daha da sınırlayabileceği hedefli reklamcılığın ekonomik değeri üzerinde durdu. Şirket, kamu istişaresine verdiği yanıtta da otomatik oynatma, bildirimler ve sonsuz kaydırma gibi özelliklerin bağlama göre yararlı veya güvenlik açısından önemli olabileceğini savundu.
Snap CEO’su Evan Spiegel ise Komisyona gönderdiği mektuplarda, bağımlılık yaratan tasarım gibi başlıkların zaten mevcut AB mevzuatı tarafından kapsandığını öne sürdü. Spiegel ayrıca “aşırı mevzuat yükü”nün Avrupa’nın dijital inovasyonda geri kalmasının nedenlerinden biri olduğunu savundu ve Komisyonu “aşırı kural koyucu” olmamaya çağırdı. Rapora göre Spiegel, özellikle tüm kullanıcılar için geçerli olabilecek “varsayılan kapalı” kurallara ve özellik yasaklarına karşı çıktı.
TikTok da Komisyon yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde mevcut kuralların yeterli olduğunu savundu; “addictive design” (bağımlılık yapan tasarım) yerine daha yumuşatılmış bir ifade olan “persuasive design” (ikna edici tasarım) kavramını kullanmayı tercih etti. Şirket, çocukların korunmasında genel yasaklar yerine “risk temelli yaklaşım” çağrısı yaptı. Ancak rapor, TikTok’un AB’de hâlihazırda çocukların korunması, reklam şeffaflığı ve algoritmik sistemler dahil olmak üzere farklı başlıklarda soruşturmalara konu olduğunu hatırlatıyor.
“Sosyal Medyada Çocukların Güvenliği Sağlanmıyor”
Meta temsilcileri de Nisan 2025’te Komisyon yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde, şirketin Instagram’da “teen accounts” gibi yaşa uygun koruma önlemleri aldığını savundu. Ancak CEO raporu, Meta’nın bu savunusunu tartışmalı buluyor. Metinde, 2025’te yayımlanan “Teen Accounts, Broken Promises” başlıklı bağımsız araştırmaya atıfla, test edilen güvenlik araçlarının yüzde 64’ünün etkisiz çıktığı ve yalnızca yüzde 17’sinin Meta’nın anlattığı şekilde çalıştığı aktarılıyor.
Raporda ayrıca, Meta’nın kendi iç araştırmalarında Facebook’tan uzak kalmanın kullanıcıların kaygı ve depresyon düzeylerinde iyileşme sağladığına dair bulgulara ulaştığı, ancak şirketin bu araştırma hattını sonlandırdığına dair ABD’de ortaya çıkan belgelere de dikkat çekiliyor. Bu yönüyle metin, teknoloji şirketlerinin yalnızca mevzuata değil, aynı zamanda kendi platformlarının etkilerine ilişkin olumsuz bulgulara da temkinli yaklaştığını öne sürüyor.
Raporda özellikle altı çizilen bir nokta, mevcut AB dijital çerçevesinin bağımlılık yaratan tasarımı doğrudan hedef almıyor oluşu. DSA, platform riskleri ve yasa dışı içerikle ilgili yükümlülükler getiriyor; DMA ise pazar gücü ve rekabet sorunlarına odaklanıyor. Ancak sonsuz kaydırma, sürekli bildirim veya kullanıcıyı uygulamaya kilitleyen davranışsal tasarım teknikleri konusunda daha açık ve özel kuralların eksik olduğu belirtiliyor. CEO’ya göre Komisyonun DFA hazırlığı da zaten bu boşluktan doğdu.
Bir Halk Sağlığı Sorunu Olarak Sosyal Medya Bağımlılığı
Rapor, bağımlılık yaratan tasarımın çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine ilişkin çok sayıda araştırmayı derliyor. Buna göre Avrupa’da gençlerin yüzde 97’si her gün internete giriyor, 13-17 yaş grubunun yüzde 78’i cihazlarını saatte en az bir kez kontrol ediyor ve küçüklerin dörtte biri problemli akıllı telefon kullanımı belirtileri gösteriyor.
Aşırı sosyal medya kullanımının dikkat süresi, dürtü kontrolü, uyku, fiziksel aktivite ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu; yetişkinlerde de bilişsel gerilemeyi hızlandırabileceğine dair bulgular bulunduğu aktarılıyor. Rapor, platformların kullanıcıları çevrim içi tutmak için kumar endüstrisinden ödünç alınan davranışsal teknikleri kullandığını savunuyor. Bildirimler, beğeniler, kişiselleştirilmiş öneriler ve algoritmik içerik akışları, kullanıcı davranışını tahmin edip yönlendiren bir dikkat ekonomisinin parçası olarak tanımlanıyor.
“Bağımlılık Yapan Sosyal Medya Tasarımları Avrupa Demokrasileri Adına Bir Problem”
Corporate Europe Observatory’de araştırma koordinatörü Olivier Hoedeman, teknoloji şirketlerinin kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmasının iş modellerinin temel parçası olduğunu belirterek, planlanan sınırlamaların şirketlerin hem gelirlerine hem de etkilerine dokunacağını söyledi. Hoedeman’a göre Komisyonun tartıştığı seçenekler arasında bağımlılık yaratan özelliklerin varsayılan olarak kapatılması, kullanıcıların algoritmik önerilerden çıkabilmesi ve çocukları hedef alan bazı zararlı tasarım unsurlarının yasaklanması bulunuyor: “Bu, söz konusu özelliklerin varsayılan olarak devre dışı bırakılması ve kullanıcıların algoritma tabanlı önerilerden vazgeçmelerine olanak tanınması yoluyla yapılabilir. Özellikle çocukları hedef alan zararlı özelliklerin yasaklanması da değerlendirilmektedir.”
Hoedeman, konunun yalnızca bireysel alışkanlıklarla sınırlı olmadığını, algoritmaların daha uç, öfke uyandıran ve kutuplaştırıcı içerikleri öne çıkarma eğiliminin demokrasi açısından da ciddi risk yarattığını savundu. Bu nedenle bağımlılık yaratan tasarımın dizginlenmemesinin, hem ABD merkezli teknoloji devlerinin ekonomik ve siyasi gücünü artıracağını hem de Avrupa’daki kamusal alanı daha kırılgan hâle getireceğini dile getirdi:
“Büyük teknoloji şirketlerinin 18 yaş üstü herkes için sosyal medya bağımlılığını derinleştirmeye devam etmesine izin vermek, neredeyse hepsi otoriter (ABD Başkanı Donald) Trump yönetimiyle yakından bağlantılı olan ABD teknoloji devlerinin ekonomik ve siyasi gücünü artıracak ve bizim bu şirketlere olan toplumsal bağımlılığımızı pekiştirecektir.”
Tasarı Önünde Dört Büyük Siyasi Engel Bulunuyor
Rapor, DFA’nın önünde yalnızca şirket lobisinin değil, daha geniş bir siyasi iklimin de engel oluşturduğunu belirtiyor. Bunların başında Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen döneminde öne çıkan rekabetçilik ve deregülasyon gündemi geliyor. CEO’ya göre Komisyonun yeni yasa taslaklarını “rekabetçilik”, “tek pazar” ve “KOBİ etkisi” açısından yeniden süzgeçten geçirmesi, tasarının zayıflatılması riskini artırıyor.
İkinci engel, Donald Trump yönetiminin AB’nin dijital düzenlemelerine karşı açık baskısı. Rapora göre Washington, AB’nin teknoloji şirketlerine yönelik kurallarını ABD egemenliğine müdahale gibi gösteriyor ve ticari baskı araçlarını gündeme getiriyor. Üçüncü engel, Avrupa Parlamentosu’nda güçlenen ve sosyal medya düzenlemelerine daha mesafeli duran aşırı sağ. Dördüncü risk ise tartışmanın yalnızca küçüklerle sınırlı bırakılması. CEO, korumanın sadece çocuklara indirgenmesinin yetişkin kullanıcıları tamamen savunmasız bırakacağını ve düzenlemenin etkisini daraltacağını savunuyor.
Avrupa Ülkelerinde Sosyal Medya Yasağı Tartışmaları Devam Ediyor
Çocuklara yönelik sosyal medya yasağı konusunda Avustralya ise dünyadaki ilk örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Ülkede 16 yaşın altındaki çocukların Facebook, Instagram, Snapchat, Threads, TikTok, X, YouTube, Reddit ile yayın platformları olan Kick ve Twitch’i kullanmaları geçtiğimiz yılın Aralık ayında yasaklandı. Yasak, üç temel kriter doğrultusunda değerlendiriliyor. Bunlardan biri de platformun tek ya da “önemli” amacının iki veya daha fazla kullanıcı arasında çevrim içi sosyal etkileşim sağlamak olup olmadığı. YouTube Kids, Google Classroom ve WhatsApp ise bu kriterleri karşılamadıkları için düzenleme kapsamına dahil edilmedi.
Avrupa’da çocukların sosyal medya kullanımına yönelik tartışmalar sürerken, ülkeler farklı düzenlemeleri gündemlerine almış durumda:
- Birleşik Krallık, 16 yaş altına Avustralya’dakine benzer bir sosyal medya yasağını ve yapay zekâ sohbet botları için daha sıkı güvenlik kurallarını değerlendiriyor.
- Danimarka, 15 yaş altına sosyal medya yasağı planladığını açıkladı; ancak ebeveynlerin 13 yaşından itibaren bazı platformlara izin verebilmesi öngörülüyor.
- Fransa Ulusal Meclisi, 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren bir tasarıyı kabul etti; yürürlüğe girmesi için Senato’nun onayı gerekiyor.
Almanya’da 13-16 yaş arası kullanıcıların sosyal medya hesapları için ebeveyn izni gerekiyor; ancak çocuk hakları savunucuları mevcut denetimlerin yetersiz olduğunu söylüyor. - İtalya’da 14 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açabilmesi için ebeveyn onayı şart.
- Norveç, sosyal medya kullanımına onay verilebilecek yaşı 13’ten 15’e yükseltmeyi önerdi.
- İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise 16 yaş altına sosyal medya yasağı getirilmesini ve platformların zorunlu yaş doğrulama sistemi kurmasını önerdi; ancak tasarının parlamentodan geçip geçmeyeceği henüz kesin değil.
AB Komisyonu, DFA’yı 2026 çalışma programında “demokrasinin korunması ve değerlerin savunulması” başlığı altında duyurdu. Tasarının bu yılın son çeyreğinde açıklanması bekleniyor. Ancak rapora göre asıl soru, Komisyonun kamuoyu desteğine ve sağlık-demokrasi kaygılarına rağmen, Big Tech’in güçlü lobi baskısına karşı ne ölçüde direnebileceği. (AA,P)