Dosya: "Veri Güvenliği"

Hacktivizm, İfşacılık ve Sosyal Adalet

Hacktivizm bir direniş biçimi mi, yoksa kontrolsüz bir dijital kaos mu? Anonymous’tan Assange ve Snowden’a kadar uzanan hacktivism kavramı, ifşa, sızdırma ve “siber adalet" arasındaki ince çizgide ilerliyor.

Hacktivizm, İfşacılık ve Sosyal Adalet
Fotoğraf: Skrypnykov Dmytro - Shutterstock.

2014’te Apple iCloud’un çökertilmesiyle birçok ünlünün özel çıplak fotoğraflarının sızdırıldığı ve “The Fappening” olarak anılan olayın ardından, bunu haberleştiren medya kuruluşları şaşkındı. Sızıntı, bazıları tarafından “4Chan olarak bilinen hacker”a atfedilmişti. İnternetin karanlık köşelerine aşina olanlar için 4Chan bir kişi değil, anonimliği, kabalığı ve hacktivist kültürüyle ünlü bir görüntü panosu sitesidir.

The Fappening kesinlikle bir hacktivizm örneği olmasa da, bu olay hacktivizmle, kamuoyunun onu nasıl algıladığıyla ve dinamikleriyle ilgili bazı kritik noktaları açığa çıkarıyor. Hacktivizm çoğu zaman biraz rastlantısal ve fırsatçı olur. Genellikle oldukça anarşiktir. Politik konumu ise çoğu zaman tutarlı değildir.

Bir Hacktivizm Kollektifi: Anonymous

Mesela Anonymous’ı ele alalım; muhtemelen en bilinen hacktivist… grup? Hareket? İdeoloji? İşte onu anlamanın zorluklarından biri bu: İnternetle sıkı sıkıya bağlı yapısı nedeniyle geleneksel kategoriler pek uymuyor. Anonymous’ın lideri yoktur, merkezi yoktur, resmi bir örgütlenmesi ya da üyeliği yoktur. Hedeflerini anlatan bir manifestosu yoktur ve kendini Anonymous ilan etmenin önünde hiçbir engel yoktur.

2003 civarında 4chan’de ortaya çıkan Anonymous, o zamandan beri ABD’den Hindistan’a, Türkiye’ye kadar birçok devlete yönelik siber saldırılarda; Scientology Kilisesi gibi dini örgütlere ve PayPal gibi şirketlere karşı eylemlerde rol aldı. Yıllar içinde WikiLeaks, Arap Baharı ve George Floyd protestoları gibi hareketleri desteklemek için de faaliyet gösterdi. Anonymous’ın bir ideolojisi varsa, bu kabaca kolektifin merkezsiz, anarşik yapısıyla ilgilidir: ifade özgürlüğü yanlısı, korsanlıktan yana, internet özgürlükleri yanlısı; örgütlü din karşıtı, elit karşıtı ve yolsuzluk karşıtıdır. Ancak sol mu sağ mı, Batı yanlısı mı karşıtı mı gibi sorular grup içinde hâlâ bölünmelere yol açar. Örneğin Donald Trump’ın seçilmesi ve QAnon’un -aşırı sağcı bir Amerikan komplo teorisi- ortaya çıkışı Anonymous içinde bölünmelere neden olmuştur.

Hacktivist Grupların Temel Özellikleri ve Metotları

Anonymous tek hacktivist grup değildir. Hatta çok uzaktır. Sadece en görünür olanıdır. Hacktivist gruplar daha merkezî veya daha merkezsiz, daha hiyerarşik veya daha yatay, ideolojik açıdan daha sıkı veya daha gevşek bağlara sahip, daha sofistike veya daha amatör olabilir. Hacktivistleri ortaklaştıran şey amaçlarının arenası ve silahlarının türüdür: internet. Hacktivizm özünde bilgisayar ve interneti kullanarak gerçekleştirilen doğrudan politik eylemdir. Bu tam olarak ne anlama geliyor? Genellikle (ama her zaman değil) hacklemeyi içerir: erişim izni olmayan bilgisayar sistemlerine girmek. Bu erişim sağlandıktan sonra hacktivistlerin amaçlarını ilerletmek için kullandığı bazı yöntemler şunlardır:

  • Sızdırma: Gizli veya özel bilgilerin yayımlanması
    Doxxing: Bir kişinin nerede yaşadığı gibi kişisel bilgilerini ifşa etme
    DDoS saldırıları: Bir web servisini sahte isteklerle boğarak erişilemez hâle getirme
    Web sitesi tahrifi veya yönlendirme: Bir sitenin içeriğini değiştirme veya URL’yi başka bir sayfaya yönlendirme
    Yansılama (mirroring): Kaldırılmış veya kaldırılmak üzere olan bir sitenin içeriğini başka bir yerde kopyalayıp barındırma
    Spoofing: Bir web servisine gönderilen verileri erişim kazanmak, dikkat dağıtmak veya rahatsız etmek amacıyla sahteleme
    “Black faxing”: Yazıcı tonerini tüketmek için tamamen siyah sayfalardan oluşan sonsuz fakslara gönderme

Farklı gruplar farklı taktikler uygular ve farklı etik kurallara sahiptir; ancak temel ilke aynıdır: bir hacktivist grup politik hedeflerine ulaşmak için bilgisayar ve internet tabanlı yöntemler kullanır.

Hacktivist gruplar, 1990’lardaki internet forumlarından organik olarak doğdukları için başta bir avantaj elde ettiler; ancak son yıllarda devletler ve şirketler de siber güvenlik ve hatta kendi siber savaş stratejilerine daha çok odaklanmış durumda. ABD gibi hükümetler birçok hacktivist eylemi artık “siber terörizm” olarak yeniden sınıflandırıyor ve bu da bazı yüksek profilli kovuşturmalara yol açtı. Bunların en bilinen ikisi Julian Assange ve Edward Snowden’dır. 

Julian Assange, 2006’da seçilmiş belgeleri yayımlayan kâr amacı gütmeyen WikiLeaks’i kurdu. Dünyanın dört bir yanındaki muhbirlerin sesini duyurmayı amaçlayan site, yayımladığı bazı belgelerin niteliği nedeniyle tartışmalar yarattı. Bu belgelerin yalnızca hükümetleri ve kurumları utandırmakla kalmayıp, insanları tehlikeye attığı da iddia ediliyordu. En büyük tartışma 2010’da WikiLeaks’in Irak Savaşı’na ait 2004-2009 yılları arasındaki 391.832 ABD ordu saha raporunu yayımlamasıyla patladı. Destekçiler için bu sızıntı, ABD ordusunun savaş suçlarını açığa çıkarmıştı. Karşıtlarına göre ise bu belgeler sahadaki ajanları tehlikeye atmış ve normal yargı süreçlerini baypas ederek adaleti saptırmıştı.

Bu olayın ardından Assange, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından hedef hâline geldi. 2012’de Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’ne sığınma talep etti ve 2019’a kadar orada kaldı. 2019’da Ekvador makamlarının sığınmayı geri çekmesi üzerine İngiliz polisi tarafından tutuklandı. ABD’nin iade talepleri ile İngiltere arasındaki beş yıllık süreç sonunda bir pazarlığa varıldı; Assange, ABD suçlamalarını kabul etmesi karşılığında cezası kalmış sayılarak ülkesine, Avustralya’ya dönebildi.

Edward Snowden ise NSA’da çalışıyordu. 2013’te Hong Kong’a uçarak NSA’nın ve müttefik ülkelerin küresel gözetim programlarını ortaya koyan binlerce gizli belgeyi sızdırdı. NSA’nın hukuka aykırı faaliyetler yürüttüğünü savunarak bir muhbir olduğunu ve bunu ifşa etmenin görevi olduğunu söyledi. 2014’te ABD yasalarına göre “muhbir” kriterlerini karşılamadığı ilan edildi.

Sızıntının ardından Hong Kong’da saklandı; ABD yetkililerinin iade talebinden kaçarak nihayetinde 2013’ün sonunda Rusya’ya geçti ve hâlen orada yaşıyor. 2022’de Rus vatandaşlığı aldı, bu da iadesini hukuken imkânsız hâle getirdi. ABD, pasaportunu iptal ettiği için o dönem Snowden fiilen vatansız kalmıştı.

Hacktivizm İyi Bir Şey mi?

Ortaya çıkan tablo epey karmaşık ve dağınık. Bir yanda 4chan kullanıcılarının faks makinelerinin tonerini bitirmesi, diğer yanda sızıntılarıyla insanları tehlikeye atmakla suçlanan bireylerin küresel çapta avlanması… Hacktivizm ve ifşacılık inanılmaz derecede geniş bir alan. Bu nedenle genel geçer yargılara varmak da zor. Hacktivizm sosyal adalete hizmet eder mi? Bu muhtemelen duruma göre değişir. Tıpkı diğer tüm doğrudan eylemler gibi, yönteme ve amaca göre katılırsınız ya da karşı çıkarsınız.

Ama bir de şöyle bakalım: Hacktivizm ve dijital ifşacılığı mümkün kılan araçlar, daha temel bir anlamda demokratik sayılabilir. Yani bir kurumda üst düzeyde olmanıza, güçlü bağlantılarınız olmasına ya da güvenlikten geçebilmenize gerek kalmadan bir şeyleri ifşa edebilirsiniz. Dijital dünya, iktidar sahiplerinin gizli kalmasını istediği bilgileri elde etmek için daha fazla giriş noktası sunar. Ayrıca hacktivistler ve muhbirler için kaçma ihtimalini artırır. VPN gibi araçlar anonimliği koruyabilir. Dahası, bu eylemler küresel ölçekte yapılabildiği için, hükümetlerin hacktivistleri bulması ve yargılaması son derece zorlaşır. Assange ve Snowden kadar görünür ve anonim olmayan örnekler bile, iade süreçlerinin, sığınma hakkının ve jeopolitiğin bu tür kovuşturmaları ne denli karmaşık hâle getirdiğini gösteriyor.

Bu iyi bir şey mi? Genel olarak bakıldığında muhtemelen evet. Normalde gizli bilgiler yalnızca güçlü olanlar yayımlamayı uygun gördüğünde ya da yeterince eskiyip önemini yitirdiğinde açığa çıkar. Hacktivistler bu arzuyu baypas eder. Fakat unutmamak gerekir ki aynı yöntemler iktidar sahipleri tarafından veya bizim tamamen karşı olduğumuz kişiler tarafından da kullanılabilir. Demokrasi ve erişilebilirliğin çift taraflı bir kılıcı olması tam olarak budur. Tek bir kolektif olan Anonymous’ın bile eylemlerine göz attığınızda, kesinlikle karşı çıkacağınız birkaç örnek bulacağınıza garanti verebilirim.

Aynı yöntemler siyasi amaçlarla kullanılabildiği gibi daha basit, daha düşük motivasyonlarla da kullanılabilir. Başta sözünü ettiğimiz The Fappening, gizli belgeler yerine ünlülerin özel fotoğraflarının sızdırılmasıydı. Bazıları bunu ünlüleri kültürel elit olarak sınıflandırarak meşrulaştırmaya çalıştı; ancak çoğu herhangi bir gerekçe bile sunmadı. Daha küçük ölçekte hackleme genellikle kimlik avı, şantaj ve dolandırıcılık için kullanılır.

Bu konu, kapağını açınca içinden her türden öngörülemez şeyin çıkabileceği çok dengesiz bir kutu. Açtığımızda beklenmeyeni beklemeli, bilinmeyene hazırlıklı olmalıyız.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler