Knesset

İsrail’de Yeni Yasalar: Filistinlilere İdam, Araplara Yargı Onayı Olmadan Gözaltı

Knesset’te biri Filistinli tutuklulara idam cezası, diğeri ise İsrail’deki Arap vatandaşların savcılık onayı olmadan gözaltına alınmasını öngören iki tasarı ön onay aldı. Henüz yasalaşma sürecinde olan bu adımlar, “apartheid rejimini yasallaştırdığı” gerekçesiyle tepki çekiyor.

İsrail’de Yeni Yasalar: Filistinlilere İdam, Araplara Yargı Onayı Olmadan Gözaltı
Fotoğraf: Spiroview Inc - Shutterstock.

İsrail Meclisi (Knesset), uluslararası hukuk ve insan hakları çevrelerinde sert tepkilere neden olan iki yasa tasarısını aynı gün onayladı. Filistinli tutuklulara idam cezasını mümkün kılan düzenleme, 39’a karşı 16 oyla ilk oylamadan geçti. Aynı gün Knesset’in Anayasa, Hukuk ve Adalet Komisyonu, İsrail vatandaşı Arapların “kışkırtma” şüphesiyle başsavcılık onayı olmadan tutuklanmasına izin veren başka bir tasarıyı 6’ya 5 oyla kabul etti.

Henüz Genel Kurul’da üç oylama aşaması yapılmadığından, iki tasarının yasalaşma süreci devam ediyor. Her iki girişim de İsrail’de yargı denetimini zayıflatan, ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve Filistinlilere yönelik ayrımcı politikaları yasal zemine taşıyan bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

İdam Cezası Tasarısı İlk Oylamada Kabul Edildi

Filistinli tutuklulara idam cezasını öngören yasa, aşırı sağcı Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) Partisi milletvekili Limor Son Har-Melech tarafından hazırlandı. Oturum sonunda yapılan oylamada tasarı ilk okumada kabul edilirken, benzer içerikteki iki paralel teklif de onaylandı. Bu sonuç, hem iktidardaki koalisyon hem de muhalefetteki Yisrael Beiteinu Partisi’nin “güvenlik” gerekçesiyle aynı çizgide buluştuğunu ortaya koydu.

Yasanın yürürlüğe girmesi için Knesset’te ikinci ve üçüncü okumalardan da geçmesi gerekiyor. Oylamanın ardından Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, X hesabından yaptığı açıklamada, “Söz verdik, yerine getirdik. Teröristler için idam yasası ilk okumada geçti.” ifadelerini paylaştı.

İsrail’de İdam Cezasının Tarihçesi ve Yeni Düzenlemenin Etkisi

İsrail’de idam cezası 1954’te kamu düzenine tehdit oluşturmayan sıradan suçlar (adi suçlar) içiniçin kaldırılmış, sadece soykırım ve savaş suçları gibi istisnai durumlarda yürürlükte bırakılmıştı. Şimdi tartışılan yasa, “İsraillileri öldüren terör suçluları” için idam cezasını zorunlu hâle getirerek ülkenin hukuk sisteminde yarım yüzyılı aşkın bir statükoyu değiştiriyor. İnsan hakları örgütleri, bu düzenlemenin “terör” tanımını genişletip siyasal eylemleri de kapsayabileceğini, böylece Filistinli direnişçilerin ve siyasi mahkûmların doğrudan hedef alınacağını belirtiyor.

Daha önce bu konuda raporlar yayınlayan Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), idam cezasının yeniden gündeme getirilmesini “devlet eliyle ayrımcılığı kalıcı hâle getirecek bir geriye dönüş” olarak nitelemişti. İsrail hukukunu çalışan akademisyenler ise, daha önce benzer güvenlik yasaları tartışılırken, bu tür adımların yargı denetimini zayıflatarak ülkeyi “kalıcı olağanüstü hâl rejimine” sürüklediğini belirtmişti.

Arap Vatandaşlara Yönelik “Kışkırtma” Yasası

Aynı gün Knesset’in Anayasa, Hukuk ve Adalet Komisyonu da, polis ve güvenlik birimlerine başsavcılık onayı olmadan soruşturma açma yetkisi veren “kışkırtma” tasarısını onayladı. Düzenleme, sosyal medyadaki paylaşımları gerekçe göstererek Arap vatandaşların “terör yanlısı kışkırtma” suçlamasıyla tutuklanmasına olanak tanıyor.

Muhalefetteki partilerin milletvekilleri, bu yasanın ifade özgürlüğünü kısıtlayacağını ve binlerce haksız tutuklamaya zemin hazırlayacağını savundu. Demokratlar Partisi milletvekili Gilad Kariv, “Bu yasa, polislerin siyasi motivasyonlarla hareket etmesine ve Arap yurttaşların sistematik biçimde hedef alınmasına yol açacak.” dedi. Komitenin hukuk danışmanları da düzenlemenin anayasal sakıncalar taşıdığı uyarısında bulundu.

Arap vatandaşlar nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor; insan hakları örgütleri, tasarının özellikle bu kesimi susturma amacı taşıdığı görüşünde. Tasarının üç oturumda kabul edilmesi hâlinde, yürürlüğe girmesiyle birlikte savcılık denetimi olmadan tutuklama süreci olağan hâle gelecek.

“Netanyahu Hayatta Kalmak İçin Bu Yasaları Geçiriyor”

Knesset’te aynı gün geçirilen bu iki düzenleme, İsrail siyasetindeki yönelimleri de gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre adımlar, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun içeride aşırı sağcı ortaklarının, dışarıda ise ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin baskısı altında sürdürdüğü politik denge arayışının bir parçası.

Eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in başdanışmanı Nimrod Novik, Netanyahu’nun “İsrail aşırı sağı ile çok güçlü bir Amerikan başkanı arasında son derece hassas bir oyun oynadığını” söylüyor. Novik, Netanyahu’nun hakkındaki yolsuzluk davası nedeniyle Yahudi Gücü ve Dinî Siyonizm gibi partilerin desteğine mahkûm kaldığını, karşılığında onların “tehlikeli ajandalarına” alan açtığını belirtiyor: “Bu partiler Batı Şeria ve Gazze’nin ilhakını, Filistinli nüfusun azaltılmasını ve Kudüs’ün Yahudileştirilmesini istiyor. Netanyahu’nun iktidarının anahtarları artık onların elinde.”

Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eyal Zisser de, Netanyahu’nun önceliğinin siyaseten hayatta kalmak olduğunu vurguluyor. “Netanyahu sonsuz bir savaş istiyor, ama Trump’ın baskısıyla ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı. Şimdi içerideki ortaklarını tatmin etmek için aşırı sağın yasalarını geçiriyor.” diyen Zisser, İsrail’de erken seçim havasının güçlendiğini, Netanyahu’nun koltuğunu koruyabilmek için sağ blokla bağlarını daha da sıkılaştırdığını belirtiyor.

Eski Dışişleri Bakanlığı Sekreteri Alon Liel ise, Başbakan’ın esas baskıyı dışarıdan hissettiğini düşünüyor: “İçeride onu zorlayacak bir güç kalmadı. Ancak uluslararası baskı giderek artıyor. Netanyahu, Trump ve Batı’nın tepkilerini gözetmeden hareket edemez hâle geldi.”

Askerî Başsavcı Tomer-Yerushalmi Olayı

İsrail iç siyasetinde bu tartışmalar yaşanırken, Filistinli bir tutukluya yönelik cinsel şiddeti ifşa eden eski Askerî Başsavcı Yifat Tomer-Yerushalmi hakkındaki gelişmeler de ülkedeki baskı atmosferini yansıttı. İsrail basınına göre Yerushalmi, 10 günlük ev hapsi kararı sonrasında evinde aşırı dozda ilaç alarak intihar girişiminde bulundu.

Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre, Kızıl Davut Yıldızı sağlık ekipleri sabah saat 06.50’de gelen ihbarla Yerushalmi’nin evine ulaştı. Hastaneye kaldırılan eski başsavcının bilincinin açık olduğu ve hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

Yerushalmi, İsrail ordusuna bağlı Sde Teiman askerî hapishanesinde -“Force 100” adlı birliğin askerlerin tarafından- bir Filistinli tutukluya yönelik tecavüz görüntülerini basına sızdırdığı gerekçesiyle 2 Kasım’da gözaltına alınmış, cep telefonunu denize attığından şüphelenilmişti. Polis, cihazı bulmak için Tel Aviv yakınlarında dalgıçlarla arama yapmıştı.

Aşırı sağcı bakanlar ve hükûmet yetkililerinin baskısı sonucu geçtiğimiz hafta görevinden istifa eden Yerushalmi, ifşa ettiği görüntülerle İsrail ordusunun tutuklulara yönelik sistematik şiddetini gündeme taşımıştı. Eski Askerî Başsavcı’nın durumu, Filistinlilere karşı işlenen suçları açığa çıkaran İsrailli yetkililerin nasıl hızla susturulduğunun yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Netanyahu hükûmeti tarafından yapılan açıklamalarda cinsel şiddet vakasının araştırılmasından ziyade bunu belgeleyen görüntülerin basına sızdırılmış olmasına tepki verildiği görüldü. Netanyahu konuyla ilgili yaptığı 10 Kasım’da son açıklamada da görüntüleri “iftira” olarak niteledi. Ekim 2025’te Trump’ın arabulucuğunda başlatılan ateşkes kapsamında 2500 kadar Filistinli esir, İsrail tarafından iade edilirken salıverilmesi 77 kişinin tutuklulukları sırasında öldüğü açıklanmıştı. (AA/P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler