25 Ekim Pazar gecesi sandıklar kapanalı iki saat olmuştu ki Aleksandar Vučić, Belgrad’da Sırp İlerleme Partisinin seçim merkezinde kameraların karşısına geçti ve ondan çok az kişinin duymayı beklediği şeyi söyledi. Elindeki sonuçlara göre seçimi kaybetmişlerdi. Yıllardır seçim kazanan, medyanın büyük bölümünde de sözü geçen, parti örgütü sağlam bir iktidar sandıkta nasıl yenilebilmişti?

Öğrenci Listesinin 250 sandalyeli parlamentoya 135 ila 140 milletvekili sokması bekleniyordu, Vučić’in listesine ise 105 civarında sandalye kalacaktı. İlk projeksiyonlarda Öğrenci Listesi yüzde 51’in üzerinde oy almış, Vučić’inki ise yüzde 40 civarında kalmıştı. Oy sayımı bitmeden gelen itiraf Belgrad sokaklarını kutlamaya boğdu. Bir ay önce cumhurbaşkanlığından ayrılıp başbakanlık için yarışmaya hazırlanan siyasetçi, 2012’den beri ülkeyi yöneten hareketinin parlamento çoğunluğunu kaybettiğini duyurdu.

Cevabın ucu, seçimden iki yıl önce Novi Sad tren istasyonunda yaşanan faciaya çıkıyor.

16 Kişinin Ölümüyle Başlayan Sırbistan Genelindeki Kitlesel Protestolar

1 Kasım 2024’te yenilenmiş istasyonun beton saçaklığı çöktü, on altı kişi öldü. Ardından başlayan protestolarda ihale süreçleri ve inşaat denetimi masaya yatırıldı, siyasi sorumluluk da konuşuldu. Göstericiler ölümlerin ardındaki kararların ve ihmallerin aydınlatılmasını istedi, yönetim ise yolsuzluk suçlamalarını reddetti.

Novi Sad’ın etkisi ilk günlerle sınırlı kalmadı. Modernleşmenin vitrini diye sunulan bir istasyonun güvenliği sorgulanırken sorular hep aynıydı. İşin parasını kim ödemişti, denetim kimdeydi? Cevap mahkeme dosyalarında saklıydı. Eylemlerin gündemi de zamanla savcıların bağımsızlığına, kamu ihalelerinin açıklığına ve oradan bilgiye erişim hakkına genişledi.

İlk eylemler ölenler için tutulan bir sessizlik duruşuyla başladı. Sonra fakültelerde dersler durdu, öğrenciler binalarda nöbete girdi, mahalle sakinleri evlerinden yemek getirip yatacak yer buldu.

Öğrencilerin kullandığı kırmızı el izi, sorumluların ortaya çıkarılması talebinin simgesine dönüştü. Ocak 2025’te dönemin Başbakanı Miloš Vučević istifa etti, mart ayında Belgrad büyük bir yürüyüşe tanık oldu. Protestoların aylarca sönmemesinde öfkenin yanı sıra kurulan ilişkilerin de payı vardı. Çiftçiler traktörleriyle yürüyüşlere katıldı; öğretmenler ve başka meslek grupları da buna destek verdi.

Bu hareketin öbür muhalefet çevrelerinden farkı, sesini tek bir lidere emanet etmemesiydi. Üniversitelerdeki açık toplantılarda kararlar tartışıldı, sözcüler sırayla değişti. Bu işleyiş kararları elbette süreci ağırlaştırmış olabilir, ama protestoyu tek bir kişinin siyasi kaderine bağlamaktan korudu. Farklı görüşlere sahip insanlar da ortak bir talepte daha rahat buluştu.

Köy Yollarında Yürüyen Kampanya, Artan Sandığa Gitme Oranı

Öğrenciler bir süre sonra meydanların yetmeyeceğini gördü. Sandıkta çoğunluğun anahtarı Belgrad’ın dışındaki seçmendeydi. Aylar boyunca yürüdüler, bisiklet sürdüler, küçük kasabalarda kapı çaldılar. Vučić’e geleneksel olarak oy veren kırsal bölgelerde yüz yüze konuşmaya çalıştılar.

Televizyondaki tartışma programlarında birbirine bağıran siyasetçilerden bıkmış bir seçmeni düşünün. Kapısını çalan gence soracağını doğrudan sorabildi. Öğrenciler köylerde yolsuzluğu da, hastane ve okul sorunlarını da tarımdaki geçim sıkıntısını da dinledi. Köy ve kasabalardaki bu temaslar, hareketin üniversite çevrelerinin ötesine ulaşmasına katkıda bulundu.

Eylül ayında seçim için 69 bini aşkın geçerli imza topladılar. 250 kişilik listede hekimler, akademisyenler, çiftçiler, sanatçılar vardı, öğrencilerin kendisi ise aday değildi. İlk sırada kardiyolog Ilija Srdanović yer aldı. Kimin sorumluluk alacağı sorusuna öğrenciler cevabı bu isimlerle verdi.

Aday seçiminde de aynı anlayış sürdü. Harekete yakın herkes milletvekili adayı olmadı, adayların önemli bir bölümü daha önce üst düzey siyasette görev almamıştı. Hareket böylece yeni bir lider kültü kurma eleştirisinden uzak durmaya çalıştı.

Yerleşik muhalefetin bazı partileri aday çıkarmayıp öğrenci listesine destek verdi. Yıllardır bölünen iktidar karşıtı oylar sonunda ortak bir adres buldu, üstelik bu adres eski muhalefet liderlerinin taşıdığı siyasi bagajdan uzaktı.

22 Ekim’de Belgrad’daki Slavija Meydanı’nda yapılan son mitinge yaklaşık 150 bin kişi geldi. Üç gün sonra saat 19.00 itibarıyla katılım yüzde 67,6’ya çıktı ve önceki seçimlere göre belirgin bir artış kaydedildi.

Vučić Yönetiminin Elindeki İmkânlar ve Sandığın Güvenliği

Gençlerin heyecanı Vučić’in yenilgisinde belirleyiciydi, ama iktidarın kendi işleyişi de en az o kadar ağırlık taşıdı. Sırp İlerleme Partisi yıllarca ekonomik büyümeyi, altyapı yatırımlarını, maaş ve emekli aylığı artışlarını öne çıkardı ve kendisini ülkeyi dış krizlerden koruyabilen tecrübeli bir yönetim olarak sundu. Seçmenin bir bölümü bu gerekçelerle partinin yanında kaldı.

Ne var ki, ekonomideki kazanımlar devlete olan güveni kendiliğinden getirmiyor. Bir istasyonun yenilenmesinde kimin hangi kararı verdiğini öğrenemeyen yurttaş, daha büyük işlerde denetimin nasıl yapıldığını da sormaya başlıyor.

Seçim kampanyasının koşulları da ayrı bir tartışma konusu. Bağımsız gözlem kuruluşu CRTA kampanya boyunca 116 fiziksel şiddet ve tehdit olayı kaydetti. Aynı rapora göre kamu görevlilerinin 1.500’den fazla etkinliğinin 650’den fazlasında kamu kaynaklarının ya da makamın kötüye kullanılması unsurları vardı; 250’den fazla durumda ise iş, sözleşme, yardım ve kamu hizmetleri destek kazanmak için baskı aracına dönüştü.

Seçim günü gözlem yapılan sandıkların önemli bir bölümünde usulsüzlük bildirildi. Gözlemcinin kaydetmesi başka, mahkemenin karara bağlaması başka. İddiaların her biri ayrı ayrı soruşturulmadan hüküm kurmak doğru olmaz.

Raporun dikkat çeken tespiti, devlet ile parti arasındaki sınırın silikleştiği. Bunu en iyi yayın süreleri gösteriyor. Ulusal kanallarda siyasi reklam süresinin yüzde 93’ünü Vučić’in listesi kullandı, Öğrenci Listesinin payı yüzde 2’de kaldı. Aynı kanallarda yetkililerin yayın payı kampanya boyunca üçte ikiden dörtte üçe yaklaşırken, muhalefet içinde en çok süre alan Öğrenci Listesi kendisine ayrılan sürenin yüzde 80’inden fazlasında olumsuz biçimde sunuldu.

Bu medya eşitsizliği, “öğrencilerin köy köy dolaşarak” yürüttüğü yüz yüze kampanyanın önemini artırdı. Televizyonlarda sınırlı ve çoğunlukla olumsuz temsil edilen hareket, seçmenle doğrudan temas kurarak mesajını kendi sözleriyle aktarma imkânı buldu.

Başarıyı oy sayısıyla ölçmek yetmiyor. Seçmen oyunun korunacağına inanıyor muydu, bunu da sormak lazım. Katılımın yüksekliği aslında biraz da bu güvensizliğe verilmiş bir yanıt gibiydi. Yıllarca siyasetin uzaktan seyircisi olanlar bu kez hem oy kullandı hem de oyunun peşinde koştu.

Öğrenciler binlerce gönüllüyü sandık başında gözlemci olarak örgütledi. 25 Ekim gecesi Vučić’in yenilgiyi kabul etmesi gerilimin seyrini değiştirdi. Yine de kesin sonuçlar henüz açıklanmadı; itirazların incelenmesi ve yeni parlamentonun toplanması da öncelikler arasında yer alıyor.

Meydanlardan Hükûmete Zorlu Geçiş

Öğrenci Listesinin önündeki iş şimdi daha zor. Meydanda ortak bir talep etrafında birleşmek görece kolaydı, hükûmete ise bütçe yazılacak, mahkemelerin bağımsızlığı slogan olmaktan çıkıp günlük işe dönüşecek. Yeni bir kadro göreve geldi diye yıllardır kurulmuş idari ilişkiler ertesi sabah dağılmayacak.

Hareketin temel gücünü oluşturan kolektif ve lidersiz yapılanma, hükûmet kurulurken en çok zorlanacağı yer olabilir. Başbakanı kim belirleyecek, bakanlıkları kim paylaştıracak? Bütçe, yasa ve kriz günlerinde imza atan birinin adı gerekiyor. Listenin başındaki Ilija Srdanović bu yüzden ilginç. Kendisine liste lideri denmesine itiraz ediyor, kendini “eşitler arasında ilk” diye tanımlıyor. Kampanyada hareketi koruyan bu tutum, hükûmette sorumluluğun kimde olduğunu belirsizleştirebilir. Hesap sorma vaadiyle yükselen bir hareketin hesap verecek bir adres göstermesi, iktidarın ilk haftalarında karşısına çıkacak en güç sorulardan biri olabilir.

Eylül ayında açıklanan on bir maddelik program, hukuksuz elde edilen varlıkların geri alınmasından savcılığın soruşturma kapasitesinin artırılmasına uzanan öneriler içeriyor. Ücretsiz ders kitabı ve ilaç fiyatlarında indirim gibi vaatler de var. Bunların hayata geçmesi için yasal çoğunluk yetmez; bütçe hesabı ve çalışan kurumlar da gerekir. Kamu ihalelerinin incelenmesi, yargı atamaları ve kamu medyasının yönetimi yeni parlamentonun ilk sert gündem maddeleri arasında olacak.

Hemen sonuç isteyenlerle her adımın usulüne uygun atılmasını isteyenler arasında görüş ayrılığı çıkabilir. Hızlı bir tasfiye tüm kurumları kilitleyebilir; hiçbir şeye dokunmamak ise meydanlarda verilen sözlerle bağdaşmaz. Öğrenciler adına seçilen adaylar bu iki baskının arasında yol bulmak zorunda.

Dış politikada ortada kolay bir yol yok. Sırbistan Avrupa Birliği üyelik sürecini sürdürüyor, ama Kosova konusunda ülke içinde güçlü bir hassasiyet var. Rusya ile enerji, Çin ile yatırım ilişkileri de sürüyor. Öğrenci Listesi Rusya’ya yaptırım uygulamayacağını söyledi, Kosova konusunda da mevcut anayasal yaklaşımın dışına çıkan bir çözüm önermedi. Belgrad’ın dış ilişkilerinde bir gecede yön değişikliği beklemek için ortada pek bir işaret yok.

Hesap Verebilir Bir Devlet Talebi Gerçeğe Döşecek mi?

İki yıl önce üniversitelerde başlayan açık tartışma geleneği bakanlık koridorlarına taşınabilecek mi? İnsanları siyasetten uzaklaştıran şey hesap verilmeyen kararlarsa, yeni yönetim kendi kararlarını da denetime açmak zorunda kalacak.

Novi Sad’daki istasyonun önünde tutulan yas, iki yıl sonra milyonlarca seçmenin katıldığı, iktidarın yenilgiyi kabul ettiği bir seçime ulaştı. Önlerinde hâlâ ilk günün talebi var. On altı kişinin ölümüne ilişkin sorular yanıtlanacak mı, hiçbir makamın hesap verme yükümlülüğünden muaf tutulmadığı bir ülke kurulabilecek mi?

Meydanda hesap sormak bir seçimle sonuçlanabilir, hesap vermeyi alışkanlığa çevirmek yıllar alır. Bu kez sözünü tutması beklenenler, öğrencilerin desteklediği isimler.

Arka Plan: Sırbistan’da 14 Yıllık Vučić Dönemi

2012’de başlayan Sırp İlerleme Partisi (SNS) iktidarında Aleksandar Vučić, başbakan yardımcılığı, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı görevleriyle ülke siyasetinin belirleyici ismi oldu.

Yönetim, ekonomik büyümeyi ve altyapı yatırımlarını öne çıkarırken yolsuzluk, kayırmacılık ve medya baskısı eleştirileriyle karşılaştı. Freedom House kurumların siyasallaşmasına, AGİT ise seçimlerde iktidarın orantısız avantajına ve seçmen üzerindeki baskılara dikkat çekti.

Dış politikada AB üyelik hedefiyle Rusya ve Çin’le yakın ilişkileri birlikte sürdürmeye çalıştı. Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına katılmadı; Çin, önemli bir yatırım ortağı hâline geldi.

Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü desteklediğini açıklamasına rağmen, ülkedeki Sırp Cumhuriyeti (RS) entitesinin ayrılmasını savunan Milorad Dodik’e siyasi destek verdi. 2025’te Dodik hakkındaki mahkûmiyet kararına karşı çıktı. Vučić ayrıca, BM’nin 2024’te Srebrenica Soykırımı için uluslararası anma günü ilan eden kararını engellemeye çalıştı. Bu tutumlar, Bosna-Hersek’le ilişkilerde başlıca gerilim konuları arasında yer aldı.