Ukrayna sınırını geçeli henüz beş dakika olmuşken telefonuma bir kısa mesaj geliyor. Ülkenin batısını hedef alan geniş çaplı bir hava saldırısının başladığını bildiriyor. Mesaj beni tedirgin ediyor. Gideceğim şehir cepheden uzakta olsa da saldırı tehdidinden uzak değil.

Bu yolculuk için altı yıl bekledim. Ukrayna’ya ilk gitmek istediğim 2020 yılında koronavirüs salgını başladı ve pandemi nedeniyle seyahat planım ertelendi. Ardından Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgal geldi. Nihayet Ağustos 2026’da, çatışmalar devam ederken ülkenin batısındaki Lviv’e gitmek üzere yola çıktım.

Sınırdan Lviv’e Uzanan Tedirginlik

Ukrayna’ya Polonya üzerinden kara yoluyla geçmeyi tercih ediyorum. Gece yarısı Varşova’ya indiğimde havalimanının yanındaki otogarda Ukrayna’nın farklı şehirlerine giden otobüsler görüyorum. Saat ilerlemiş olmasına rağmen otogar kalabalık; peş peşe otobüsler geliyor. Daha hızlı ve biraz daha konforlu gidebilmek için Ukrayna plakalı bir otomobilin şoförüyle anlaşıyor, gece yarısından sonra sınır yoluna çıkıyorum.

Sabah saat beş civarında, güneş doğarken Polonya’dan çıkış yapmak üzere sınır kapısına varıyoruz. Araçtaki Ukraynalı yolcuların işlemleri kısa sürüyor. Benim Türk pasaportumu gören görevli ise nereden geldiğimi, nereye gittiğimi ve seyahatimin amacını soruyor. Ardından pasaportumu alıp başka ofislere gidiyor. Yaklaşık yarım saatlik bekleyişin sonunda işlemlerim tamamlanıyor. Ukrayna tarafında ise görevli, “Günaydın” diyerek pasaportuma giriş damgasını basıyor. Tam araçlara binip yola devam edecekken bu sefer de sınır kapısının saldırı alarmları çalıyor ve on dakikalığına herkes bir köşede durup alarmın susmasını bekliyor. Bana oldukça tuhaf gelse de anladığım kadarıyla ve daha sonra birkaç kere daha tanık olacağım üzere, bu saldırı alarmları oldukça yaygın ve hayatın bir parçası hâline gelmiş.

Telefonuma hava saldırısı uyarısının geldiği an, bu geçişin hemen sonrası. Lviv’in çatışmaların yoğunlaştığı bölgelere uzaklığına güvenerek çıktığım yolculukta tedirginliğim artıyor. Saldırı uyarılarını ve gelişmeleri gösteren haritalar, burada olup biteni takip etmek için başvurulan araçlar arasında.

Sınırdan yaklaşık iki saat sonra, sabah sekiz civarında Lviv’e varıyoruz. Güneşli bir perşembe sabahı. Günün henüz ilk saatleri olmasına rağmen sokaklar şaşırtıcı derecede kalabalık. Şehirde dolaşmaya başladıkça, cepheye uzaklığın çatışmaların etkisinden uzak olmak anlamına gelmediğini görüyorum.

ukrayna rusya savaş lviv barış silah günlük hayat ateşkes

Ukrayna sınırını geçtikten sonra Taha Yasin Erel’in telefonuna gelen saldırı uyarısı.

Cephedeki Kayıplar Lviv Şehrinin Sokaklarına Yansıyor

Sokaklarda hayatını kaybeden askerlerin fotoğrafları var. Lviv’de sokak çatışmaları yaşanmıyor; ancak cepheye gidenlerin ve geri dönemeyenlerin varlığı şehrin gündelik hayatında hissediliyor. Fotoğraflar, cephedeki her ölümün geride kalan aileler ve topluluklar için de bir kayıp olduğunu hatırlatıyor.

Ukrayna’nın Müslüman toplulukları da bu kayıpları yaşıyor. Harkiv’de bir camide imamlık yapan Artur Yakubov’un ölümü, ailesini olduğu kadar cemaatini de bir eksikle bıraktı. Ukrayna merkezli haber sitesi Novynarnia’nın aktardığına göre, geniş çaplı işgalin ardından ailesini yurt dışına çıkaran Yakubov, ülkesine dönerek yardım çalışmalarına katıldı. 2023’te gönüllü olarak savunma güçlerine girdi; Mayıs 2024’te Harkiv bölgesindeki çatışmalarda hayatını kaybettiğinde 34 yaşındaydı. Geride eşi ve üç çocuğu kaldı.

Seferberliğin gündelik hayata yansıması da yolculuk boyunca aklımda. Ukraynalı arkadaşım, pasaportumu ve Türk kimliğimi yanımdan ayırmamam gerektiğini özellikle söylüyor. Sokakta erkeklerin durdurularak askerlik durumlarına ilişkin kontroller yapılabildiğini anlatıyor. Böyle bir kontrole rastlarsam yabancı bir ziyaretçi olduğumu gösterebilmem için belgelerimi taşımamı öneriyor. Aksi takdirde kendimi kanıtlayamazsam geceyi nezarette geçirmem oldukça olası; çünkü Ukraynalı genç erkeklerin orduda yer almaması ya da ülkeyi terk etmesi için geçerli bir mazeret bulması neredeyse imkânsız.

Cephedeki kayıpların başka bir yansıması da yaralanmış, gazi olmuş genç erkeklerin sayısının çokluğu. Sokakta yürürken onlarca yaralı asker gördüm. Bazılarının birer bacağı ya da kolu ampute edilmiş; bazıları ise mayına basıp iki bacağını kaybettiği için sokakta tekerlekli sandalyeyle ilerliyor. Tüm sokaklar adeta bir savaş hastanesinin bahçesi gibi.

ukrayna rusya savaş lviv barış silah günlük hayat ateşkes

Lviv sokaklarında sergilenen füze ve silahlar. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

Elektrik Kesintileri ve Sokağa Çıkma Yasağı

Şehirde sık karşılaştığım bir diğer şey jeneratörler. Elektrik kesintilerine karşı işletmelerin ve büyük binaların önünde yerlerini almışlar. Enerjiye erişimdeki kesintiler, burada hayatın hangi koşullarda sürdüğünü hatırlatan ayrıntılardan biri.

Akşama doğru otele geçiyorum. Resepsiyonda saksı olarak kullanılan bir mühimmat taşıma tüpü dikkatimi çekiyor. Sokaklarda gördüğüm askerî malzemeler, bu kez bir otelin girişinde gündelik bir eşyanın yerini almış.

Resepsiyon görevlisi, kaldığım dönemde gece yarısından sabah beşe kadar sokağa çıkma yasağı uygulandığını söylüyor. Acil bir durum dışında bu saatlerde dışarıda bulunmamam gerektiğini, aksi hâlde devriyelerle sorun yaşayabileceğimi belirtiyor. Şehirde geçireceğim akşamların planını bu saatlere göre yapıyorum.

Bir başka yürüyüşümde ise kurşun ve şarapnel izleriyle kaplı, ağır hasarlı bir araçla karşılaşıyorum. Yanında füzeler, roketler ve başka mühimmatlar sergileniyor. Otel resepsiyonunda gördüğüm taşıma tüplerinden burada da var. Askerî malzemeler, şehrin içinde insanların durup baktığı bir açık hava sergisine dönüşmüş.

Esirlerin Akıbeti Meydana Taşınıyor

Ertesi gün Opera Binası’nın önünden gelen seslere doğru yürüyorum. Meydanda bir koşu etkinliği düzenleniyor. 2022’deki Mariupol kuşatması ve Azovstal savunmasının ardından Rus ordusu tarafından esir alınan Azov Taburu askerlerinin serbest bırakılması için bir araya gelen siviller ve askerler, esirlerin akıbetine dikkat çekmeye çalışıyor. Etkinlik kapsamında düzenlenen kısa mesafe maraton koşusu, fiziksel dayanıklılık testleri ve toplanan bağışlarla hem esir askerlerin ailelerine moral ve destek sağlanıyor hem de birlik için maddi kaynak oluşturuluyor. 24 Ağustos Bağımsızlık Günü öncesinde düzenlenen bu etkinlik, hem esir askerlerin akıbetini unutturmamayı hem de halkın savunma bilincini diri tutmayı amaçlıyor.

Meydanda insansız hava araçları ve silahlar sergilenirken, olası yaralanmalarda ilk yardım ve pansuman uygulamaları konusunda eğitimler veriliyor; ayrıca farklı mühimmatların vücutta nasıl tahribat yarattığını somutlaştıran çeşitli medikal yaralanma maketleri sergileniyor.

Ben de burada, sergilenen 40 milimetrelik tamburlu bir bombaatarla fotoğraf çektiriyorum. Bu fotoğraf, seyahatten geriye kalan ve askerî araçların şehir hayatında ne kadar görünür hâle geldiğini hatırlatan karelerden biri oluyor.

ukrayna rusya savaş lviv barış silah günlük hayat ateşkes

Lviv şehir merkezinde Azov Taburu’nun esir alınan askerlerinin serbest bırakılması için gösteri yapanlar ve bu amaçla düzenlenen panayır. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

Tarihî Yapıları Korumak, Yeni Bir Hayat Kurmak

Saldırı ihtimaline karşı alınan önlemler, şehrin tarihî yapılarında da görülüyor. Şehrin merkezindeki Roma Katolik Latin Katedrali’nin pencereleri kapatılmış, yapının çeşitli bölümleri güçlendirilmiş. Çevresindeki heykellerin etrafına koruyucu düzenekler yerleştirilmiş. Olası saldırıların kültürel mirasa verebileceği zararı sınırlama çabası, şehrin görünümünü de değiştiriyor.

Tüm bu önlemleri anlamaya çalışırken Ukraynalı arkadaşım kendi evlerinde aldıkları tedbirlerden bahsediyor. Telefonundaki fotoğrafta, pencerelerinin camlarını tamamen bantla kapladığını gösteriyor. Sebebi ise olası bir drone çarpması ya da patlamada cam kırıklarının etrafa keskin bir bıçak gibi saplanmayıp bantta yapışık kalması. Bir diğer önlemleri ise evin ana cephesinin tam tersine bakan odaların pencerelerini açık bırakmak veya oda kapılarını örtmemek. Bu yöntem, patlama anında hava basıncını dengeleyerek şok dalgasının etkisini azaltmaya yarıyor. Acı olan tarafı ise tüm bu önlemlerin, daha önceki saldırılarda yaralanan veya hayatını kaybeden insanların deneyimlerinden çıkarılmış dersler olması.

Lviv’in dinî ve kültürel hayatında, evlerini geride bırakarak buraya sığınan Kırım Tatarlarının da yeri var. Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhakı ve 2022’de başlayan geniş çaplı işgal, bazı aileleri ikinci kez yerinden etti. Şehirde Mart 2023’te açılan cami ve İslam kültür merkezi, ibadetin yanı sıra buluşmalar ve çocuklara yönelik etkinlikler için de bir alan oluşturdu.

Bu yeniden yerleşme çabasının örneklerinden biri, Lviv’de Kırım mutfağından yemekler sunan bir işletme kuran Lierane. Önce Kırım’dan, ardından 2022’de İrpin’den ayrılmak zorunda kaldı. The Ukrainian Week’in 2025’te aktardığı hikâyesinde, eşinin cephede bulunması ve sonrasında yaralanması, çocuğuyla yeni bir hayat kurma çabasına eşlik ediyordu. İşletmesinde Donetsk, Luhansk, Sumı ve Kırım’dan gelen, kendisi gibi yerinden edilmiş insanlarla çalışıyordu.

Müzikle Süren Akşamlar, Yasakla Biten Gece

Şehirde dolaşırken karşılaştığım kayıp ve yıkım izlerine, sokaklardan yükselen müzik sesleri eşlik ediyor. Gençler şarkı söylüyor, çevrelerinde toplanan insanlar geleneksel Ukraynaca şarkılara katılıyor. Akşam ilerledikçe sokaklar canlılığını koruyor; mekânlar kalabalık, özellikle gençler dışarıda.

İlk bakışta dört yılı aşkın bir süredir savaş hâlinde olan bir ülkede bu hareketlilik şaşırtıcı geliyor. Ancak dört günlük bir ziyaret, insanların yaşadıklarına ne ölçüde alıştığını ya da bütün bunlarla nasıl başa çıktığını anlamaya yetmiyor. Gördüğüm, saldırı tehdidinin ve kayıpların gündelik hayatı bütünüyle durdurmadığı. Sokakta söylenen bir şarkı, biraz ilerideki asker fotoğraflarını ortadan kaldırmıyor; ikisi aynı şehirde, aynı günün içinde yer alıyor.

Lviv Opera Binası’nda, Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu romanından uyarlanan Esmeralda balesine bilet buluyorum. Salon dolu; farklı yaşlardan insanlar gösteriyi izlemeye gelmiş. Gösteriden önce Ukrayna millî marşı okunuyor. Ardından salondan biri, “Slava Ukraini!” yani “Ukrayna’ya zafer!” diye sesleniyor. Salondakiler, “Heroyam slava!”, “Kahramanlara zafer!” sözleriyle karşılık veriyor.

Gösteri tam başlamadan bir uyarı yapılıyor: “Drone saldırısı olur ve alarmlar çalarsa herkesin sığınaklara gitmesi gerekiyor. Eğer tehlike seviyesi kritik değilse ve saldırı bir saat içinde biterse gösteri devam edecektir.” Bunu duymak oldukça şaşırtıcıydı. Artık insanlar için saldırılar sıradan bir hâl almıştı: Sırada bir saldırı mı var? Tamam, gerçekleşsin ve biz hayatımıza devam edelim. Çünkü artık bunun korkusuyla yaşamanın bir faydası yok.

Gösterinin ardından, sokağa çıkma yasağı başlamadan otele yetişmek için adımlarımı hızlandırıyorum. Akşamı bitiren, bu kez gösterinin son perdesi kadar yaklaşan yasak saati oluyor.

ukrayna rusya savaş lviv barış silah günlük hayat ateşkes

Lviv Opera Binası’ndaki Notre Dame Kamburu oyunu. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

Lviv’den Ayrılırken Geride Kalan Hayat

Lviv’de geçirdiğim dört günün sonunda, kalabalık sokaklar ve dolu salonlar kadar asker fotoğrafları, jeneratörler ve saldırı uyarıları da aklımda kalıyor. Şehirde hayat sürüyor; fakat günlük planlar, güvenlik kaygıları ve kayıplarla birlikte yapılıyor. Dışarıdan bakınca olağan görünen bir akşamın bile ne zaman sona ereceğini sokağa çıkma yasağı belirleyebiliyor.

Ayrılık hazırlıkları sırasında Kiev’deki bir alışveriş merkezine yönelik insansız hava aracı saldırısının haberi geliyor. Lviv’de geçirdiğim günlerin görece sakinliği, ülkenin başka yerlerindeki saldırılarla aynı zamana denk düşüyor. Buraya gelirken otogarda Kiev otobüslerini görünce bir sonraki seferde Kiev’e gitmeyi düşünmeye başlamıştım. Şehrin en büyük ve en işlek alışveriş merkezlerinden birine saldırılınca, insan hiçbir an hiçbir yerde güvende olmadığı hissine kapılıyor. Burada gördüklerimden bütün ülkenin ruh hâline ilişkin bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Ancak gündelik hayatın içine yerleşmiş güvenlik önlemleri, çatışmaların siviller üzerindeki etkisini anlamak için yeterince şey söylüyor.

Dönüşte yine otomobille yola çıkıyorum. Ukrayna’dan çıkış işlemleri kısa sürüyor. Polonya tarafında ise uzun bir bekleyiş başlıyor. Araçların arandığı ve yolcuların sorgulandığı kontroller nedeniyle sınırı geçmemiz yaklaşık altı saat alıyor. Sonunda Varşova’ya doğru devam edebiliyoruz.

Benim için dört günlük ziyaret sona eriyor. Geride kalanlar için ertesi gün yine işe gitmek, çocuklarına bakmak, elektrik kesintilerine ve saldırı ihtimaline göre plan yapmak var. Bir sonraki gelişimde Lviv’i, insanların gündelik hayatlarını bu tehditlere göre düzenlemek zorunda kalmadığı bir zamanda görebilmeyi diliyorum.