Avrupa Birliği’nin gelecek yedi yıllık harcamalarını belirleyecek bütçe müzakereleri, 15-16 Ekim 2026 tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen AB Liderler Zirvesi‘nin önemli gündem maddelerinden biriydi. Üye ülkelerin devlet ve hükûmet başkanları, 2028-2034 dönemini kapsayan Çok Yıllı Mali Çerçeve (Multiannual Financial Framework – MFF) konusunda uzlaşma sağlayamadı.
Zirvenin ilk gününde kabul edilen ve 16 Ekim’de yayımlanan resmî sonuç bildirisinde, İrlanda’nın hazırladığı yeni müzakere metni temelinde dengeli bir uzlaşmaya ulaşılması için gerekli unsurların görüşüldüğü belirtildi. Liderler, müzakerelerin devam ettirilmesi görevini Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya verdi.
Bildiride, 2026 yılı sona ermeden bir anlaşmaya varılmasının, bütçeye ilişkin yasal düzenlemelerin 2027 boyunca kabul edilmesini ve yeni finansman programlarının Ocak 2028’den itibaren kesintisiz uygulanmasını sağlayacağı vurgulandı. Ancak anlaşmanın büyüklüğü, harcamaların dağılımı ve yeni gelir kaynakları konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor.
İki Trilyon Avroluk Bütçe Teklifinde 159 Milyar Avroluk Kesinti
AB’nin Çok Yıllı Mali Çerçevesi, Birliğin en az beş yıllık dönemler için harcama önceliklerini ve yıllık bütçe tavanlarını belirliyor. Genellikle yedi yıllık dönemleri kapsayan bu çerçeve, tarım desteklerinden bölgesel kalkınmaya, araştırma programlarından sınır yönetimine kadar pek çok Avrupa politikasının finansmanını düzenliyor.
Avrupa Komisyonu, 16 Temmuz 2025’te açıkladığı ilk teklifinde, 2028-2034 dönemi için yaklaşık 2 trilyon avroluk bir bütçe önerdi. AB’nin gayrisafi millî gelirinin yüzde 1,26’sına karşılık gelen bu teklif, mevcut bütçe yapısının kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmesini öngörüyordu.
Komisyon, yeni bütçenin yalnızca mevcut politikaları sürdürmekle sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Ukrayna’daki savaş, Avrupa’nın savunma kapasitesini artırma ihtiyacı, ABD ve Çin karşısında rekabet gücünü koruma hedefi, enerji dönüşümü ve göç yönetimi gibi alanlar yeni mali öncelikler arasında yer alıyor. Bu nedenle Komisyon, Temmuz 2025’te açıkladığı teklifinde, bütçenin daha esnek hâle getirilmesini ve yeni siyasi önceliklere kaynak aktarılmasını savundu.
Ancak teklif, özellikle AB bütçesine aldıklarından daha fazla katkıda bulunan ülkelerin itirazlarıyla karşılaştı. AB Konseyinin dönem başkanlığını yürüten İrlanda, müzakerelerde ilerleme sağlamak amacıyla 10 Ekim 2026’da yeni bir uzlaşma metni sundu. Böylece cari fiyatlarla yaklaşık 159 milyar avroluk, başka bir ifadeyle yüzde 8’lik bir kesinti önerildi. Bununla birlikte yeni teklif, 2021-2027 döneminin bütçesine kıyasla cari fiyatlarla yaklaşık yüzde 30’luk bir artış anlamına geliyor.
İrlanda’nın 10 Ekim tarihli resmî açıklamasına göre, yeni bütçe AB’nin gayrisafi millî gelirinin yüzde 1,16’sına karşılık geliyor. COVID-19 döneminde oluşturulan ortak borçlanmanın geri ödemeleri hariç tutulduğunda bu oran yüzde 1,05’e düşüyor.
İrlanda Başbakanı Micheál Martin, yeni teklifin müzakerelerde ilerleme sağlamak için hazırlandığını belirterek üye ülkelerin farklı önceliklerini uzlaştırmayı amaçladıklarını ifade etti. Bununla birlikte 159 milyar avroluk kesinti, bütçeye daha fazla katkı yapan ülkeleri ikna etmeye yetmedi.
Almanya ve Kuzey Ülkeleri Bütçeyi Küçültmek İstiyor
Bütçe müzakerelerindeki başlıca anlaşmazlıklardan biri, yeni harcamaların üye ülkeler arasında nasıl paylaşılacağı konusunda yaşanıyor. Almanya, İsveç, Hollanda ve Danimarka gibi AB bütçesine yüksek miktarda net katkı sağlayan ülkeler, Komisyonun teklifinin ulusal bütçeler üzerinde yaratacağı mali yükten endişe ediyor. Bu ülkeler, Avrupa’nın yeni güvenlik ve ekonomik ihtiyaçlarını kabul etmekle birlikte harcamaların artırılmasından önce mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasını ve bütçenin önceliklere göre yeniden düzenlenmesini savunuyor.
15 Ekim’deki zirvede İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, İrlanda’nın uzlaşma önerisine karşı çıktı. İsveç yönetimine göre yeni teklif, ülkenin AB bütçesine yaptığı net katkıyı yaklaşık yüzde 60 artıracak. Almanya da bütçenin toplam büyüklüğüne ve mali yükün üye ülkeler arasında paylaşılmasına ilişkin çekincelerini sürdürüyor. Associated Press’in 15 Ekim tarihli haberine göre, bütçeye net katkı sağlayan ülkelerin yanı sıra tarım ve bölgesel kalkınma fonlarından yararlanan ülkeler de İrlanda’nın teklifine itiraz ediyor.
AB içinde özellikle daha az gelişmiş bölgelerin ekonomik kalkınmasını destekleyen uyum politikası fonları, tartışmanın diğer önemli ayağını oluşturuyor. İspanya, İtalya ve Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri açısından bu kaynaklar, altyapı yatırımlarının, bölgesel kalkınma programlarının ve ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasının önemli finansman araçları arasında bulunuyor.
Tarım desteklerinin korunması da Fransa’nın yanı sıra tarımsal üretimin önemli ekonomik ve siyasi ağırlığa sahip olduğu birçok üye ülkenin öncelikleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bütçe anlaşmazlığı yalnızca harcamaların artırılıp artırılmamasıyla sınırlı değil. Üye ülkeler, mevcut kaynakların hangi alanlara aktarılması gerektiği konusunda da farklı yaklaşımlar benimsiyor.
İrlanda’nın önerisi, bu iki talep arasında denge kurmayı amaçlıyordu. Financial Times‘ın 10 Ekim tarihli haberine göre, teklifte tarım ve bölgesel kalkınma harcamalarında yaklaşık yüzde 3, rekabetçilik ve güvenlikle bağlantılı programlarda yüzde 13, dış politika ve uluslararası kalkınma alanlarında ise yaklaşık yüzde 17 oranında kesinti öngörülüyordu. Böylece İrlanda’nın uzlaşma girişimi, geleneksel AB politikalarına ayrılan kaynakları görece korurken Birliğin yeni stratejik öncelikleri için planlanan harcamaları daha fazla sınırlandırmayı hedefliyordu.
Savunma, Rekabetçilik ve Göç: AB Bütçesinin Yeni Öncelikleri
Bütçe müzakereleri, Avrupa Birliği’nin gelecek yıllarda hangi politikalara öncelik vereceğine ilişkin daha geniş bir tartışmayı da yansıtıyor. AB bütçesinin geleneksel olarak en önemli iki harcama alanını Ortak Tarım Politikası ile ekonomik, sosyal ve bölgesel uyum politikaları oluşturuyor. Komisyonun yeni teklifi ise savunma, teknolojik yenilikler, sanayi politikası ve sınır güvenliği gibi alanlara daha fazla kaynak ayrılmasını öngörüyor. İrlanda’nın 10 Ekim tarihli müzakere belgesinde, ekonomik ve bölgesel uyum, tarım ve ilgili güvenlik politikalarını kapsayan bütçe başlığına yaklaşık 1,03 trilyon avro ayrılması öneriliyor. Rekabetçilik, refah ve güvenlik başlığı altında ise yaklaşık 514 milyar avroluk harcama öngörülüyor.
Yeni bütçenin dikkat çeken unsurlarından biri Avrupa Rekabetçilik Fonu. Komisyonun sanayi, teknoloji, araştırma, savunma ve yenilikçilik yatırımlarını desteklemek amacıyla önerdiği bu fonun, araştırma programlarını da içeren geniş finansman paketi için İrlanda’nın teklifinde yaklaşık 403 milyar avro öngörülüyor. Bu toplamın yaklaşık 158 milyar avrosu araştırma ve yenilikçilik programı Horizon Europe’a, yaklaşık 114 milyar avrosu ise dayanıklılık, güvenlik, savunma sanayisi ve uzay alanlarıyla ilişkili programlara ayrılıyor. İrlanda’nın teklifindeki kesintilere rağmen bu alanlar için öngörülen kaynaklar, mevcut bütçe dönemine kıyasla önemli ölçüde artıyor.
Göç ve sınır yönetimi de yeni bütçede ağırlığı artan alanlar arasında bulunuyor. İrlanda’nın müzakere belgesinde bu alanlara cari fiyatlarla yaklaşık 34,2 milyar avro ayrılıyor. Mevcut 2021-2027 bütçesinde aynı başlık için öngörülen tutarın yaklaşık üç katı.
Bununla birlikte yeni bütçe taslağı yalnızca harcamaların dağılımını değil, fonların yönetim biçimini de değiştirmeyi hedefliyor. Komisyonun önerdiği Ulusal ve Bölgesel Ortaklık Planları, tarım, uyum politikası, balıkçılık, göç ve güvenlik gibi farklı alanlardaki finansman programlarını daha bütünleşik bir yapı altında toplamayı amaçlıyor. AB Konseyi, 16 Haziran 2026’da bu modele ilişkin kısmi müzakere pozisyonunu kabul etti.
Yeni sistem, kaynakların kullanımını kolaylaştırmayı ve idari işlemleri azaltmayı hedefliyor. Ancak aynı zamanda ulusal hükûmetlerin bütçe programlarının hazırlanmasındaki rolünü artırabileceği için bölgesel yönetimlerin katılımı ve fonların demokratik denetimi konusunda tartışmalara yol açıyor.
Avrupa Parlamentosu da bütçenin daha esnek hâle getirilmesini desteklemekle birlikte bu esnekliğin şeffaflık ve demokratik denetim mekanizmalarını zayıflatmaması gerektiğini savunuyor. Parlamentonun Bütçe Komisyonu, 15 Nisan 2026’da açıkladığı pozisyonda, savunma ve rekabetçilik gibi yeni önceliklerin finansmanının tarım ve uyum politikası kaynakları korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
AB Yeni Bütçeyi Nasıl Finanse Edecek?
Harcamaların büyüklüğü kadar tartışmalı bir diğer konu, AB’nin yeni bütçe için gerekli gelirleri nasıl sağlayacağı.
Birliğin bütçesi büyük ölçüde üye ülkelerin gayrisafi millî gelirleri üzerinden yaptıkları katkılar, gümrük vergileri ve katma değer vergisi temelli kaynaklarla finanse ediliyor.
Avrupa Komisyonu, üye ülkelerin doğrudan katkılarını artırmadan yeni harcamaları karşılayabilmek amacıyla alternatif gelir kaynakları oluşturulmasını öneriyor. Bu kapsamda karbon emisyon ticaretinden elde edilen gelirlerin bir bölümünün AB bütçesine aktarılması, sınırda karbon düzenleme mekanizmasının gelirlerinden yararlanılması, elektronik atıklar ve tütün ürünleri üzerinden yeni katkılar alınması ve büyük şirketlerin yıllık cirolarına dayalı bir finansman mekanizması kurulması gündemde bulunuyor.
İrlanda’nın 10 Ekim tarihli uzlaşma önerisi, yeni öz kaynaklar sayesinde yıllık yaklaşık 55 milyar avro gelir elde edilmesini hedefliyor. Ancak üye ülkeler bu kaynakların oluşturulması konusunda da uzlaşmış değil.
Finansman tartışmasının bir başka boyutunu, COVID-19 salgınının ekonomik etkileriyle mücadele amacıyla oluşturulan NextGenerationEU programı kapsamında yapılan ortak borçlanmanın geri ödenmesi oluşturuyor. Avrupa Komisyonuna göre, 2028’de başlayacak ve 2058’e kadar devam edecek geri ödemeler için 2028-2034 bütçesinde toplam 168 milyar avro (2025 yılı sabit fiyatlarıyla yaklaşık 149 milyar avro) ayrılması öngörülüyor. Bu yükümlülükler, yeni bütçede diğer politikalara ayrılabilecek kaynakların bir bölümünün geçmişte yapılan ortak borçlanmanın geri ödenmesine yönlendirilmesi anlamına geliyor. Avrupa Parlamentosu ise ortak borçlanmanın geri ödemelerinin yeni politikaların finansman kapasitesini azaltmaması gerektiğini savunuyor.
Liderler Bütçede Anlaşamıyor
Bütçenin kabul edilmesi için öncelikle 27 üye ülkenin AB Konseyinde oybirliğine ulaşması gerekiyor. Ardından Avrupa Parlamentosunun onayı alınacak. Yeni öz kaynaklara ilişkin kararların ise ayrıca üye ülkelerin anayasal usullerine göre ulusal düzeyde onaylanması gerekiyor. Bu nedenle liderlerin siyasi anlaşmaya ulaşması, bütçe sürecinin tamamlandığı anlamına gelmeyecek.
15 Ekim’deki zirvede herhangi bir rakam üzerinde nihai uzlaşma sağlanamazken Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’dan görüşmeleri sürdürmesi istendi. AB liderlerinin hedefi, 2026 yılı sona ermeden siyasi anlaşmaya varmak. Bunun için kasım ayında yeni görüşmeler yapılması veya 17-18 Aralık’ta düzenlenecek Avrupa Konseyi toplantısında uzlaşma aranması gündemde.
Ancak yıl sonuna kadar anlaşma sağlanması hukuki bir zorunluluk değil. Müzakerelerin 2027’ye uzaması durumunda, yeni bütçeye ilişkin mevzuatın ve finansman programlarının zamanında hazırlanması zorlaşabilir. Böylece AB’nin gelecek yedi yıllık bütçesi, yalnızca mali kaynakların paylaşımı değil, Birliğin ekonomik bütünleşme, bölgesel dayanışma, savunma ve stratejik özerklik hedefleri arasında nasıl bir denge kuracağı sorusunun da merkezinde bulunuyor.







