Venezuela

ABD’nin Müttefiklerinin Maduro’nun Kaçırılmasını Meşrulaştırma Çabası

Birleşik Krallık ve AB, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılmasını düşük profilli eleştiriler ve siyasi tercihlerini ele veren dolaylı bir dille görecelileştirirken; Kanada ve Avustralya, hukuki ihlali yok sayan ve kaçırılma olayını anmaktan özellikle kaçınan muğlak açıklamalarla sorumluluk almaktan uzak durdu.

ABD’nin Müttefiklerinin Maduro’nun Kaçırılmasını Meşrulaştırma Çabası
ABD askeri güçleri tarafından yakalanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında Manhattan’daki Wall Street Helikopter Pistine getirildi. Maduro ve Flores, New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından açılan narkoterörizm ve bağlantılı suçlamalar kapsamında federal mahkemede hâkim karşısına çıkmak üzere New York kentine sevk edildi. Fotoğraf: Stringer - AA.

3 Ocak’taki bu olaya yüzeysel bakıldığında, bir devlet başkanını kaçırmak devletlerin kaçındığı korsanca bir eylemdir. Bir devlet başkanı, görev süresi sona erene kadar en azından yabancı ceza yargısından mutlak dokunulmazlığa sahiptir; bu dokunulmazlık ratione personae olarak bilinir. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 2002 tarihli Tutuklama Emri Davası’nda bu ilkeyi yeterince açık biçimde ortaya koymuş; dışişleri bakanı gibi üst düzey kamu görevlilerinin, “kendi devletleri adına” görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmeleri için teamül hukukuna göre dokunulmazlıktan yararlandığını hükme bağlamıştır.

Bununla birlikte, bu alandaki uluslararası hukuk, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) yargı yetkisiyle belirli ölçüde değiştirilmiştir. UCM’nin kurucu metni olan Roma Statüsü, görevdeki bir devlet başkanının resmî statüsünün ceza sorumluluğundan muafiyet sağlamadığını öngörür. Ancak bu ilkenin etkili olabilmesi, taraf devletlerin iş birliğine bağlıdır ki bu iş birliği bazı görevdeki liderler söz konusu olduğunda belirgin biçimde sağlanmamaktadır. (İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu bunun akla gelen bir örneğidir.)

ABD’nin Maduro İçin Yaptığı “Narko-Terörist” Tanımlaması

ABD iç hukuku ise, Ker-Frisbie Doktrini‘nin yol kesici mantığıyla tüm bunları bir kenara bırakır. 1886 tarihli Ker v. Illinois kararında benimsenen bu yaklaşım, bir sanığın -hukuka uygun olsun ya da olmasın- hatta yetki alanı dışında nasıl yakalandığını önemsemez. Amerikan topraklarına ayak basıldığı anda, yargılamaya itiraz edilmeksizin başlanabilir. ABD Adalet Bakanlığı da, diplomatik dokunulmazlığa ilişkin kadim kavramları delmeye çalışarak (başka nasıl olabilir?) bir liderin (bu örnekte Venezuela’nın Nicolás Maduro’sunun) statüsünü basitçe “narko-terörist” olarak yeniden sınıflandırmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıkladığı üzere, Maduro bir “kolluk kuvvetleri operasyonu” kapsamında ele geçirilmiştir.

Lider dokunulmazlığı ilkesinin ihlal edilmesine ek olarak, 3 Ocak’ta ABD güçlerince Maduro ve eşinin kaçırılması, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesindeki egemenlik güvencesinin de pervasızca çiğnenmesidir. Mutlak Kararlılık Operasyonu, 150 uçağı, karadan havaya füze ve iletişim sistemleri dâhil askerî altyapıya yönelik saldırıları ve çeşitli depoların hedef alınmasını içermiştir. Beyaz Saray’dan Dışişleri Bakanlığı’na uzanan güvenlik fantezileri, Venezuela’yı yalnızca tehlikeli bir narko-devlet olarak değil, aynı zamanda istenmeyen yabancı unsurlara ev sahipliği yapan bir ülke olarak tasvir etti; oysa Venezuela hiçbir zaman ABD ana vatanına askerî bir tehdit oluşturmamıştır.

Böylesi saf ve katışıksız bir saldırganlık (isterseniz barışa karşı bir suç deyin) karşısında Washington’ın müttefiklerinden gelen tepki hem cılız hem de daha kötüsüdür. Uluslararası ilişkilerin sözde canavarları ve korkulukları olan Rusya ve Çin’e karşı “Batı medeniyetini savunma” iddialarıyla saflık taslayan bu aktörler açısından tablo daha da grotesktir.

İngiltere ve AB’nin Maduro Olayını Görecelileştiren Açıklamaları

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, uluslararası hukukun süreçlerine duyduğu küçümsemeyi 3 Ocak tarihli açıklamasında son derece açık biçimde ortaya koydu: “Birleşik Krallık uzun süredir Venezuela’da bir iktidar geçişini desteklemektedir. Maduro’yu gayrimeşru bir başkan olarak gördük ve rejiminin sonu için gözyaşı dökmüyoruz.” Trump yönetiminin haydutluğuna bir meşruiyet cilası sürmüş olmasına rağmen, hâlâ uluslararası hukuku “desteklediğini” iddia edebildi. Starmer, hükûmetinin “Venezuelalıların iradesini yansıtan meşru bir yönetime güvenli ve barışçıl bir geçiş arayışıyla önümüzdeki günlerde ABD’li muhataplarla gelişen durumu görüşeceğini” söyledi. Anlaşılan o ki burada ölçüt, Başkan Donald Trump’ın iradesi.

Avrupa Birliği’nin, Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas aracılığıyla yayımladığı resmî açıklama ise daha da yuvarlak laflarla doluydu: “AB, Nicolás Maduro’nun demokratik yollarla seçilmiş bir başkan olarak meşruiyetten yoksun olduğunu defalarca belirtmiş ve ülkenin egemenliğine saygılı, Venezuelalılarca yürütülecek barışçıl bir demokrasiye geçişi savunmuştur.”

Buradaki taktik, demokrasi ve egemenlik gibi kavramlara göstermelik bir saygı sunmadan önce muhatabı kirletmektir. Maduro’suz da olur, onu özlemeyiz; fakat ondan kurtulurken bazı temel erdemlere saygı göstermek için mütevazı bir çaba harcanabilir. Tüm taraflar, “gerilimi tırmandırmamak ve krizin barışçıl çözümünü sağlamak için” itidal göstermelidir.
Bu tutumun kibri, diplomasinin önemi ve diyalogun rolüne yapılan atıflarla daha da belirginleşir; zira ortada konuşulacak bir diyalog ya da diplomasi yoktur: “ABD’nin yanı sıra bölgesel ve uluslararası ortaklarla yakın temas hâlindeyiz; tüm taraflarla diyaloğu destekleyip kolaylaştırarak, Venezuelalıların öncülüğünde müzakere edilmiş, demokratik, kapsayıcı ve barışçıl bir çözüme ulaşmayı hedefliyoruz.”

Kanada ve Avustralya, Maduro’nun Kaçırılmasından Bahsetmedi

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand’dan gelen açıklamada ise Maduro’nun kaçırılmasına ya da ABD’nin BM Şartı’nı ihlaline dair tek kelime yoktu. “Venezuelalı Halk” adı verilen hayalet, bu hukuksuzluğa bir mazeret olarak kullanıldı; zira onların “barışçıl ve demokratik bir toplumda yaşama arzusu” vardı. “Tüm taraflara itidal göstermeleri ve uluslararası hukuka uymaları” çağrısı ise, yasa dışı kaçırmalar karşısında harikulade bir saçmalıktan ibaretti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de özensiz açıklamasında aynı zayıf formülü pekiştirmekten öteye geçmedi; BM Şartı ihlallerini ve Maduro’nun kaçırılmasını benzer şekilde es geçti: “Bölgesel istikrarı sağlamak ve tırmanmayı önlemek için tüm tarafları diyalog ve diplomasiyi desteklemeye çağırıyoruz.” Ayrıca, “Demokratik ilkelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ihtiyacı”na dair sıradan bir kabulün yanı sıra, “Venezuelalıların iradesini yansıtan barışçıl, demokratik bir geçişi ve uluslararası hukuku destekleme” gibi gülünç bir ifadeye de yer verildi.

Peki bu açıklamalarda [gerçeklikten koparılarak] idealleştirilen bu insanlar kim? Muhtemelen bunlar, onay mührüyle sterilize edilmiş, devrim gibi “saçma” fikirlerden ve Hugo Chávez hükûmetinin başlangıçta uyguladığı yoksulluk azaltma politikalarından arındırılmış Venezuelalılardır. Ancak AB yetkilileri ve Washington’la dost diğer devletler, Halkın İradesi’ni uygun biçimde temsil eden kişinin muhalefet figürü ve sözde Nobel adayı María Corina Machado olabileceğini düşünmüşse, Trump’ın başka planları vardı. Şimdilik gözü, Maduro’ya sadık Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e kaymış durumda. Kaba bir maço üslupla, “Bence [Machado’nun] lider olması çok zor olur. Ülke içinde desteği ve saygısı yok. Çok hoş bir kadın ama saygı görmüyor.” dedi. Demokrasi ve diyaloğu bir kenara bırakırsak, Venezuelalıların tercihi Trump’ınkiyle aynı olacaktır.

NOT: Bu tercüme, Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı ile yapılmıştır. Metnin Middle East Monitor tarafından yayımlanan İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Dr. Binoy Kampmark

Dr. Binoy Kampmark, Cambridge Üniversitesine bağlı Selwyn College’da Commonwealth Scholar olarak araştırmalar yürütmüştür. Hâlen Avustralya’daki RMIT University’de ders vermekte olan Kampmark, uluslararası siyaset, dış politika ve medya alanlarında çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler