Ukrayna Savaşı

Kritik Ukrayna Zirvesi: Fransa ve İngiltere’nin Gündeminde Asker Göndermek Var

Ukrayna’nın müttefiklerini Paris’te bir araya getiren geniş katılımlı zirvede, ateşkes sonrası dönemde Kiev’e sağlanacak güvenlik garantileri ve çok uluslu bir askerî varlık ele alındı. Fransa ve İngiltere, ateşkes sağlanması hâlinde Ukrayna’ya asker gönderme seçeneğini ilk kez resmî bir niyet belgesiyle gündeme getirdi.

Kritik Ukrayna Zirvesi: Fransa ve İngiltere’nin Gündeminde Asker Göndermek Var
Fotoğraf: Paparazzza/Shutterstock

Ukrayna’ya destek veren ülkelerden oluşan “Gönüllüler Koalisyonu”, 6 Ocak 2026’da Paris’te düzenlenen geniş katılımlı bir zirvede, olası bir ateşkesin ardından Ukrayna’ya sağlanacak güvenlik garantilerini ve çok uluslu bir askerî varlığın çerçevesini ele aldı. ABD’nin ilk kez yüz yüze düzeyde katılım sağladığı toplantı, Avrupa ülkelerinin asker konuşlandırılması ihtimalini resmî bir niyet deklarasyonuna dönüştürmesiyle dikkat çekti. Zirve sonunda Fransa ve Birleşik Krallık, Ukrayna topraklarında ateşkes halinde asker konuşlandırılması ihtimalini içeren bir niyet deklarasyonu imzaladı.

35 Ülkeden 27 Liderin Katıldığı “Gönüllüler Koalisyonu” Zirvesi

Şimdiye kadar en geniş katılımlı toplantı olan bu zirveye toplam 35 ülke katılırken, bunlardan 27’si devlet ya da hükûmet başkanı düzeyinde temsil edildi. Toplantıya Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky, Britanya Başbakanı Keir Starmer, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Kanada Başbakanı Mark Carney de katıldı.

Koalisyon, Fransa ve Birleşik Krallık öncülüğünde 2025 ilkbaharında başlatılmış; Kiev’e askerî ve diplomatik destek sağlanmasını amaçlayan gayriresmî bir uluslararası platform olarak şekillenmişti. Paris’teki zirve, bu yapının şimdiye kadarki en kapsamlı yüz yüze toplantısı olma niteliğini taşıyor.

Elysée Sarayı’ndan yapılan açıklamalara göre zirvenin temel hedefi, Rusya ile Ukrayna arasında olası bir ateşkes sağlanması durumunda devreye sokulacak güvenlik düzenlemelerinin somutlaştırılmasıydı. Liderler; ateşkesin izlenmesi, ihlal durumlarında verilecek ortak tepkilerin ilkeleri ve barış sürecinin askerî boyutuna ilişkin mekanizmalar üzerinde görüş alışverişinde bulundu.

Zirve sonunda yayımlanan bildiride, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının temel ilke olduğu vurgulandı. Müttefikler; ateşkes sonrasında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılandırılmasına destek verilmesi, olası yeni saldırılara karşı bağlayıcı güvenlik taahhütlerinin oluşturulması ve diplomatik eşgüdümün artırılması konusunda mutabakata vardı. Bu kapsamda, Paris merkezli bir “koordinasyon hücresi” kurulması ve ABD, Ukrayna ile koalisyon ülkeleri arasında düzenli temasların yürütüleceği bir çalışma grubunun faaliyete geçirilmesi kararlaştırıldı.

Bu çok uluslu güç fikri, birkaç aydır müttefikler arasında gündemde bulunuyordu. Ancak zirveye ABD’nin ilk kez yüz yüze düzeyde katılması, toplantının önemini artıran yeni bir unsur olarak öne çıktı. Fransa Cumhurbaşkanlığı, müttefikler arasında kararların henüz nihai hale getirilme aşamasında olduğunu; askerî gizlilik nedeniyle zirveden yalnızca sınırlı ayrıntıların kamuoyuna duyurulacağını da hatırlattı.

Ukrayna’ya Verilen Güvenlik Garantileri ve ABD’nin Pozisyonu

Paris’teki zirve, ABD’nin Ukrayna müttefiklerinin güvenlik garantileri yaklaşımına ilk kez yüz yüze düzeyde katılım sağladığı bir toplantı olarak öne çıktı. ABD’yi temsilen toplantıya katılan özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner, ateşkes sonrası döneme ilişkin güvenlik düzenlemelerine Washington’un destek verdiğini ifade etti.

Fransız yetkililere göre ABD, ateşkesin izlenmesi ve doğrulanması amacıyla kurulacak uluslararası mekanizmanın şekillendirilmesinde öncü rol üstlenmeyi kabul etti. Bu mekanizma; Avrupa ülkelerinin katılımıyla birlikte ateşkes ihlallerinin tespiti, bilgi paylaşımı ve anlaşmanın teknik denetimini sağlamayı hedefliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ateşkes sağlanması hâlinde gözetim sisteminin “ABD öncülüğünde ve Avrupa katılımıyla” işleyeceğini belirtti.

Witkoff ise, ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenlik düzenlemelerine güçlü destek verdiğini söyleyerek, müttefiklerin Ukrayna’ya yönelik yeni saldırıları caydırmayı ve olası ihlallerde savunma mekanizmalarını devreye sokmayı amaçlayan protokoller üzerinde uzlaştığını aktardı. Bu düzenlemelerin, ateşkesin ardından Ukrayna’nın savunma kapasitesini korumaya yönelik olduğu ifade edildi.

Zelensky, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, güvenlik garantilerinin “somut içeriğe sahip belgelerle” desteklendiğini belirterek zirveden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Zelensky’ye göre, kara, hava, deniz ve yeniden inşa alanlarında hangi ülkelerin hangi sorumlulukları üstleneceği netleştirildi. Buna karşın, müzakerelerde en kritik başlığın topraklar meselesi olmaya devam ettiği hem ABD hem de Ukrayna tarafınca vurgulandı.

Zirve, ABD ile bazı Avrupa ülkeleri arasında son dönemde Grönland ve Venezuela başlıklarında yaşanan dış politika gerilimlerinin gölgesinde gerçekleşti. Witkoff, bu tartışmalara rağmen Ukrayna konusunda önemli ilerleme sağlandığını belirtirken, Kushner de zirvede kaydedilen mesafenin kalıcı bir barışın ön koşulu olduğunu ifade etti.

Fransa ve Birleşik Krallık’ın Ukrayna’ya Asker Gönderme İhtimali

Paris zirvesinin en somut sonuçlarından biri, ateşkes sağlanması hâlinde Ukrayna topraklarına Avrupalı ülkeler tarafından asker konuşlandırılması ihtimalinin resmî bir belgeye bağlanması oldu. Macron, Starmer ve Zelensky, 6 Ocak Salı günü bu yönde bir niyet deklarasyonu imzaladı.

Deklarasyon, Rusya ile Ukrayna arasında bir ateşkes anlaşmasına varılması durumunda, Fransa, Birleşik Krallık ve diğer gönüllü Avrupa ülkelerinin Ukrayna’da çok uluslu bir güç konuşlandırmasını öngörüyor. Fransa 2 kanalında yaptığı açıklama yapan Macron, bu gücün amacının muharebe etmek değil, “barışın ertesi günü Ukrayna’ya yeniden güvence sağlamak” olduğunu vurguladı. Söz konusu birliklerin, bir “yeniden güvence (réassurance) gücü” olarak görev yapacağı ifade edildi.

Macron ayrıca, Fransa’nın ateşkes sonrası dönemde Ukrayna’ya birkaç bin, hatta birkaç binin üzerinde asker gönderebileceğini; bu birliklerin Fransa’nın hâlihazırda yürüttüğü dış operasyonlar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Birleşik Krallık tarafı ise ateşkes sonrasında Fransa ile birlikte Ukrayna genelinde askerî lojistik merkezler kurulacağını açıkladı. Starmer, bu merkezlerin silah ve askerî teçhizat için korumalı tesisler sağlayarak Ukrayna’nın caydırıcılık kapasitesine katkıda bulunacağını söyledi.

Buna karşın, müttefikler arasında asker gönderilmesi konusunda tam bir görüş birliği bulunmuyor. İtalya Başbakanı Meloni, Ukrayna’ya kara birlikleri gönderilmesine kesin olarak karşı olduğunu daha önce dile getirirken; Merz, Almanya’nın ateşkes izleme görevine katılmaya hazır olduğunu, ancak Alman askerlerinin Ukrayna içinde değil, NATO üyesi komşu bir ülkede konuşlandırılması gerektiğini savundu.

Zelensky, zirvede yaptığı değerlendirmede, güvenlik garantileri ve çok uluslu güç fikrinin uzun süredir çalışıldığını, ancak Rusya’nın uzlaşmaya ne ölçüde hazır olduğunun belirsizliğini koruduğunu hatırlattı. Starmer da kalıcı bir barış anlaşmasının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in taviz vermeye hazır olup olmadığına bağlı olduğunu söyledi.

Rusya, Ukrayna’da NATO ülkelerine ait birliklerin ateşkes izleme ya da barış gücü olarak konuşlandırılmasına uzun süredir karşı çıkıyor. Buna rağmen Fransa ve Birleşik Krallık, Paris’te imzalanan deklarasyonun, ateşkes sağlanması hâlinde uygulanabilecek uluslararası düzenlemelerin çerçevesini ortaya koyan ilk resmî adım olduğunu savunuyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler