Almanya’da Emsal Karar: Ev Arayışında İsme Göre Eleme Ayrımcılık Sayıldı
Almanya’da Federal Adalet Divanı, ismi nedeniyle kiralık daire randevusuna davet edilmeyen Pakistan kökenli öğretmeni haklı buldu. Yabancı isimli başvuru sahibine randevu vermeyen emlakçı tazminata mahkûm edildi.
Almanya’nın Hessen eyaletinde bir daireyi Pakistan kökenli Humaira Waseem isimli kadına kiralamak istemeyen emlakçı, ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle 3 bin avroluk tazminat cezasına çarptırıldı. Karlsruhe’de bulunan Federal Adalet Divanı (BGH), bir alt mahkemenin, emlakçının ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle 3 bin avro tazminat ödemesini hükmeden kararını onadı.
Karara göre emlakçı, yabancı kökenli olduğu gerekçesiyle daire arayan kadına ayrımcılık yaptığı için 3 bin avro para ödeyecek. Alman Kiracılar Birliği’ne göre mahkemenin bu kararı memnuniyet verici.
Hukuki Süreç Nasıl Başladı?
Hessen eyaletinde Kasım 2022 tarihinde kiralık daire arayan Pakistanlı Humaira Waseem, Groß-Gerau’daki bir binada üç odalı bir daireyi kiralamak için ilan yayınlandıktan çok kısa bir süre sonra başvuru yaptı. Ancak daire ile ilgilenen emlakçı tarafından hızlı bir şekilde reddedildi. Emlakçı, Waseem’e evi görmek için tüm randevuların dolduğunu öne sürdü.
Almanya’nın Mainz şehrinde doğup büyüyen Waseem daha sonra ülkede oldukça tipik bir soy isim olan “Julia Schneider” takma adıyla ve farklı bir e-posta adresiyle, fakat önceki bilgilerinin birebir aynısı ile yeniden başvuru yaptı. Waseem’in “Schneider” ismiyle yaptığı başvuruda belirttiği gelir, önceki başvurusundaki gelirle aynıydı. Waseem, “Schneider” ismiyle yaptığı başvurusunun sonucunda evi görmek için davet aldı. Bunun üzerine Waseem, daha sonraki günlerde “Schmidt” veya “Spieß” tipik Alman isimleriyle emlakçıya aynı konut için başvuru yapmaya devam etti ve her seferinde olumlu cevap aldı. Buna karşın Waseem ve arkadaşlarının “Aslan” soyismiyle yaptığı başvurular ise emlakçı tarafından reddedildi.
“Humaira Waseem” ismiyle ev görmeye davet edilmeyen, fakat Alman isimleriyle her seferinde davet alan kadın, ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle emlakçıdan tazminat talep etti. Emlakçının buna yanaşmaması üzerine de olayı İdari Mahkeme merciine taşıdı. İdari Mahkeme, Waseem’in davasını reddetti. Zira Almanya’da geçerli olan “ayrımcılık yasağı”nın sadece evlerini kiraya veren ev sahipleri için mi, yoksa emlakçılar için de mi geçerli olacağı konusu tartışmalıydı.
Bu kez konuyu Darmstadt Eyalet Mahkemesine taşıyan ilkokul wi Waseem başarılı oldu. İstinaf mahkemesi, ilk mahkemenin kararını değiştirdi ve “emlakçının bir konut için randevuları veren kişi olarak büyük ölçüde kiracının kim olacağında da etkili olduğu” gerekçesiyle emlakçının 3 bin avro tazminat ödemesine hükmetti. Emlakçı ise bunun üzerine davanın reddedilmesi talebiyle temyize başvurdu.
Federal Adalet Divanı Hükmetti: “Apaçık Bir Ayrımcılık”
Davayı gören Federal Adalet Divanı, 29 Ocak 2026 tarihinde kararını açıkladı ve emlakçıların da isimleri ya da kökenleri nedeniyle kimseye ayrımcılık uygulayamayacağına hükmetti. Mahkeme, emlakçının kiracı adayını konut alrayışı esnasında etnik kökeni nedeniyle dezavantajlı duruma düşürdüğü için tazminat sorumluluğu bulunduğuna karar verdi.
Mahkeme, Almanya’da ayrımcılığı yasaklayan “Genel Eşit Muamele Yasası’nın (AGG) 19. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenen etnik kökene dayalı ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini belirtti. Ayrıca emlakçının internet üzerinden kamuya açık şekilde sunduğu konut ilanlarının, etnik kökene dayalı ayrımcılığın yasaklandığı medeni hukuk kapsamına girdiğini açıkladı. Mahkeme Başkanı Thomas Koch ise, “Burada çok açık bir ayrımcılık vakasıyla karşı karşıyayız.” dedi ve bu vakanın ders kitaplarına girecek seviyede olduğunu söyledi.
Mahkemeye göre Alman olmayan isimlerle yapılan başvuruların reddedilmesi ile Alman isimlerle yapılan başvuruların kabul edilmesi, etnik kökene dayalı ayrımcılık için yeterli delil sunuyordu. Böylece emlakçının, Waseem’e 3.000 avro tazminat ödemesinin yanı sıra avukatlık masraflarını da karşılamasına karar verildi.
“Bir Julia Schneider Her Zaman Benden Daha Şanslı”
Kararın ardından açıklama yapan Humaira Waseem, üç yıldan fazla süren hukuk mücadelesinin ardından omuzlarından büyük bir yükün kalktığını dile getirdi. “Bu karar, bana ciddiye alındığımı ve adaletin yerini bulduğunu gösteriyor.” diyen Waseem, böylece 2022’den beri devam eden hukuk mücadelesinde zafere ulaşmış oldu.
Aksansız bir şekilde Almanca konuşan ve mühendis eşiyle birlikte ev arayışında ayrımcılığa uğrayan Waseem, yaptığı açıklamada, “Buraya ne kadar entegre olursam olayım, ne kadar eğitimli olursam olayım, her zaman yabancı olacağım. Ve bir Julia Schneider’ın benden çok daha fazla şansı olacak.” ifadelerini kullandı. Waseem ayrıca açtığı ilk davanın reddedilmesinin kendisinde hayal kırıklığı ürettiğini, fakat ne sonucu alırsa alsın kendini savunmaya değeceğini belirtti.
Almanya’da konut piyasasında ayrımcılığın münferit vakalarla sınırlı olmadığını ortaya koyan bir başka gösterge ise Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi (DeZIM) tarafından yürütülen Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılık Monitörü (NaDiRa) araştırması. 9 binden fazla kişiyle yapılan anket ve saha deneylerine göre, Müslümanlar ve siyahiler ev arayışında daha az randevu alıyor, daha küçük ve güvencesiz konutlarda yaşıyor ve gelirlerinin daha büyük bölümünü barınma giderlerine ayırmak zorunda kalıyor. Araştırma, Almanca isimlerle yapılan başvuruların konut gösterimine davet edilme oranının, Orta Doğu ve Kuzey Afrika kökenli isimlere kıyasla belirgin biçimde daha yüksek olduğunu ortaya koyarak, isim ve köken temelli ayrımcılığın konut piyasasında yapısal bir sorun hâline geldiğini doğruluyor. (P)