Açlık

2025’ten 2026’ya Kalan Kötü Miras: İnsani Yardım Kesintileri

Dünya; çözümsüz çatışmalar, derinleşen iklim krizleri, yardım çalışanlarına yönelik saldırılar, iki ayrı kıtlık ve giderek zayıflayan siyasi iradeyle karşı karşıya. Büyük ölçekli insani yardım kesintilerinin de eklendiği bu tabloda, 2025 insani yardım açısından kayıtlara geçen en kötü yıl oldu.

2025’ten 2026’ya Kalan Kötü Miras: İnsani Yardım Kesintileri
Fotoğraf: Sodel Vladyslav - Shutterstock.

Aralık 2024’ün başında, Cenevre’de serin bir sabah. Birleşmiş Milletler’in insani işlerden sorumlu yeni genel sekreter yardımcısı Tom Fletcher, 2025 Küresel İnsani Görünüm Raporu’nu (Global Humanitarian Overview – GHO) tanıtmak üzere görkemli bir bina olan Palais des Nations’a giriyor. “Dünya yanıyor,” diyor Fletcher gazetecilere, vurgulamak istercesine başını sallayarak. Sağ elinde GHO’nun bir kopyasını tutarak şöyle diyor: “Ve onu böyle söndüreceğiz.”

BM 2025’te 189 Milyon İnsan İçin 47 Milyar Dolarlık Yardım Bütçesi Hedefi Koymuştu

Bir yangın hortumundan çok teknokratik bir yol haritasını andırsa da GHO, Birleşmiş Milletler’in en temel insani ürünü olmayı sürdürüyor. Hem bir planlama aracı hem de bir iletişim rehberi olan bu belge; kimin, nerede ve neden yardıma ihtiyaç duyduğunu, hangi müdahalelerin acıyı hafifletebileceğini ve bunun ne kadara mal olacağını ortaya koyuyor.

Fletcher’ın artık başında olduğu BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nde (OCHA), başlatılması gereken çok sayıda yardım faaliyeti vardı. Kurum çalışanları, dünyanın karşı karşıya olduğu zorlukları saklamıyordu: çözülemeyen çatışmalar, büyüyen iklim krizleri, yardım çalışanlarına yönelik rekor düzeyde saldırılar, yetersiz finansman ve bunların hiçbirine karşı ciddi bir şey yapma konusundaki siyasi isteksizlik. New York’taki BM büyükelçileri de daha umutlu değildi; önlerindeki yılın, Fletcher’ın kendisinden önceki on bir ismin karşılaştığı en zorlu dönemlerden biri olacağını söylüyorlardı.

2025 GHO’nun başlığı şuydu: “Küresel Dayanışmayı Güçlendirmek ve Yerel Toplulukları Güçlendirmek.” Belge, 42 ayrı acil durumda yardıma muhtaç 189 milyon insanı hedefliyor ve bunun için 47,4 milyar dolarlık bir bütçe öngörüyordu. Fletcher, Cenevre’de yaptığı konuşmada raporun kendisinde utanç, dehşet ve umut duygularını aynı anda uyandırdığını söyledi. New York’ta ise BM Genel Sekreteri António Guterres, belgeyi “uluslararası toplum olarak başarısızlıklarımızın bir iddianamesi” olarak nitelendirdi.

Ancak ne Fletcher ne de Guterres -o Aralık ayında Trump’ın malikânesi olan Mar-a-Lago’daki yemek salonunun dışında kimse- ikinci Trump yönetiminin 2025 için hazırladığı kontrolsüz yangını tam anlamıyla öngörebilirdi. Kesintiler o denli sertti ki, Ulusal Perakendeciler Federasyonu verilerine göre Amerikalılar 2025’te Cadılar Bayramı şekerlerine, hükûmetlerinin hayat kurtarıcı insani yardıma harcadığından daha fazla para harcadı.

ABD ile Birlikte Birçok Devlet İnsani Yardım Bütçelerini 2025’te Küçülttü

Elbette önceki dört yıl da kolay geçmemişti: koronavirüs salgını ve Rusya’nın Ukrayna’yı tam kapsamlı işgali, 2019 ile 2022 arasında küresel insani yardım çağrılarının maliyetini neredeyse iki katına çıkardı. Hükûmetler rekor düzeyde kaynak sağladı; 2022’de bu rakam 30 milyar dolarla zirve yaptı. 2023’te Gazze ve Sudan’daki savaşların patlak vermesiyle yardım çağrıları daha da arttı. Ancak bu kez pek çok bağışçı aynı ölçüde karşılık vermedi. Üç yıl sonra, çoğu ülke iddiasını geri çekmiş, Birleşmiş Milletler ve ortaklarını hayat kurtaran programları kısmaya zorlamıştı.

2024’ün sonlarına gelindiğinde mali daralma zaten başlamıştı. İkinci en büyük insani bağışçı olan Almanya, Berlin’in kemer sıkma politikaları kapsamında milyarlarca dolarlık kesinti yaptı. Birleşik Krallık, koronavirüs salgını dönemi ekonomik baskılarını gerekçe göstererek 2021’de 1 milyar dolarlık kesintiye gitmiş ve bu fonları bir daha geri koymamıştı. Körfez’in en büyük bağışçısı ve yükselen bir insani aktör olan Suudi Arabistan yüz milyonlarca doları geri çekti; Japonya ise sadece iki yıl önceki zirvesinden 500 milyon dolar aşağı indi.

Ve bir de Amerika Birleşik Devletleri vardı. 2023 ile 2024 arasında nominal olarak sabit görünse de, Ukrayna nedeniyle 2022’deki zirveye kıyasla insani harcamaları 3 milyar dolar azalmıştı. Buna rağmen ABD, küresel insani finansmanın neredeyse yüzde 40’ını üstlenmeye devam ediyor, yükün rekor seviyeye yakın bir kısmını taşıyordu.

Bütçe Kesintileri BM’yi Personel Sayısını Azaltmaya Zorladı

Daha az kaynakla çalışmak zorunda kalan BM kurumları personel çıkarmaya başladı. 2024’te akut gıda güvensizliği, 295 milyon insanı kapsar hâle gelerek tarihin en yüksek seviyesine ulaştı.

BM yetkilileri “bağışçı yorgunluğundan” söz ediyor ve yardım ile kamuoyu arasındaki bağı daha iyi anlatma sözü veriyordu. Bazıları, uluslararası sistemin bu kadar hızlı çözülebileceğini beklemediklerini kabul ediyordu; ancak 2025’e girilirken durumun bu olduğu konusunda nettildiler.

Trump’ın ilk döneminde BM sık sık hedef alınmış olsa da, 2017-2021 arasında insani bütçeler önemli ölçüde artmıştı. Bu kez kesintiler bekleniyordu, ancak BM içinde pek çok kişi insani geminin en uzun direğinin ayakta kalacağını varsayıyordu.

Bu varsayım, Trump’ın göreve başlamasından sonraki bir hafta içinde çöktü. 20 Ocak 2025’te imzalanan bir başkanlık kararnamesi, yeni yükümlülükleri durdurdu ve tüm ABD dış yardımlarının doksan günlük bir incelemeye tabi tutulmasını istedi. 24 Ocak’ta mevcut tüm yardım programları için “çalışmayı durdur” talimatları gönderildi. 2 Şubat’ta USAID’in internet sitesi kapatıldı. Sonraki on bir ayda ise kaos ve belirsizlik, yerini düpedüz bir yıkıma bıraktı.

Kesintilerin bir kısmını telafi etmesi beklenen özel sektör finansman planı da hiçbir zaman gerçekten hayata geçmedi. 2025’te altmış iki bağışçı devlet, BM Merkezî Acil Durum Müdahale Fonu’na 380 milyon doların üzerinde katkı sağladı. Buna karşılık özel sektörden sadece beş bağış yapıldı; en büyüğü, hâlâ “taahhüt” olarak listelenen, “QC” adlı bir bağışçıdan gelen 2 milyon dolardı.

Özel sektör, BM, sivil toplum kuruluşları ve bağışçı hükümetler tarafından insani ihtiyaçlara yönelik önemli bir çözüm olarak sıkça dile getiriliyor. UNICEF, Dünya Gıda Programı (WFP) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi bazı BM kuruluşları bu alanda belirli başarılar elde etse de, OCHA bugüne kadar özel finansmanı programlarını destekleyecek şekilde sahaya çekmeyi başaramadı.

2025’teki Bütçe Kesintileri Sonucunda 25 Milyon İnsan Daha Az Yardım Aldı

Gelecek için tablo daha parlak görünmüyor. Fletcher’ın OCHA’daki görevine başlamasından bir yıl sonra açıklanan 2026 GHO’nun hükmü yıkıcı ve suçlayıcı nitelikte. Toplam finansman 2016 seviyelerine gerilemiş durumda. Binlerce kişi işini kaybetti. En önemlisi, BM tarafından tespit edilen ihtiyaçların karşılanmadan kalan oranı ürkütücü biçimde arttı.

BM kurumları, azalan kaynakları açlık sınırındaki insanlar için saklayabilmek adına, aç olanlardan gıda kesmek zorunda kaldı. Tek bir yıl içinde iki ayrı kıtlık ilanı yapıldı; bu, yüzyıl içinde bir ilk. Gazze’deki trajediyi önlemek için gereken siyasi irade hiç ortaya çıkmadı. Karanlık sıfatlara alışık bir alanda, 2025 yeni bir unvan kazandı: Kayıt altına alındığı kadarıyla en kötü insani yıl.

Makro düzeyde bu, ihtiyaç seviyesi neredeyse sabit kalmasına rağmen 2025’te 25 milyon daha az insanın yardım alabilmesi anlamına geliyordu.

Gazze, Suriye, Ukrayna ve Bangladeş’teki İnsani Krizlerin Son Durumu

Bu arada, 2025’in ilk altı ayında öldürülen yardım çalışanı sayısı, 2023 öncesindeki tüm kayıtlı yılların toplamını aştı. 1990’ların sonlarından bu yana yardım çalışanlarına yönelik saldırıları izleyen Humanitarian Outcomes adlı STK, bu artışın geçici bir sıçrama değil, uzun vadeli bir kırılma olduğuna dikkat çekti. Bunun en önemli nedenlerinden biri, yardım çalışanlarının ölümünde devlet aktörlerinin -devlet dışı aktörlerden ziyade- giderek daha büyük rol oynaması. Örneğin Gazze, 7 Ekim 2023’te İsrail-Hamas savaşının başlamasından Haziran 2025’e kadar geçen sürede beş yüzü aşkın yardım çalışanının öldürüldüğü, dünyanın en ölümcül insani operasyon sahası olmaya devam ediyor.

Bu gelişme -Orta Doğu’da, Ukrayna’da ve dünyanın başka yerlerinde- insani yardımın meşruiyeti açısından derin sonuçlar doğuruyor. Uluslararası insancıl hukuku korumakla yükümlü devletler artık insani yardımın önündeki başlıca tehdit hâline geliyorsa, tüm uluslararası sistem çökme riskiyle karşı karşıya demektir.

Olumlu görünen gelişmelerin bile karanlık bir arka planı var. Yılın az sayıdaki umut verici hikâyesinden birinde, Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından 2,5 milyondan fazla Suriyeli ülkesine döndü. Ancak 2025’te ABD’nin Suriye’ye sağladığı yardım sadece 139 milyon dolar oldu; bu, bir önceki yıla kıyasla yüzde 63’lük bir düşüş ve insani krizden yeniden yapılanmaya geçmek için tarihsel bir fırsata sahip olan bir ülke için yıkıcı bir kesinti. Suriye, dünyadaki en ağır açlık krizlerinden birini yaşamaya devam ediyor.

Yardım kesintileri diğer yerinden edilmiş topluluklar için de yıkıcı oldu. Dünyanın en büyük mülteci kampı olan Bangladeş’teki Cox’s Bazar’da, Myanmar’dan gelen bir milyondan fazla Rohingya vatansız olarak yaşıyor; yani tamamen insani yardıma bağımlılar. Son bir yılda Myanmar’dan yeni bir Rohingya mülteci dalgası geldi ve Bangladeş’teki nüfusları 1,26 milyona ulaştı. Bu, 2017’den bu yana görülen en büyük artış ve yüzde 25’lik bir sıçrama anlamına geliyor.

Mart 2025’te ABD fonlarını dondurduğunda, WFP Cox’s Bazar’daki aylık gıda yardımını kişi başı 12,50 dolardan 6 dolara düşürdü. WFP ve FAO’nun Kasım 2025’te yayımladığı 2025 Açlık Odak Noktaları raporu, Myanmar’daki Rohingya nüfusunun yüzde 20’sinin artık Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nda (IPC) 4. aşamada olduğunu ortaya koydu; bu, kıtlıktan bir adım önceki seviye. (IPC, kriz ortamlarında gıda güvensizliği ve yetersiz beslenmenin şiddetini ölçmek için kullanılan, 1’den 5’e kadar uzanan standart bir ölçektir.)

2026’ya Girerken İnsani Yardım Adına Olumlu Bir Gösterge Yok

Hayat kurtarıcı yardımların süreceği yönündeki taahhütlere rağmen ABD hükûmeti, milyonlarca insanın açlığın eşiğinde olduğu ülkelerde fonları kesti. Ortaya çıkan gıda kıtlığı, milyonlarca çocukta geri dönüşü olmayan beyin hasarına ve büyüme geriliğine yol açtı. IPC verilerine göre Gazze, Sudan, Güney Sudan ve Yemen’de bir milyondan fazla insan için koşullar hâlihazırda “felaket/kıtlık” aşamasında. Son değerlendirme, Mali’de de binlerce insanın kıtlık koşullarında yaşadığını gösteriyor.

Hayat kurtarıcı insani yardım, 2025’i derin bir resesyon içinde kapatıyor ve 2026 için net bir toparlanma yolu görünmüyor. Dramatik ve öngörülemeyen bir mali müdahale olmadığı sürece, yardıma en çok ihtiyaç duyanların koşullarının daha da kötüleşmesi muhtemel.

Fletcher ve daha geniş insani yardım topluluğu artık, bir yandan acil hayat kurtarıcı hizmetleri sürdürürken diğer yandan ağır baskı altındaki insani sistemi modernize etme zorunluluğu arasındaki gerilimle yüzleşmek zorunda. Başarı, geleneksel bağışçılardan ve özel ortaklardan yeniden destek almanın önünü açabilir. Başarısızlık ise, potansiyel olarak yıkıcı ölçekte artan açlık ve yoksunluk anlamına gelecektir.

Bu yazı, Council on Foreign Relations (CFR) tarafından yayımlanan “The Great Aid Recession: 2025’s Humanitarian Crash in Nine Charts” başlıklı makalenin tercümesidir. Orijinal içerik CFR tarafından sağlanmıştır ve Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler