“Serkan Çalar Cinayeti Münferit Bir Olay Değil”: Almanya Trenlerin Güvenliğini Tartışıyor
Almanya’da görev başında uğradığı saldırı neticesinde hayatını kaybeden kondüktör Serkan Çalar için Ludwigshafen’de binlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni düzenlendi. Cinayet, trenlerde güvenlikten kamu çalışanlarına yönelik artan şiddete kadar uzanan tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
4 Şubat Salı günü Almanya’nın Rheinland-Pfalz eyaletinde görev yaptığı tren seferi sırasında uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden tren görevlisi Serkan Çalar (36), Ludwigshafen’de düzenlenen cenaze namazı ve binlerce kişinin katıldığı cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. 5 Şubat’ta IGMG Alemi-İslam Camii önündeki Serkan Çalar’ın ailesi, yakınları ve mesai arkadaşlarının yanı sıra Rheinland-Pfalz Eyaleti Başbakanı Alexander Schweitzer, Ludwigshafen Belediye Başkanı Klaus Blettner, demir yolu şirketi temsilcileri, IGMG Genel Sekreteri Ali Mete çok sayıda sivil toplum aktörü katıldı.
“O Sadece Bir Demir Yolu Çalışanı Değil, Bu Kentin Parçasıydı”
Törende konuşan Rheinland-Pfazl Eyaleti Başbakanı Alexander Schweitzer, Serkan Çalar’ı yalnızca görev başında hayatını kaybeden bir kamu çalışanı olarak değil, yaşadığı kentin parçası olan bir insan olarak tanımladı. “O bir arkadaşımızdı, bir komşumuzdu, bir mesai arkadaşımızdı. O bir Ludwigshafenliydi” diyen Schweitzer, Çalar’ın yaptığı işle gurur duyan, işini sakinlik ve sorumlulukla yapan biri olduğunu vurguladı.
Schweitzer konuşmasında, şiddetin çoğu zaman bir anda ortaya çıkmadığına dikkat çekti. “Bu olayla başlamadı. Şiddet çoğu zaman bir hakaretle, küçümseyici bir sözle başlar” ifadelerini kullanan Schweitzer, özellikle tren görevlileri, sağlık çalışanları ve kurtarma ekiplerinin son yıllarda artan sözlü ve fiziksel saldırılara maruz kaldığını hatırlattı. Bu sözler, törende bulunan kalabalık tarafından sessizlik içinde dinlendi.
Serkan Çalar’ın ölümü federal düzeyde de yankı buldu. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, aileye gönderdiği taziye mektubunda, “Bu korkunç kaybın yaşamınızda açtığı acının büyüklüğünü ancak tahmin edebilirim. Sizinle birlikte hissediyorum.” ifadelerini kullandı. Steinmeier, mektubunda ailenin bu süreçte yalnız olmadığını, Ludwigshafen’de ve Almanya’nın dört bir yanında çok sayıda insanın Serkan Çalar’ın ailesiyle birlikte yas tuttuğunu vurguladı.
“Toplumsal Bir Sorunla Karşı Karşıyayız”
Törende konuşma yapan İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Ali Mete ise yaşanan saldırının yalnızca bireysel bir şiddet eylemi olarak görülemeyeceğini vurguladı. Mete, kamu hizmeti yürüten çalışanlara yönelik artan saldırıların, insan onuruna ve hayata duyulan saygının giderek aşındığını gösterdiğini belirterek, bu durumun toplumun tamamı açısından ciddi bir uyarı olarak okunması gerektiğini söyledi:
“Bu olay, insana, insan onuruna ve hayata yönelik saygısızlığın ve şiddetin eşiğinin ne kadar düştüğünü gösteriyor. Bu hepimizi derinden düşündürmeli ve bu durum hepimizi son derece üzüyor. Bu, önümüzdeki haftalarda ve aylarda ele alınması gereken ciddi bir sorununun ortada olduğunu gösteriyor diye düşünüyorum.”
Serkan Çalar’ın mesai arkadaşları da törende hazır bulundu. Deutsche Bahn çalışanı çok sayıda tren görevlisi, Ludwigshafen’deki cenaze namazına katılarak çalışma arkadaşlarına veda etti. Çalar’la birlikte çalışan bir demir yolu personeli, basına yaptığı kısa açıklamada onu “çok iyi bir insan” olarak tanımladı ve “Ona saygımı göstermek için burada olmak benim için önemliydi.” dedi.
Uzun yıllardır demir yollarında çalışan Tolga Özgül de törende yer alan isimler arasındaydı. Özgül, Çalar’ın fotoğrafını sosyal medyada gördüğünde “şoka girdiğini” söyleyerek, olayın meslektaşları üzerindeki etkisini anlattı.
Aynı zamanda sendika temsilciliği yapan Özgül, COSMO Türkçe’de katıldığı yayında kondükterlerin trenlerde genelde yalnız çalıştığından bahsetti: “Body-cam” gibi ekipmanlara sahip olmayan bilet kontrolü çalışanlarının genel bir güvenlik zaafiyeti altında, saldırılara karşı korumasız şekilde çalıştığını ve saldırılara varan şiddet olaylarının devamlı hâle geldiğini vurguladı. Özgül, Serkan’ın öldürülmesinin ardından ilk defa Almanya genelinde bu konuda bir tepki geldiğini ifade etti ve demir yolu çalışanlarının güvenliğinin arttırılmasına yönelik çağrılarını yineledi.
Cinayetin Nedeni Henüz Netleşmedi
Serkan Çalar, pazartesi akşamı Kaiserslautern yakınlarında seyreden bir bölgesel ekspres treninde bilet kontrolü yaptığı sırada saldırıya uğradı. Biletsiz olduğu belirtilen 26 yaşındaki bir yolcu tarafından başına defalarca yumruklanan Çalar, bilincini kaybetti. Olay yerindeki ilk müdahalelerin ardından hastaneye kaldırılan Serkan Çalar, ağır beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitirdi.
Alman polisi ve savcılığın açıklamalarında, 26 yaşındaki Yunan vatandaşı bir erkeğin olay sonrası gözaltına alındığı, hakkında “kasten adam öldürme” suçlamasıyla tutuklama kararı verildiği bildirildi. Şüphelinin Almanya’da sabit bir ikametinin bulunmadığı ve şu aşamada ifade vermediği aktarıldı. Alman basınında yer alan haberlerde, saldırının bilet kontrolü sırasında yaşanan bir tartışmanın ardından gerçekleştiği belirtilirken, olayın tam olarak nasıl geliştiği ve saldırının hangi aşamada ölümcül hâle geldiği konusunda farklı aktarımlar bulunuyor. Savcılık, tanık ifadeleri, kamera kayıtları ve adli tıp bulguları doğrultusunda olayın seyrini netleştirmeye çalıştıklarını, soruşturma tamamlanmadan kesin bir nedensellik kurulamayacağını vurguluyor.
Cinayet, özellikle bilet kontrolleri sırasında yaşanan gerilimlerin ne kadar kısa sürede ölümcül şiddete dönüşebildiği üzerinden ulusal ve yerel medya kurumlarında geniş yer buldu.
Alman Medyası: “Bu Cinayet Münferit Bir Olay Değil”
Serkan Çalar’ın ölümü Alman basınında yalnızca bir adli vaka olarak değil, kamu çalışanlarına yönelik artan şiddetin sembol olaylarından biri olarak ele alındı. Die Rheinpfalz, yayımladığı yorum metninde “Her üniformanın içinde bir insan vardır.” vurgusuyla, Çalar’ın yalnızca bir tren görevlisi değil; ailesi, çocukları ve sosyal çevresi olan bir yurttaş olduğuna dikkat çekti. Gazete, olayın bireysel bir öfke patlaması olarak okunamayacağını, kamusal düzeni sağlayanların giderek daha savunmasız hâle geldiğini yazdı.
Ulusal basında da benzer bir çerçeve öne çıktı. Frankfurter Allgemeine Zeitung, tren görevlilerinin çoğu zaman tek başına çalıştığını, koruyucu ekipman ya da doğrudan güvenlik desteği olmadan kamu düzenini sağlamakla yükümlü bırakıldığını hatırlattı. Yorumda, Serkan Çalar’a yönelik saldırının yalnızca bir kişiye değil, “düzeni sağlayan herkese” yönelmiş bir şiddet olarak görülmesi gerektiği ifade edildi.
Toplumsal dil ve saygı eşiğine odaklanan yorumlar da dikkat çekti. Neue Osnabrücker Zeitung, artan güvenlik önlemleri ve cezaların tek başına çözüm olmayacağını savunarak, kamusal alanda iletişim dilinin sertleşmesinin ve şiddetin normalleşmesinin asıl sorun alanı olduğuna işaret etti. Gazeteye göre, tren görevlileri, sağlık çalışanları ve kurtarma ekiplerine yönelik artan saldırılar, Almanya’da birlikte yaşama kültüründe belirgin bir aşınmaya işaret ediyor.
Bazı köşe yazılarında ise Serkan Çalar’ın ölümünün, kamu hizmetlerinde çalışan herkes için bir eşik anlamına geldiği vurgulandı. Şiddetin yalnızca güvenlik kameraları ya da daha ağır cezalarla engellenemeyeceği, bunun aynı zamanda toplumsal sorumluluk ve ortak davranış meselesi olduğu yönündeki değerlendirmeler, Alman medyasında öne çıkan ortak çerçevelerden biri oldu.

Serkan Çalar için 5 Şubat 2026’da Alemi İslam Camii’nde düzenlenen cenaze töreni. | Ludwigshafen.
Deutsche Bahn’dan Güvenlik Zirvesi Kararı
Saldırının ardından devletin demir yolları firması olan Deutsche Bahn‘ın yönetimi de kamuoyuna açıklamalarda bulundu. Şirketin CEO’su Evelyn Palla, önümüzdeki günlerde bir “güvenlik zirvesi” düzenleneceğini duyurdu. Zirveye federal siyaset temsilcileri, bölgesel ulaşım otoriteleri, sendikalar ve federal polis yetkililerinin davet edileceği belirtildi.
Deutsche Bahn, son yıllarda güvenlik tartışmalarının yanı sıra kronik gecikmeler, sefer iptalleri, altyapı sorunları ve personel eksikliği nedeniyle de eleştiriliyor. Sendikalar, bu yapısal sorunların sahada çalışan personel üzerindeki baskıyı artırdığını ve güvenlik risklerini derinleştirdiğini vurguluyor. Sendikalar, daha önce de benzer toplantıların yapıldığını hatırlatarak, sembolik açıklamalar yerine çalışanların günlük iş akışını doğrudan etkileyecek somut ve bağlayıcı önlemler alınması gerektiğini ifade ediyor.
Serkan Gaziantep’e Defnedilecek
Cenaze namazının ardından Serkan Çalar’ın tabutu, kalabalığın arasından omuzlar üzerinde taşındı. Dualar eşliğinde yapılan uğurlamanın ardından naaşın memleketi Gaziantep’e gönderileceği ve burada defnedileceği bildirildi.
Serkan Çalar’ın ölümünün ardından ailesi için demir yolu çalışanlarının örgütlü olduğu sendika tarafından bir bağış kampanyası da başlatıldı. Yapılan çağrıda, iki çocuk babası olan Çalar’ın ailesinin maddi desteğe ihtiyaç duyduğu belirtilerek dayanışma istendi.
Bağış bilgileri şu şekilde paylaşıldı:
Alıcı: DB Regio Aktiengesellschaft | IBAN: DE15 5008 0000 0091 6377 01 |Açıklama: Serkan C.